Star yazarı: Erdoğan istifa edip, partisinin başına geçse ve gelip başbakan olsa, ne halt edeceksin?

"Bütün bu aptal tartışmalardan bıktım"

- A +

Star yazarı Ardan Zentürk, partili cumhurbaşkanlığını öngören, yürütmeyi tek bir elde toplayan anayasa değişikliği teklifine karşı çıkan muhalefeti eleştirirken "Başkanlık sistemi olmasın. Cumhurbaşkanı’nın yetki ve sorumluluklarını sembolik hale getirelim, demokratik parlamenter sistem içindeki geniş yetkili başbakana yürütmeyi verelim. Erdoğan istifa edip, partisinin başına geçse ve gelip başbakan olsa, ne halt edeceksin?.." görüşünü savundu.

Ardan Zentürk'ün Star gazetesinin bugünkü (12 Ocak 2017) nüshasında yayımlanan 'Bütün bu aptal tartışmalardan bıktım' başlıklı yazısı şöyle:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nun, en geç 2012 yılında yapması gereken bir düzenlemeyi gecikmeli olarak yerine getirmesi sürecinde kamuoyuna hakim olan tüm tartışmalardan fena halde sıkılmış durumdayım...

Türkiye’de sistem, 21 Ekim 2007 günü yapılan referandumla değişti,üzerinden tam 10 yıl geçti, hadi o sırada eski sistemle seçilmiş bir cumhurbaşkanı, Abdullah Gül vardı, değişimi sindirmek 5 yıl alabilirdi ama son 5 yılda gerekli düzenlemenin bir türlü yapılmamış olmasının bir izahı var mı, yok!..

21 Ekim 2007 günü Türk halkı referandum için sandık başına gitti ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini kabul etti, 2014 yılında daRecep Tayyip Erdoğan seçimin birinci turunda yüzde 52 oy alarak cumhurbaşkanı seçildi.

İşin özeti bu...

Böyle bir durumda, aklı başında siyaset derhal kolları sıvar, milletin kabul ettiği metinler doğrultusunda anayasasını, seçim sistemini hale-yola koyar...

Bin defa yazdım, tekrar söylüyorum... Cumhurbaşkanı’nın doğrudan halk tarafından seçilmesinin hangi sistemi işaret ettiğini herhangi bir hukuk ve siyasal bilgiler fakültesi öğrencisine sorduğunuzda alacağınız cevap bellidir: Başkanlık veya yarı başkanlık...

Üçüncü yolu var mı, yok...

O zaman 10 yıldır ve günümüzde neyi tartışıyoruz, anlamak mümkün değil...

Sabih Bey neredeler

Balık hafızalı olmayın, her şey gözümüzün önünde 10 yıl önce yaşandı, unutup, meseleyi birbirinden kopararak tartışmayın...

Ne yapıyorduk 10 yıl önce, görev süresi biten Ahmet Necdet Sezer’in yerine bir cumhurbaşkanı seçmeye çalışıyorduk...

İktidar partisinin meclisteki sandalye sayısı 354’tü ve en kötü şartta üçüncü turda, aday gösterdiği Abdullah Gül’ün seçilmesi kaçınılmazdı... Ortaya Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu çıktı... Zaten 26 Aralık 2006’da Cumhuriyet’te yayınlanan yazısında cumhurbaşkanlığı seçimi için oylamalara en az 367 milletvekilinin katılması gerektiğini söyleyerek önceden çıkmıştı... Onun, o güne kadar hiç uygulanmamış bu çıkışına Deniz Baykal sahip çıktı, ilk tur oylamanın yapıldığı ve Gül’ün 357 oy aldığı gün konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı, aynı günün akşamında siyaset bir de genelkurmaydan gelen e-muhtıra’yı yedi...

Sonrasında da Anayasa Mahkemesi, Kanadoğlu’nun 367 varsayımına sahip çıkarak bütün oylamaları iptal etti, memleket erken seçime gitti...

Bunları yaşadık mı, yaşadık... Yapılan seçim sonrasında MHP oylamalara katılacağını açıkladı, katıldı, 367 krizi sürmedi, Gül de cumhurbaşkanı oldu...

Eh, siyaset de, yaşanılan bu berbat olaylardan sonra tedbirini aldı, cumhurbaşkanının artık halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliğini referanduma sundu, halk da bunu kabul etti...

Baktım, 367 krizinin siyasi aktörü Deniz Baykal, Genel Kurul’da çıkmış, yeni anayasa değişikliği ile ilgili laflar ediyor, Kemal Kılıçdaroğlu da konuşmayı “mükemmel” falan diye yorumluyor... Aslında bir fiyaskonun tarihi görüntüsünden başka bir anlamı yoktur... Baykal oradaydı, sahi, Sabih Bey neredeler...

“Vesayet güçlerinin”peşine takılıp 2007’de siyaseti, siyaset dışı aktörlerle zorlamasaydınız, bugün yaşanılanlar yüksek ihtimal olmayacaktı!.. Bunu unutup, hala, ortaya çıkmış filli duruma yasal zemin sağlamaya çalışanlara direnmenin bir anlamı var mı, yok...

Bakın, 10 yıllık direnişiniz, sistemde yaşanılan yalpalama, döndü-dolaştı, 15 Temmuz’a kadar vardı, az daha memleket elden gidiyor, üzerinde çok titrediğiniz laiklik, Amerika’dan uçağa konulup gönderilecek bir emekli imamın iki dudağının arasına bırakılıyordu...

İstifa edip başbakan olsa ne yapacaksın?..

Tamam. Başkanlık sistemi olmasın. Cumhurbaşkanı’nın yetki ve sorumluluklarını sembolik hale getirelim, demokratik parlamenter sistem içindeki geniş yetkili başbakana yürütmeyi verelim. Erdoğan istifa edip, partisinin başına geçse ve gelip başbakan olsa, ne halt edeceksin?..

Başbakanlık’ta seçilme süresi kısıtlaması da yok. Erdoğan 2019’da bir daha seçildiğinde 2024’te köşesine çekilmek zorunda...

Ne yapacaksın söyle bana... “Başbakan da olmasın” diye kampanyalar mı düzenleyeceksin...

GLADIO-A,2007’de yaptı yapacağını... GLADIO-B (FETÖ) 2013’ten bu yana yarım kalmış işi tamamlamaya çalışıyor... Hepsi milletin duvarına çarptı, dağıldı...

Ama yeter...

Bu kadar aptallık çok fazla...

Boş yere kavga-gürültü... Siz bunları, vesayet rejiminin hukukçularıyla generallerine güvenerek yola çıktığınızda düşünecektiniz...

Yüzünüze söyleyeyim, tarihe de not düşsün...

Erdoğan’ı adım adım başkanlığa götüren ne AK Parti seçmeni ne de Bahçeli... Sizsiniz...

Oh!.. Birinin söylemesi gerekiyordu, söyledim... Artık rahat uyuyabilirim...

Okuyucu Yorumları