Gündem

SONAR Başkanı: Sözcü'ye yönelik operasyon referandumdan önce yapılsaydı AKP kaybedebilirdi

"Kendi seçmeninin bir kısmı da, muhalefetin bu kadar sıkboğaz edileceği bir ortam istemez"

27 Mayıs 2017 13:25

SONAR Başkanı Hakan Bayrakçı, iki çalışanı tutuklanan Sözcü'ye yönelik 'FETÖ' operasyonuna ilişkin olarak, "Referandumdan önce bu operasyon yapılsaydı, 'hayır' oylarını birkaç puan artırabilir yani referandumu AKP'ye kaybettirebilirdi" görüşünü dile getirdi.

"Kendi seçmeninin bir kısmı da, muhalefetin bu kadar sıkboğaz edileceği bir ortam istemez" diyen Bayrakçı, "Düşünsenize; Cumhurbaşkanı'nı veya AKP'yi, kamuoyu nezdinde biraz sesi duyulan hangi kişi veya kurum eleştirse, şu veya bu şekilde üzerine gidilip sesinin kesileceği bir Türkiye… Bunu büyük çoğunluk istemez. Evet Sözcü tek muhalif gazete değil ama iktidara muhalif basının en fazla satan ve adeta muhalif seçmenlerin medya simgesi olmuş bir gazete" ifadesini kullandı.

Sözcü'den Nil Soysal'ın sorularını yanıtlayan (27 Mayıs 2017) Bayrakçı'nın açıklamaları şöyle:

SÖZCÜ'ye 19 Mayıs Bayramı'nda yapılan operasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok büyük bir yanlıştır. Mesela, AKP'ye oy vermeyen seçmenlerin, “Ülke tek adam yönetimine mi gidiyor” şeklindeki endişelerini iyice körüklemesi bakımından yanlıştır. Türkiye'nin dünyaya kötü bir imaj vermesi bakımından yanlıştır. Basın özgürlüğü bakımından yanlıştır. Hatta AKP'ye oy veren seçmenlerin bir kısmının da partilerine tepki duymaları bakımından yanlıştır. Yani aslında soruyu “Bu hamlenin neresi doğrudur?” diye sorsanız, tek cümleyle özetlenebilir. SÖZCÜ'ye yapılan operasyon denemesinin doğru yanı yoktur. Bu “algı operasyonu”, SÖZCÜ Gazetesi aleyhine hiçbir algı oluşturamayacağı gibi tam tersi lehine büyük bir sempati oluşturmuştur. Ülkemiz için yanlıştır. Hukuk adına yanlıştır. AKP için yanlıştır.

SÖZCÜ'ye yapılan bu algı operasyonu referandumdan bir gün önce yani 15 Nisan günü yapılsaydı ne olurdu? Sandıktan ne çıkardı?

Hayır oylarını birkaç puan artırabilir yani referandumu AKP'ye kaybettirebilirdi. Çünkü az önce de dediğim gibi, kendi seçmeninin bir kısmı da, muhalefetin bu kadar sıkboğaz edileceği bir ortam istemez. Düşünsenize; Cumhurbaşkanı'nı veya AKP'yi, kamuoyu nezdinde biraz sesi duyulan hangi kişi veya kurum eleştirse, şu veya bu şekilde üzerine gidilip sesinin kesileceği bir Türkiye… Bunu büyük çoğunluk istemez. Evet SÖZCÜ tek muhalif gazete değil ama iktidara muhalif basının en fazla satan ve adeta muhalif seçmenlerin medya simgesi olmuş bir gazete. AKP'ye karşı olan insanların 15 senedir tuttukları partinin seçim kazanamadığı bir ülkede, seslerini duyuran 1 numaralı gazetesi… E bu kadar özel anlamı olan bir gazeteye operasyon yapılması nasıl algılanır? Cevap basit ve net.

Referandumdan hemen sonra CHP'deki parti içi tartışmaların yüzde 49'a bir etkisi oldu mu?

CHP iç tartışmayı derhal kesmeli! Kemal Bey'in genel başkanlığının tartışılacağı zaman değil. CHP Genel Başkanı bugün yüzde 49'luk bir “Hayır” grubuna bayraktarlık yapmış pozisyonda… Lider adayı olan arkadaşlar, CHP'nin yüzde 24 aldığı seçimlerde çıkacaklardı. “Neden yüzde 24 aldın” diye o zaman sorgulayacaklardı. Olağanüstü kurultayı o zaman isteyeceklerdi. CHP Genel Başkanı kim olursa olsun cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 35'in üzerinde oy alamaz.

"Erdoğan keşke 'Seçimi kasıma aldım' dese..."

Kasımda baskın bir erken seçim olursa ne olur? Seçmen buna nasıl bakar? Millet ha bire sandığa gitmekten yorulmuş olabilir mi?

Tam tersi… İlk seçimde özellikle muhalif seçmen çok daha hevesli gidecektir sandığa… Çünkü ilk defa “Yüklenirsem sonuç alabiliyormuşum” dediler. Bu çok önemli. Hatta referandumda “Hayır” diyecek olup da, çeşitli sebeplerden sandığa gitmeyenler büyük bir pişmanlık içerisindeler. Keşke Erdoğan dese ki; “Kasım da yapıyorum seçimi!” Bu defa katılım yüzde 90'ları geçer.

"YSK'nın uygulaması çok tartışmalı,
CHP kıyamet koparmakta haklıdır"

Referandum yapılmadan önce “Bu iş kafa kafaya biter” demiştiniz. Çıkan sonucu da en yakın bilenlerden biri oldunuz. Peki size göre bu sonuç meşru mudur?

Mühürsüz oy pusulalarıyla ilgili YSK'nın kararı ya da uygulaması çok tartışılacak bir şey. CHP bu konuda kıyamet koparmakta haklı ama geçerli değil. Çünkü kanun “Son karar mercii YSK'dır” diyor. Dolayısıyla yapacak bir şey yok. Bir de şu var; Türkiye'de seçimlerde hile en fazla 1 puan boyutunda yapılabiliyor. Yani sonuç her koşulda başa baştı. Sadece yüzde 51 değil yüzde 50,5 bitseydi, o zaman oylar yeniden sayılabilirdi.

“Akşener, Erdoğan'ın karşısında
çok güçlü bir aday"

Tayyip Erdoğan'ın karşısında Meral Akşener güçlü bir aday mıdır?

Çok güçlü! Muazzam bir oyu var. Meral Hanım şimdi parti kursa yüzde 11-12'yle başlar ve artırır oyunu. Çünkü her şeyden önce şahsi oyu var. Türkiye'nin kadın siyasetçilere ihtiyacı var. Tansu Çiller bir rüzgardı, esti gitti. Devamı yok. Kadının 27'nci planda olduğu bir siyaset olabilir mi?

Siz CHP'ye Erdoğan'ın karşısında İlhan Kesici'yi aday olarak önerdiniz. Neden?

İlhan Kesici dememin sebebi yüzde 49'a ulaşılmış bir muhalif kesime sahip çıkacak, hatta AKP'den o yüzde 51'in içinden de 2-3 puan alabilecek biri… Birtakım önyargılarla CHP'ye asla oy vermeyecek insanlar var. Daha önce bir Ekmeleddin İhsanoğlu vakası yaşadık. Yüzde 38'de kaldı. Demek ki dışarıdan montaj, sağa hitap edebilecek biri tutmuyor.

“Gül'ün adaylığı söz konusu olmaz”

Abdullah Gül muamması da var. Aday olur mu? Olursa ne olur?

Açık söyleyeyim; Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan'ın karşısında herhangi bir hamle yapamaz. Onun adaylığı söz konusu bile olamaz. Hani generale sormuşlar, ‘Savaşı neden kaybettin?' diye. Sayayım demiş ve başlamış: “Bir; cephanem bitti” demiş. “Dur!” demişler, gerisini saymaya gerek yok. Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan'ın o kadar çok paylaşmışlıkları var ki; rakip olarak çıktığı zaman her şeyi göze alması gerekir. Her şey dökülür ortaya. Karşılıklı birbirlerini mahvederler. O yüzden çıkamaz!

Peki ya muhalifler yine bir çatı adayda anlaşırlarsa ne olur?

Çatı adayda sıkıntı olur. Çünkü diyelim ki birinci turda yüksek bir oy aldı. Yüzde 43 olsun mesela. Ki çatı aday için yüzde 43 güzel bir oydur ama HDP kendi adayını çıkaracak. O da yüzde 8-9'un altında oy almaz. Dolayısıyla bu senaryoda Tayyip Erdoğan birinci turda yine yüzde 50,5'le seçilebilir.