Gündem

Ragıp Zarakolu: Darbe karşıtı bir yazının bu kadar ters yorumlanması anlaşılır bir şey değil

"Hayatım darbelere karşı mücadele ile geçti. Cumhurbaşkanlığı sözcülerinin yazıyı yeterince okumadıkları anlaşılıyor"

05 Mayıs 2020 18:26

T24 Haber Merkezi

Evrensel gazetesi ve Artı Gerçek sitesinde eş zamanlı olarak yayımlanan "Makus kaderden kaçış yok" başlıklı yazısı nedeniyle, Cumhurbaşkanlı ve AKP temsilcilerinin "darbecilik" iddialarına hedef olan yazar ve yayıncı Ragıp Zarakolu, "Darbe karşıtı bir yazının bu kadar ters yorumlanması, anlaşılır bir şey değil. Cumhurbaşkanılığı sözcülerinin yazıyı yeterince okumadıkları anlaşılıyor. Hayatım darbelere, darbeci eğilimlere karşı mücadele ile geçti" dedi.

Ragıp Zarakolu’nun "Makus kaderden kaçış yok" başlıklı yazısını Evrensel ile eş zamanlı yayına koyan Artı Gerçek’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile 1960 darbesinin ardından idam edilen Adnan Menderes’in fotoğraflarını kullanması üzerine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik, darbecilik iddiasıyla Zarakolu’na tepki gösterdi.

Fahrettin Altun, Artı Gerçek’i yayınlayan Artı Media ve Zarakolu hakkında suç duyurusunda bulundu. Tartışmalar üzerine bir açıklama yapan Ragıp Zarakolu, 1960 darbesinde mağdur edilenlerle dayanışma içinde olduğunu, 12 Mart 1971 darbesini "hapiste geçirdiğini ve 20 yıl pasaport alamadığını", "12 Eylül 1980 darbesinden sonra tehdit altında yaşadığını" vurguladı.

Ragıp Zarakolu’nun yaptığı yazılı açıklama şöyle:

"Darbe karşıtı bir yazının bu kadar ters yorumlanması, anlaşılır bir şey değil. Cumhurbaşkanlığı sözcülerinin yazıyı yeterince okumadıkları anlaşılıyor.

Hayatım darbelere, darbeci eğilimlere karşı mücadele ile geçti.

1960-61 yılını Mebus Evleri diye anılan İsrail Evleri’nde geçirdim. Siyasi tutsak aileleri ile ilk kez orada karşılaştım. Yassıada’da zulüm altında olan mebusların çocuklarının okulda ‘düşükler’ diye aşağılandığına tanık oldum. Onlarla dayanışma içinde oldum. Yassıada’da yapılan aşağılama ve işkencenin ilk tanıklıklarını dinledim. Daha sonra faillerinin askeriye içinde nasıl yükseldiklerine, 90’lı yıllarda nasıl kirli bir savaş yürüttüklerine tanık oldum.

İnsan haklarına duyarlı olmamın, üniversite yıllarında bir darbeden medet ummamamım nedeni belki de bu.

12 Mart darbesini hapiste geçirdim, 20 yıl pasaport alamadım. Doktoram yarım kaldı. 12 Eylül darbesini tehdit altında yaşadım.

28 Şubat günlerinde, 12 Eylül idamlarını anlatan bir kitabı ve 12 Eylül darbesinini sembolik olarak yargılayan Hannover Tribünali’nin belgelerini yayınladığım için mahkemeye verildim. Başkanım Akın Birdal suikaste uğradı. Eşim Ayşe Nur hakkında ölüm döşeğinde davalar açılmaya devam etti.

2006 yılında şu anda iktidarın payandası olan bir çevre tarafından Hrant Dink ile birlikte hedef gösterildim.

2007 yılında kaos planı gerçekleşmedi ise, bunun nedeni Hrant Dink’in iğrenç katline gösterilen ve toplumun her kesimini kucaklayan vicdan patlaması idi.

Darbe heveslileri Hrant’ı katletmekle kendi ayaklarına ateş ettiler.

2011 yılında saçma gerekçelerle gözaltına alınıp tutuklandım. Beni tutuklayan, ulusal ve uluslararası tepki üzerine daha mahkeme başlamadan beni serbest bırakmak zorunda kalan ekip, polisi, savcısı, hakimi ile hapiste şu an.

2015 darbe girişimi /karşı darbesi de bana dokunmadan geçemedi ne yazık ki.

Kıssadan hisse: İnsan hakları ve adalete bir gün her kes muhtaç olabilir ve olacaktır."

TIKLAYIN - Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun'dan Ragıp Zarakolu hakkında suç duyurusu

Ragıp Zarakolu kimdir?

Gazeteci, yayıncı ve insan hakları savunucusu. 1948 yılında Büyükada’da doğdu.

Demokrat gazetesi (1979-1980), İnsan Hakları Derneği (1986) ve Tarih Vakfı (1991 kurucularından. Belge (1977) , Alternatif (L’etat du Monde yıllığı (1982-84) ve Alan Yayınları eş-kurucusu. Ant, Partizan, Yeni, Ufuklar dergilerinde yazdı. Türkiye Sorunları, Dünya Sorunları ve 11. Tez kuramsal dergilerinin editörlüğünü üstlendi. 1999-2002 yıllarında Özgür Bakış gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Hakkında, Ayşe Nur Zarakolu ile birlikte yazar, yayıncı, gazeteci olarak ya da konferanslarından dolayı 50’den fazla açıldı. 1971 ve 1980 darbelerinden sonra gazetecilik nedeniyle tutuklandı.

2011 yılında, bir siyasal partinin akademisinin açılışında yaptığı konuşma nedeniyle tutuklandı.

2007 Saraybosna Soykırım Bianel Ödülü Ragıp Zarakolu’na verildi.

Zarakolu; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Yayıncılar Birliği, Diyarbakır Tabib Odası, A.Ü İletişim Fakültesi, Mahsusu Mahal/Hapishane Yazını, Uluslararası PEN, ABD ve Hollanda PEN ödüllerini de alan Zarakolu, Uluslararası Yayıncılar Birliği, Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Birliği, Norveç Yazarlar Birliği, Danimarka PL Özgürlük ödüllerinin de sahibi.

Diyaloğa yönelik çalışmalarıyla Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk ve Barış Ödülü’nü, Türk-Ermeni diyaloğu çalışmalarından dolayı Ermenistan Cumhurbaşkanlığı Ödülü’nü, Padova Vicdanlılar Bahçesi ve Lemkin madalyalarına layık görüldü. İsveç Parlamentosu milletvekilleri ve Uluslararası Yayıncılar Birliği tarafından 2012 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi ve Asur Kültür Ödülü’nü aldı.

Ragıp Zarakolu halen İsveç’te yaşıyor ve "Arti-Gerçek", "Evrensel", "Yeni Yaşam" ve bazen "Agos" gazetelerine gönüllü olarak yazıyor.

Kitapları: Demokratik ve Ulusal Devrimler /Ayşe Nur Zarakolu ile birlikte (1975); Dünya Ekonomisi, Kriz ve Devlet, (Der. 1983); Kriz, Neo-Liberalizm ve Reagan (Der. 1985); Latin Amerika’da Devlet Militarizm ve Demokrasi (Der. 1985); Thatcherism ve Otoriter Popülizm (Der. 1986); Orta Doğu Dosyası/İsrail ve Filistin İntifadası (Der. 1987); 1989 Doğu Avrupa Dosyası (Der. 1990); Bir Kadına Ağıt / 1992 Yılı Notları (2003); Bir Ülkeye Ağıt/ 1993 Kirli Savaş Yılı Notları (2003); Albatros/2007-2011 Yılı Notları (2012); Sivil Toplumda Türk-Ermeni Diyaloğu (2008).

Tercümeler: K. Marx, Lukacs, Oscar Lange, Lothar Rathman, V.İ. Lenin, Rosa Luxemburg, İsaac Babel, Janucz Korczak, Bertold Brecht and George Andreadis’in de aralarında bulunduğu yazarların kitaplarını Türkçeye çevirdi.

"Artı Gerçek'ten ve Ragıp Zarakolu'ndan darbe malzemesi çıkaramazsınız!"

Artı Gerçek haber sitesinden yapılan açıklamada da " Artı Gerçek, bünyesinde hiçbir zaman darbeci, darbe heveslisi insanları barındırmamıştır, bundan sonra da barındırmayacaktır" denildi. 

Açıklama şöyle: 

"Artı Gerçek, barış ve demokrasi karşıtı olmayan tüm yazarlara, aydınlara, fikir insanlarına açık bir platformdur. Düşünce, ifade ve basın özgürlüğünü koşulsuz savunuyor ve uyguluyoruz. Bu açıdan Zarakolu’nun yazısında bizim yayın ilkelerimize aykırı en küçük bir ima ya da sözcük yoktur.

- Ragıp Zarakolu, 1960’lardan bu yana barış, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini kararlı ve tutarlı bir şekilde sürdüren Türkiyeli bir aydın, gazeteci, yazardır. Kendisinin Artı Gerçek’in yazar kadrosunda bulunmasından gurur ve onur duyuyoruz.

- Yazının başlığı ile Erdoğan ve Menderes’in fotoğraflarının yanyana gelmesinin darbe çağrışımı yaptığı yolundaki tespit, Genel Yayın Yönetmenimiz Celal Başlangıç’ın bugünkü “Mağduriyet yarat ki zulmün mazur görülsün’’ başlıklı yazısında geçen “öküzün altında darbe arama” kampanyası bağlamında değerlendirilmeli. Yazarımız Ragıp Zarakolu da, açıklamasında “Hayatım darbelere karşı mücadele ile geçti” dedi. Artı Gerçek, bünyesinde hiçbir zaman darbeci, darbe heveslisi insanları barındırmamıştır, bundan sonra da barındırmayacaktır.

Artı Gerçek, hiçbir siyasi, ideolojik, ekonomik kutbun desteğine dayanmaksızın 3 yıldır bağımsız habercilik yapıyor. Devlet yetkililerinin ya da trol kalabalığının temelsiz suçlamaları karşısında boyun eğecek bir gazeteci grubu değiliz biz. Hata yaparsak da, hatamızı kabullenip düzeltecek bir olgunluk düzeyindeyiz. ’’Makus talih…’’ yazısında yazarın ya da Artı Gerçek’in bir hatası söz konusu değildir.

Bir tek “Tam da iktidar darbe malzemesi toplamak için fırsat kollarken bu fotoğraflar ve bu başlıkla bir kompozisyon oluşturmak içinde bulunduğumuz konjonktüre uygun değil“ eleştirisi yapılabilir. Ama belirtmek gerekir ki bir gazetecinin en önde gelen tercihi; barışı ve demokrasiyi savunmak, doğruları söylemek, mesleğinin hakkını vermek, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmaktır. Konjonktüre göre gazetecilik egemen ideolojiye teslim olmak ve nabza göre şerbet vermektir.

Boş yere uğraşmayın, Artı Gerçek’ten ve Ragıp Zarakolu’ndan darbe malzemesi çıkaramazsınız. Siz, ilk seçimde batacak gemiyi bir an önce terk edebilirseniz hayrınıza olur…"