Gündem

PKK: 8 Mayıs'ta 'aşamalı' çekilme başlıyor, anayasal reform bekliyoruz

İlk kitlesel silahlı eylemini 29 yıl önce yapan PKK, en kapsamlı çekilme duyurusunu yaptı: Devam eden hazırlıklar temelinde geri çekilme, 8 Mayıs 2013 tarihinde başlayacaktır

25 Nisan 2013 19:00

 

PKK, 1984'te başlattığı kitlesel silahlı eylemlerden 29 yıl sonra uzun süredir beklenen tarihi açıklamayı Kuzey Irak'taki Kandil Dağı'nda yaptı. KCK Yürütme Konseyi, PKK'nın silahlı güçlerinin “tam bir kararlılık ve irade birliğiyle” Türkiye sınırları dışına çekilmesinin aşamalı bir planla 8 Mayıs'ta başlayacağını açıkladı. Açıklamayı yapan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, “Kürt sorununu çözüme kavuşturmanın koşullarının anayasal çözüm çerçevesinde yapılacak reformlarla doğacağını” vurguladı. Açıklamada, ''demokratik yeni bir anayasanın hayati olduğu'' vurgulandı, ''Öcalan dahil herkesin özgür kalacağı bir sürecin pratikleşmesi paralelinde silahların tümdem bırakılacağının'' altı çizildi.

 

Açıklamanın özeti

 

KCK açıklamasında, PKK'nın “silahları bırakarak çekileceği” yolunda bir ifadeye yer verilmedi, ancak ''çekilme sürecinde müdahale olması durumunda misilleme yapılacağı'' belirtilerek geri dönüşün silahlı yapılacağı mesajı verildi. ''Çekilme için yasal düğzenleme koşulu''nun öne sürülmediği açıklamada, “bir saldırı olması durumunda çekilmenin duracağı ve meşru savunma temelinde misilleme yapılacağı” vurgulandı. 15 yıldır İmralı Cezaevi'nde bulunan Abdullah Öcalan'ın barış için sorumluluklarını yerine getirdiği vurgulanan açıklamada, “görev için şimdi sıranın devlette, hükümette, Kürt halkında ve PKK'da olduğu” belirtildi.

Açıklamada, örgütün, Öcalan'ın 14 Nisan'da Kandil'e gönderdiği mektupta yaptığı “çekilme” çağrısını “talimat” olarak değerlendirdiğinin altı çizildi. “Birinci aşamanın çekilme ile sona ereceği, ikinci aşamada devlet ve hükümetin yerine getirmesi gereken yükümlülükler bulunduğu ve demokratik anayasanın hayati olduğu''” kaydedilen açıklamada, “Kürt sorununu çözüme kavuşturmanın koşullarının anayasal çözüm çerçevesinde yapılacak reformlarla doğacağına” vurgu yapıldı. “Anayasal reform” vurgusunu “koruculuk ve özel tim gibi yapıların devre dışı bırakılması” ve “devletin bilgisi dahilindeki Kandil taleplerinin dikkate alınması” isteği takip etti.

KCK açıklamasında üçüncü ve son aşama için “Apo dahil herkesin özgürleşeceği aşama” ifadesi kullanıldı ve "Bu sürecin pratikleşmesi paralelinde silahın tümden devre dışı kılınması ve gerillanın silahsızlanması gündeme girecektir" denildi.

“Sorunlara silahla değil, siyaset ve diyalogla çözüm arama döneminin başladığı” vurgulanan açıklamada, “Halkımız süreci başarıyla taçlandırmakla mükelleftir” dendi.  KCK açıklamasında, çekilme sonrası için Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Irak hükümetinden beklentiler de dile getirildi. Açıklamada bu konuda, “Geri çekilmede güçlerimizin gelip üsleneceği yer Güney Kürdistan (Irak Kürdistanı)'dır. Güney Kürdistan’a çekilecek olan gerilla güçlerinin resmi varlığına gereken anlayışı göstermelerini, başta Federe Kürdistan Hükümeti olmak üzere ilgili güçlerden beklemekteyiz” ifadesi kullanıldı. Tüm Türkiye halkından sürece katkı istenen açıklamada, ABD, AB ve Rusya'dan da destek istendi.

 

Anadolu Ajansı'nın da izlediği Kandil'deki basın toplantısı

 

PKK'nın uzun süredir beklenen tarihi açıklaması, KCK (Koma Civaken Kürdistan) tarafından Kandil’de yapıldı. Türkiye ve dünyadan Reuters, AFP, BBC, El Cezire muhabirlerinin de bulunduğu çok sayıda gazetecinin takip ettiği basın toplantısını T24 yazarı Aydın Engin de izledi. Kandil'deki basın toplantısını, devletin resmi ajansı olarak bilinen ve Atatük'ün direktifiyle kurulan Anadolu Ajansı da takip etti.

Basın toplantısına KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Kongra-Gel Başkanlık Divanı Üyesi Hacer Zagros ve KCK Yürütme Konseyi üyesi Zeki Şengali katıldı. Ağırlıklı olarak örgütten haberler veren ve açıklamayı ilk duyuran mecra olan Fırat Haber Ajansı (ANF – FHA), önce “5 Mayıs” olarak duyurduğu çekilmenin başlangıç tarihini, daha sonra “8 Mayıs” olarak düzeltti.

\

Açıklamayı okuyan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, "Bugün burada sizlerle Türkiye ve Kürdistan'daki gelişmelere ilişkin, sürece yön verecek tarihi kararımızı paylaşmak üzere toplanmış bulunmaktayız" diyerek sözlerine başladı. Karayılan, PKK'nın silahlı güçlerinin 8 Mayıs'ta Türkiye'yi terk etmeye başlayacağını duyurdu.

 

'Silah yerine demokratik siyaset'

 

"Yakından izlemekte olduğunuz gibi, Türk devleti ile Kürt Halk Önderi Başkan Apo arasında bir süredir devam etmekte olan görüşmeler ve müzakereler önemli bir düzeye ulaşmış bulunmaktadır" denilen açıklamada, "Önderliğimiz 21 Mart 2013 günü, Amed Newrozu’nda, Kürt ve Türk halkları başta olmak üzere tüm Türkiyeli halklara ve kamuoyuna hitaben hazırladığı manifesto niteliğindeki deklarasyonla yeni süreci başlatmış oldu" ifadelerine yer verildi.

Öcalan’ın Nevruz deklarasyonu için "Stratejik bir değer taşıyan tarihi deklarasyon" denilen KCK açıklamasında şöyle devam edildi:

"Yeni bir Türkiye, yeni bir Ortadoğu ve yeni bir geleceği birlikte inşa etmeye ve tüm ezilen halkları, sınıf ve kültür temsilcilerini, en eski sömürge ile ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer kültürel varlık sahiplerini, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden dışlanan, yok sayılan herkesi, çıkışın yeni seçeneği olan demokratik modernite sisteminde yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırmaktadır.”

"Silahların yerine demokratik siyaset zamanına geçişin kapısını aralayan bu yeni sürecin hiç kuşkusuz önderliğimizin İmralı esaret koşullarındaki eşsiz çabası ve halkımızın büyük bir fedakârlıkla yürüterek uğruna büyük bedeller ödediği kırk yıllık mücadelemizin ortaya çıkardığı muazzam sonuçlar üzerinden geliştiği bir gerçektir."

Karayılan, açıklamasını, “Gelinen noktada sömürgeci egemen zihniyetin Kürt halkını ne çokça denenen baskı, sürgün ve katliamlarla, ne de asimilasyonla yok etmesinin mümkün olmadığı açığa çıkmış ve artık bunun önü alınmıştır. Çetin bir mücadeleyle Kürdistan halkı ve her Kürt bireyi kimlik ve kişilik kazanmıştır" sözleriyle sürdürdü.

 

'Halkımız Güney'de federal bir statünün sahibidir'

 

KCK açıklamasında, 21. yüzyılın bu aşamasında, Kürdistan halkına da, demokratik ve özgür bir halk olarak yaşama hakkının teslim edilmesi gereğinin açık olduğu belirtilerek, şöyle dendi:

“Bugün halkımız, Rojava Kürdistan’da fiili olarak özgürlüğüne kavuştuğu bir devrimin ve Güney Kürdistan’da federal bir statünün sahibidir. Yine Kuzey Kürdistan'da geliştirilen ulusal ve uluslararası düzeydeki tüm imha ve tasfiye konseptlerine rağmen, halkımızın durdurulamayan ve yükselen özgürlük mücadelesi önemli kazanımlar ortaya çıkarmıştır. Bölgemiz Ortadoğu’da tarihi önemde gelişmelerin yaşandığı bu aşamada, Türkiye’de Kürt halkının 100 yıl öncesine dayanan inkâr ve ret politikaları altında kimliksiz ve statüsüz yaşamayı kabul etmesi mümkün değildir. Bu anlamda önderliğimizle devlet arasında sürmekte olan görüşme ve müzakerelerin son derece önemli olduğu açıktır.”

 

'Önder Apo'nun 3. mektubundaki geri çekilme çağrısı talimattır'

 

Açıklamada, Öcalan ile devlet arasında devam eden görüşmeler ve kaydedilen gelişmeler şöyle değerlendirildi: 

“Önderliğimiz, devletle yaptığı görüşme ve müzakere sonuçlarını BDP heyetleri aracılığıyla bizlerle paylaştığı gibi, ilk etapta yazdığı iki ayrı mektupla ulaşılan sonuçları ve düşüncelerini hareketimizin yönetimine aktarmıştır. KCK yönetimi ve bütün bileşenleri gereken değerlendirmeleri yaparak, cevaplar yazmış ve hareketimiz görüş ile önerilerini önderliğimize sunmuştur. Bütün bu görüş alışverişi, somut gelişmeler ardından yaşanan somutlaşma ve ulaşılan sonuçlar temelinde, Önder Apo tarihi bir kararlaşma ile 14 Nisan tarihli üçüncü mektubunda gerilla güçlerimizin geri çekilmesi için bizlere çağrıda bulunmuştur. Hareketimizin yönetimi, bu çağrıyı esas alması gereken bir perspektif ve talimat olarak ele almış ve üzerine düşen sorumlulukların gereğini yerine getirmek için bir kararlaşma düzeyine ulaşmıştır.”

 

'Tam bir kararlılık ve irade birliğiyle çekilme'

 

"Hareketimiz, Kürt Halk Önderliği'nin devlet heyetiyle yürüttüğü müzakerelerde varılan sonuçlar temelinde 23 Mart tarihinden itibaren sürdürdüğü ateşkes pozisyonunu korumakla birlikte, gerilla güçlerimizin Türkiye sınırları dışına çekilme çağrısının gereklerini tam bir kararlılık ve irade birliği içinde tereddütsüz sahiplenerek yerine getirecektir.

Kürt sorununun çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayacak ve Ortadoğu barışına giden yolu açacak olan bu tarihi adımın amacına uygun olarak başarıyla tamamlanması, barış, kardeşlik, demokrasi ve özgürlük isteyen herkesin, hepimizin temel hedefi.”

 

'Grupların kademeli çekilmesi 8 Mayıs'ta başlayacak'

 

KCK açıklamasında sürecin kesintiye uğramaması için sıralanan 6 madde de şöyle:

1- Gerilla güçlerimiz hiçbir çatışmaya mahal vermeyecek şekilde, kendi inisiyatifiyle, öteden beri kullandığı güzergâhları kullanarak, bir örgütlülük ve disiplin içinde geri çekilme işlemini pratikleştirecektir.

2- Devam eden hazırlıklar temelinde geri çekilme, 8 Mayıs 2013 tarihinde başlayacaktır. Geri çekilme, kademeli gruplar halinde planlanmış olup, gerillanın hareket tarzı, gizliliği ve disiplini temelinde mümkün olan en kısa sürede tamamlanması hedeflenecektir.

 

'Irak'taki varlığımıza anlayış gösterilmeli'

 

3- Geri çekilmede güçlerimizin gelip üsleneceği yer Güney Kürdistan (Irak Kürdistanı)'dır. Güney Kürdistan’a çekilecek olan gerilla güçlerinin resmi varlığına gereken anlayışı göstermelerini, başta Federe Kürdistan Hükümeti olmak üzere ilgili güçlerden beklemekteyiz.

 

'Saldırı olursa çekilme duracak, meşru savunma misillemesi yapılacak'

 

4- Geri çekilme esnasında Türk ordu güçlerinin de aynı duyarlılık ve ciddiyetle hareket etmesi bir zorunluluktur. Geri çekilen gerilla güçlerimize yönelik herhangi bir saldırı, operasyon, bombardıman olması halinde geri çekilme derhal durdurulacak ve meşru savunma temelinde güçlerimiz misilleme hakkını kullanacaklardır.

 

'Devletin bilgisi dahilinde olan ilettiğimiz hususlara dikkat edilmeli'

 

5- Gerilla güçleri çekilirken, Türk devlet güçlerinin de buna paralel olarak, Kürdistan’da herhangi bir askeri aktivite ve çatışmaya neden olabilecek tahriklerde bulunmaması ve fırsatçı yaklaşımlara yer vermemesi gerekmektedir. Bununla birlikte, geri çekilme sürecinin sağlıklı ve başarılı olabilmesi için, daha önce önderliğimize mektuplarla ifade ettiğimiz ve devletin de bilgisi dahilinde olan hususlara dikkat edilmesi önemli olacaktır.

6- Bağımsız heyetlerce sürecin izlenmesi, her iki taraftan da engel olabilecek hatalı yanları tespit etmesi, sürecin sağlıklı gelişmesine imkân sunacaktır.

\

 

'Üç aşamalı planın ilk aşaması çekilmeyle sona erecek'

 

KCK açıklamasında “demokratik çözüm süreci” olarak ifade edilen sürecin üç aşamadan oluştuğu belirtilerek, "Uygulanmakta olan ateşkes ve gerilla güçlerimizin başarılı bir biçimde geri çekilmesiyle birlikte birinci aşama sona erecek ve ikinci aşama başlamış olacaktır" ifadesi kullanıldı.

İkinci aşamada, sorunun kalıcı çözümü için, daha çok devletin ve hükümetin yükümlülüklerini yerine getireceği belirtilen açıklamada,  bu süreçte atılması beklenen adımlar anlatıldı.

 

'Demokratik anayasa hayatidir'

 

Açıklamada, söz konusu adımlar için şu ifade kullanıldı:

"Anayasal çözüm çerçevesinde yapılacak reformlarla Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleştirilmesi ve Kürt sorununun çözüme kavuşturulmasının koşulları doğmuş olacaktır. Koruculuk, özel tim, vb. tüm özel savaş yapılarının devre dışı edilmesi ve demokratik sivil toplum zihniyetine uygun bir ortamın oluşturulması gereklidir."

Yeni ve demokratik bir anayasanın bu sürecin gelişmesindeki öneminin altının çizildiği açıklamada, şu tespitlere yer verildi: "Özellikle Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayacak, Kürt halkının inkarını sona erdirecek, varlığını ve özgürlüğünü kabul edecek, tüm kimliklerin, inançların ve mezheplerin hak ve özgürlüklerini garanti altına alacak, eşitliğini sağlayacak olan yeni demokratik bir anayasanın yapılması hayatidir."

 

'Apo dahil herkesin özgürleşeceği 3. aşama ile silah bırakma'

 

“Normalleşme süreci” olarak altı çizilen üçüncü aşama da açıklamada şöyle formüle edildi:

"Bu görevin gerçekleşmesiyle birlikte, üçüncü aşama olan 'normalleşme süreci' başlamış olacaktır. Normalleşme süreci, barışın kalıcılaşması, toplumsal uzlaşma, eşitlik ve özgürlükler sürecidir. Önder Apo dahil herkesin özgürleşeceği bu sürecin pratikleşmesi paralelinde silahın tümden devre dışı kılınması ve gerillanın silahsızlanması gündeme girecektir”

 

'Silahla değil, siyaset ve diyalogla çözüm dönemi'

 

Çatışmaların sona erdirilmesi, sorunların silahla değil siyaset ve diyalogla çözümden yana olduklarını söyleyen Karayılan şunları söyledi:

“Özgürlük hareketi olarak, Önder Apo'nun Newroz çağrısıyla başlattığımız bu süreç, sadece Türkiye'deki Kürt sorununun çözümü değil, tüm parçalarda Kürt sorununun çözümü ve Ortadoğu'daki çatışma sürecinin sona erdirilerek, bütün sorunların silahla değil, siyaset ve diyalogla çözümüne yol açabilecek yeni bir dönemin başlatılmasıdır. Gelinen aşamada bölge halkları çatışmalardan yorgun düşmüş, eşitlik ve kardeşlik temelinde sorunların çözümü bir aciliyet haline gelmiş bulunmaktadır. Ortadoğu ve Orta Asya halkları, çatışmalara son verecek barışçıl yeni bir sürece ekmek ve su kadar ihtiyaç hissetmektedir.

Geliştirdiğimiz bu süreç, Kürt sorununun çözümü temelinde Ortadoğu bölgesinde barış içinde bir arada yaşama, özgürlük, demokrasi ve istikrarın geliştirilmesinde önemli bir adım durumundadır.

Bu adımla birlikte mevcut durumda Ortadoğu'da var olan denge ve çatışma sürecine ilişkin politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Ortadoğu'ya dönük politikamız, mevcut çatışmalara taraf olmayan 'üçüncü çizgi' dediğimiz halkların kardeşlik, demokrasi ve özgürlük çizgisidir. Hareketimiz yeni dönemde de bu çizgiyi sürdürmeye devam edecektir.”

 

'ABD, AB ve Rusya desteklemeli'

 

\Açıklamada daha sonra, "Ortadoğu'nun en temel sorunu olan Kürt sorununun çözümü, bölge halklarına zarar değil, fayda sağlayacaktır; bölgede yeni bir kardeşlik ve barışçıl sürecin başlaması için önemli bir çıkış rolünü oynayacaktır. Bu nedenle başta Kürdistan üzerinde egemen olan devletler olmak üzere bölgedeki tüm devletleri ve bölge demokrasi güçlerini bu önemli tarihsel adımı desteklemeye çağırıyoruz" denildi.

Karayılan ABD, AB ve Rusya gibi ülkelerden sorunun çözümü için destek isterken şunları söyledi:

‘’Kürt sorunu sadece bölgesel bir sorun değil, aynı zamanda uluslararası bir sorundur. Kürt halkının soykırım, katliam ve ağır trajediler yaşamasına yol açan Kürt inkâr siyasetinin geliştirilmesinde uluslararası güçlerin de önemli oranda rolü olmuştur. Bugün bu haksızlığın giderilmesinde ve sorunun çözülmesinde de bu uluslararası güçlere önemli roller düşmektedir. Bu açıdan başta ABD, AB ve Rusya olmak üzere tüm uluslararası güçleri Kürt sorununun çözümüne dönük başlattığımız bu hamlenin başarısı için destek sunmaya çağırıyoruz.’’

 

'Tüm Türkiye halkı sürece katkı sunmalı'

 

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan; Amed, Hewler, Türkiye ve Avrupa’da çözüm konferanslarını yapılması çağrısında bulundu. Açıklamada sözü edilen konferanslara ilişkin şu detaylara yer verildi:

‘’Tüm Türkiye halkı savaşın, baskının, işsizliğin, ayrımcılığın ve toplumsal cinsiyetçi politikaların son bulması, barış, kardeşlik ve huzurun gelişmesi için bu sürece katkı sunmalıdır. Barış, eşitlik, adalet ve özgürlüğe en çok ihtiyaç hisseden tüm ezilen kesimleri, emekçi sınıfları, kadınları, tüm inanç gruplarını ve dıştalanan tüm kültürler ile demokratik ve sosyalist güçleri, özgür, eşit, ortak bir geleceği birlikte yaratmak için bu sürece tüm gücüyle katılmaya çağırıyoruz. Bu amaçla ortak bir 'Barış ve Özgürlük Konferansı'nı toplamaya ve tüm kesimleri bu konferansa katılmaya davet ediyoruz.’’

Karayılan, Kürtlerin dört ülkedeki tüm siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini Hewler’de bir konferans yapmaya çağırdı:

‘’Kürt halkı, yüz yıllık inkâr siyasetine karşı tüm parçalarda destansı bir direniş sergilemiş, ağır bedeller ödemiş, tarihe adını yazdıran kahraman şehitler vermiştir. Bugün artık Kürt sorununun çözümü ve yeni bir sürecin zamanı gelmiştir. Önder Apo, 'Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa Hamlesi'ni başlatmış bulunmaktadır. Tüm Kürdistan halkını, bütün parçalardaki siyasi partileri, örgütleri, sivil toplum kuruluşlarını, inanç gruplarını, emekçileri, hakikat arayışçısı kadınları ve gençleri, bu sürece güçlü destek vermeye ve katılmaya, Kürt halkının özgürlük maratonunu zaferle taçlandırmak için üstüne düşen sorumluluğu gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz. Ortadoğu'da ve ülkemizde önemli tarihsel gelişmelerin yaşandığı bu süreçte tüm parçalar arasında milli dayanışma ve barış için ulusal bir platform oluşturmaya, Hewlêr'de 'Birlik, Dayanışma ve Barış Konferansı'nı örgütlemeye ve katılmaya çağırıyoruz.’’

 

'Halkımız süreci başarıyla taçlandırmakla mükelleftir'

 

“Kuzey Kürdistan” için de bir konferans çağrısı yapılan açıklamada şunlar dile getirildi:

“PKK'nin Kürdistan'da geliştirdiği mücadelede belkemiği rolü oynayan ve büyük fedakârlıklar, kahramanlıklar sergileyen Kuzey Kürdistan halkımız bu hamle sürecine güçlü katılarak süreci başarıyla taçlandırmaya mükelleftir. Verilen bütün bedellerin karşılığı olarak gündeme giren demokratik çözüm sürecine Kuzey Kürdistan'daki tüm kesimlerin katılımını sağlamak için Amed'de 'Kuzey Kürdistan Demokratik Çözüm, Birlik ve Dayanışma Konferansı'nı toplamaya ve tüm yurtsever güçleri katılmaya çağırıyoruz.”

KCK açıklamasında Avrupa’da yaşayan halkların da barış konferansı yapması çağrısında da bulunularak şöyle dendi:

"Başta Avrupa’dakiler olmak üzere, halkımızın özgürlük mücadelesinde önemli bir yeri bulunan yurtdışındaki tüm Kürdistanlıları bu tarihsel süreçte yurtdışında Kürt-Türk halklarının ortaklığını sağlamak, yurtdışından gereken katkıları yeni dönemde de sunmak ve sürecin başarısında rol oynamak için 'Halkların Demokrasi, Birlik ve Barış Konferansı'nı toplamaya çağırıyoruz."

 

'Apo sorumluluğunu yerine getirdi,

sıra devlet, hükümet ve bizde'

 

KCK açıklamasında yeni bir döneme girildiği belirtilerek, Kürt halkı, sorunun kalıcı çözümü için görevlerini yerine getirmeye çağırıldı:

“Önder Apo, bu tarihi süreçte sorumluluklarının gereğini yerine getirmiştir. Sorunun köklü çözümü için şimdi sıra, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti'ne, yine hareket olarak bizler ile halkımızın görevlerinin gereğini yerine getirmesine gelmiştir.

Öncelikle halkımız yeni ve siyasal bir mücadele hamlesinin başladığını bilerek, örgütlenmesini güçlü kılmalı ve yüksek düzeyde bir katılımla başarıyı hedeflemelidir. Başkasına değil kendine güvenmeli, öz gücüyle demokratik çözümü geliştirmeyi önüne koymalı ve en büyük gücün bizzat halkın gücü olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır. Başarı bu temelde kesinleşecektir.”

Açıklamayı yapan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, daha önce hazırlanan yazılı açıklamayı  şu ifadelerle noktaladı:

"Özgürlüğe, demokrasiye ve eşitlik hukukuna dayalı, kardeşliğe ve barışa inanan, emek veren, mücadele eden, dostluğunu ve katkısını esirgemeyen herkesi yürekten selamlıyor, saygılarımızı sunuyoruz."