Nur cemaatinin Yeni Asya kolu kime oy vereceklerini açıkladı

Akit, oy tercihini açıklamasının ardından Yeni Asya grubunun öncüsü Mehmet Kutlular'ın uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybeden kızını 'paralel yapı'nın öldürttüğünü iddia etti

- A +

Said Nursi’yi ve risalelerini takip eden cemaatlerden Mehmet Kutlular’ın başında olduğu Yeni Asya grubu, 7 Haziran genel seçimi için “oy tercihlerinin Demokrat Parti’den (DP) yana olduğunu” duyurdu.

Yeni Asya gazetesinin sürmanşetinde çarşamba günü "Kamuoyuna duyuru" başlığıyla yayımladığı yazıda, "Yeni Asya camiasının oy tercihi, DP (Demokrat Parti) ve AP (Adalet Partisi) çizgisinin devamı olarak gördüğü Demokrat Parti’den yanadır" denildi. 

Akit'ten Kutlular'a: Kızını paralel yapı öldürttü

Yeni Akit Gazetesi Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya, Yeni Asya camiasının bu kararını eleştirdiği yazısında Kutlular’ın kızı Vildan Kutlular’ın Eylül, 1995’te uyuşturucu sebebiyle ölümünü hatırlattı. Kutlular’ın kızının ölümünden sonra “Hedef kızım değil, benim!” dediğini yazan Karakaya, “Vildan’ın katili MİT filan değil, resmen ve alenen Paralel’dir. Hem ‘sizi susturmak’, hem de ‘Nur Cemaati’ni ele geçirmek’ için öldürttüler Vildan’ı” ifadelerini kullandı.  

Vildan Kutlular Hasan Karakaya’nın Yeni Akit'te "Bir Kutlular hikâyesi... Vildan’dan Vicdan’a yolculuk!" başlığıyla yayımlanan (5 Haziran 2015) yazısının tam metni şöyle:  

Geçenlerde “bazı okurlarım” aradı... “İzmir’de Sevgi Engin’e kurulan kumpas”tan, “MÜSİAD ve Deniz Feneri’ne kurulan tuzak”tan, “Tahşiyecilere oynanan oyun”dan bahsettin de, “Mehmet Kutlular ve kızı Vildan’a kurulan kumpas”tan hiç söz etmedin... O “kumpas”a da bir el atsan da, “altından kimin çıktığını” bir görsen!.. O zaman, belki anlarsın, “Yeni Asya Cemaati’nin niye tavır değiştirdiğini” dediler...

Bu düşmanlık niye? 

İşin doğrusu, bu konu epeydir gündemdeydi... Ama, bir türlü fırsat bulup da yazamadım... Ama, Yeni Asya gazetesinin “seçim öncesi yayınları”na bakınca, bu konuya el atmaya karar verdim...

Çünkü Yeni Asya’nın yayınları; Zaman’dan, Bugün’den, Taraf’tan, Sözcü’den, Hürriyet ve Posta’dan hiç de farklı değil!..

Onlar, nasıl bir “Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı” yapıyorsa, Yeni Asya da onlardan geri kalmıyor!..

Manşetlerinde; ya Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal var, ya “Mustafa Kamalak-Mustafa Destici ikilisi” ya da Kemal Kılıçdaroğlu!..

Sürekli “Tayyip Erdoğan aleyhinde” haber veriyorlar, sürekli Hükümet’e çakıyorlar!..

Yeni Asya’cılar, son olarak, 3 Haziran Çarşamba günü, yani önceki gün, “Kamuoyuna Duyuru” yayınlamışlar ve demişler ki;

“Yeni Asya Camiası’nın oy tercihi, DP ve AP çizgisinin devamı olarak gördüğü Demokrat Parti’den yanadır!”

İşte ben; “Erdoğan ve Hükümet karşıtı” bu tavrın altında acaba ne yatıyor diye düşündüm ve okurlarımın da uyarısıyla, “Vildan Kutlular Olayı”na el atmaya karar verdim...

Vildan'ı nasıl öldürdüler? 

Tarih 11 Eylül 1995...

Saat “gece 02.00” civarı!..

Mehmet KutlularBeyoğlu Emniyet Amirliği’nden Mehmet Kutlular’a bir telefon gelir;

“Kızınız Vildan, eroin komasına girmiş!.. Beyoğlu Sıraselviler Caddesi Hocazade Sokak’ta baygın halde bulunmuş!.. Çevredeki vatandaşlar tarafından bir taksiye bindirilip hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetmiş!”

Evet, Mehmet Kutlular; 

11 Eylül 1995 gününün gece yarısında alır bu acı haberi...

Her baba gibi, o da yıkılır!..

Ateş düşer bağrına...

Kızıyla ilgili her şey, bir film şeridi gibi geçer gözlerinin önünden...

Hayır, “kızının uyuşturucu kullandığına” dair, herhangi bir “bilgi” ve “emare”ye sahip değildir...

Vildan, en son o gün akşama doğru; “Bir arkadaşıma gidip-geleceğim... İki saat içinde dönerim” demiş ve çıkmıştır evden!..

Bunun haricinde; kızının “uyuşturucu müptelâsı” olduğuna dair hiçbir “bilgi” ve “emare” yoktur elinde!..

O gece; sadece “Kutlular ailesi”nin değil, aynı zamanda “Nur Cemaati’nin bağrına ateş düştüğü bir gece”dir!..

Olaydan sonra açıklama yapan yetkililer, “2’si kadın, 4 kişi gözaltına alındı” derler...

Gözaltına alının bu kişilerden biri olan Hayri Adıgüzel, sorgusundan sonra tutuklanır ve hapse atılır!..

Kızı üzerinden vurdular! 

Olay, bir “uyuşturucu vak’ası” mıdır, yoksa “Kutlular’a bir operasyon” mu çekilmiştir, üzerinde pek duran olmadı...

Oysa, Mehmet Kutlular, daha sonra yaptığı açıklamada şöyle diyecekti:

“Hedef kızım değil, benim!”

Peki, Mehmet Kutlular’ı kim hedef seçmiştir ve kızı Vildan’ın “uyuşturucuya alışması” ve sonunda “altın vuruş”la ölmesi için Hayri Adıgüzel’i kim ayarlamıştır?

Ve en önemli soru:

“İşin içinde Paralel Yapı var mıydı?.. Mehmet Kutlular’ı kızı üzerinden mi vurmak istemişlerdi?”

Niye olmasın!?!..

Öyle ya;

Paralel Yapı’nın “güç ve destek” bulabilmesinin önündeki “en büyük engel”lerden biri Mehmet Kutlular’dı!..

Mehmet Kutlular, hem “büyük bir kitle”nin, yani “Nur Cemaati”nin, hem de bir “gazete”nin başındaydı!..

Öyle bir “operasyon” yapmalıydılar ki; hem Mehmet Kutlular, hem de Nur Cemaati töhmet altında kalsın, kafa kaldıracak mecali bulamasınlar!..

Zira, işin içinde “uyuşturucu” vardı ve bunun izahı mümkün değildi!..

Bütün bunlar tesadüf(!) mü? 

Malûm, 1990’larda, “Nesil Grubu”nu çeşitli vesilelerle parçalamışlardı...

Ama, Kutlular, Paralel’in önünde hâlâ “büyük bir engel” olarak duruyordu!..

İşte 11 Eylül 1995’te yaptıkları operasyon!.. “Vildan’ın uyuşturucudan ölmesi” olayı, hem Kutlular’ın, hem de Cemaat’in ağır yara almasına sebep oldu...

Bu olaya, “sıradan bir olay” olarak bakmak mümkün... Ama, “daha önceki olayları” nereye koyacağız?..

Ve soracağız;

“Bütün bunlar tesadüf(!) mü?”

l Yıl 1982... 

Fetullah Gülen, “Nur Cemaati’nden bağımsız hareket etmeye” başlıyor!..

l Yıl 1986... 

Yeni Nesil gazetesinin tam dibine Zaman gazetesi kuruluyor ve baskısı da “Yeni Nesil Matbaası”nda yapılıyor!..

l Yıl 1990... 

Yeni Nesil gazetesi parçalanıyor, herkes bir yerlere dağılıyor!..

l Yıl 1995... 

Mehmet Kutlular’ın kızı Vildan’ın hayatı “eroin” ile son buluyor!..

l Yıl 1999... 

Said Nursi Hazretleri’ni Anma Töreni’nde; 17 Ağustos depreminin “ilahî ikaz” olduğunu söyleyip, “28 Şubat uygulamaları”nı eleştiren Mehmet Kutlular, bir süre sonra yargılanmaya başlıyor ve “312’ye muhalefet”ten, “2 yıl 1 gün hapse mahkûm” edilip, cezaevine gönderiliyor...

O savcı kim? 

Burada biraz duralım...

Tarih, 11 Nisan 2002...

Mehmet Kutlular, cezaevinde yatarken, “DGM Yasası değiştiği” için “yeniden yargılanmakta”dır...

Ankara DGM’deki “karar duruşması”nda, dönemin DGM Savcısı Ömer Süha Aldan, Mehmet Kutlular’ın; “312. Madde’deki değişiklikten yararlanamayacağı” yönünde görüş bildirir... Ama, hakim Orhan Karadeniz, bu görüşe uymaz ve “beraat” kararı verir!..

Peki, “Kutlular’ın hapiste çürümesi” yönünde görüş bildiren Savcı Ömer Süha Aldan kimdir?

Ömer Süha Aldan, “2011 seçimleri”nde, “CHP’nin Muğla’dan gösterdiği 3. sıra kontenjan adayı”dır!..

“CHP’nin Muğla kontenjan adayı” olarak seçime giren Ömer Süha Aldan, seçilir ve “CHP’nin Muğla Milletvekili” olarak Meclis’e gider!..

Bitmedi...

Aynı Ömer Süha Aldan, 7 Haziran’daki seçimlere de, yine “CHP’nin kontenjan adayı” olarak girecektir!..

Peki, özelliği ne?..

Efendim; “Kutlular’ın hapiste çürümesi”ni isteyen Ömer Süha Aldan, 2003-2004 yıllarında “Neşter Operasyonu”nu başlatan ve “SSK’daki 5 milyar dolarlık yolsuzluk operasyonu”nu yürüten savcıdır!..

Ama, nasıl?..

O tarihte, birçok kişiyi “gözaltı”na aldırır, “tutuklayıp” hapse attırır ama, ne hikmettir bilinmez “o dönem SSK Genel Müdürü olan Kemal Kılıçdaroğlu”nu “soruşturma dışı” bırakır!..

Kılıçdaroğlu diyet mi ödedi? 

Düşünebiliyor musunuz;

“SSK’da 5 milyar dolarlık yolsuzluk” yapılmıştır ama; “Genel Müdür Kemal Kılıçdaroğlu soruşturma dışında” tutulmaktadır!..

Savcı Aldan, “usûlsüz alımlar”ın gerçekleştiği yıllar arasında SSK Genel Müdürlüğü görevini yürüten bugünün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, “sanık” yerine “tanık” olarak dinler... Savcı Aldan’ın bu ilginç tercihi sayesinde, Neşter Dosyası’nda, alımlar konusunda SSK bürokratları suçlanırken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi ise “ifade sahibi” olarak yer alır...

Böylece;

Kemal Kılıçdaroğlu, “Neşter Operasyonu kapsamında yargılanmaktan kurtulmuş” olur!..

Bazı gazete ve yazarlar, bu durumu; “Neşter’in diyeti, vekil adaylığı” olarak yorumlasa da, ben yorum yapmayacağım!..

Çünkü fotoğraf ortada!..

Ama, şunu diyeceğim: 

“Kutlular’ı hapiste çürütmek” isteyen ama “Kemal Kılıçdaroğlu’nu yargılanmaktan kurtaran” Ömer Süha Aldan, yine “CHP adayı”dır!..

Onu “CHP adayı” yapan Kemal Kılıçdaroğlu da, “Mehmet Kutlular’ın sahibi olduğu Yeni Asya’nın hemen her gün manşetlerinde”dir, iyi mi?!?..

Bu nasıl “ittifak”tır, bu nasıl “işbirliği”dir, bir türlü anlayamadım...

Vicdan da mı öldü? 

Her neyse... Biz, yine “Mehmet Kutlular olayı”na dönelim...

Mehmet Kutlular, “kızının uyuşturucudan öldürülmesi”nden hemen sonra, “Hedef kızım değil, benim” derken, yerden-göğe haklıydı... 

Ama, “adres” olarak “MİT’i” gösterip, “Kızımın ölümü MİT’le bağlantılı” demesi, o günlerde çok tartışıldı.

Ama, nereden bilebilirdi ki;

Amaç, Vildan üzerinden “Cemaat’i bitirmek” değil, “Cemaat’i ele geçirmek”ti!..

“Hesap büyük”tü!..

Biz bile, daha 2 yıl öncesine kadar “Paralel Yapı”yı ve onların “kalkışma”larını biliyor muyduk?..

Öyle bir kalkışma ki;

“MİT’in yerlileşmesi”nden sonra, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tutuklamak istenmesi ve çeşitli iftiralara maruz bırakılması, “MİT’in yardım TIR’larının durdurulması” ve MİT elemanlarının gözaltına alınmaları... Ordu mensuplarına suçlu-suçsuz ayrımı yapılmadan gerçekleştirilen çeşitli operasyonlar... 

“Gezi”ler, “17-25 Aralık”lar!..

İster sağdan olsun, ister soldan; kim varsa bu örgütün karşısına dikilebilecek, çeşitli isnatlarla, değirmen gibi öğütülmeleri ve yok edilmeye çalışılmaları...

“Kripto”ların ele geçirilmeleri, dinlenmeyen kimsenin kalmaması ve nice olay!.. 

Kutlular ile alakalı olarak şunlar söylenebilir:

“Büyük bir dâvâ adamı, abide bir şahsiyet”tir!.. Kendi deyimiyle; “bir camianın neşriyat hizmetleriyle vazifelendirdiği bir mensubu”dur.

Lafını esirgemeyen, doğruları söylemekten hiçbir zaman çekinmeyen, haksızlık karşısında susmayan bir zattır.

Bir insan için; feda edilmesi en zor şeyi yani “kızını” bu yolda “feda” etmiştir!..

Peki, tüm bunlara rağmen; 

“Oyumuz Demokrat Parti’ye” demeleri neyin nesidir?..

Ne yapacak Demokrat Parti?.. Barajı aşıp, Meclis’e mi gelecek?.. Bir varlık mı gösterebilecek?.. Alacağı “binde bilmem kaç oy”, nihayetinde heba olmayacak mı?..

“Boşa gidecek” o oylar, CHP’nin ve HDP’nin işine yaramayacak mı?.. “Paralel’in istediği” tam da bu değil mi?..

Bu tavır değişikliğinde;

“Vildan’ın öldürülmesinden sonra, Paralel Yapı’nın Nur Cemaati’ni ele geçirmesinin bir rolü var mıdır?..”

Tamam, Vildan’ı öldürdüler!..

Peki, “vicdan”ı da mı öldürdüler?..

Hele bir düşünün Mehmet Bey!..

Alacağınız “vebal”i düşünün!..

Unutmayın ki; Vildan’ın katili MİT filan değil, resmen ve alenen Paralel’dir!..

Evet, Paralel... Hem “sizi susturmak”, hem de “Nur Cemaati’ni ele geçirmek” için öldürttüler Vildan’ı!..

Atlattığınız “badire”leri bir düşünün!..

Bütün bunlar “tesadüf”(!) mü?..

Yoksa, “operasyon” devam mı ediyor?


Kılıçdaroğlu, Savcı Ömer Süha Aldan’a “diyet borcu”nu mu ödedi?

Aşağıdaki yazıda, bir bölümünü yazdım ama, “olayın ayrıntısı”nı da aktarayım...

2003-2004 yıllarında; kamuoyunda “Neşter 1 ve Neşter 2” olarak bilinen ve “SSK’nın ameliyat malzemeleri alımları”nı içeren operasyon; 55. Hükümetin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın 2002 yılında yaptığı suç duyurusu ile başladı.

Söz konusu operasyonu ise dönemin DGM Savcısı olan Ömer Süha Aldan yürüttü... Aldan, SSK alımlarında devletin yaklaşık 5 milyar dolar zarara uğratıldığını tespit etti.

Savcı Aldan; SSK ve diğer sosyal güvenlik kurumlarıyla iş yapan 60’a yakın firma yöneticisi hakkında dava açtı. Bunların 29’u mahkûm oldu. Mahkûm olanların 9’u da 4.5 yıl yatarak serbest kaldı.

DGM Savcısı Ömer Süha Aldan, operasyon kapsamında bazı “SSK ve Bağ-Kur bürokratlarını gözaltına almasına” rağmen, bürokratlar hakkında herhangi bir dava açmadı...

Dâvâ açmadığı ve “sanık” olarak değil de, “tanık” olarak ifadesini aldığı bürokratlardan biri de; “SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu” idi!..

Kemal Kılıçdaroğlu, bu sayede “yargılanmaktan” kurtuldu!..

2004’ten 7 yıl sonra, Ömer Süha Aldan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından “Muğla’dan kontenjan adayı” gösterildi... 2011’de “CHP milletvekili” olan Aldan, CHP’den yine kontenjan adayı!..

Acaba niye?..

“Niyet”ten mi, “diyet”ten mi?..

Okuyucu Yorumları