Gündem

Niğde'de 3 kişiyi şehit eden IŞİD'liler terör örgütünden değil, kamu görevlisini öldürmekten ceza aldı!

10 müebbet hapsin çıktığı kararda, TCK 314. maddeyi içeren ‘terörörgütü suçlaması' değil ‘anayasayı ihlal ve kamu görevlisini kasten öldürmeden' işlem yapıldı

21 Haziran 2016 13:17

Niğde'de 3 kişiyi şehit eden IŞİD üyelerine terör örgütüne üye olmaktan değil 'kamu görevlilerini kasten öldürme' suçundan ceza verildi.

Özgür Düşünce'den Kazım Canlan'ın haberine göre, terör örgütü Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD)Türkiye'de düzenlediği ilk kanlı eylem olarak kayıtlara geçen Niğde'nin Ulukışla ilçesindeki silahlı saldırı davasında ‘'terör örgütü'' kararı çıkmadı. 20 Mart 2013'teki silahlı saldırıda 1'i sivil 3 kişiyi şehit eden IŞİD üyelerine ‘terörörgütünden' değil ‘kamu görevlilerini kasten öldürme' suçundan ceza verildi. 

3 eylemciye toplam 10 müebbet hapsin çıktığı kararda, TCK 314. maddeyi içeren ‘terörörgütü suçlaması' değil ‘anayasayı ihlal ve kamu görevlisini kasten öldürmeden' işlem yapıldı. Mahkemenin verdiği kararda “IŞİD terör örgütü” yer almayınca Türkiye'de birçok kanlı eyleme imza atan örgüt davada tescillenmemiş oldu. 

 

Ne olmuştu

 

Olay, Niğde'nin Ulukışla ilçesinde 20 Mart 2014'te meydana gelmişti. K.Ö'nün yönetimindeki taksi ile İstanbul'a gitmek üzere Hatay'dan yolan çıkan Benyamin Xu, Çendrim Ramadani ile Muhammed Zakiri, Ulukışla-Adana Otoyolu'nun Gedeli viyadüğündeki rutin yol kontrolünde taksiyi durdurmak isteyen güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla ateş açmıştı. 

 

3 kişiyi şehit ettiler

 

IŞİD'li teröristler Jandarma Astsubay Üstçavuş Adil Kozanoğlu ile polis memuru Adem Çoban'ı şehit edip 7 asker ve yolcu otobüsündeki bir kişiyi de yaraladıktan sonra gasbettikleri kamyonun şoförü Turan Yaşar'ı da öldürerek kaçmışlardı. Çatışmada yaralanan ve tedavi için Eminlik köyündeki 3 No'lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu'na giden teröristlerden 2'si burada, diğeri de Köşkönü köyünde yakalanmıştı. 

 

Cephanelikle yakalandılar

 

Teröristlerin üzerinde ve gasbettikleri kamyonda yapılan aramada 3 kalaşnikof, 3 tabanca 7 el bombası, 2 susturucu, 3 kasatura, telsiz ve batarya ele geçirilmişti. 

IŞİD terör örgütü üyesi olduğu belirtilen ve Ankara'ya gönderilen teröristler, sorgularının ardından sevk edildikleri Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklanmıştı. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada Fuad Mövsümöv de bu kişilere yardım ve yataklık ettiğigerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra tutuklanmıştı. Sanıklar Ankara SincanCezaevi'ne konulmuştu.

 

3 yıl süren dava aşaması

 

Üç yıl boyunca süren 4'ü tutuklu 9 sanığın yargılandığı davanın 7'nci duruşmasında kararverildi.  15 Haziran'da Niğde Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasındasaldırıyı gerçekleştiren İsviçre vatandaşı Çendrin Ramadani, Almanya vatandaşı Benjamin Xu ve Makedonya vatandaşı Muhammed Zakiri, toplam 10 kez ağırlaştırılmışmüebbet ve 422 yıl hapis cezasına çarptırıldı.  Eylemin asıl failleri olan üç IŞİD'li, anayasayı ihlal ve kamu görevlilerini kasten öldürmeden ceza alırken aynı davada terörörgütüne yardım ve yataklık yapmak suçundan yargılanan Fuad Mövsümöv'e ise terörörgütü üyeliğinden 13 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Asıl eylemciler terör kapsamına alınmazken yardım ve yataklık yapan terör kapsamına alınması dikkat çekti. 

 

Sivillere terör davası

 

Niğde'de, bir astsubay ve polisinde yer aldığı 3 kişiyi şehit eden, silahlarıyla yakalanan veIŞİD bağlantıları ortaya konan eylemcilerin ‘silahlı terör örgütünden' yargılanmayıp gazetecilerin, akademisyenlerin, siyasetçilerin, yazarların, sivil toplum kuruluşu mensuplarının silaha ve şiddete bulaşmadıkları halde terör örgütünden yargılanmalarıtartışma konusu oldu.

 

Erdoğan 'Alçakça terör eylemi' demişti

 

Niğde saldırısıyla ilgili o dönemde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep TayyipErdoğan, miting meydanında yaptığı konuşmada Ulukışla'daki IŞİD saldırısını alçakça birterör örgütü olarak nitelendirmişti. Yine o dönemde Terörle Mücadeleden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olan Beşir Atalay da saldırganların IŞİD bağlantısına dikkati çekerek Türkçe bilmedikleri tespit edilen saldırganların Suriye vatandaşı olduğunun kendisine iletildiğini söylemişti.

Olayda şehit olan kamyon şoförü Turan Yaşar'ın yakınlarının avukatı Ali Çil, konu hakkında itirazlarını şöyle dile getirdi: “Davada hep sorunlar yaşandı. Davanın başında dosyayı incelememiz sorun oldu. Usule çok itirazlarımız oldu. Mahkeme heyeti 3 defa değişti. Sanıklar mahkeme salonuna hiç gelmedi. Bu dava 314. maddeyle yani terörörgütü suçuyla tescillenmeliydi.  yargılama eksik 

Ancak bu yapılmadı. Şahıslar 309. madde olan anayasal düzeni bozmaktan ve kamu görevlisini kasten öldürmekten yargılandı. Kararda bu şekilde çıktı. Cezaların ağır olması olumlu ancak terör örgütü üzerinden bir yargılama yapılmaması eksikliktir. Bir af çıksa ne olur bunu düşünmek lazım. Yardım yapana ‘terör örgütünden', asıl suçu işleyenlere ise ‘kamu görevlisini öldürmekten' ceza veriliyor. 

 

Adi vakaya büründü

 

Bunu anlamak mümkün değil. Bu yönde itirazım zapta geçirildi. Türkiye'nin bu davadaIŞİD ile yüzleşmesi gerekiyordu. Ancak olay adi bir vakaymış hüviyetine büründü. Budava IŞİD davası olarak görülmedi. Tabi karar hakkında gerekçeli kararı göreceğiz, neden böyle oldu. Dava, Yargıtay'a taşınacak umarım burada dikkate alınır.”

Güvenlik ve Strateji Uzmanı Davut Erdoğan: Ulukışla davasında TCK'nın silahlı terörörgütü suçunu düzenleyen 314. maddesine yer verilmemesi, saldırganların bir terörörgütü kapsamında yargılanmaması AB'nin terör mevzuatıyla ilgili endi-şelerini haklı çıkarıyor. Ortada 3'ten fazla kişiyle gerçekleştirilmiş bir silahlı saldırı, 3 şehidimiz,  ele geçirilmiş silahlar ve şahısların IŞİD bağlantıları var ama dava terör örgütü kapsamına alınmıyor. Türkiye'nin IŞİD terör örgütüne yönelik muhatap olduğu iddialar ve suçlamalara gerekçe oluşturacak bir karar çıkıyor. Saldırganların IŞİD bağlantılarının gözardı edilerek karara bağlanması anlaşılır gibi değil. Bu tür uygulamalar Türkiye'nin imajına zarar vermekle birlikte keyfi uygulamaların da önünü açabilmektedir. Yargı güven kaybediyor ve uluslararası platformlarda Türkiye'ye yönelik iddiaları da beraberinde getiriyor. 

 

Bir arka plan var ama...

 

Gazeteciyi, akademisyeni, yazarı, sivil toplum kuruluşlarını terör örgütü kapsamına alıp yargılıyoruz. Silahlı saldırı düzenleyenleri, terör eylemi yapanları IŞİD bağlantıları bilindiği halde terör kapsamına alınmıyor. Bunda da bir iş var, yakında kokusu çıkar. IŞİD terörörgütünü yargı bağlamında tescillemek için önemli bir fırsattı bu dava, ancak değerlendirilememiştir. Kuşkusuz bu olayın bir arka planı var ama biz bunu bilmiyoruz.