"Muhafazakâr medya FETÖ’yü anlattıkça AK Parti de, muhafazakâr her kesim de yara alıyor"

Fehmi Koru'nun yakın dostunun ağzından aktardıkları...

- A +

Fehmi Koru*

Yakın geçmişimizin ‘post-modern’ diye anılan darbesinden ailece zarar görmüş bir dostum var.

Durur durur, o süreci yaşatanlara lânetler okur…

Hayli zamandır görmemiştim; geçen gün karşılaştığımızda, baktım, lânetleme işleminde birinci sıraya ‘15 Temmuz’ gecesini ülkemize yaşatanları koymuş…

Önceleri ağzından çıktığını hiç işitmediğim uygunsuz sözleri, küfürleri, lânetleri ‘FETÖ’ ve uğursuz darbenin üzerine boşaltıyor…

Bir ara nefes almak için durduğunda kendisini bu hale getiren sebepleri sorma fırsatı yakaladım.

28 Şubat’ta olanlar…

Dediği şu: “28 Şubat’ta ben ve ailem dışarıdan bakanların kolay fark edemeyeceği türden darbeler yedik. Beni sonunda işimden eden hukuk süreci o dönemde askerler tarafından açıldı. Eşim İmam Hatip’te başörtülü derslere girebiliyordu, giremez oldu; öğretmenlik hayatı sona erdi. Çocuklarımın arzuladıkları alanlarda yüksek öğretim görmeleri engellendi; onlar gibi meslek okulu statüsünde okuyan diğer gençler ile birlikte… 28 Şubat’a ne kadar lânet yağdırsam az…”

Araya girip “İyi ya…” diyecek oldum, beni susturdu.

“O günleri ve dindar insanların yüzlerini kızartan sahte görüntüleri hatırla: Kadınlar tarafından kutsal sayıldığı için çoraplarına el konulan sahte şeyhler… İsmi ‘Fatma’ mıydı yokda ‘Fadime’ mi, neydi, o başörtülü kızın etrafında döndürülen hicap duyulası maceralar… Her akşam televizyonlarda, ertesi gün gazetelerde, onların üzerinden İslâm’a yapılan saldırılar…

“Sonuçta, 28 Şubat böyle bir zemin üzerine oturmuyor muydu?”

Cevabını beklediğini sanmadığım için soruyu aldım, ama suskun kalmaya devam ettim.

“Askerler o dönemde yargıya baskı yapıp parti kapattırdılar… Okulların orta kısmını kapattılar, sınavlarda ayrı bir katsayı uygulamasını YÖK’e başlatarak İmam Hatipler’in önünü kestiler… Zararlı gördükleri devlet memurlarını görevden aldılar… Kendi garnizonlarında yasakçı uygulamalarını sürdürdüler; ‘yeşil sermaye’adını taktıkları firmaların ürünlerinin askeri alanlarda satışını engellediler… Başka? Başka?”

Ben de birkaç başka çarpık uygulama daha ekledim…

“Doğru, hepsi doğru…” dedi dostum…

“28 Şubat tam bir kâbustu, karabasandı ülke için… O günlerde gazete okuyamaz, televizyon izleyemez olmuştum. Benim gibi düşünmeyen insanların karşısında yiğitlik âbidesi gibi durabiliyordum ama… O çirkef kadının, sahte şeyhin birer algı operasyonu parçası olduğunu biliyor ve etrafıma anlatıyordum da…

“Ya bugün?

Günümüzde FETÖ yüzünden yapılanlar

“Türkiye’ye o kâbuslu dönemi yaşatanların akıllarından bile geçiremedikleri, hayallerini kursalar bile uygulamaya koyamadıkları ne varsa, bugün, FETÖ yüzünden fazlasıyla yapılmıyor mu?

“O günlerde ‘irtica’ yaftası üzerlerine yapıştırılarak görevinden alınan memur sayısı birkaç 100 ile sınırlıydı; bugün üzerlerine ‘FETÖ’cü’ damgası vurularak onbinlerce memur görevden atıldı. Başörtülü kadınlar öğretmenlik yapamaz, üniversitelerde okuyamaz hale sokuldular 28 Şubat’ta; bugün ise ‘abla’ sıfatı taşıdığına inanılanlar, ellerine kelepçe vurularak cezaevlerine yollanıyorlar…

“Sebep kim? Elbette ‘FETÖ’…

“Hiç unutmam; bir gazete 28 Şubat’ta ‘yeşil sermaye’ diye adlandırılan şirketlerin listesini yayımlamaya kalkmıştı da, arada bir tane de ‘kebapçı’ dükkânı bulunduğu için o liste sizler tarafından alayla karşılanmıştı… Bugün ise, ülkemizin çok değerli ekonomik varlıkları arasında yer alan şirketlerin kapısına‘FETÖ’ irtibatı yüzünden kilit vuruluyor, yönetimleri ‘kayyımlara’ terk ediliyor, sahipleri içeri atılıyor…

“FETÖ, FETÖ, FETÖ yüzünden…

“Akşamları TV karşısında oturduğumda kafam rahat kalsa neyse… Her akşam, dini cemaat diye bildiğimiz, dini önder sayarak arkasından gitmesek bile saygı gösterdiğimiz gruplar ve kişilerin, aslında ne kadar tehlikeli, alçak, süfli ve rezil olduklarını, onları iyi tanıdıkları için ekranlara çıkartılan kişilerin ağzından işitiyoruz…

“İtiraz edebilecek, ‘Hayır, öyle değiller’ diyebilecek halimiz de yok. Onları hayatlarının yarıdan fazlasını örgütün odağında geçirmiş, ekranlara çıkartılan o kişilerden daha iyi mi bileceğiz?

“Geçen akşam… Aa o da ne, bir baktım, 28 Şubat’ta algı operasyonuna kendisini âlet etmiş, programından dine ve dindarlara hakaret ettirdiği için medya dışı kalmış birinin 28 Şubat gecelerinde sabaha kadar bizlere izlettirdiği programlardan biri de ekrana getirilmemiş mi?

“Meğer, ‘Bak, o zaman söylenenler ne kadar doğruymuş…’ dedirtebilmek için yeniden izlettirilmiş o program…

O günler… Ve bu günler…

“O günlerde, 28 Şubat’ta, işini kaybedenler oldu, benim gibi… Görevini yapması engellenenler de oldu, eşim gibi… Hayalleri söndürülen, eğitim hayatı inkıtaya uğratılanlar da oldu, çocuklarım gibi…

Ancak, şu günlerde ‘FETÖ’ yüzünden yaşatıldığımız türde bir sürek avı görmedik, ‘Bakalım bana ne zaman sıra gelecek?’ endişesiyle yatağa da girmiyorduk…

Dostum sözünün burasında durdu. Gözleri nemlenmişti. Zihninden bazı olaylar geçtiğini sezer gibi oldum. Çok da bekletmedi zaten…

“Şu günlerde etraftan gelen ‘O da, bu da, maalesef şu da’ türü yakıcı sözleri işitmekten gına geldi. İnsanlar işlerini kaybedebiliyor, görevlerinden alınıyor; bunlar yetmezmiş gibi ‘kirli’ bir örgütle aralarında ilişki kurulup lekeleniyorlar da…

“Hep FETÖ yüzünden…

“Bugünler de geçecek elbet, ama arkada bir enkaz kalacak…

Nasıl yani?

“Uygulamalar zorunlu, anlıyorum, ancak sivil siyaseti zayıflatıyor… 28 Şubat (1997) süreci üzerinden 5 yıl bile geçmeden, 2002 yılında, sürecin tasfiye etmeye çalıştığı siyasiler ülkede iktidara geldi. Neden? Süreç sivil siyaseti güçlendirmişti çünkü.

AK Parti ‘Anadolu Kaplanları’ diye anılan bir sermaye ve 28 Şubat’ta yapılanlar karşısında direnerek bilenmiş ve saygınlık kazanmış bir ‘muhafazakâr medya’ ile demokrasiyle arasını düzeltmiş bir ‘entelijansiya’desteğiyle rakiplerinin önüne geçmeyi başardı…

“Bugün durum ne: FETÖ yüzünden ‘Anadolu Kaplanları’ diye anılan, yabancıların Max Weber’ci yaklaşımla‘Calvinci’ diye adlandırdığı, ‘püritan’ anlayışla çok çalışan ve ülkesine katkıda bulunan yeni sermayenin itici gücünü oluşturan firmalar töhmet altında bugün. Bazılarının sahipleri cezaevlerinde…

“Muhafazakâr medya ise… FETÖ’yü anlatmakla meşgul; onlar anlattıkça yalnız FETÖ çizgisi hırpalanmış olmuyor, AK Parti de, muhafazakâr her kesim de yara alıyor…

“Tek gündemli bir çizgiye ‘entelijansiya’ denebilir mi, sen söyle?”

Sustum.

“Bunların hepsi FETÖ yüzünden…

Askerlerin 28 Şubat döneminde –hatta her darbeden sonra– arzulayıp da hayata geçiremediği ne varsa, kendisine bağlı askerleri ‘Huruç vakti geldi’ diye ayaklandıran FETÖ, onların günümüzde yapılmasını sağlayıverdi.

“Yazık ettiler ülkeye… Hepimize… Lânet okumam bu yüzden…”

Lânet olsun gerçekten…


Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel internet sitesinden alınmıştır.

Okuyucu Yorumları