REKLAMI GİZLE

Işığı 'sıkıştırdı' gürültüsünü ölçtü, Bilkentli doçent 100 kat daha güçlü atom elde etti

Doçentin başarısı bilim dergilerinde yer buldu

- A +

İngiltere’nin dünyaca ünlü Cambridge Üniversitesi’nde kuantum fiziği üzerine çalışan Doç. Dr. Mete Atatüre, ölçülmesi imkânsız olarak kabul edilen "ışık seviyesinin gürültü ölçümü"nü ölçerek tarihi bir başarı gerçekleştirdi.

Hürriyet'te yer alan habere göre, Bilkent Üniversitesi mezunu olan Atatüre’nin başarısı dünyanın ileri gelen bilim dergilerinde duyuruldu. Işığı "sıkıştırma" denen yöntemle ölçümü uygulayan Atatüre bunu yaparken atomdan 100 kat daha güçlü bir süper atom elde etti. Bunu nasıl gerçekleştirdiğiniyse şöyle anlattı:

35 yıldır başarılamamıştı

“Bu çok küçük ama çok temel kuantum etkiyi gözlemleyebilmek için önce doğal atom yerine, kuantum nokta dediğimiz yarı-iletken nanomateryal kullandık. Böylece ışıkla etkileşimi tek bir atomdan 100 kat daha fazla olan bir ‘süper atom’ elde etmiş olduk. Yıllardır gözlenemeyen bu kuantum gürültüsünü böylece net bir sekilde ortaya çıkardık. Yani, tam karanlıkta bile her daim var olduğunu düşündüğümüz temel gürültü seviyesinin, o karanlığa çok az miktar ışık eklediğimizde düşürülebileceğini ispat ettik. Bu etkinin var olabildiği deney koşullarında gürültü ölçümü 35 yıldır çok denenmesine rağmen başarılamamıştı. Bunun ana sebebi olarak, etkinin varolduğu ışık seviyesinin gürültü ölçümü için çok az olmasıydı.” Doç Dr. Mete Atatüre, çalışmalarındaki amacı ve hedefleriniyse şöyle özetledi: “Doğayı ya da ışığın doğasını daha iyi anlamak. Yani, CERN deneyleri ile aynı kategoride denebilir.”

Kuantum gürültüsü nedir?

Atatüre üzerinde çalıştığı alanı şöyle tanımlıyor: “Işık sinyalindeki gürültüye ‘kuantum gürültüsü’ denir. ‘Deniz seviyesi’ dediğimiz şeyin aslında dalgalar yüzünden değişiyor olması gibi düşünebiliriz. Işık şiddeti arttıkça gürültü de artar. Lazer ışığındaki ile araba farından gelen ışığın gürültüsü birbirinden farklıdır. Hepsinin ortak noktasıysa tam karanlıkta bile var olan kuantum gürültü seviyesinin altına inemiyor olmalarıdır.”