Gündem

Hrant Dink cinayeti davasında dönemin Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü dinlendi: İstihbarat gelmedi

08 Temmuz 2020 16:05

Hrant Dink cinayetine ilişkin görülen davanın bugünkü duruşmasında, dönemin İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Ünal Karaosmanoğlu ve Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Aycan Oktaylar tanık olarak dinlendi. İki tanık da Dink’e yönelik eylem yapılacağı yönünde istihbarat gelmediğini söyledi.

BirGün'de yer alan habere göre İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tanık olarak ifade veren eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Ünal Karaosmanoğlu, cinayetten önce Trabzon İl Jandarma Komutanlığından kendilerine bir bilgi gelmediğini anlattı.

Olay günü Kocaeli'nde bir programda olduğunu, öğrenince İstanbul'a gelerek valiliğe gittiğini belirten Karaosmanoğlu, "Şüpheli şahsın fotoğrafını gösterdiler. Kimliğini belirlemek için şahsın fotoğrafının basınla paylaşılmasını ben söyledim" dedi. İstanbul'da sansasyonel bir olay olduğunda üst makamların kendilerinden bilgi talep ettiğini kaydeden Karaosmanoğlu, şöyle devam etti:

"Ben de Kocaeli'nden esasen bunun için döndüm, yoksa dönmeyecektim. Ülkenin gündemine gelen bir cinayet işlenmiş, ben de sadece üst komutanlığı bilgilendirmek amacıyla geldim. Eğer benim personelim cinayet öncesinde o bölgede bulunuyorsa bunun arka planı araştırılmalı, ama olaydan sonra doğaldır. Polisle beraber çalışıyor jandarma sonuçta. Cinayet öncesinde kameralardan gördüğüm kadarıyla tanıdığım personelden kimse yok."

Dink'in öldürülmesinin ülkeye zarar verdiğini söyleyen Karaosmanoğlu, "Ülkem itibar kaybetti. Türk vatandaşı bir gazetecinin öldürülmesini kınıyorum, kabul edilemez. Dink ile ilgili ben ve istihbarat Dink’in kim olduğunu, ne olduğunu öldürülmesinden sonra gazetelerden öğrendik. Etnik, dinsel ayrım yapmadan görevimizi yaptık" şeklinde beyanda bulundu.

Dönemin İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü olan tanık Aycan Oktaylar ise, "Olayla ilgili kesinlikle herhangi bir istihbari bilgi gelmedi. Olayı televizyondan öğrendik. Kamuoyunda infial yarattığı için maktulun kim olduğu konusunda bir takım telefon görüşmeleri yaptık. Olaydan önce en ufak bir istihbarat gelmedi. Zaman zaman bilgi almak için emniyetle irtibata geçtik" ifadelerini kullandı.

Olaya öncesindeki kamera görüntülerini izlediğini ve görüntülerde yer alan jandarma personelini tanımadığını savcılığa anlattığını ifade eden Oktaylar, "Benim bilgim dahilinde Trabzon İl Jandarma Komutanlığından bize gelen bir bilgi yok. Olay olduktan sonra güvenlik güçlerinin bilgisi olduğu haberlerini görünce şubemi tepeden tırnağa inceledim. Kesinlikle kimsenin bilgisi olmadığını gördüm" dedi.

Tanıklar Saittin Bölükbaşı ve Güven Şahin'in de dinlenilmesinin ardından mahkeme heyeti, duruşmayı yarına erteledi.

Öte yandan dün görülen duruşmada, avukat Hakan Bakırcıoğlu’nun dönemin MİT görevlileri Hüseyin Kubilay Günay, Özel Yılmaz ve Handan Selçuk'un tanık olarak dinlenmesine ilişkin talebi reddedilmişti. Heyet, dönemin MİT Bölge Başkanı'nın tanık olarak dinlenilmesine karar vererek MİT Başkanlığına yazı yazılmasına, izin verildiği takdirde tanığın duruşmaya çağrılmasına hükmetti. 

 

Ne olmuştu?

Dönemin özel yetkili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 sanığın yargılandığı davada 17 Ocak 2012'de verdiği kararla tutuklu sanık Yasin Hayal'in, "Hrant Dink'i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, yazar Orhan Pamuk'u tehdit etmekten 3 ay ve "ruhsatsız silah bulundurmak" suçundan da 1 yıl hapisle cezalandırılmasını, "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan ise beraatini kararlaştırmıştı.

Tutuklu sanıklardan Erhan Tuncel'in de 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına hükmederek tahliyesine karar veren heyet, sanıklardan Ersin Yolcu'yu 12 yıl 6 ay, Ahmet İskender'i 13 yıl 4 ay ve Salih Hacısalihoğlu'nu 2 ay 15 gün hapisle cezalandırmış, bütün sanıkların "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan beraatine hükmetmişti.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi de "örgüt" yönünden verilen beraat kararını bozarak, sanıkların "silahlı terör örgütü" değil, "suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüt" üyesi oldukları gerekçesiyle yargılanmalarına karar vermişti.

"Kasten öldürmeye azmettirme'' ve "Orhan Pamuk'u tehdit" suçlarından sanık Yasin Hayal'e verilen mahkumiyet kararını onayan daire, Yasin Hayal hakkında ''silahlı terör örgütü kurmak, yöneticisi olmak'' suçundan verilen beraat kararını ise ''suç örgütü kurmak ve yönetmek'' suçundan mahkumiyet gerektiği için bozmuştu.

Sanıklardan Erhan Tuncel'in ''patlayıcı madde imal etmek'' suçundan mahkumiyet kararını onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ''kasten öldürmeye azmettirmek'' suçundan beraat hükmünü ise sanığın Dink'in öldürülmesi suçuna yardım suretiyle iştirak etmesi sebebiyle mahkumiyeti gerektiği için bozmuştu.

Dava dosyası yeniden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde

Yargıtay kararının ardından davanın yeniden görülmesine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde başlanmış, bu mahkemede 6 duruşma yapıldıktan sonra dosya, Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle görevli ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, kamu görevlilerine ilişkin iddianameyi kabul ettikten sonra dava dosyasını, Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel'in de aralarında bulunduğu, haklarındaki hükümler Yargıtay tarafından bozulan 8 sanıklı ana davayla birleştirilmesi için İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesine sevk etmişti.

Bu mahkemenin heyeti, "Birleştirme kararında muvafakat talep edilmediği, mahkemenin terör suçlarına bakmakla görevli olmadığı, ana davada yargılamanın ileri aşamaya geldiği ve bu davada yargılananlarla yeni davada yargılanacak kamu görevlileri arasında ortak sanık bulunmadığı" gerekçeleriyle dosyayı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine iade etmişti.

Mahkemeler arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için dosyaların gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesi, iki dosyayı birleştirip, davaların İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesine karar vermişti.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, jandarma görevlilerinin de aralarında bulunduğu 50 sanık hakkında Hrant Dink cinayetine ilişkin açılan yeni davanın, aralarında Ogün Samast, Erhan Tuncel, eski emniyet müdürleri Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Coşgun Çakar'ın da yer aldığı 35 sanıklı ana dava ile birleştirilmesine hükmetmişti.

Sanık sayısı 85'e çıktı

Yargılama devam ederken Dink cinayetine ilişkin yeni bir iddianame hazırlandı ve soruşturmayı yürüten savcı yeni bir iddianame hazırladı ve Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, kapatılan Zaman gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, gazeteciler Adem Yavuz Arslan, Ercan Gün ile meslekten ihraç edilen Tuğgeneral Hamza Celepoğlu, dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız ve İstanbul Jandarma İstihbarat Görevlisi Yüzbaşı Muharrem Demirkale'nin de aralarında bulunduğu 51 sanık hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

İddianamede, Öz ve jandarma görevlilerinin de aralarında olduğu 40 sanık hakkında ise ayrıca "kasten öldürmeye iştirak'' suçundan müebbet hapis cezası talep edildi.

Ana dava dosyası sanıklarına hapis cezası

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 13 Haziran 2019'daki duruşmada, aralarında Ogün Samast ve Yasin Hayal'in de olduğu 9 ana sanığın dosyasının ayrılmasına karar verdi.

17 Temmuz 2019'da açıklanan kararda, Erhan Tuncel'in "tasarlayarak ve bomba kullanarak kasten öldürmeye teşebbüs, mala zarar vermek, silahlı suç örgütüne üye olmak ve kasten öldürmeye yardım" suçlarından toplam 99 yıl 6 ay, Yasin Hayal'in "silahlı suç örgütü kurma ve yönetme" suçundan 7 yıl 6 ay ve Ogün Samast'ın da "silahlı suç örgütüne üye olmak" suçundan 2 yıl 6 ay hapisle cezalandırılması hükmü kuruldu.

Benzer suçlardan sanık Zeynel Abidin Yavuz'u 14 yıl 22 gün, Tuncay Uzundal'ı 16 yıl 10 ay 15 gün, Ahmet İskender ile Ersin Yolcu'yu da 1 yıl 10 ay 15'er gün hapisle cezalandıran heyet, sanıklar Salih Hacısalihoğlu ve Osman Hayal'in ise beraatini kararlaştırdı.