Gündem

Gülse Birsel o fotoğrafın hikâyesini anlattı

"Şimdilerde vatandaş ayıran, şunlara vatan haini, bunlara Beyaz Türk diyenler var ya... Yav kimse üstüne alınmıyor güzel kardeşim"

23 Eylül 2015 14:17

Hürriyet yazarı Gülse Birsel, Kurtuluş Savaşı'nın sembollerinden “Cumhuriyet'i biz böyle kazandık"  fotoğrafının 1933 yılının Cumhuriyet Bayramı'nda çekildiğini belirterek, fotoğrafta yer alan siyah ceketli, kravatlı adamın babasının kuzeni Kamil Kabalak olduğunu söyledi.

Fotoğrafın babası tarafından 1990'ların başında evlerinde bulunduğunu anlatan Birsel, “Şimdilerde vatandaş ayıran, sevmediğini ülkeden kovan, şunlara vatan haini, bunlara Beyaz Türk, ötekine Bizans Tohumu cart curt diyenler var ya... Yav kimse üstüne alınmıyor güzel kardeşim! Çünkü harbiden biz fotoğraftaki gibi "Cumhuriyet'i işte böyle kazandık" dedi.

Kendisine de bazen Beyaz Türk dendiğini söyleyen yazar, “Kurtuluş Savaşı olurken bizlerin aileleri İngiliz'le Fransız'la işbirliği yapıp, Paris'te beyaz şarap içip beyaz çikolata filan yemiyorlardı. Kurşun yiyorlardı!” ifadelerini kullandı.

“Siyaset uğruna birbirimize isim takıp hangimiz daha makbul ve değerli vatandaşız diye ayırmayı bırakalım mı artık? Çünkü biz Cumhuriyet'i, resimde de görüldüğü gibi, böyle kazandık: Çok zor!” diyen Gülse Birsel’in Hürriyet’te “Uşaklı bir ailenin hikâyesi... Benim ailemin...” başlığıyla yayımlanan (23 Eylül 2013) tarihli yazının tamamı şöyle:

"CUMHURİYET'i biz böyle kazandık" başlıklı, Kurtuluş Savaşı'nın sembollerinden biri haline gelmiş bu meşhur fotoğrafı biliyorsunuz.

Bu fotoğraf 1933 yılında çekilmiş. O yoksul, Cumhuriyet'i küçük imkânlar ama gururla kutlayan şehir, Uşak. Yani babamın memleketi.

Onun babası, yani dedem, İstiklal Savaşı'nda 4 madalya almış Asım Bey. O zaman Kurtuluş Savaşı'nda mücadele edenlere çokça dendiği gibi, lakabı "Mücahit Asım". "Cihat" kelimesinin şimdi Ortadoğu'da olduğu gibi üzerine bomba bağlayıp masum insanların ortasında patlatmak için kullanılmadığı, bu vatanın bağımsızlığı için mertçe savaşmayı ifade ettiği yıllar.

Dedemin 33 kurşun deliği olan bir pelerini var, ilginç bir savaş anısı olarak sonradan Tarih Kurumu'na bağışlanmış.

Fotoğrafın ilginç ve benimle ilgili hikâyesine gelelim: 1933 yılının Cumhuriyet Bayramı'nda çekiliyor. Uşak'ın ilk fotoğrafçısı Hüsnü Kazım Özler tarafından. Babamın deyimiyle "Foto Kazım".

Fotoğrafta gördüğünüz siyah ceketli, kravatlı adam, babamın kuzeni! Dedem Mücahit Asım'ın eşinin (yani babaannemin) dayısının oğlu Kamil Kabalak. Uşak o zaman Kütahya'ya bağlı bir ilçe ve Kamil Bey de o ilçenin belediye başkanı.

 

FOTOĞRAF NASIL BULUNDU?

 

1990'ların başında babam bu fotoğrafı evde buluyor! Resimdeki kuzeni Kamil Kabalak'ın oğlu Hasan Kabalak'a, Ankara'ya yolluyor. Onlar da Genelkurmay Başkanlığı'nın arşivine gönderiyorlar. Fakat arşive yanlışlıkla Ankara'da 1929'da çekilmiş diye kaydediliyor. 2007 yılında, fotoğraftaki Kamil Kabalak'ın yeğeni, (maalesef çok yakın zamanda rahmetli olan) Tuğgeneral Zeki Güngör, dayısının bulunduğu resmi, bir askeri tesiste "Ankara–1929" yazısıyla görüyor. Düzeltilmesi için dava açıyor. Fotoğrafın Uşak'ta çekildiği tespit ediliyor.

Bu topraklarda yaşayan her ailenin, fotoğrafı olmasa da buna benzer onlarca Kurtuluş Savaşı anısı, şehidi, gazisi vardır.

Ama şunu söylemem gerek: Şimdilerde vatandaş ayıran, sevmediğini ülkeden kovan, şunlara vatan haini, bunlara Beyaz Türk, ötekine Bizans Tohumu cart curt diyenler var ya... Yav kimse üstüne alınmıyor güzel kardeşim! Sen o lafı söyleyip milleti birbirine düşman etmeye çalıştığınla, o ibretlik halinle öyle kalıyorsun.

Çünkü harbiden biz fotoğraftaki gibi "Cumhuriyet'i işte böyle kazandık". Şapkalısı, yemenilisi, kravatlısı, sakallısı, saçı kapalısı, saçı görüneni, şalvarlısı, takım elbiselisiyle... Envai çeşit kadın ve erkekle. Milyonlarca, birbirine benzemeyen, ama hepsi de çok vatansever insanla. Yarın bu ülkede canımızın istediği gibi dini bayram kutlayabileceğiz ya. Tatile gideceğiz, kurban kesip, ziyaretler yapıp çikolata filan ikram edeceğiz ya hani... İşte hepsi Atatürk ve bu insanların sayesindedir!

Ha, bu memleketten toprak koparıp başka ülke kurmak isteyen, bunun için eline silah alıp terör yaratanlar, bir zahmet sınırdan çıkıp beğendiği herhangi bir coğrafyada kendi çapında girişimlerde bulunabilir. Ama onları ayrı tut, geri kalan bütün vatandaşlar, fikirlerinden, hayat tarzlarından, ırk ve mezheplerinden, oy verdikleri partiden bağımsız olarak, fevkalade bizdendir, gayet yerli ve millidir, baş tacıdır.

Ben ve benim gibilere de bazen Beyaz Türk filan deniyor ya. Hatta kimileri ileri gidip kendince daha aşağılayıcı şekilde "Beyazlar" diye hitap ediyor. Kurtuluş Savaşı olurken bizlerin aileleri İngiliz'le Fransız'la işbirliği yapıp, Paris'te beyaz şarap içip beyaz çikolata filan yemiyorlardı. Kurşun yiyorlardı! Bir de bulabilirlerse mısır koçanı filan. Misal, annemin babası, savaşta açlıktan ölmek üzereyken bir tarlada tek mısır koçanı bularak hayatta kalmış. O koçan sayesinde yürümeye devam edip birliğine yetişmiş. Anlatabildim mi? Siyaset uğruna birbirimize isim takıp hangimiz daha makbul ve değerli vatandaşız diye ayırmayı bırakalım mı artık? Çünkü biz Cumhuriyet'i, resimde de görüldüğü gibi, böyle kazandık: Çok zor!

Birbirimize "Bizans bilmem nesi", "Şu renk Türk, "Defolup gidecekler" diye laklak edersek, o isim taktığın adam tak diye şu tarz bir fotoğraf çıkarır koyar ortaya, sana çok fena kapak olur.

Herkese iyi bayramlar!