Gündem

Gazeteci Tunca Öğreten'den sevgilisine cezaevinden evlilik teklifi

"Enseyi karartmak’ gibi olmasın ama iş işten geçtikten sonra ‘Hayır’ diye haykırmak bile geç olabiliyor"

09 Şubat 2017 20:14

25 Aralık 2016 sabahı eş zamanlı operasyonla gözaltına alınıp 24 gün sonra ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla tutuklanan Diken’in eski editörü Tunca Öğreten, tutukluluğunun 22’nci gününde bir mektup kaleme aldı. Öğreten, mektubunda kız arkadaşına evlilik teklifinde bulundu.

‘DHKP-C üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan Öğreten, hâkimlik sorgusunda, isteği dışında Twitter’da bir gruba üye yapıldığını belirterek, “Bu grupta enerji bakanının maillerine ilişkin bir link vardı. Bu linkten mesajları indirdim. Kimseyle paylaşmadım. Yayımlamadım, haber konusu yapmadım. Haber küpürü dışında DHKP-C üyesi dahi görmedim. Ben istesem dahi bu örgüt beni kabul etmez” demişti.

24 günlük gözaltı süresiyle birlikte 46 gününü gözaltında ve tutuklu geçiren Öğreten, Diken’de yayınlanan mektubuna, “Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerinin tutsaklığının yanında bizimkisinin esamesi elbette okunmaz ama… Bir umut biz de bekliyoruz hakkımızdaki iddianamenin hazırlanmasını” sözleriyle başladı.Öğreten mektubuna şöyle devam etti: 

 

‘Ertelediğimiz şeyler bu hücrede dev bir canavara dönüşüyor’

 

“Oysa uzun namlulu silahlarla evlerimizi basarken, yüzümüze ‘terörist’ olduğumuzu okuyan polisleri… Nereden, kimden, hangi talimatla geldiği belli olmayan ihbar mektubuyla ilgili komik, akla zarar sorular soran savcılar… Tek bir delile dahi ihtiyaç duymadan tutuklanmamıza karar veren hâkim, kendinden ne kadar emin ve aceleciydi.

Hapishanelerin dışında zaman, menziline hızla ilerleyen bir göktaşı gibi. İçerideyse bedeni yavaş yavaş kemiren bir kanser, ölümcül bir hastalık. Bu yüzden ertelediğimiz şeyler, her gece ölüp, her sabah dirildiğimiz bu hücrede dev bir canavara dönüşüyor.

 

‘Hayır’ diye haykırmak bile geç olabiliyor’

 

Siz, siz olun; ‘Gerçeğe ayna tutan, haksızlığa karşı sesini yükselten her Türkiye vatandaşı bir gün cezaevini tadacaktır’ diye bilinen ‘ayet-i muktedir’i aklınızdan çıkarmayın. Ve hiçbir şeyi ertelemeyin. ‘Enseyi karartmak’ gibi olmasın ama iş işten geçtikten sonra ‘Hayır’ diye haykırmak bile geç olabiliyor.

Sonrasında benim gibi, sevdiğiniz kadına yazdığınız mektupta şu soruyu sorarsınız: ‘Esarette ve hürriyette, otokraside ve demokraside eşim olmayı kabul eder misin? Benimle evlenir misin Minez Bayülgen?’“

Haberin tamamını okumak için tıklayınız...