REKLAMI GİZLE

Garo Paylan: Türkiye’de insanlar nasıl konuşamıyorsa, Meclis’te de milletvekillerine aynısı yapılıyor

"Eğer siz Meclis’i susturursanız, bize oy verenler çözümün Meclis’te olmadığı duygusunu büyütür"

- A +

“Bu nöbet iktidarı hem ifşa etmek, iktidarın uygulamaların Türkiye insanına ve dünyaya ifşa etmek için başarılı olduğunu düşünüyorum”

 Hülya Karabağlı

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, ‘Vicdan ve Adalet’  nöbetini muhalefetin, basının ve yargı üzerindeki baskılar ve bu kurumların işlememesi noktasında başlattıklarını söyledi. Paylan, “Bu üç kurum da işlemiyorsa iktidarın insafına kalmış durumdasınızdır ve iktidar pek çok hata yapıyor ve suç işliyor, biz bunu ifşa etmek istedik tam da aslında amaçladığımız şeye ulaştık” dedi.

“İnsanları ibret-i alem için tutukladıkça herkes bir otokontrol haline girdi”   

Nöbetin, Diyarbakır ayağını polis ablukası ve tecrit altında gerçekleştirildiğini anlatan Paylan, “Herkes sussun ve korksun, korku bulaşsın isteniyor. Son zamanlarda dikkat ederseniz, insanları ibreti alem için tutukladıkça herkes bir otokontrol haline girdi. ‘Aman ben bu tiviti atarsam tutuklanırım’, ‘Aman kızım bunu söyleme’ gibi telkinleriyle birbirimizi telkin eder hale geldik” dedi.

Baskıcı durumlarda itiraz eden bir toplum olduğumuza dikkat çeken Paylan,” Sokaklarda bir nöbetle ezber bozmuş olduk. Bu nöbet iktidarı hem ifşa etmek, iktidarın uygulamaların Türkiye insanına ve dünyaya ifşa etmek için başarılı olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

TBMM’de AKP ve MHP ortaklığıyla kabul edilen iç tüzük değişikliğini  “Bu zamanın ruhunu yansıtan bir iç tüzük değişikliği oldu”  diye değerlendiren Paylan, “Türkiye’de sokakta bir insan nasıl konuşamıyorsa, konuşturulmuyorsa, ifadeleri kısıtlanıyorsa, Meclis’te de milletvekillerine aynısı uygulanmaya çalışıldı” dedi.

 HDP’nin ‘Bütün meseleleri Meclis’te çözülmesi’ hedefine vurgu yapan Paylan’ın T24’e değerlendirmeleri şöyle:

“Parlamento kesinlikle işlemiyor, iktidarı, sarayı denetleyemiyor” 

Türkiye, büyük bir sıkışmışlık yaşıyor ve iktidarı denetleyebilecek hiçbir kurum işlemiyor. Ben bir parlamenter olarak söyleyebilirim parlamento kesinlikle işlemiyor, iktidarı, sarayı denetleyemiyor.  Diğer güç yargı ise, iktidarın bir sopasına dönüşmüş durumda. O da iktidarı denetleyemiyor.  Üçüncü güç basınsa büyük oranda etkisizleştirildi sizin gibi meslek onurunu taşıyan kişileri ve kurumları tenzih ederim ama büyük oranda etkisizleştirildi ve sarayın vesayeti altına sokuldu.

“Orada totaliter rejim vardır”

Bu üç güç de Sarayı ve iktidarı denetleyemiyorsa orada totaliter bir rejim vardır ve  bu vesayeti kıracak  yani denetleyebilecek aygıtlar devre dışıdır. Biz bunu ifşa etmek istedik. Muhalefetin üzerindeki baskıları. Basın üzerindeki baskıları ve yargı üzerindeki baskıları ve bu kurumların işlememesi noktasında sokakta bir nöbet  ‘Vicdan ve Adalet‘ nöbeti başlattık.

 Çünkü bu üç kurum da işlemiyorsa iktidarın insafına kalmış durumdasınızdır ve iktidar pek çok hata yapıyor ve suç işliyor biz bunu ifşa etmek istedik. Tam da aslında amaçladığımız şeye ulaştık.

“Diyarbakır’da kamusal alanda parkta 10 milletvekili oturmak istedik”  

 Biz kamusal alanda bir parkta 10 milletvekili oturmak istedik ama bize dayatılan ablukaydı. O polisin yüksek bariyerleriyle karşılaştık ve yukarıda dronlar bizi izliyordu, etrafımızda kameralar vardı, 10 milletvekili iken yaklaşık 10 bin güvenlik görevlisi bizi ablukaya aldı, TOMA akreplerle biz ablukaya alındık  tam bir  tecrit vardı ve Türkiye’de yaşadığımız da bu aslında.

“Herkes sussun ve korksun isteniyor”  

 İstenilen şu, ‘Herkes sussun ve korksun, korku bulaşsın’. Son zamanlarda dikkat ederseniz, insanları ibreti alem için tutukladıkça herkes bir otokontrol haline girdi.  ‘Aman ben bu tiviti atarsam tutuklanırım”, ‘aman kızım bunu söyleme’ ‘aman oğlum oraya gitme” gibi telkinleriyle birbirimizi telkin eder hale geldi. Oysa biz itiraz eden bir toplumuz aynı zamanda böyle baskıcı durumlarda. Ama, son zamanlarda bu korkunun bulaşıcılığı halinde herkes birbirine bir şey yapmaması, sessiz kalmasını telkin eder oldu. Bu iklimi de ifşa etmiş olduk. Sokaklarda bir nöbetle ezber bozmuş oldu. Bu nöbet iktidarı hem ifşa etmek, iktidarın uygulamaların Türkiye insanına ve dünyaya ifşa etmek için başarılı olduğunu düşünüyorum.

“Sokakta bir insan nasıl konuşamıyorsa aynısı milletvekillerine uygulanmaya çalışıldı”

Bu zamanını ruhunu yansıtan bir iç tüzük değişikliği oldu. Türkiye’de sokakta bir insan nasıl konuşamıyorsa, konuşturulmuyorsa, ifadeleri kısıtlanıyorsa, Meclis’te de milletvekillerine aynısı uygulanmaya çalışıldı. Oysa bu Anayasaya aykırı, milletvekilleri bütün ifadelerinden dolayı dokunulmazlık hakkına sahiptir.

HDP olarak veya Meclis’te başka milletvekilleri var, AKP, CHP, MHP Grubunda da devletin gadrine geçmiş uğramış pek çok kesim var. Onlara da belli sözcükler yasaklanmıştı.  Belli ifadeleri kullanmalarıyla terörist olarak yaftalanmışlardı. Sonra zaman geçti devran döndü, şimdi başkaları o gücü kullanıyor ve diğerleri üzerinde o sözcükleri kullanamazsın diyor.

“AKP eliyle devlet fabrika ayarlarına döndürülüyor”

Mesela, Ermeni meselesi her dönemin tabusuydu, Kürt meselesi büyük oranda her dönemin tabusuydu ve tekrar devlet fabrika ayarlarına geri dönmüş oldu. Bu AKP eliyle devlet fabrika ayarlarına geri döndürülüyor. 

Eğer siz Meclis’i susturursanız, Meclis’te insanlar uğradıkları hak kayıplarına karşı kendirini ifade edemezlerse, bize oy veren kesimler çözümün Meclis’te olmadığı duygusunu büyütürler. 20 milyon Kürt var, milyonlarca Alevi var ve azınlıklık ile sosyolojik kesimler var bütün bunlar Meclis’te çözüm yok duygusunu büyütürler.

“Demokratik bir dönüşüm, demokratik bir çözümün olması için Meclis’teyiz”

Bizim HDP olarak hedeflediğimiz şey bütün meselelerimizi Meclis’te çözmektir. Ama siz, Meclis’i susturursanız çözüm maalesef başka dinamiklerde aranır, bu da sokaktır, başka direniş alanlarıdır, bunların olmamasına demokratik bir dönüşüm, demokratik bir çözümün olması için Meclis'teyiz ve bunda ısrarcı olacağız.

“Pek çok bedeli  göze alarak mücadeleye girmiş insanlarız”

Onların her türlü müeyyide yaptırımlarına rağmen ısrarla onları dillendirmeye devam edeceğiz. Para cezası, gerçekten bir hakaret bizim hayattaki varlık sebebimiz, pek çok bedeli göze alarak mücadeleye girmiş insanlarız ve bütün bu sözcükleri bedel ödeyerek bugünlere getirdik. Bundan da imtina etmeyeceğiz.