Kültür-Sanat

Fotoğraflarla Fahrelnissa Zeid: 20. yüzyılda 4 farklı kentte renkli izler bırakan bir hayat

Tate Modern'deki sergi, Zeid'in son yıllarda Avrupa'da görülen ilk solo sergisi

25 Ağustos 2017 15:23

Türkiye modern sanatının ve soyut resmin öncülerinden Fahrelnissa Zeid'in farklı mekan ve zamanlarda geçen yaratım yolculuğu, bu günlerde Londra'da sergileniyor.

İngiltere'nin başkenti Londra'da yer alan en büyük modern ve çağdaş sanat müzelerinden Tate Modern'deki sergide, Zeid'in ilk dönem eserlerinden dışavurumcu resimlerine, soyut resme geçişini yansıtan büyük tuvallerden son dönem portrelerine kadar kariyerinin mihenk taşlarını bulmak mümkün.

Sanatçı bir aile

1901 İstanbul doğumlu olan Zeid, Osmanlı döneminin önde gelen ailelerinden biri olan ve sanata büyük önem veren Şakir Paşa ailesinden geliyor.

Sadrazam Cevat Paşa'nın yeğeni olan Zeid'in bir kardeşi Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı, diğer kardeşi ise ressam Aliye Berger.

Zeid'in yazar İzzet Melih Devrim ile evliliğinden olan oğlu Nejad Devrim, Türkiye'nin en önemli ressamlarından biri; kızı Şirin Devrim ise Şehir Tiyatroları'nda oyun sahneleyen ilk kadın tiyatrocu.

Zeid ayrıca seramik sanatçısı Füreya Koral'ın da teyzesi.

İstanbul ve Paris'te sanat eğitimi alan Zeid, 1934 yılında Irak'ın Ankara temsilcisi Emir Zeid ile evlendikten sonra bir prenses olarak Avrupa'nın farklı şehirlerini dolaşıyor.

1991 yılında Ürdün'ün başkenti Amman'da hayatını kaybeden Zeid, yaşadığı dönemin dünya çapındaki en önemli kadın ressamlarından biri.

Eserlere yansıyan bir hayat

Bizans, İslam ve İran sanatının motiflerini Avrupa'nın soyut resim geleneğiyle harmanlayan Zeid'in vitray sanatının inceliklerini taşıyan eserleri ve 5 metre genişliğe varan resimlerini Tate Modern'de görmek mümkün.

Sergiyi beraber gezdiğimiz bağımsız küratör ve Clearview sanat girişiminin kurucusu Canan Batur, Tate Modern'deki serginin Zeid'in son yıllarda Avrupa'da görülen ilk solo sergisi olması sebebiyle önem taşıdığını vurguluyor:

"Bu sergi hem Zeid'in tekrar aklımıza kazınmasını sağlıyor hem de Türk sanatının Batı ile özdeşleşip ne kadar daha yaratıcı ve ne kadar öngörülü olabileceğini gösteriyor."

Batur, Zeid'in 'trajik hayatının' eserlerine yansıdığını anlatıyor:

"Zeid'in kariyerine baktığımızda 1915'te büyükannesinin portresiyle ilk eserini ürettiğini görüyoruz. 1940'lara kadar aslında Zeid tamamen kendini deniyor ve şekillendiriyor.

Zeid'in sahip olduğu kalın siyah çizgileri ve canlı renkleri eserlerinde çok erken zamanlarda görmeye başlıyoruz. Zeid'in ilk başlarda soyutlaşmayla sorun yaşamasına rağmen 1946'da Londra'ya taşındıktan sonra bununla barıştığını görüyoruz.

Ondan sonraki dönemde de Zeid'in kişisel hayatında yaşadığı problemlerinin sanat hayatını şekilllendirdiğini görmek mümkün. 1958'de eşinin ailesinin darbede öldürülmesi ve böylece Zeid'in hayatının değişmesinin izlerini eserlerinde görebiliyoruz."

Zeid, Ürdün'de geçirdiği son yıllarında ise evini bir okula dönüştürerek çok sayıda öğrenci yetiştiriyor; Zeid'in mirasının günümüzde halen devam etmesinin önemli sebeplerinden biri de bu.

'Küresel sanat dünyasındaki yerini perçinler'

Londra'daki sergiye paralel olarak İstanbul Modern Sanat Müzesi de 30 Mayıs-30 Temmuz tarihleri arasında bir Zeid seçkisi sergiledi.

Tate Modern'deki sergide de İstanbul Modern koleksiyonundan gelen çok sayıda eser yer alıyor.

Özellikle Londra'daki sergide de yer alan ve Zeid'in en çarpıcı eserlerinden biri olan 'Cehennemim' İstanbul Modern koleksiyonundan.

İstanbul Modern Genel Direktörü Levent Çalıkoğlu, Londra'daki sergiyle ilgili olarak "Tate Modern'de gerçekleştirilen retrospektif Zeid'in küresel sanat dünyasındaki yerini daha da perçinleyerek, uluslararası alanda daha çok tanınmasını sağlayacaktır" yorumunda bulunuyor.

Tate Modern'deki serginin katalogunda yer alan giriş yazısında ise ilginç bir anekdot yer alıyor.

Zeid'in 1980'li yıllarda portresini yapmak için bir iş adamıyla iletişime geçtiği anlatılıyor.

Zeid'in gönderilen fotoğraf üzerinden resmini çizdiği kişi, bugün ABD devlet başkanı olan Donald Trump.

O yıllarda Ürdün'de yaşayan 80 yaşlarında bir kadın ressamın, bugünün Amerikan başkanının resmini çizmiş olması tarihe ilginç bir anı olarak düşüyor.