REKLAMI GİZLE

Fehmi Koru: Cinsel istismar önergesine imza atan milletvekillerine yazık oldu

"Ters yüz olmak kaderi bu konuların…"

- A +

Fehmi Koru*

Bugün birbirinden farklı iki konum var.

Önce bizdeki bu akşam yeniden gündeme gelmesi beklenen malum yasa tasarısı…

Hep unutuyoruz ve sürekli hatırlatılmamız gerekiyor.

Şimdilerde ‘tecavüzcüye af’ veya ‘çocuk gelinler’ gibi adlarla anılan ve bugün yeniden TBMM’de görüşülmesi beklenen tasarıyla ilgili tartışmaların bir benzerini 2004 yılında yaşamıştık.

Yine AK Parti hükümeti vardı iktidarda, o dönemin konusu ‘zina yasası’ adını taşıyordu.

Hatırladınız.

Ters yüz olmak kaderi bu konuların…

Orada da, ‘başbakan istediği için’, parti yetkilileri ve konunun sahibi olan bakan Meclis-içi ve dışı muhalefetin şiddetle karşı çıktığı tasarıyı sahipleniyor, sahiplenmek ne demek, ölümüne savunuyordu.

Anamuhalefet partisi CHP’nin lideri Deniz Baykal, “Yasa çıkarsa bunu ihanet sayarım” diyor, başta kadın dernekleri olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşu protesto için sokaklara taşıyordu.

“Bu düzenlemenin aynısı bütün Avrupa ülkelerinde var” gerekçesi eşliğinde Avrupa Birliği (AB) konulu bir görüşme için Brüksel’e gidildi…

Ve.. hiçbir AB ülkesinde öyle bir yasa bulunmadığı heyetin yüzüne ifade edildiği için.. ters yüz olup dönüldü.

Ülkemiz AB üyesi aşkıyla yanıyordu o zamanlar; nitekim bir yıl sonra, tam üye olmamızın önündeki engeller birer birer kaldırıldı ve müzakere süreci başladı.

“Henüz yeni iktidar oldular, acemiliğe gelmiştir” diye düşünülmüştü o zaman…

Bu defa öyle bir teselli de yok.

AK Parti iktidarda 15. yılına girdi ve yine muhalefet ile sokakları hareketlendiren bir yasal düzenleme için bastırdı da bastırdı.

“Cumhurbaşkanı istiyor” deniliyordu kulislerde…

Önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızının başkanı olduğu kadın derneği tasarıyla arasına mesafe koydu; dün gece de bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan…

Tasarı Meclis’te bugün görüşülse bile, artık o aynı tasarı olmayacak; AK Parti’nin itirazlarını sessiz fakat etkili yapmaya kendilerini alıştırmış kadın milletvekilleri, yeni biçimiyle bile, maddenin yasalaşmasına muhtemelen izin vermeyecek…

Son dakikada önlerine getirilen ve içinde ne olduğunu bilmeden imza attıkları önergenin ağırlığı altında ezilecek olanlar var.

Üzerlerine gidilince “Bizim de çocuklarımız var” diye savunmaya geçen milletvekilleri…

2004’te geri çekilen tasarının altında imzası olanların hiçbiri bir sonraki Meclis’te olamamıştı.

Muhtemelen bu tasarının gönülsüz oldukları belli sahiplerinin başına da aynı âkıbet gelecektir.

Ne demek istiyorum?

Şunu: Yasama faaliyeti ciddi bir iştir. Milletvekili sıfatını taşıyan kişi, onbinlerce insanın oyuyla seçilmiştir; o insanlar kendisini başkente gönderirken verdikleri vekâlete sadık kalınmasını vekillerinden bekler.

Yanlış işlere âlet olmamalarını da.

İmzasıyla Genel Kurul’a sunulan ve hatta Meclis’ten geçmesi için parmak kaldırdığı her yasanın, her tasarrufun sorumluluğu omuzlarındadır milletvekillerinin…

Ankara’dayım ve her köşesinde siyasi dedikodu yapılan başkentin çenesi düşük halkı, günlerden beri, “Bu yasa kimin için çıkarılıyor?” merakındadır.

Kimse ‘3 bin aile için çıkarılıyor’ gerekçesine inanmıyor.

Yazık oldu o milletvekillerine.

Son dakika (saat 10.00) haberi: Tasarı Komisyon’a geri çekildi: Başbakan Binali Yıldırım, cinsel istismar düzenlemesi için “Toplumdaki mutabakatın tam anlamıyla sağlanması, Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine, milletvekillerinin konuyu daha detaylı olarak incelemesi için meclisteki bu tasarıyı komisyona alıyoruz” dedi.

Parayla yumuşayabilen sert bir adam

Adam meslek hayatı boyunca hep ‘sert asker’ olarak anılmış…

Basamakları tırmanır ve göğsündeki şeritler renklenirken kendini ‘istihbarat’ alanına atmayı ve o sayede genç yaşta askeri istihbaratın tepe noktasına kadar gelmeyi başarabilmiş…

Orada kalamamış ama.

Kendisi “Ben ayrıldım” dese de..

Rivayete göre ‘becerisi’ yetersiz bulunduğu için..

Tepe noktadan erken inmiş biri o..

İntikamını almaya kararlı biri ama…

Önce ‘The Field of War: How We Can Win the Global War Against Radical Islam and Its Allies’ (Kavga Alanı: Radikal İslâm ve Müttefiklerine Karşı Küresel Savaşı Nasıl Kazanabiliriz) adını taşıyan bir kitap yazmış…

Altında Michael Ledeen’in de ismi olan bir kitap bu…

Ledeen’i şahsen tanıdım

Nedense kitaptan söz edenler yazarın ortağı Ledeen’i hiç anmıyorlar…

Bir keresinde, Washington’u ziyaret eden Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın şeref konuğu olarak katıldığı yemekli bir davette yan yana düşmüştük de, o zamanlar ateşli fikirleri Ankara’ya kadar ulaşan Ledeen’i dünya gözüyle görebilmiş ve tanışabilmiştim.

Sonraları fikirlerini eyleme dönüştürecek bir yönetimle yolu kesişti Ledeen’in: Cheney–Rumsfeld–Wolfowitz üçlüsünün Dartanyan’ı oldu.

Daha önce ‘İran-Kontra’ macerasında da görev almış bu doktoralı maceraperesti bağrına bastı bu üçlü…

Ortadoğu’nun bugünkü ‘kan, ateş ve gözyaşı’ manzarasında en büyük fikri paylardan birinin sahibidir Ledeen…

İkinci derecede yazarı göründüğü kitabın ismine benzer kendisinin de bir kitabı vardır: ‘The War Against the Terror Masters: Why It Happened. Where We Are Now. How We’ll Win’.

Derdim Michael Ledeen olsaydı, iki kitabı elden geçirip benzerliklerini sergilerdim; ama derdim o sert görünümlü asker ve onun ‘yumuşak’ bulduğu politikalardan koptuktan sonra kendisini attığı liman…

Michael Flynn adamın adı…

Flynn artık yeni seçilen ABD Başkanı Donald Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı…

“Parayla saadet olur” diyenlerden…

İntikam için içi yanan sert askerin foyası çabuk ortaya çıktı.

Önce, seçimden bir gün sonra The Hill gazetesinde “Müttefikimiz Türkiye’ye destek verelim”ana temasını işleyen ve içerisinde “Gülen için ılımlı deniyor, ama o bir radikal İslâmcı ve Türkiye’ye iade edilmeli” tespit ve önerisi bulunduğundan Türkiye’de ilgi çeken makalesini..

Para karşılığı yazmış olduğu iddiası çıktı ortaya…

Bir Türk’ün firması adına ülkemizin lobisini yapma karşılığı şirketine para yatırılmış…

Şimdi de, ‘sert asker’in Cleveland’taki şahin bir kuruluşta 15 Temmuz gecesi yaptığı konuşmanın ses kaydı ve tapeleri elimizde.

O gece Ankara’da ölüm-kalım mücadelesi verilirken, politikacılar eliyle “İslâmi bir devlete doğru dönüşen Türkiye’de” ordunun yönetime el koyduğu haberini alkışlatan bir Flynn…

Cleveland’ta 15 Temmuz’da alkışlarla karşılanan konuşması ile Türkiye’de 8 Kasım sonrasında alkışlarla karşılanan makalesi arasında tek bir unsur farkı var: Para…

“Türkiye’yi İslâmi bir devlete doğru dönüştürdüğünü” iddia ettiği yönetimi aradan birkaç ay geçince övebilen ‘sert’ bir asker o…

Adaşı Ledeen’e ve Ledeen’in Neo-Çılgın arkadaşlarına lâyık bir eski subay – yeni politikacı…

Trump’tan sonra başkan olmayı bile düşünebilir.


* Bu yazı FehmiKoru.comdan alınmıştır