Politika

Ertuğrul Özkök: Suratına tükürür gibi konuştum; bak aslanım, bir gün belki sen de kaçar gidersin...

Hakkında 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret' soruşturması açılan Ertuğrul Özkök, izne ayrılmıştı

30 Eylül 2015 16:35

Bodrum'da yaşanan mülteci faciası sonrası infial yaratan sahile vuran çocuk cesedi fotoğrafıyla ilgili yazdığı “Utan ey büyük adam” başlıklı köşe yazısı nedeniyle 'Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a hakaret' suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılmasının ardından izne ayrılan Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, bugün izin sonrası ilk yazısını kaleme aldı.

"Kitap çalışması için, gazetecilik hayatımın en uzun tatilini yaptım" diyen Özkök, Hürriyet'e saldırının baş aktörlerinden olan AKP Gençlik Kolları Başkanı Abdurrahim Boynukalın'a gönderme yaparak, Hani elinde taşla-sopayla kapımıza dayanan o adamın söylediği laf vardı ya... 'Defolup gideceksiniz bu ülkeden' narası... Baktım o babalanmalara, VIP salonundaki o heyheylenmelere. "Hadi len" dedim. 'Neyini de alacaksan al git' Suratına tükürür gibi konuştum" ifadesini kullandı. Özkök, hakkında yakalama kararı çıkmasından bir gün önce yurt dışına gittiği ortaya çıkan eski savcı Zekeriya Öz'e de ismini anmadan gönderme yaparak, "Bak daha dün aynı yollarda birlikte yürüdüğün savcılar falan vardı ya. Hani o bu dünyaları ben yarattım diyen zevat. Hepsi kaçıp gitti. Bak aslanım, bir gün belki sen de kaçar gidersin, ama biz hep buradayız" dedi. 

Özkök'ün Hürriyet'te "Siz kaçarsınız, biz 'defolmayız'" başlığıyla yayımlanan (30 Eylül 2015) yazısından bazı bölümler şöyle

Kitap çalışması için, gazetecilik hayatımın en uzun tatilini yaptım.

Çok okudum...
Çok düşündüm...
Çok da seyrettim olup biteni...
Ve şunu bir kere daha çok iyi anladım.

* * *

-Türkiye sevdalısıysanız eğer...
-Bu ülkenin bir şehrinin Kahramanlar Mahallesi'nde, yoksul bir Evlad-ı Fatihan ailesinin göçmen çocuğu olarak doğmuşsanız...
-Bu ülke, sizi öz evladı kabul etmiş, bu Cumhuriyet size eğitimin bütün imkânlarını sağlamışsa eğer...

* * *

-Genç bir insanken, kanınız gerçekten deli bir delikanlıyken, ülkenin başbakanının karşısına dikilip fikrinizi söyleme hakkı ve cesaretini veren bir eğitim almışsanız...
-Solcu bir öğrenciyken, sağcı bir hükümete meydan okuyan, onu yerden yere vuran bir öğrenci derneğinin yönetim kurulu üyesi olarak burs verecek kadar adil ve hoşgörülü bir devletiniz olmuşsa, onun muhafazakâr iktidarlarını görmüşseniz...
-Kıyıları cennet gibiyse o ülkenin...
-Dağları, ovaları, şehirleri, mahalleleri size 68 yıl boyunca harika bir vatan olmuş, güzel bir çocukluk vermiş, başına buyruk güzel bir gençlik ikram etmişse eğer...

* * *

-Ve 3 hafta boyunca bir tevekkül diyeti yapmış, kendinizle epey baş başa kalmış, sadece kendinizi değil, başkalarını da, "ötekileri" de seyretmiş, kulak vermişseniz..
Daha da iyi anlarsınız ki... 
Gidecek başka hiçbir vatanınız yoktur...
Gücünüzü de, direnme azminizi de, mücadele kudretini de işte bu duygudan alırsınız.

* * *

Rahmetli babam daha adımı fısıldamadan şunları söylemiş kulağıma: 

"Burası bizim son vatanımızdır oğlum. Gidecek başka vatanımız yok...

* * *

İşte bu duyguyla baktım 3 hafta boyunca düne...
Hani elinde taşla-sopayla kapımıza dayanan o adamın söylediği laf vardı ya...
"Defolup gideceksiniz bu ülkeden" narası...
Baktım o babalanmalara, VIP salonundaki o heyheylenmelere...
"Hadi len" dedim... "Neyini de alacaksan al git..."
Suratına tükürür gibi konuştum...
"Bak daha dün aynı yollarda birlikte yürüdüğün savcılar falan vardı ya...
Hani o bu dünyaları ben yarattım diyen zevat...
Hepsi kaçıp gitti. 
Bak aslanım, bir gün belki sen de kaçar gidersin, ama biz hep buradayız..." 
Böyle dedim içimden...

Yenilen iftira başpehlivanı yine yalan minderinde

AYDIN Bey'in mektubuna karşı zavallı trol yazarkasalar etkisiz kalınca patron takımı da cepheye sürüldü.
Artık tek tek yetmedikleri için birlikte geliyorlar.
Yeni Şafak gazetesinin sahibi Albayrak biraderler de bundan tam 14 yıl önce attıkları palavrayı yeniden pişirdiler.
Neymiş, Aydın Doğan onlara da "Biz hükümetler getirir, hükümetler götürürüz" demiş...
Yahu Albayrak biraderler...
Canım kardeşlerim, ne çabuk unuttunuz...
Siz bu iftirayı 2001 yılında da atmıştınız.
Aydın Bey sizi mahkemeye vermiş, "Hadi ispat et" demişti...
Edememiş, rezil olmuştunuz.
Sadece rezil de olmamıştınız, para cezasına da çarptırılmıştınız.
Yenilen iftira pehlivanı iftira güreşine doymuyor mu yani...


Yazının tamamı için tıklayın