Gündem

'Erdoğan hangi sıfatla reform istiyor, o sultan ben Suriye Valisi miyim?'

Beşşar Esad:Sanki Erdoğan sultan, ben de onun valisi miyim? Türkiye bağımsız bir devlettir, biz de bağımsız bir devletiz

04 Ekim 2013 15:00

 

İç savaşın 3. yılına girdiği Suriye’de iktidarını koruma mücadelesi veren Cumhurbaşkanı Beşşar Esad, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ağır eleştirilerde bulundu.

Yurt gazetesinden Ömer Ödemiş’e verdiği özel mülakatta Esad, Suriye'ye geldiklerini ve bizlerin reformlar konusunda kendilerine vaatlerde bulunduğumuzu söyleyip durdular. Hangi sıfatla bunlar yapıldı. Sanki Erdoğan sultan, ben de onun valisi miyim? Türkiye bağımsız bir devlettir, biz de bağımsız bir devletiz” ifadelerini kullandı.

Ömer Ödemiş’in Beşşar Esad ile yaptığı röportaj şöyle:

 Türkiye'nin Suriye'ye ilişkin tutumunu nasıl değerlendirebiliriz? Suriye'ye ilişkin duruşları, davranışları ve politikalarını nasıl değerlendirebilirsiniz?

- Bu süreç içinde iki Türkiye’den söz edebiliriz. İlki ve daha önemli olanı, Türk halkıdır. Öyle ki bu halk; Erdoğan ve hükümetinin tüm yalanlarının üstesinden gelerek, Suriye'de olup biten gerçekliği anlamayı başardı. Batılı ve Türk medyasının Erdoğan’ın yalanlarını pazarlama ve yutturma çabalarına rağmen gerçekleri öğrenmeyi başaran Türk halkının tutum ve davranışı tamamen açıktır. Bu halkın; Suriye'ye yönelik savaşa ve Erdoğan hükümetinin Suriyelilerin kanına bulaşmasına karşı tutumu da hep onurlu olmuştur. Türkiye'nin bir yanı budur. İkinci ve daha az önem taşıyan yanı ise; Erdoğan ve Suriyelilerin kanlarına gırtlaklarına kadar bulaşan hükümet üyelerinden ibarettir. Erdoğan’ın temsil ettiği bu hükümet; on binlerce Suriyelinin kanından sorumludur. Suriye'de altyapının yıkılmasından sorumludur. Sadece Suriye'de değil, tüm bölgede istikrarın baltalanmasından sorumludur. Erdoğan ve arkadaşları Mısır, Libya, Tunus ve bölgenin bir çok ülkesine müdahale ettiler. Aynı zamanda devlet ve halk olarak Türkiye'yi halkın çıkarlarına karşı bir çok başlıkta politikalara ve savaşlara bulaştırdılar. Dolayısıyla bizler günümüzde Türkiye'yi tamamen birbirleriyle çelişen iki şekilde görmekteyiz. Halk bir yönde, Erdoğan ve hükümeti de başka bir yöndedir. Bunun bir diğer kanıtı ise Erdoğan’ın Suriye’deki teröristlere destek vermesi değil ayni zamanda Mısır ve öncesinde Irak’ın iç işlerine çok tehlikeli bir şekilde müdahale etmesidir.

 

‘El Kaide Türkiye’yi de hedef alabilir’

 

Sayın Cumhurbaşkanı; El Kaide ve Nusra Cephesi gibi terör grupları Türkiye sınırına yayıldı. Sayıları binleri bulan çok sayıdaki çeteler önümüzdeki süreç içinde Suriye'ye olduğu kadar Türkiye sınırlarına da bir tehlike teşkil edecek midir sizce?

- Bu radikal ideolojiler temelde ülkeleri ya da sınırları tanımazlar. Halkları da kabullenmezler. Yalnızca bu ideolojiye sahip olanları kabul ederler. Şayet bu ideolojiye sahip olan Asya’nın en doğusunda olsa bile onlara göre 'kardeş' sayılır. Ama bu bölgede bu ideolojiye sahip olmayan herhangi biri onlara göre öldürülmelidir. Onlar açısından Suriye ile Türkiye arasında fark yoktur. Bu ideolojiye sahip olanlara göre onlar bu bölgede yayılmalı ve radikal İslami devletlerini kurmak için bulundukları bölgeyi genişletmelidirler. Onlar ancak bu şekilde Allah'ın rızasını alacaklarını düşünürler. Ancak bir rastlantı olarak iki gün önce uluslararası medya ; Suriye'nin kuzeyinde bulunan kimi radikal terör gruplarının, kendi değimleriyle Türkiye'yi 'kafirlerden' kurtarmak için cihat başlattıklarına ilişkin haberler çıkmaya başladı. Dolayısıyla bu ideolojiye toplumu yakan bir alev olarak bakarsak bu alevin genişleyerek ateşe dönüşeceği kesindir. Yani Suriye'nin alevler içinde olduğu bir zamanda Türkiye'nin esenlik içinde ve rahat olarak kalması mümkün değildir. Bu imkansızdır. Nitekim sizler de Suriye'deki krizin yansımalarını hissetmeye başladınız. Benzer şey Irak, Lübnan, Ürdün ve tüm komşular için geçerlidir. Bu konuyu fazla düşünmeye gerek yoktur. Gerçek şu ki bu teröristlerin bir kısmı Suriye toprakları, bir kısmı da Türkiye sınırlarında mevcuttur. Suriye'nin kuzeyindeki çatışmalarında da onlara ateş desteği sağlanmaktadır. Türkiye sınırlarının farklı bölgelerinden girmek için manevralarda bulunup gerek ordu gerekse halka saldırıyorlar. Yakın gelecekte bu teröristlerin Türkiye'ye etkileri olacak ve Türkiye bunun bedeli ağır ödeyecektir. Terörü bir kart gibi cebinize koymanız mümkün değildir. Çünkü terör akrep gibidir, cebinize koyduğunda ilk fırsatta sizi ısıracaktır.

 

Erdoğan’ın derdi hep Müslüman Kardeşler oldu

 

Bir zamanlar Adalet ve Kalkınma Partisi ve çevresiyle oldukça iyi ilişkileriniz vardı. Hatta Erdoğan, size ‘kardeşim Esad’ olarak hitap ediyordu. Şu an ise gerek Erdoğan gerekse de Davutoğlu sürekli olarak: ‘her görüşmede ve her fırsatta Esad ile temaslarımızda; demokratik reformlar yapması gerektiğinden söz ediyorduk. Bir çok kez ona söyledik ama o yapmadı.' diyorlar. Tam olarak sizden neler istediler? Buluşmalarınızda neler oluyordu?

- Krizden önce Erdoğan hiçbir zaman reform yada demokrasi konularından söz etmedi. Hiçbir zaman da bu konularla ilgilenmedi. Onun tek bir hedefi vardı. Bu hedef de ona göre Suriye ve Türkiye halkları arasındaki ilişkilerden çok daha önemliydi. Erdoğan’ın tek amacı; Müslüman Kardeşler'in Suriye'ye dönmelerini sağlamak idi. Erdoğan’ın Suriye ile ilişkilerinde temel ve ana amacı tam olarak buydu, yani Suriye ile Müslüman Kardeşler'i barıştırmak, bazen de Müslüman Kardeşler'in bir kısmını Suriye'ye geri getirmek. Bunun dışında hiçbir şeyi gözü görmüyordu. Olaylar başladığında ise aynı konuyu kullanmaya çalıştı. Fakat bu defa gerekçe reformlar idi. Örnek olarak krizin başında cezaevlerinden serbest bırakılanlardan söz ettiğinde; onun asıl ilgilendiği Müslüman Kardeşler'den kaç kişinin serbest bırakıldığıydı. Diğerlerinin ise onun için hiçbir önem ve değeri yoktu. Erdoğan’ın aklı budur işte. Kapalı, dar, bağnaz ve dürüstlüğü tanımayan bir mantık. Dolayısıyla kendisi ve Davutoğlu’nun tüm söyledikleri tamamen yalanlardan ibarettir. Bu birincisi.

 

Ben Suriye Valisi miyim?

 

İkincisi ise; hep, Suriye'ye geldiklerini ve bizlerin reformlar konusunda kendilerine vaatlerde bulunduğumuzu söyleyip durdular. Hangi sıfatla bunlar yapıldı. Sanki Erdoğan sultan, ben de onun valisi miyim? Türkiye bağımsız bir devlettir, biz de bağımsız bir devletiz. Erdoğan, kriz başında bizlerin ne yapabileceğimizi sordu. Biz de vizyonumuzu ve geleceğe yönelik siyasi planlarımızı anlattık. Fakat hiçbir zaman demokrasiden söz etmedi ve bizler de hiçbir vaatte bulunmadık. Suriye'de yaşananlarla ilgili söyledikleri her şey yalan. Gerçeği budur işte. Aramızda olup biten her şey bundan ibaret.