REKLAMI GİZLE

Ece Temelkuran'ın Devir'i: Çok önemli bir roman bu

Ece Temelkuran, Can Yayınları’ndan çıkan yeni romanı Devir’de 12 Eylül dönemini farklı sınıflardan iki küçük çocuğun gözünden anlatıyor

- A +

Gülenay Börekçi*

Sadece geçip gitmiş bir devri değil, o devirden bugüne kalanları, devredilenleri anlamak için de çok önemli bir roman bu. “Geçmiş ölmedi hatta geçmedi bile” diyor ya Faulkner, Devir’de anlatılanlar için de geçerli bu. Geçmiş geçmedi, hâlâ burada!

“Muz Sesleri” ve “Düğümlere Üfleyen Kadınlar”ın ardından Ece Temekuran’ın üçüncü romanı Devir çıktı. Romanda, 12 Eylül dönemini farklı sınıflardan gelen iki küçük çocuğun; Ayşe ile Ali’nin gözünden okuyoruz. Hikaye 1980 Mayıs’ının son günlerinde Ankara’da başlıyor, darbenin ilan edilişinden birkaç gün sonra da bitiyor.

Ece’yle ağır grip geçirdiği günlerden birinde evinde buluştuk ve o dönemi, bugünü, travmalarımızı, cinselliği, devrimi, Kuğulu Park’ın en sessiz sakinleri olan kuğuların trajedisini, Bülent Ersoy’un bizim toplum için neyi simgelediğini ve başka şeyleri konuştuk… Hepsinin romanda önemli yerleri var; umarım okuyacaksınız.,

“Devir”, bir nevi 1980’lerin gündelik hayat ansiklopedisi gibi. Daha doğrusu bir ansiklopedinin romanlaşmış, hikayelenmiş, ete kemiğe bürünmüş hali. O döneme dair aklınıza gelebilecek her ayrıntı var. “Dallas” mesela… Emin olun, bugün televizyonlarda gösterilen hiçbir dizi “Dallas” kadar konuşulmuyor, tartışılmıyor ve hiçbir kötü adamdan JR kadar nefret edilmiyor.

Sonra şu meşhur “Hafta Sonu” gazetesi… Kimin kiminle beraber olduğunun, sahneye hangi kıyafetle çıkıp kimin desteğiyle yükseldiğinin, hangi sözlerin alkışlanıp hangi sözlerin yuhalandığının çetelesini tutan, böylelikle de gazino ilanlarındaki hiyerarşiyi belirleyen gazete.

Ve tabii kokular… Anneanne kokusu. Dantel sehpa örtüsü kokusu. Soba kokusu. Rakı kokusu. Sokak aralarındaki çatışmaların ardından insanın burnunun direğini sızlatan duman kokusu.

Yitip giden kelimeler… Televizyonda, radyoda işitmediklerimiz. Okul kitaplarına asla girmeyenler. Belki sadece büyüklerin evlerde fısıldayarak telafuz edebildiği unutturmak istedikleri, yasaklı kelimeler.

Okul kitapları demişken, Ece Temelkuran, bir ilkokul ders kitabı formunda kurmuş romanını. “Ailemizi Tanıyalım” diye başlıyor kitap ve “Erken Yatalım, Erken Kalkalım”, “Şehrimizdeki Müzeler ve Doğal Güzellikler”, “Ahlak Bilgisi”, “Yurttaşlık Bilgisi”, “Komşuluk İlişkileri”, “Türkiye Cumhuriyeti Demokrasiyle Yönetilir”, “Yurdumuz Düşmanlardan Nasıl Kurtuldu”, “Büyük Türk Milleti”, “Marşlarımız”, “Yaz Tatilinde Neler Yaptınız?” gibi bölümlerde devam ediyor.

Bitirirken benim için Ece Temelkuran’ın Devir’de anlattıklarının aradan geçen onlarca yıla rağmen tazeliğini koruduğunu söyleyeceğim. Sadece geçip gitmiş bir devri değil, o devirden bugüne kalanları, devredilenleri anlamak için de çok önemli bir roman bu. “Geçmiş ölmedi hatta geçmedi bile” diyor ya Faulkner, Devir’de anlatılanlar için de geçerli bu. Geçmiş geçmedi, hâlâ burada!

*Gülenay Börekçi'nin bu yazısı, egoistokur.com'dan  alınmıştır.