Gündem

Bahçeli: AKP korkmasın, pısmasın; milli varlığımızı korumak için ne gerekiyorsa yapılsın

"Meclis'in onayı olmadan Türkiye'yi savaşa sokmak şuursuzluktur"

16 Şubat 2016 12:31

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin Suriye'deki YPG mevzilerine yönelik askeri operasyonları sonrası gündeme gelen "Türkiye Suriye'de savaşa mı girecek" sorusuna ilişkin olarak, "Meclis'in onayı olmadan Türkiye'yi savaşa sokmak, kamuoyunu hazırlamak şuursuzluktur" dedi. "ABD, PYD'ye silah verdikçe, bu silahlar PKK ile Türkiye'de şahadete yol açmaktadır" diyen Bahçeli, "Artık 'Eyy Amerika' diyerek hiçbir sorun çözülmez. Türkiye milli varlığını korumak için ne gerekiyorsa yapmalıdır. AKP korkmasın, pısmasın, alttan almasın. Türk milleti, birliğini korumak için beraberdir" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye politikasına ilişkin olarak, "Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı'yken, her fırsatta konuştu, aklına ne geliyorsa söyledi. Stratejik derinlikte boğulduğunu hiç anlamadı" dedi. "Sınırlarımız Propaganda filmine benzeten yine Davutoğlu'ydu" diyen Bahçeli, "Sayın Davutoğlu'na Köyden İndim Şehire ve Sahte Kabadayı filmlerini izlemesini öneriyorum. Ya da Kibar Feyzo'daki Maho Ağa'yı incelemesini öneriyorum" diye konuştu.

MHP grup toplantısında konuşan Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şöyle:

"İç ve dış politikada üst üste kaybedilen mevziler ülkemizi zora sokmaktadır. Türkiye siyaseti sıkışma yaşamaktadır. AKP Türkiye'yi meçhule sürüklemektedir. Endişelerimiz bir hayli fazladır. Milli güvenliğimiz aşırı riskle karşı karşıyadır. Artık gizleyecek bir şey kalmamıştır.

İçinde bulunduğumuz şartlar ağırdır, hükümetimiz ise pasiftir. Yaşananlar geleceğimizi rehin altına almaktadır. AKP böylesi çaresizliğe göz göre göre düşmüştür. Ne ortadaoğudaki oyunu doğru okuyabilmiş, ne küresel güçlerin planlarını görebilmiştir. Davutoğlu atmış ama tutmamıştır, gaflet ve yanılgısının kurbanı olmuştur. Bu yanılgının Türkiye'ye yansıması son derece olumsuzdur. 

 

"Köyden İndim Şehire ve Sahte Kabadayı'yı izlemesini tavsiye ediyorum"

 

Davutoğlu bu fecaatin bir numaralı failidir. Geçmişte hem Davutoğlu hem Erdoğan öyle konuşmalar yapmıştır ki yüzleri varsa bugün kızaracaktır. "Ortadoğu'nun sahibi, öncüsü olacaktık. Suriye halkının sözcüsü olacaktık. Başkalarının gündemine dublör olma devri kapanmıştı. Yeni bir Ortadoğu doğuyordu, ülkemizin etrafından istikrar ve refah kuşağı oluşacaktı." Bu sözleri Davutoğlu söylüyor. Davutoğlu Dışişleri Bakanı'yken, her fırsatta konuştu, aklına ne geliyorsa söyledi. Stratejik derinlikte boğulduğunu hiç anlamadı. Sınırlarımıız Propaganda filmine benzeten yine Davutoğlu'ydu. Sayın Davutoğlu'na Köyden İndim Şehire ve Sahte Kabadayı filmlerini izlemesini öneriyorum. Ya da Kibar Feyzo'daki Maho Ağa'yı incelemesini öneriyorum.

Türkiye'nin dış politikasına yön veren kişinin sözleri ve önerilerine ibret alarak bakınız. Dışpolitikada ördüğü teorik çatının gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmadığını fark etmiş midir? AKP çuvallamış ve içpolitikada olduğu gibi dışpolitikada da şanzımanı dağıtmıştır. Biz sorun yumağı diyerek coğrafyamızı değiştiremeyiz, tarihimizi inkar edemeyiz. Biz doğudan batıya, kuzeyden güneye ilelebet payidar kalacak Türkiye Cumhuriyetiyiz. Neyle uğraşacaksak mevcut avantaj ve dezavantajlarımıza göre bunları başarmak zorundayız. Hamasi nutuklar bir şey kazandırmamaktadır. Türkiye'nin yanlış ellerde heba olduğunu görmek mecburiyetindeyiz. 

Yaklaşık 3 milyon mülteci Türkiye'dedir. Mülteci sayısının 100 bine ulaşmasını kırmızı alarm olarak gören Davutoğlu'nun 3 milyona yakın Suriyeli mülteci için ne diyeceği meçhuldür. Yeni bir mülteci kalabalığı sınırımızda birikmiştir. Geçtiğimiz hafta Münih'te düzenlenen toplantıda çatışmaların durdurulması kararlaştırılmışken, Rusya'nın sivil insanları katletmesi barbarlıktır. Mülteci sayısının artacağı, 600 bin yeni mülteci ile karşı karşıya kalabileceğimizi göstermektedir. Türkiye Suriye buhranının ceremesini çekmektedir. AB 3 milyar euroluk rüşvet ile Suriyeli mültecileri almamızı dayatmaktadır. AKP ise meseleyi makul bir yere indirmiştir. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Zirvesi'nde AB liderleriyle yaptığı mülteci pazarlığı medyaya sızmıştır. Ensar politikası diyenler AB tarafından vaadedilen parayı yetersiz bulmuştur. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Zirvesi'nde AB liderleriyle yaptığı mülteci pazarlığı medyaya sızmıştır. Ensar politikası diyenler AB tarafından vaadedilen parayı yetersiz bulmuştur. Alnımızda enayi yazmıyor diyen Erdoğan, BM'den gelen 455 milyon doları eleştirmektedir. Bir yönü ile Erdoğan haklıdır. BM üç maymunu oynamaktadır. Erdoğan ve AKP hükümeti ne kadar haklı olsada ikircikli ve çelişkilidir. Ya döviz, ya otobüs sözleri çok sorunludur. Sorun kaynağında kurutulmadıktan, Türkiye'nin mülteci sorununundan kaçması beklenemez. Küresel adalet ve insanlık değerleri ortak hareket etmeyi gerektirmektedir. Balıklara yem olan insanlar hepimiz için uyarıcı olmalıdır. 

AKP hükümeti kamplarda bulunan mültecilere elbette desteğini vermelidir. Ensarız diyenlerin tarihi sorumluluğu bu olacaktır. Ancak mülteci sorununu paraya endekslemek ülkemizin ve milletimizin saygınlığını hiçe saymak olacaktır. AB ve BM elini taşın altına koymaktan kaçındıkça yanan ateş insanlığın bacasını tutuşturacaktır.  Halep, Osmanlı'dan ayrıldığından beri üzerine güneş doğmamış, karanlıkta kalmıştır.

 

"Meclis'in onayı olmadan
Türkiye'yi savaşa sokmak şuursuzluktur"

 

Türkiye'nin Suudi Arabistan'la ortak faaliyete hazırlanması en çok konuşulan konulardan biri olmuştur. Suudi yönetiminin keşif çalışmasından sonra İncirlik'e 5 savaş uçağı göndermiştir. AKP'nin Dışişleri Bakanı, Suudi askerlerinin Türkiye'den geçmesinin temenni olduğunu söylemiştir. Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkelerle Türkiye kara operasyonuna girmeye hazırlanmaktadır. Bundan TBMM'nin haberi yoktur. Senaryonun kim tarafından yazıldığı belli olan savaşa katılmaya kim karar vermiştir? Türkiye muz cumhuriyeti midir? Meclis'in onayı olmadan Türkiye'yi savaşa sokmak, kamuoyunu hazırlamak şuursuzluktur.

 

"1 Mart tezkeresi kabul edilmiş olsaydı..."

 

Hükümet İncirlik'i önüne gelene açmakla neyi hedeflemektedir? Hükümet, TBMM'ye hemen bilgi vermelidir. Ülke güvenliği açısından zorunlu ve kaçınılmazsa her türlü askeri operasyon haktır. Vatan için, bayrak için, bağımsızlık için değil savaş, ölmesini de biliriz. Türkiye milletinin hiç kimseden korkusu yoktur fakat her askeri operasyonun hukuki temeli de olmak zorundadır. 1 Mart tezkeresi kabul edilmiş olsaydı, Irak'ın kuzeyinde toplanan PKK'ya karşı çok daha iyi bir mücadele verilebilecekti. 1 Mart tezkeresine yanlış bakış, fırsatları kaçırdı.

 

"PYD'nin ülkemizde konuk edilmesi bu terör örgütünün şımarmasına neden olmuştur"

 

Milli Savunma Bakanı, PYD'ye topçu atışlarının devam edeceğini açıkladı. Buna rağmen PYD, Azez koridorunda ilerlemeye devam etmektedir. Düne kadar PYD'nin ülkemizde konuk edilmesi bu terör örgütünün şımarmasına neden olmuştur. Altını çize çize söylüyorum ki, PKK eşittir PYD'dir. Katil her yerde katil, terörist her yerde teröristtir. Bu teröristler Türkiye'ye kafa tutmaktadır. Sözde terör kantonlarını birleştirme gayretindedirler. 

Bunlar at hırsızı, tren soyguncusu değil teröristlerdir. Türkiye üzerinde hesapları vardır. Biden kimdir ki, binlerce kilometre öteden emirler yağdırmaktadır. Fransızca ahlaksızca çağrı yapmaktadır.

 

"AKP korkmasın, pısmasın; milli varlığımızı korumak için ne gerekiyorsa yapılsın"

 

Erdoğan'ın Sur ve Cizre'de için sözleri talihsiz ve yürek yaralayıcıdır. Bu topraklar Türkündür ve gelecek yıllar da Türk kalacaktır. Aksini iddia edenlerse vatan hainidir. Bu gerçeği hiçbir küresel güç değiştiremeyecektir. 

ABD, PYD'ye silah verdikçe, bu silahlar PKK ile Türkiye'de şahadete yol açmaktadır. ABD karar vermelidir. ABD, Rusya ile hareket edip Kürdistan'ın kuruluşunda rol mü üstlenmektedir? Türk milleti böyle rezil niyetlere papuç bırakmaz. Bu kovboy numaralarına Türk milleti geçit vermez. Artık "Ey Amerika" diyerek hiçbir sorun çözülmez. Türkiye milli varlığını korumak için ne gerekiyorsa yapmalıdır. AKP korkmasın, pısmasın, alttan almasın. Türkiye birliği için beraberdir."