REKLAMI GİZLE

Çağla Akalın: Önceden allı pullu gömlekler, full makyajla ekrana çıkan insanlar, şimdi sokağa zor çıkıyor

Çağla, 25 yaşında bir trans kadın, LGBTİ aktivisti, şarkıcı, manken ve blog yazarı

- A +

Nişantaşı’nda manzaralı, lüks bir dairede yaşıyan ve antikaya meraklı olan Çağla Akalın, eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın "eşcinseller HDP’ye oy veriyor" çıkışının ardından “Hayır ben oyumu AK Parti’ye verdim” diyerek gündem yaratmıştı.

Nefrete İnat Yaşasın Hayat adlı yazı dizimizin bugünkü konuğu olan Çağla'yla politikadan LGBTİ aktivizmine, nefret suçlarından polis şiddetine, magazin dünyasından kadın-erkek ilişkilerine kadar pek çok konuyu konuştuk. 

Çağla Akalın, İstanbul’da yaşayan ‘Ebru' adındaki trans kadının hayatını konu alan ve ayrı iki hikayeyi barındıran “Köpek” adlı filmde, “Öyle bir geçer zaman ki” dizisinde “Hakan” rolüyle tanıdığımız Salih Bademci de film de oynuyor.

Esen Işık'ın yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu da Işık’a ait. Filmde Oğuzhan Sancar, Bekir Aslan, Beren Tuna, Barış Atay ve Cemal Toktaş gibi isimler de yer aldı.

Şimdilerde ise bir tiyatro oyunuyla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor Çağla. Travesti Günlüğü adlı oyunda, Zuzu karakterini canlandırıyor.

Zamanında pek çok şey yaşamış, acılar çekmiş 50 yaşlarında bir trans kadın olan Zuzu, küçük bir tuhafiye dükkânı açmış Tarlabaşı’nda; Travesti Zühal de o dükkânın çevresinde gelişen olayların anlatıldığı bir İstanbul hikâyesi. CHP belediyelerine bağlı özel tiyatrolarda oynanacak olan Travesti Zühal, +18 bir oyun.

Çağla Akalın nasıl doğdu?

Yüzümü Demet Akalın’a fiziğimi de Çağla Şikel’e benzettikleri için ben bu ismi aldım kendime. Bir gün oyuncu arkadaşım, Anıl Taş, bana bir fikir verdi. Bir blog açmamı önerdi. Ben blogumda kendi yaşadıklarımı yazmaya başladım. Zamanla blog bana yetmemeye başladı. Şarkıcı Onur Akay’ın kurduğu Onur Akay Media’da yazı yazmaya başladım. 

Bilal Özcan bir gün bana magazin muhabirliği teklif etti. Ben de kabul ettim. Bana bir köşe verdiler ve orada yazmaya başladım. Ünlü isimlerin kıyıda köşede kalmış dedikodularını yazıyordum. Mesela ekranlarda hetero erkek taklidi yapan bir şarkıcının gizli yaşadığı eşcinsel ilişkiyi yazdım. Mesela bir ünlü kadın şarkıcının da Bodrum’da yine ünlü bir gay şarkıcının elinden sevgilisini çalmasını yazdım. Ben bunları yazarken de isimsiz yazıyorum. Ekran önünde 4+4 lük ilişkimiz var diyenleri deşifre ediyorum isim vermeden. Okuyucular zaten kimden bahsettiğimi anlıyorlar.

Sosyal medyada ünlü isimlerle çektirdiğim fotoğrafları paylaşmaya başladım. "Ah bak bunun ünlü çevresi çok" demeye başladı insanlar. Kaliteli bulmaya başladılar beni. Bugün bir belediye başkanı açıklama yapsa beş kişinin aklında ya kalıyor ya da kalmıyor ama şarkıcı Ajdar bir açıklama yaptığında 100 bin kişinin aklında kalıyor. Çağla şarkıcılık yaparak hayatını kazanıyor.

'Genç trans kadınlar, hemen silikon meme taktırıp hormon tedavisine başlamasınlar'

Bir gününüz nasıl geçer?

Yazılacak yazılarımı gece yazarım çünkü gündüz kafam çalışmıyor. Gündüz alışverişe çıkarım, randevularıma giderim. Ama her gittiğim yere ayrı kıyafet giyerim çünkü insanlarla sosyalleşmeyi çok severim. Biz trans kadınlar için giyinmek, konuşmak, kişisel bakım ve gülüş çok önemli. Toplum kişilerin cinsel kimliğinin önünde bir kartvizit istiyor. Eğer senin bir kartvizitin olmazsa cinsel kimliğinden dolayı ötekileştiriliyorsun.

Genç trans kadınlara önerim, hemen silikon meme taktırıp hormon tedavisine başlamasınlar. İlk önce eğitim, sonra kariyer; ondan sonra zaten cinsel kimliklerini değiştirmek bir yıl gibi kısa bir sürede yapabilirler. Bunları yapmadığın takdirde sistem seni otomatik olarak zorunlu seks işçiliğine itiyor. Bu ülkede trans görünürlüğü yok. 

Peki, silikon memelerle ve kafada uzun saç ya da perukla da hem öğrenim görüp hem de kariyer yapılamaz mı?

Tabii ki kafamızdaki perukla da bize iş vermeleri gerekir. Ama şu anda toplum buna hazır değil. Bu sistem de değiştirilmiyor maalesef. Bunu değiştirecek bir güç, bir dernek ve bir topluluk da yok. Bunu yargılarken kendimizi de yargılamamız lazım. Çünkü eleştiriyoruz; sistem böyle, toplum böyle diyoruz ama trans kadınlar da toplumun değişmesi için pek fazla bir mücadele vermiyor. Her şeyi devletten beklememeliyiz. Toplumun kendi standartları var. Evet, toplum dört duvar arasında her şeyi yapan bir toplum, ensest ilişkinin en fazla yaşandığı bir ülke, hayvan ve çocuk tecavüzleri de var ülkemizde.

Toplum yapacağını yapıyor zaten ama seni yargılıyor mu yargılıyor. Biz de toplumu yargılıyoruz. Ben öğleden sonra saat 17.00'de mememi açsam, dekolte giysem, üstümde bir mini etek ve saçımda platin bir perukla dolaşsam mesela, -tabii ki dolaşabilmeliyim ama toplumun normlarına da uymamız lazım-. Toplumun bilincini değiştirecek, daha çok mücadele edecek bir LGBTİ derneği yok. 20 yıldır dernekler var bu ülkede ama 20 yıldır bu sorunlar da var. Demek ki dernek birtakım şeyleri değiştiremiyormuş. O yüzden ne dernekten ne devletten, insan kendisi bir şeyleri başarmak zorunda. Toplumu şu an değiştiremezsiniz. İnsanların yere tükürmesini engelleyebilir misiniz? İnsanların laf atmalarını, sataşmalarını da engelleyemezsiniz. 

Mankenlik yapıyorsunuz ve Türkiye’nin de ilk trans kraliçesi olduğunuzu iddia ediyorsunuz.

Evet trans güzellik yarışması ilk kimle duyuldu. İstanbul Frappee Bar’da yapılan güzellik yarışmasında ben ,Türkiye’nin ilk trans güzeli seçilmiştim. Ben ilk trans güzeli seçildiğimde verdiğim röportajda, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendim. Nefret cinayetleri yaşanıyor hâlâ bu ülkede dedim. Yasalar çıkartmalarını istedim. Ama hiçbir zaman tacımı alıp kasaba gitmedim. Dünya trans güzelleriyle, mankenleriyle gazetelerin magazin sayfalarında haberlerim yayımlandı.

'Tecavüzler Türkiye'de hep vardı'

Peki ilki geçtiğimiz yıl yapılan ve bu yıl da ikincisi yapılacak olan “Trans Güzellik Yarışması” var. Yarışmaya katılacak mısınız?

Hayır, ben güzellik yarışmalarına destek vermiyorum. Sadece Öykü Ay’ın düzenlediği Trans Defilesi’ne destek verdim çünkü bu bir sosyal sorumluluk projesidir. Defile sayesinde çok da anlamlı mesajlar verdik basın aracılığıyla. Öykü Ay bağımsız olduğu için kendisine destek veriyorum, hiçbir derneğe bağlı değil. Bağış yaptığınız zaman onun nereye gideceğini biliyorsunuz.  Başka hiçbir oluşumun projesine destek vermiyorum, çok fazla yıpratıldım çünkü. Yaptığım her şey herkese örnek oluyor ama diğer taraftan da kendi arkadaşlarım tarafından aşağılanıyorum.

Cinsel istismar, taciz ve tecavüz konularındaki görüşünüz nedir?

Bugün hayvanlarla da ilişkiye giren erkekler var bu ülkede. Tecavüzler hep vardı zaten ülkemizde. Aman duyulmasın diye mühür vurdu insanlar. Ama şimdi toplum bilinçlendi. Eskiden tecavüze uğrayan kadın, çocuk ya da erkek ayıplanırdı. Geçtiğimiz günlerde bir trans kadın arkadaşımız öldürülmek istendi. Öncesinde tecavüz ettiler ve 25 yerinden bıçakladılar. Bizler hemen kaldırıldığı hastaneye gittik.

Genelde gaylerle çalışan ünlü isimler var ama bir nefret cinayetinde ya da homofobik bir saldırı karşısında duyarsız kalıyorlar. Toplumdan korkuyorlar çünkü. Mesela Meis olayında Seda Sayan’a Twitter üzerinde destek verir misin dememle #translarirahatbirakin hashtag’iyle destek olmuştu. Nur Yerlitaş da aynı şekilde destek verdi. 

'Doğurganlığımız yok ama üretkenliğimiz var'

Genelde devlet ve sistem tarafından ötekileştirilir trans kadınlar. Polisin şiddetine maruz kalırlar. Sizin bu yönde hiç sorunlarınız oldu mu?

Benim devletle olan tek sıkıntım ekranların yasak olması trans görünürlüğüne ulaşacağım tek yer ekranlar ama yasaklar var. Pek çok eşcinsel sanatçının hetero kılığına bürünüp ekrana çıktıklarını görüyorum, birisi evlendim dedi yurtdışında. Önceden allı pullu gömlekler, full makyajla ekrana çıkan insanlar, şimdi sokağa zor çıkıyor. Medya da ikiye bölünmüş durumda iktidar ve muhalefet diye. Ondan isteyen istediğini götürüyor. Ben gidip bir madende de çalışabilirim ama bugün daha çok sanatsal işlere yöneliyoruz; ruhumuz ince, yaratıcılığı seviyoruz. Doğurganlığımız yok ama üretkenliğimiz var. Polisler kimseyle anlaşamıyor Türkiye’de, sadece trans kadınlar değil ki. Ben bugüne kadar hiç polis şiddeti yaşamadım.

Televizyon izlemeyi seviyorsunuz anladığım kadarıyla, neleri tercih ediyorsunuz peki?

CNNTürk’te yayımlanan Mesut Yar’ın programını severek izliyorum. TV 8’de de “Benim Stilim” adlı moda programını izlerdim ama artık izlemiyorum çünkü programda bir kurgu olduğunu hissettim. Sürekli kavga tartışma. Bir moda-tarz yarışmasında kıyafetler 30 saniyede tartışılıyor ama kavgalar 15 dakika sürüyor. Gerçi ona da katılmayı çok istiyorum. Bir trans kadın arkadaşım başvurmuş çeşitli gerekçelerle kabul edilmemiş. Bence cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimden dolayı. 

'Milliyetçi, muhafazakar ve laik bir trans kadınım'

Bülent Arınç’ın "marijinal" çıkışının ardından oyunuzu AK Parti’ye verdiğinizi belirttiniz. Politikayla ilgileniyor musunuz?

Eşcinsel politikası normal politikadan daha uç bir politika. Kimse kimseye yaptığını beğendiremez. Bazı trans kadınlar LGBTİ derneklerine sadece prezervatif almak için gidiyor. Evet, AK Parti’ye oy verdim. Zaten bunu da Radikal Blog’da da yazmıştım. Bülent Arınç’ın HDP’ye marijinaller oy veriyor demesi üzerine böyle bir açıklama yapmıştım. AK LGBTİ’yi de desteklemedeki sebep adının içinde LGBTİ geçmesi. Ben her partinin LGBTİ oluşumlarını desteklerim.

HDP’ye çok fazla bir sempatim yok çünkü partinin kökeni beni ilgilendiriyor. Selahattin Demirtaş’a da saygım var ama benim milliyetçi, muhafazakâr ve laik bir ruhum var.Toplum bizi genelde dinsiz olarak yorumluyor. Elhamdülillah Müslümanım. Kuran'a ve Allah'a inanıyorum. Birçok trans kadın da benim gibi inanıyor. Toplum bunu yaşatmıyor bizlere. İlahiyatçılar da buna karşı çıkıyor ama bir yandan da Cübbeli Ahmet Hoca ne diyor, “Travestiymiş, tinerciymiş, oymuş buymuş diye yargılamayın. Bir tövbe eder seni beni geçer” diyor. Bu da benim inancım.

Ben şimdi CHP’liyim dersem laik mi olacam. MHP’liyim dersem milliyetçi mi olacam. AK Parti’liyim dersem muhafazakâr mı olacam. Hayır hiçbiri. Ne Ak Parti’ye göre muhafazakârım ne CHP’ye göre laikim ne de MHP’ye göre milliyetçiyim. Her şeyden önce insan gibi yaşamaya önem veriyorum. İsterdim ki tüm bunların toplandığı bir parti olsun herkes ona yönelsin . Eğer böyle bir parti olsaydı gençlik kollarına üye olabilirdim.  

'Seks işçisi trans kadınlar bu toplumun bütün cinsel çöpünü öğüten kişilerdir'

Kadın-erkek ilişkileri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Kadınlar, "Ay akşam kocam işten gelecek, ne yemek yapsam, çocuk okuldan alınacak, nerede indirim var" gibi gündemlerle meşgul olurken; erkek dışarıda yapacağını yapıyor ve eve geliyor. Erkekler kendilerini aslan olarak görürler. Hiç erkek der mi ben çakalım, tilkiyim, kurdum; hepsi aslanım diyor. Aslan tek eşli mi, hayır değil. Doğada aslanın birden fazla eşi vardır. Erkek ben yapayım ama karım yapmasın mantığında. Eşitsizlik buradan başlıyor. Erkek zaten doğuştan ben erkeğim, ben yaparım diyor. Maalesef erkeklerin pek çoğu doyumsuzdur. Mesela erkekler karılarına veya partnerlerine yapamadıklarını trans kadınlara yaparlar. Seks işçisi trans kadınlar bu toplumun bütün cinsel çöpünü öğüten kişilerdir. Türkiye’de erkeklerin birçoğu biseksüeldir. Tabii ki bunları kabul etmiyorlar.

Özel hayatınız da birlikte olduğunuz özel biri var mı?

Ünlü şarkıcılar, futbolcular ve iş adamları sürekli bana mesaj yolluyor ya da beni arıyor tanışmak için. Birçoğu yakışıklı ama hepsinin ilişkisi var. O yüzden bana çok ters. Ünlü erkekler trans kadınlarla dört duvar arasında gizli aşk yaşıyor. Yakaladıkları popülerliği toplum nezdinde kaybetmekten korkuyorlar çünkü. O yüzden gizli yaşıyorlar. Birçoğu çok uç şeyler yaşıyor. Ben de çok ünlü bir erkek oyuncuyla aşk yaşamıştım. Şu an bir dizide oynuyor dizi bitti bitecek.

Birlikte olduğum birisi yok çünkü ben mükemmeliyetçiyim. Her şeyi göz önünde yaptığım için ilişkimi de göz önünde yaşamak isterim. Dört duvar arasında yaşanan ilişkiyi istemiyorum. Erkeklere karşı güvenim de azaldı. Mesela çok güzel popüler bir sevgilisi var adamın mesela 3 gün sonra bir bakıyorum bana mesaj atıyor. Hürriyet gazetesinde çok ünlü bir iş adamının çocuğunun sünnet düğününden kareler çıktı, aynı adam üç gün sonra beni aradı tanışalım diye.