Gündem

AYM'den tarihi karar: İnternet haberciliği 'sansür' anlamına gelen müdahalelerle engellenemez

"Basının temel işlevi olan gözetleyici görevi yerine getiren internet haberciliği basın özgürlüğü kapsamında sansür edilemez"

08 Aralık 2015 19:10

Anayasa Mahkemesi, internet haberciliğine "sansür" anlamına gelen müdahalelerle içerik engellemesi yapmanın anayasanın koruma altına aldığı ifade ve basın özgürlüğüne aykırı olduğuna hükmetti.

Yüksek mahkeme, "haber niteliği taşıyan içeriğin engellenmesinin ifade özgürlüğü ihlali olduğunun" altını çizdiği kararında, "internet haberciliğinin, basının temel işlevi olan gözetleyici' görevini yerine getirdiği sürece basın özgürlüğü kapsamında kabul edilebileceği" vurgusunu yaptı.

 

Şirketten içeriğin kaldırılması talebi

 

Anayasa Mahkemesi'nin kesin kararına dayanak olan içerik engelleme süreci, borsagundem.com haber sitesinde yayımlanan “Çemaş-Çevik ilişkisi” başlıklı haber ile başladı. Haberde adı geçen şirket ile yönetim kurulu başkanı mahkemeye başvurarak içeriğin kaldırılmasını talep etti.

Üsküdar 4. Sulh Ceza Hâkimliği, internet sitesinin savunmasını almadan içeriğin kaldırılmasına karar verdi. Borsagundem.com yönetimimin alınan içerik yasağı kararına yaptığı itiraz Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. İtirazın reddi üzerine borsagundem.com, içerik yasaklama kararıyla "basın özgürlüğü ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini" belirterek Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu.
Başvuruyu kabul eden Anayasa Mahkemesi, internet gazeteciliği açısından tarihi önem taşıyan bir karar aldı. Anayasa Mahkemesi'nin internet sitesinde, alınan karar şu ifadelerle açıklandı:
 

Anayasa Mahkemesi, demokratik toplum düzeninin gerekleri açısından konunun değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, derece mahkemelerinin gerekçeli kararının ifade ve basın özgürlüklerine yönelik müdahaleyi haklı kılacak “konuyla ilgili ve yeterli gerekçeler” içermesi ve sınırlama amacı ile aracı arasında makul bir dengenin bulunması bakımından, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yeterli olmadığı yönündeki şikâyetlerin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.

İnternet haberciliğinin, basının temel işlevi olan “gözetleyici” görevini yerine getirdiği sürece basın özgürlüğü kapsamında kabul edilebileceği değerlendirmesini yapan Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu haberin bu işlevi yerine getirdiğini, bu nedenle başvurucunun yayımladığı habere erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğunu vurgulamış, söz konusu yazıda Şirket hisselerinin fiyatlarındaki azalmaların şüpheli bulunduğunun ifade edilmesinin keyfî kişisel saldırı oluşturacak kaba hakaret olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.

 

"'Konuyla ilgili ve yeterli gerekçe' bulunmadığı sonucu"

 

İlk Derece Mahkemesi kararında, erişimin engellenmesi talebinde bulunan Şirket ve Yönetim Kurulu Başkanı’ndan hangisinin kişilik haklarına müdahalede bulunulduğu ve hangi iddia veya yorum nedeniyle içeriğin yayından çıkarılması kararının verildiği hususlarına açıklık getirilmediğini değerlendiren Anayasa Mahkemesi, müdahaleyi haklı kılacak “konuyla ilgili ve yeterli gerekçe” bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Öte yandan herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın kamuoyunu yakından ilgilendiren görüşlerin yayılması olanağının ortadan kaldırılmasının “sansür” anlamına geldiğini belirten Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu yazının toplumu yakından ilgilendiren ve kamu yararı bulunan ticari ifadeler içerdiğini vurgulamış ve yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı kanaatine varmıştır.

Sonuç olarak Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile Anayasa’nın 28. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.

 

Anayasanın 26. maddesinin birinci fıkrası şöyle:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir."

Anayasanın 28. maddesinin birinci fıkrası şöyle:

"Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz. (Mülga: 3/10/2001-4709/10 md.) Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır. Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır."

AYM'nin kararına buradan ulaşabilirsiniz.