Gündem

Aydın Engin: Düşünce özgürlüğümü kullanmaktan vaz mı geçsem acaba?

"Ürküyorum ve karar veremiyorum..."

31 Ocak 2016 13:43

Aydın Engin*

Biliyorum, 12 Eylül faşistlerinin yaptığı anayasada bile yeri var. 25. maddesinde aynen şöyle yazılmış: 
“Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz”. 
Çok açık değil mi? 
Ama yine de içimde bir ürperti, klavyede dolanan parmaklarımda alışık olmadığım bir tedirginlik var. 
Düşünce özgürlüğümü kullanmak istiyorum; bunun anayasal güvence altında olduğunu da biliyorum, ama yine de…
Ürküyorum ve karar veremiyorum…

*** 

Şu bizim Can Dündar’la Erdem Gül için “Bu casusluk faaliyetinin içine o gazete de girmiştir. Haberi yapan bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu” diye naralandıktan hemen sonra ve elbette Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerinden etkilendiği için değil, hukuka sımsıkı bağlı olduğu için bir savcı dava açmıştı da iki arkadaşımı Silivri hapishanesine tıkmışlardı ya… 
İşte tam da o konuda düşünce özgürlüğümü kullanmak istiyorum. 
Bir: Ben o MİT TIR’larında insani yardım malzemesi değil silah, havan topu mermisi, cephane, roketatar filan olduğuna inanıyorum. 
İki: Ben o MİT TIR’larındaki silah ve cephanenin Suriye’deki kökten dinci terör örgütlerine destek için yollandığına ve o örgütün IŞİD ya da El Nusra ya da bilmem ne olmasının önem taşıdığına inanıyorum.
Üç: Ben bu konuda hükümet, hele hele en tepedeki zat tarafından koparılan yaygaranın, suçüstü durumunu örtbas edebilmek için ortalığı velveleye vermek olduğuna inanıyorum. 
Dört: O TIR’ları durdurup “suç”u gün ışığına çıkaranların paralel yapı dedikleriCemaat’e bağlı polis, asker ve jandarmalar olup olmaması beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Hem de hiç. Ne yani mesela cinayeti bir yana bırakıp cinayeti hangi polisin aydınlattığı ile uğraşacak kadar avanak değiliz değil mi? 
Beş: MİT TIR’larında açığa çıkan gerçeğin, IŞİD’in Suriye’nin büyük bir bölümünü işgal ettiği dönemde ihtiyacı olan her türlü desteği Suriye sınırını kalbura, sınır boyu kent ve kasabalardaki hastaneleri IŞİD cellatlarının bakımevine, ambulansları yaralı getirip militan götürme servisine dönüştürme karar ve eylemleriyle aynı bütününparçası olduğuna inanıyorum. Bu bütün siyasal ve Sünni İslamın siyasal ve Sünni İslamcı çetelerle dayanışma bütünlüğüdür…

*** 

İşte bu konuda düşünce özgürlüğümü kullanmak ve düşüncelerimi açıklamak istiyorum. 
Ancaaaaaak. 
Bu ülkenin cumhurbaşkanı seçilmiş zat, bu ülkenin hükümetinin dizginlerini elinde tutan kişiler, bu ülkenin gizli servisinin başındaki yüksek  bürokrat, Can ve Erdem arkadaşlarımı hapse tıkan savcı, bu konuda tamamen farklı düşünüyorlar ve kendilerinden farklı düşünenlerin suç işlediğine inanıyorlar. 
İnanmakla kalmıyor, ellerinde tuttukları devlet gücünü kullanarak farklı düşünenleri hapse tıkıyorlar… 
Ay, yine ürküntü bastı beni!.. 
Düşünce özgürlüğümü kullanmaktan vaz mı geçsem acaba?


Bu yazı ilk Cumhuriyet'te yayımlanmıştır.