REKLAMI GİZLE

Ali Elverdi toprağa verildi

Ankara 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Emekli Tuğgeneral Ali Elverdi'nin cenazesi toprağa verildi.

- A +
T24 - Ankara 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Emekli Tuğgeneral Ali Elverdi'nin cenazesi toprağa verildi.

CENAZEDEN KARELER İÇİN TIKLAYINIZ
     
Elverdi için Kocatepe Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Elverdi'nin oğulları TOBB Genel Sekreter Yardımcı Vekili ve Hukuk Müşaviri İskender Elverdi ile Atilla Elverdi, yakınları, arkadaşları, Ankara Garnizonunda görevli bazı general, subay ve astsubaylar katıldı.
    
Kocatepe Camisi'ndeki öğle namazından sonra Elverdi'nin cenaze namazı kılındı. Elverdi'nin cenazesi bir süre askerlerin omzunda taşındı.
    
Törenin ardından, Elverdi'nin cenazesi Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi.

Ankara 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı emekli Tuğgeneral Ali Elverdi'nin oğlu, "babam verdiği karardan hiçbir zaman pişmanlık duymadı, bir karar verildi, değerlendirmesini tarih yapacaktır" dedi.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın avukatı Halit Çelenk de Elverdi'nin ölümü üzerine açıklamalar yaptı. Çelenk, " Ali Elverdi'nin ellerinde üç gencin kanı var. Ellerindeki kanla, hesap vermeden gitti. Yanılmıyorsam kendisini 'inançlı bir insan' olarak tanımlıyordu. Yani ahiret inancı vardı. Eğer öte tarafta hesap veriliyorsa, Elverdi'nin işi oldukça zor. Yaptıklarının hesabını nasıl verecek çok merak ediyorum" dedi.


Elverdi'nin oğlu: Hiç pişman olmadı

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını veren Ankara 1 No.lu Sıkıyönetim Mahkemesi'nin başkanı emekli Tuğgeneral Ali Elverdi'nin büyük oğlu İskender Elverdi, babasının verdiği karardan hiçbir zaman pişmanlık duymadığını belirterek, “Bir karar verildi. Değerlendirmesini tarih yapacaktır. Mutlaka üzülmüştür olanlara ama karar birçok hukuki boyuttan geçti” diye konuştu.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarına karar veren Elverdi, geçen cumartesi günü, nefes borusuna kaçan yemek nedeniyle boğularak ölmüştü.

Babasının verdiği kararı tarihin yargılanacağını belirten Elverdi, “Bir karar verildi.
Değerlendirmesini tarih yapacaktır. Bu kararı doğru bulanlar da yanlış bulanlar da olabilir. Ben de hukukçuyum ama olayın olduğu dönemde daha yeni mezun olmuştum. Hukuken o dosyayı değerlendirecek hukuki donanıma sahip değildim. Çoğu subay çocuğu gibi derslerimizi okuduk, sağ ya da sol bir öğrenci hareketinin içinde olmadık” dedi.

Elverdi, babasının verdiği karardan hiçbir zaman pişmanlık duymadığını da anlatarak şöyle devam etti: “Hiçbir zaman rövanşist duygular içerisinde olmadı. İnsan sevgisine sahipti. Onlar bizdendi, bunlar değil diye bir karar veremez. Çok az insan onun kadar bütün canlıları sever. Mutlaka üzülmüştür olanlara ama karar birçok hukuki boyuttan geçti. Yargıtay’dan, Meclis’ten. Pişmanlık duymadı. O zamanki hukuki düzenlemelere göre verilen bir karardı.”

İskender Elverdi, babasının ölümü hakkında şunları söyledi: “1982’de MS hastalığına yakalandı. Zaten o tarihten bu yana da inzivai bir hayat sürdü. Hızlı bir gelişimle ilerledi hastalığı.

Yürüyemiyor, elleri tutmuyor, konuşamıyordu. Son haftayı da yutkunma güçlüğüyle geçirdi. Zaten ölümünün nedeni de bu. Bakıcının anlattığına göre her şey normal giderken, yutkunma zorluğundan dolayı yaşamını yitirmiş. Çok yoğun tehdit almıyordu. Bizlere yansıyan, bizi hedef alan bir tehdit ise hiçbir zaman olmadı. Zaten üzerinden çok zaman geçti. Düşünün 1972’de mahkeme başkanlığı yaptı. 1974’te emekli oldu. Milletvekili seçildi. 1980 ihtilali ile milletvekilliği son buldu. Sonra da hastalığa yakalandı.”

Elverdi, babasının ölü olarak bilindiği ve hastalığı nedeniyle konuşmamasından kaynaklı olarak gündeme gelmediğini ifade etti.


'Ellerinde üç fidanın kanıyla gitti'
  
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını veren, dönemin Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Ali Elverdi'nin ölümünün ardından, 'Hesap vermedi. Yanılmıyorsam, ahiret inancı olan biriydi. Eğer öte tarafta hesap veriliyorsa, o hesabı nasıl verecek merak ediyorum' diyen Avukata Halit Çelenk, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını 'cinayet' diye niteledi.

68 Kuşağı'nın gençlik liderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararını veren dönemin Sıkıyönetim Mahkemesi'nin Başkanı emekli Tuğgeneral Ali Elverdi'nin, 86 yaşında, yediği yemeğin nefes borusuna kaçması nedeniyle boğularak ölümünün yankıları sürüyor. Gezmişler'i kurtarmak için son dakikaya kadar mücadele eden avukat Halit Çelenk, Elverdi'nin ölümüne ilişkin görüşlerini Akşam gazetesine anlattı.

Gezmiş, Aslan ve İnan'ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi'nde gerçekleştirilen infazlarına, yüreği burkularak tanıklık eden ve o anı 'İdam Gecesi Anıları' adlı kitapla ölümsüzleştiren Çelenk, Elverdi'nin ölümü üzerine 'bir insanın yemek yerken boğularak ölmesi dramatik bir son. Ancak bu kişi üç fidanı, gözünü kırpmadan idam sehbasına göndermiş ve yaşadığı sürece bu kararıyla övünmüş bir kişi ise, boğularak can vermesi dramatik gelmiyor' dedi ve ekledi; 'ölenin arkasından konuşulmaz ama, ben kendi adıma rahmetliyi iyi bilmezdim.'


Öbür tarafta işi zor

Çelenk, idamların hesabının sorulmamasını bir türlü yüreğine sindiremediğini belirterek şunları söyledi; 'Deniz ve arkadaşları, tek bir cana daha kıymamışlardı. Üçünün de yürekleri, insan ve memleket sevgisiyle doluyudu. Buna rağmen acımasızca darağacına gönderildiler. Bu kararın en önemli mimarı Ali Elverdi'nin ellerinde üç gencin kanı var. Ellerindeki kanla, hesap vermeden gitti. Bundan 38 yıl önce yaşananlara tanıklık eden bir kişi olarak, bu kanın hesabının adalet önünde sorulmamasını kabul edemiyorum. Yanılmıyorsam kendisini 'inançlı bir insan' olarak tanımlıyordu. Yani ahiret inancı vardı. Eğer öte tarafta hesap veriliyorsa, Elverdi'nin işi oldukça zor. Yaptıklarının hesabını nasıl verecek çok merak ediyorum.'


İnsanlık suçu işledi

Gezmişler'in yargılanmalarından infazlarına kadar bütün sürece tanıklık eden Halit Çelenk idamları 'cinayet' olarak niteliyor; 'Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararının bir tek adı vardır; o da cinayettir... Ali Elverdi o kararı verirken, hukuku, adaleti değil, sadece emirleri uyguladı. Denizler'in 'idam' edilmesi, tarihe bir utanç, insanlık suçu ve hukuk cinayeti olarak yazılmıştır.'


İnfazlar işkenceye dönüştü

Halİt Çelenk, bugün 89 yaşında. Sekiz yıldır kanser ve astım tedavisi görüyor. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın, 38 yıl önce Ankara Ulucanlar Cezaevi'nde darağacına gidişlerine avukat Mükerrem Erdoğan'la tanıklık etmişti.


Çelenk, üç yıl önce

Akşam gazetesine verdiği röpörtajda, 'İdam Gecesi Anıları' adlı kitabında dahi söz etmediği önemli bir ayrıntıyı paylaşmış ve Gezmiş'in idamının Aslan'a, Yusuf'un idamının ise İnan'a seyrettirildiğini açıklamıştı. Çelenk'in 2007'de Akşam gazetesinde yayınlanan söyleşisinin önemli bölümleri şöyle:


Yusuf Deniz'i izledi

Deniz odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz'in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz'i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf'u getirdiler. Yusuf, pencereden Deniz'in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin'i odaya getirdiler ve o da, Yusuf'un infazını saniye saniye gördü. Bunu kitabımda bile yazmadım, sadece Yusuf Aslan'ın, 'Duydum Deniz'in sesini' sözlerine yer verdim.


25 dakika can çekişti

Darağacında can vermenin ne kadar süreceğini düşündüm. Deniz'in infazını unutamıyorum. Deniz'in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 86 yıllık yaşamımdaki o çaresizliğimi anlatamam. Mükerrem'le birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve 'Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz, çift ilmik kullandığım için uzadı' dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, 'işkence'dir. 


Hayatımızın en zor anı

Yaşamımın en kötü zaman dilimini o dakikalarda geçirdim. Çaresizliğimi sizlere anlatamam. İdamların üzerinde yıllar geçmesine rağmen, o geceye dair her şeyi çok net hatırlıyorum. Denizler'in idamı sırasında gözümün önünden gitmeyen bir başka sahne ise, idam cezasını veren mahkemenin başkanı Ali Elverdi'nin, bir ağaca dayanarak infazları izlemesidir...


Bana 'Katil Elverdi' dediler

Geçen hafta cumartesi günü yemek yerken boğularak ölen emekli Tuğgeneral Ali Elverdi, 1977'de yazdığı 'Bu vatana kastedenler' adlı kitabında, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam cezasını savunmuştu; '...

Sehpaya çıktıkları zaman, kelime-i şahadet getirmek yerine, 'yaşasın Marksizim, Leninizm yüksek ideolojisi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın bağımsız Türkiye. Yaşasın Kürt ve Türk halkları' diye bağırdılar. İşte bu beyni yıkanmış militanlar, ölüm sehpasında dahi komünizm propagandası yapıyor ve arkasından gelecek olanlara cesaret vermek istiyorlar. Onları astığımız için, Türk Ceza Kanunları'nı millet adına muhakeme ederek tatbik ettiğim için bana, 'katil Elverdi' diyorlar. Bana, Meclis kürsüsünden 'bizim faşitler böyledir' diye laf atıyorlar. Ben de onlara 'Bütün komünistler sizin gibidir' diyorum...'