REKLAMI GİZLE

AKP, Kılıçdaroğlu'nun Man Adası iddialarından 1 gün sonra teşkilatlarını bilgilendirmiş: Yalan, iftira...

"Cumhurbaşkanımızın özel kalemi olduğu iddia edilen kişi de, bir iş adamıdır ve hiçbir zaman bu görevde bulunmamıştır"

- A +

AKP Tanıtım ve Medya Başkanlığı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin 28 Kasım 2017 tarihinde düzenlediği grup toplantısında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yakınlarının Man Adası’nda 1 sterline kurulan şirkete para transferlerine ilişkin açıklamalarından bir gün sonra 29 Kasım 2017 günü, bu konuyla ilgili hazırlanan 3 sayfalık metinle teşkilatlarını ve grubunu bilgilendirdiği öğrenildi. Medya Tanıtım Başkanlığı’nın, “ Kemal Kılıçdaroğlu ve İftiralarına Yönelik Çerçeve Metin” başlıklı bilgilendirmesinde, Kılıçdaroğlu’nun ileri sürdüğü iddialarının tamamı yalan, gösterilen belgeler de sahte olarak nitelendirildi. Metinde, “Hakkında iftira edilen kişilerin hiçbiri tarafından, iddia edilen ülkeye, iddia edilen şirkete asla para gönderilmemiştir” denildi.

CHP liderine yönelik ağır eleştirilerin yer aldığı metinde, “Ancak ne yazık ki, Türkiye’de, “mendil sallar” gibi sahte belge sallayarak, ülkemizin bekasına kasteden uluslararası çevrelerin içerideki operasyon aparatı gibi hareket eden bir ana muhalefet partisi genel başkanı ve arkadaşları söz konusudur. Bu güruh daha önce hem Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ailesine hem de partimizin çeşitli kademelerinde yer alan birçok kişiye iftiralar atmış, yalan belge ve beyanlarla saldırmış, iddialarını ispatlama lüzumu dahi görmemişlerdir.

En yavuz hırsıza bile taş çıkartan bu pişkin, arsız muhalefet anlayışı ülkemizin ve milletimizin gündemini haksız yere meşgul etmektedir.” Denildi.

 AKP  Tanıtım ve Medya  Başkanlığı’nın  29 Kasım 2017 tarihli bilgilendirme metni şöyle.

Kemal Kılıçdaroğlu ve İftiralarına Yönelik Çerçeve Metin Siyaset çok değerlidir. Zira siyaset, millet iradesinin ve demokrasinin hem tecelli ettiği hem de temsil edildiği kurumdur. Önemi buradan kaynaklanır. Siyaset nezakettir, ilke ve değer temelli yapılır. Ciddiyet, samimiyet ve sorumluluk ister.


Siyasette iktidarlar kadar muhalefet edenler de sorumluluk bilinci ve ciddiyetle hareket etmek durumundadırlar. ‘Muhalefet’ olmak düşmanlık etmek, iftira atmak, insanların haysiyetine ve onurlarına kastetmek değildir. Ancak ne yazık ki, Türkiye’de, “mendil sallar” gibi sahte belge sallayarak, ülkemizin bekasına kasteden uluslararası çevrelerin içerideki operasyon aparatı gibi hareket eden bir ana muhalefet partisi genel başkanı ve arkadaşları söz konusudur. Bu güruh daha önce hem Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ailesine hem de partimizin çeşitli kademelerinde yer alan birçok kişiye iftiralar atmış, yalan belge ve beyanlarla saldırmış, iddialarını ispatlama lüzumu dahi görmemişlerdir.

En yavuz hırsıza bile taş çıkartan bu pişkin, arsız muhalefet anlayışı ülkemizin ve milletimizin gündemini haksız yere meşgul etmektedir. Kaset operasyonu ile göreve gelmesinden bu yana, ülkemize dair her kritik meselede, gayrı milli bir tavır sergilemesi ve kendisine çizilen rolleri harfiyen uygulamasına rağmen diyet borcunu hala ödeyememiş olan bu zat ve avanesi, son olarak cumhurbaşkanımızı ve yakınlarını hedef alan çirkin bir iftiraya daha imza atmıştır.

28 Kasım 2017 Salı günü partisinin grup toplantısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın yakınlarının yurtdışındaki bir şirkete para gönderdiği iftirasında bulunmuş ve belge olduğunu iddia ettiği bazı kâğıtları da grup kürsüsünden göstermiştir. Kılıçdaroğlu tarafından ileri sürülen iddiaların tamamı yalan, gösterdiği kağıtların da tamamı sahtedir. Hakkında iftira edilen kişilerin hiçbiri tarafından, iddia edilen ülkeye, iddia edilen şirkete asla para gönderilmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın özel kalemi olduğu iddia edilen kişi de, bir iş adamıdır ve hiçbir zaman bu görevde bulunmamıştır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve ailesinin yurtdışında ne bir banka hesabı ne de parası bulunmaktadır. Normalde bu tarz ciddi iddia sahiplerinden “müddei iddiasını ispatla mükelleftir” kaidesinden hareketle, gösterdiği kağıtları derhal kamuoyu ve medyayla paylaşmasını, savcılığa vermesini ve suç duyurusunda bulunmasını beklersiniz.

Ancak ne yazık ki, bu arsız muhalefet anlayışı “belgelerimiz sahteyse ispatlayın” diyecek kadar trajikomik bir duruma düşmüş, ülke siyasetinin seviyesini hiç olmadığı kadar aşağılara çekmiştir.

Olan şudur: Kılıçdaroğlu ve CHP’si, başta FETÖ olmak üzere Türkiye ve Erdoğan karşıtı lobiler ile yaptığı söylem birliğini bir adım ileriye taşımış, eylem birliğine dönüştürmüştür.

Bilinmelidir ki; Gezi’de, 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da ne yapılmak istendiyse bugün de aynısı yapılmak istenmektedir. Dün, Gezi olaylarında Der Spiegel dergisinin Türkçe kapakla çıkması ile bugün New York Times’ın Türkçe paylaşım yapması aynı tezgâhın ürünüdür. Geçmişte Türkiye’deki hain planlarının provasını, televizyon dizileri üzerinden yapanlar, ülkemize kurulan ve bir parçası oldukları uluslararası kumpasın provasını da ABD’deki televizyon dizileri üzerinden gerçekleştirmektedir. Tüm bu gerçekler ortadayken, yaşananları bir adalet arayışı olarak görmek en basit tabirle siyasi ahmaklıktır.

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü ve ülkemizin lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan NATO skandalı, bölgemizde yaşanan gelişmeler, döviz kurları üzerinden çekilen ekonomik operasyonlar, Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının salladığı sahte belgeler ile hedeflenenler asla birbirinden bağımsız değildir. Unutulmamalıdır ki; Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, etrafımızda devlet olma vasfını kaybetmiş veya yönetilemez duruma düşmüş birçok ülkeye rağmen bir istikrar adası olarak dimdik ayaktadır. Ülkemiz feraset sahibi milletimiz ve onun liderimizle kurduğu güçlü bağ ile son 15 yılda üzerine oynanan tüm oyunların üstesinden gelmiş, krizlere karşı bağışıklı hale gelmiştir.


Okuyucu Yorumları