Gündem

Akit'ten: Ülkücülerin cesareti ve atak tavrı ile AK Parti tavrı birleşince sonuç alınıyor, bu ikisi birbirlerine çok lazım

Yeni Akit Gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven...

06 Kasım 2015 21:45

Yeni Akit Gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven, AKP’nin 1 Kasım seçimlerinde MHP'den ciddi oranda oy alarak tek başına iktidar olmasına göndermede bulunarak “Ülkücülerin cesareti ve atak tavrı ile AK Parti tavrı birleşince sonuç alınıyor, bu ikisi birbirlerine çok lazım” görüşünü öne sürdü. Arseven, Bugüne kadar “Ülkücüler”den destek alabildiğinde işi bitirdi AK Parti. Alamadığında sıkıntı oldu. Demek oluyor  ki... “Bu ikisi birbirlerine çok lâzım. Birinde icraat diğerinde cesaret” ifadelerini kullandı.

Serdar Arseven’in Yeni Akit gazetesinde “AK Partililer ve Ülkücüler!..” başlığıyla yayımlanan (6 Kasım 2015) yazısı şöyle:

“Birinde “icraat” öne çıkıyor, diğerinde ise “cesaret.”

Ak Partililer ve Ülkücüler...

Bakın ne çarpıcı bir misal:

Ak  Parti döneminin YÖK başkanlarından biri, üniversite yönetimlerine “Öğrenciler için başörtüsü serbesttir” muhtevalı  yazı göndermişti.

Ankara’daki Gazi Üniversitesi’nde, dönemin Baasçı- Kafatasçı yönetimi, bu emre rağmen başörtülü öğrencileri derslere almıyordu.

Bu suçtu ve durumun belgelendirilmesi gerekiyordu.

“AK Parti” ruhlu bir “NOTER” ayarladık, gelsin de uygulamayı zapta geçirsin diye.

AK Parti camiasının en baba sivil toplum örgütlerinden birinin yönetimini de organize ettik.

Ertesi gün, ver elini Gazi.

Sabah saatleriydi, eğitim hakları gasp edilen hanımlar kapıda bekliyorlardı.

Bizim “NOTER” ile sivil toplum örgütü yöneticileri biraz gecikmeli olarak geldiler mekâna.

“NOTER” kapıdan içeri girecek, güvenlikçiler almaz.

Koca sivil toplum örgütünün kelli felli adamları da kapı dışında, onlara da yasak.

Aynı zamanda eski milletvekillerimizden olan “NOTER” kapı dışında bekliyor.

Öbürleri de öyle...

Kızdım..

En çok da “bizimkilere” kızdım!

Güvenlik görevlilerinin başındaki adama, “Aç aslanım şurayı” diye çıkıştım.

Açmadı, şöyle bir yüklendim...

İtişme!..

Öyle bir manzara...

Tipik “muhafazakâr” tablosu!

 “NOTER” öylece bekliyor bahçe kapısının dışında, koca sivil toplum örgütünün yöneticileri de bekliyor...

Biz onları içeri sokmaya uğraşıyoruz.

Bu arada, “NOTER”in sesi geliyor; “Serdar Bey, bırakın uğraşmayın, emir gelmiş almıyorlar işte!!!”

Bu sözler beni daha da öfkelendiriyor.

O da ne;  sivil toplum örgütü  yöneticilerinden birinin ağzından “kan geldiğini” görüyorum.

“Kan gelmek” dediysem, şöyle bir kan kabartısı.

“Koca sivil toplum örgütünün yöneticisini nasıl döversiniz, adamın ağzından kan geliyor!”  diye bağırıyorum.

Adamcağız yanıma geliyor, usulca “Traş olurken kesmişim, bir şey yok!”diyor.

Neyse...

Bunlar olup biterken bir grup “ÜLKÜCÜ” genç geliyor olay mahalline...

Bize sahip çıkıyor, güvenlikçileri püskürtüyor bu gençler!..

Yolu açmalarından istifade hep birlikte içeri giriyoruz, “NOTER” tespitini yaptırıyor, işimizi bitiriyoruz.

O gençler etrafımda, 

“Ağabey bitti mi?” diye soruyorlar.

“Evet” diyorum “Tespiti yaptırdık, suçları ispatlı” filan.

Gençler karşı çıkıyor:

 “Yetmez ağabey,  bu kız kardeşlerimizi derse alacağız. Hangi öğretim üyesiyse, çıkartsın da görelim!”

Hoşuma gidiyor bu fikir.

“E, haydin o vakit!” diyorum.

Kız kardeşlerimizi teker teker sınıflarına yerleştiriyoruz.

Derslere giriyorlar, kardeşlerimizi dışarıda beklemekten hocalarını da onları dışarı atmaya çalışmak suretiyle suç işlemekten kurtarıyoruz.

Ben  çıkarken hocalardan biri yaklaşıyor:

“Sizin yazılarınızı okuyorum, sizi seviyorum. Allah sizleri başımızdan eksik etmesin” 

Ben...

“Ülkücü” gençleri işaret ederek...

“Onlardaki cesarete borçluyuz bugünkü zaferi hocam, bize kalsa içeri bile girememiştik!”  diyorum.

“Noter” AK Partili, ötekiler de öyle...

Ülkücülerin cesareti ve atak tavrı ile Ak Parti tavrı birleşince sonuç alınıyor!..

Yoksa..

Zor!..

Bu ülkücü gençlerin sivil toplum örgütleri “icraat”ta pek başarılı olamadı.

Ama...

“İcraatı” kuvvetli bir yapı ile bir araya geldiklerinde her vakit fayda sağladılar.

Evet...

Ak Partililer ve Ülkücüler...

Bugüne kadar “Ülkücüler”den destek alabildiğinde işi bitirdi AK Parti.

Alamadığında sıkıntı oldu.

Demek oluyor  ki...

 “Bu ikisi birbirlerine çok lâzım.

Birinde icraat diğerinde cesaret.”

Ülkücülerde “icraat” yok, diğerinde de “cesaret”; hayır bunu söylemiyorum.

Mümeyyiz vasıflardan bahsediyorum; biri daha icraatçı, diğeri daha cesur!..

Bu ikisinin işbirliğinden sinerji doğuyor ve 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi bu sinerji işi bitiriyor.

Demem o ki;

“Yalçın Topçu-Metin Gündoğdu” gibi “Gerçek Ülkücü”lerin katkıları 1 Kasım zaferine giden yolda çok önemliydi.

Bu katkı önümüzdeki dönem için de büyük önem taşıyor.

“Yerli Düşünce Hareketi”ni göz ardı etmemekte, bu hareketi “bir seçimlik”görmemekte büyük fayda var.

“Yeni Türkiye” yolunda “Gerçek Ülkücülere” büyük vazifeler düşüyor.

O vazifeleri teslim de “akıl” işi.”