Gündem

Amerikan Senatosu'ndan 'derin endişe' mektubu: Türkiye'de basına sansür, tutuklama ve demokrasiye hakaret var!

100 üyeli ABD Senatosu'ndan 74 senatör, Türkiye’de basın özgürlüğü ihlallerini eleştirdikleri mektubu Dışişleri Bakanı John Kerry'e gönderdi

18 Mart 2015 22:08

Toplam 100 üyeli ABD Senatosu'ndan 74 senatör, bir mektup kaleme alarak Türkiye’de basın özgürlüğü ihlallerini eleştirdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümete tepki gösteren senatörler,  Dışişleri Bakanı John Kerry'ye hitaben yazdıkları mektupta, Türkiye’de gazetecilerin gözaltına alındıklarını ve tutuklandıklarını hatırlatarak, Kerry'den konunun Türk yetkililerle görüşülmesini talep ettiler. Mektupta, gözaltına alındıktan bir süre sonra serbest bırakılan Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile hâlen tutuklu bulunan Samanyolu Medya Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın isimlerine yer verildi.  

74 senatörün imzaladığı mektup, cumhuriyetçi senatör Roger Wicker ve demokrat senatör Chuck Schumer tarafından iki hafta önce imzaya açıldı. Senato’nun Cumhuriyetçi ve Demokrat kanadını bir araya getiren mektup, 88 Kongre üyesinin imzasıyla Dışişleri Bakanı Kerry’ye gönderilen ve Türkiye’ye yönelik kaygıların dile getirildiği Temsilciler Meclisi mektubundan bir ay sonra geldi. 

Senato’nun dörtte üçünün imzaladığı yeni mektupta, Türk hükümetinin medyayı cezalandırma ve sansür çabasının ABD için derin endişe duyulacak bir sorun olduğu ifade edildi; Kerry’e bu konuda harekete geçme çağrısı yapıldı. Senatörler, Türk hükümetini özgür medyanın yayınlarını engellemek amacıyla hukukun üstünlüğü ve temel demokratik prensipleri alenen aşağılamakla itham etti. 

Mektubu, “Türkiye’de sürmekte olan insan hakları ihlalleri konusundaki derin endişelerini ifade etmek için” kaleme aldıklarını belirten senatörler, “Yakın geçmişte Türk medya çalışanlarının gözaltına alınması ve tutuklanması ile Erdoğan yönetiminin basın özgürlüğünü sansürlemeye yönelik kapsamlı çabalarından özellikle endişeliyiz.” ifadesini kullandı. Senatörler, güçlü demokrasilerin, hükümete muhalif seslerin yükseldiği zamanlarda bile “o toplumun her bireyinin ifade özgürlüğüne saygılı olmayı gerektirdiğini” vurguladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, Erdoğan yönetiminin Türk medyasındaki muhalif seslere ‘baskı’ uygulamaya başladığına dikkat çekilen mektupta, 14 Aralık’ta özgür basını engellemeye yönelik operasyonda gözaltına alınan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca’ya yöneltilen suçlamalar da eleştirildi. “Türkiye’de yüksek tirajlı bir günlük gazete olan Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Medya Grup Başkanı Hidayet Karaca’nın gözaltına alınmalarıyla hükümet, uluslararası çapta dikkatleri üzerine çekti. Bu medya mensupları 14 Aralık’ta tartışmalı suçlamalarla gözaltına alındı ve tutuklandı. Sayın Dumanlı serbest bırakıldı; ancak maalesef Sayın Hidayet Karaca’nın tutukluluğu sürüyor. Dumanlı ve Karaca, Erdoğan yönetimini eleştiren büyük haber kuruluşlarını yönetiyor.” ifadesine yer verildi.

17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrası basına yönelik baskılara ve işini kaybeden gazetecilere dikkat çeken senatörler, bu yöntemlerin demokratik bir ülkede kabul edilemez olduğunu vurguladı. Mektupta, “Çok sayıda önde gelen gazeteci, Erdoğan yönetimini eleştiren yazıları nedeniyle işlerini kaybetti. Bu yöntemler demokratik bir ülkede kabul edilemez; özgür basın vatandaşların bilgiye tam erişiminde merkezi konumu haizdir” ifadeleri kullanıldı.

Türk hükümetinin, medyayı cezalandırma ve sansür çabasının ABD için de derin endişe duyulacak bir sorun olacağı vurgulanan mektupta, “Bu vakaların barışçıl ve uygun bir yolla çözüme kavuşturulmasını teşvik edecek şekilde bu mevzuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yönetimiyle konuşmanız için size güçlü bir çağrı yapıyoruz. Türk hükümetinin basını sansürleme adına böylesine yaygın çabalar içinde olması, özgür toplum, özgür teşebbüs, hukukun üstünlüğü, fırsat eşitliği ve demokrasinin temel prensiplerine hakarettir” ifadelerine yer verildi.

 

‘Kiralık’ tepkisine rağmen… 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meksika’da yaptığı bir konuşmada 88 Kongre üyesinin geçen haftalarda basın özgürlüğü ihlali nedeniyle Kerry’ye mektup göndermesini sert bir dille eleştirmişti. Erdoğan, ‘kiralık’ olarak nitelediği Kongre üyelerini Türkiye aleyhine kampanya yürütmekle suçlayarak şöyle devam etmişti: 

“İradenizi kimseye kiralık vermemelisiniz, bu irade sizin olmalı. İradenizi sadece hak, hakkaniyet, adalet, özgürlük, bunların çerçevesi içinde değerlendirmelisiniz.”

 

39 demokrat, 33 cumhuriyetçi 

 

ABD Dışişleri Bakanı Kerry’ye gönderilen mektupta 33 cumhuriyetçi, 39 demokrat ve 2 bağımsız senatörün imzası bulunuyor. Aralarında 2016’da ABD Başkanlığı’na aday olabilecekleri ifade edilen Demokrat Senatör Elizabeth Warren, demokrat eğilimli bağımsız senatör Barnie Senders, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio’nun da bulunduğu çok önemli isimler yer alıyor.

74 senatörün Bakan Kerry’ye göndermek üzere imza koyduğu mektubun Türkçe tam metni şöyle:

“Bu mektubu Türkiye’de insan hakları ihlallerinin sürmesinden kaynaklanan derin kaygılarımızı ifade etmek için yazıyoruz. Yakın geçmişte Türk medya çalışanlarının gözaltına alınması ve tutuklanması ile, Erdoğan yönetiminin basın özgürlüğünü sansürlemeye yönelik kapsamlı çabalarından özellikle endişeliyiz. Güçlü bir demokrasi, hükümete muhalif seslerin yükseldiği zamanlarda dahi, toplumun her bireyinin ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesini gerektirir. Türk hükümeti ile temas kurarken bu sorunu ele alacağınızı ümit ediyoruz.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimi Türk medyasındaki eleştirel seslere ‘göz açtırmamaya’ başladı. Geçtiğimiz aylarda Türkiye’de yüksek tirajlı bir günlük gazete olan Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Medya Grup Başkanı Hidayet Karaca’nın gözaltına alınmalarıyla hükümet, uluslararası çapta dikkatleri üzerine çekti. Bu medya mensupları, 14 Aralık’ta tartışmalı suçlamalarla gözaltına alındı ve tutuklandı. Sayın Dumanlı serbest bırakıldı; ancak maalesef Sayın Hidayet Karaca’nın tutukluluğu sürüyor. Dumanlı ve Karaca, Erdoğan yönetimini eleştiren büyük haber kuruluşlarını yönetiyor.

Ne yazık ki bu dava daha geniş çaplı bir suiistimal örgüsünün yansıması. Söz konusu gözaltılardan bir yıl önce, Erdoğan yönetimi aleyhinde yolsuzluk iddiaları işleme konmuştu. Akabinde, çok sayıda önde gelen gazeteci Erdoğan yönetimini eleştiren yazıları nedeniyle işlerini kaybetti. Bu yöntemler demokratik bir ülkede kabul edilemez. Özgür basın, vatandaşların bilgiye tam erişiminde merkezi konumu haizdir. Türk hükümetinin, Türk medyasını cezalandırma ve sansürleme çabası, Amerika Birleşik Devletleri için derin bir endişe konusudur.

Bu vakaların barışçıl ve uygun bir yolla çözüme kavuşturulmasını teşvik edecek şekilde bu mevzuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yönetimiyle konuşmanız için size güçlü bir çağrı yapıyoruz. Türk hükümetinin basını sansürleme adına böylesine yaygın çabalar içinde olması, özgür toplum, özgür teşebbüs, hukukun üstünlüğü, fırsat eşitliği ve demokrasinin temel prensiplerine hakarettir.”

İşte 74 senatör tarafından Kerry’ye gönderilen mektubun İngilizce tam metni: