Gündem
Deutsche Welle

"Batı güvenli bölge için harekete geçmeli"

Suriye krizi, VW skandalı ve Almanya'nın yeniden birleşmesi, Alman basınında öne çıkan konular...

02 Ekim 2015 01:27


Almanya'nın yeniden birleşmesinin 25'inci yıldönümü, Volkswagen'deki emisyon skandalı ve Rusya'nın Suriye'de Esad rejimine verdiği destek, Alman basınında bugün öne çıkan yorum konuları...

Suriye krizine yönelik Rusya lideri Vladimir Putin'in tavrı Die Welt gazetesinde bir yoruma konu ediliyor:

"Vladimir Putin IŞİD'i değil, sivilleri dikkate almadan Suriyeli muhalifleri bombalıyor. Bu kesim aynı zamanda IŞİD'le de mücadele ediyor. Bu duruma şaşıranlar, Kremlin'in efendisinin Suriye'deki askeri müdahaleyle neyi hedeflediğini anlamamış demektir. Mesele bölgenin cihatçı kabusundan kurtarılması değil, kendisine ve müttefiki İran'a bağımlı Şam rejimini iktidarda tutabilmektir. Batı şimdi Esad ve IŞİD'e karşı sağlam bir şekilde korunan bir sivil güvenli bölgenin oluşturulması için kararlı bir şekilde çalışmalıdır. Böyece Putin insani amaçlarla ilgili söylediklerinin değeri konusunda rengini belli etmeye zorlanmış olacaktır."

Volkswagen'deki emisyon ölçüm skandalı Lüneburg merkezli Landeszeitung'da ele alınıyor:

"Pratiğe uygun denetleme ve ruhsatlandırma yapmanın tam zamanı. Şimdiye dek gerçek emisyon değerleri üzerine araştırma yapmak sadece ilgili branşlardaki basın organlarının işiydi. Volkswagen'in hınzırlığını ortaya çıkarmada ABD'li makamlara muhtaç duruma düşen Alman Trafik Dairesi, Federal Ulaştırma Bakanlığı ya da otomobil kulübü ADAC için ne kadar utanç verici bir durum. Bu olay, otomobil dünyasının iki numarasını en ağır türbülansa sürükleyecek boyutlarda. Volkswagen'daki en hafif bir hapşırık, Alman ekonomisinde, özellikle de Aşağı Saksonya ekonomisinde ağır gribe yol açabilir. Tüm haklı öfkeye karşın siyaset dünyası otomotiv devinin üstüne çullanmaktansa etkili bir şekilde destek olmalıdır."

İki Almanya'nın birleşmesinin üzerinden geçen 25 yıl, Berlin merkezli Der Tagesspiegel'de eleştirel bir yorumla değerlendiriliyor:

"Asıl olan, Doğu Almanlar için herşey tamamen değişirken, Batı'da ise herşeyin olduğu gibi kalmasıdır. Bu, birilerini sürekli öğrenen, diğerlerini öğreten konumuna getiren bir durum. Hem de yaşamın her alanında, bankamatiklerden, seçim kabinlerine ya da çalışma ortamlarına kadar her yerde. İyi bir duygu değil. Daha da önemlisi, tüm ülke için kaçırılmış bir fırsat anlamına geliyor. Sonuçta anayasa ile ilgili tartışmalarda çok daha fazlası tartışılabilirdi. Yeniden birleşme sırasında taraflar, her birinin başarısı kanıtlanmış yanları üzerinde uzlaşma sağlayabilir, adil olmayan federal eğitim sistemi gibi bazı uygulamalar feshedilebilirdi. Böyle bir süreç her halükarda ortak bir kimlik oluşmasını sağlardı."

3 Ekim'de kutlanacak Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinin 25'inci yıldönümü Berliner Zeitung'da da yorum köşesinde işleniyor:

"Hayır, bu 3 Ekim kutlanacak bir gün değil. Geçen 25 yıl bizi ahlaken güçlendirdi mi, yoksa demokrasi hamağında tembel tembel yatıyor muyuz, bunun ortaya konması gerek.. 25 yıl önce Avrupa'da ve dünyada söz konusu olan özgürlük ve barıştı. Bugün de konu özgürlük ve barış. Ama bugün hiç bir şey elde edemiyoruz. Şimdi, vermek zorunda kalanlardan olduk."

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle