Sosyal medya günlerinde yayıncılık

"Vitrinde Edebiyat" dosyamız kapsamında yayınevlerinine, dijital çağda kitabı vitrine taşıma stratejilerini, bir reklam alanı olarak sosyal medya ve basılı yayınları kullanma alışkanlıklarını sorduk...


@e-posta
Dosya, 02 Kasım 11:27
- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.

Her ay yüzlerce kitabın yayımlandığı yayıncılık piyasasında, yayınevleri kitaplarının gözden kaçmamasını sağlamak, onu en doğru okura ulaştırmak ve kitabın satışını artırmak için neler yapıyorlar? Artık internetin ve sosyal medya kanallarının birçoğumuzun hayatının önemli bir parçası olduğunu söylemek malumun ilamı olur. Yılların dergileri ve kitap ekleri varlığını sürdürmeye devam etme çabası içinde. Diğer taraftan edebiyat dergisi olarak adlandırmak mümkün olmasa da edebiyatla da yakın ilişkisi varmış gibi görünen popüler kültür yayınlarının her ay 30-40 bin kopya sattığı da bir gerçek. Peki, bu değişime yayınevleri nasıl ayak uyduruyor, bir kitabı tanıtma alışkanlıkları bu ortamda nasıl değişti, tanıtım için basılı yayınları mı internet siteleri ya da sosyal medya kanallarını mı kullanmayı tercih ediyorlar ve daha fazlasını yayınevlerine sorduk. 

Yayınevi olarak sosyal medya platformlarını kullanmaya ne kadar önem veriyorsunuz? Sosyal medya kanallarının kullanımı için ayrıca bir çalışanınız var mı ya da profesyonel bir destek alıyor musunuz?

Alfa Yayın Grubu: Alfa Yayın Grubu olarak sosyal medya platformlarını özenle takip ediyoruz. Haftanın her günü paylaşım yapmaya dikkat ediyor, okurlarımız tarafından bizlere ulaştırılan soru ve eleştirileri hızlı bir şekilde ilgili kişilere iletiyoruz. Sosyal medya hesaplarımızı yöneten bir ekibimiz var. Düzenli olarak toplantılar gerçekleştiriyor, istatistikler üzerinden haftalık ve aylık değerlendirmeler yapıyoruz.

April Yayıncılık: Sosyal medya çalışmalarımızı ofis bünyesinde yönetiyoruz, en nihayetinde bir kitapla ilgili en doğru, ilgi çekici ve özgün paylaşımların o kitapları bizzat hazırlayanlar tarafından, yani editörleri tarafından yapılabileceğine inanıyoruz. Görsel çalışmalarımız da ajansımız Terapi tarafından hazırlanıyor.

Can Yayınları: Can Yayınları çok uzun dönemlerden beri sosyal medya etkinliğini ciddiye alan bir kurumdur. Bu konuda destek alıyor, bir firma ile çalışıyoruz. Ayrıca bu sene güncellediğimiz ve geçtiğimiz günlerde kurumsal blog alanında Altın Örümcek ödülünü aldığımız web sitemizin editörlüğünü de bünyemizde çalışan editör arkadaşımız Berrak Göçer sürdürmektedir. 

Domingo Yayınevi: Oldukça önem veriyoruz, şu an için Domingo’nun ne yapıp ettiğinden okuru haberdar etmek için temel araç sosyal medya. Ama bu konu için ayrılmış bir çalışanımız yok ya da dışarıdan destek almıyoruz.

Günışığı Kitaplığı: Sosyal medya, bugüne kadar yayımladığımız 500’e yakın kitabı ve yazarlarını, 2011’den bu yana düzenlediğimiz Zeynep Cemali Öykü Yarışması’nı, gelenekselleşen Eğitimde Edebiyat Seminerleri ve yıllık yayıncılık konferansı Zeynep Cemali Edebiyat Günü’nü takdim ettiğimiz, okurlarımızla kesintisiz iletişime geçtiğimiz en hızlı iletişim kanalı. Takipçi ve okurlarımızın da bize iletmek istedikleri soru ve görüşlerini en hızlı aktarabildikleri alan. Özellikle Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından, her yaştan okurumuzun bu geri dönüşlerine çok değer veriyoruz.

Yayınevimizin pazarlama bölümünde, bu kanallarda yaygın bir e-ticaret modeli olan B2C gibi uygulamalar geliştiriyor, içeriğimizin planlanması ve oluşturulması aşamasında editörlük bölümüyle işbirliği içinde çalışıyoruz. Nasıl sosyal medya platformlarının hemen hemen hepsinde var olmayı, her mecranın kendi dilini ve kurgusunu önemsiyorsak, çalışmalarımızı da farklı bölümlerle işbirliği içinde yürütmeye önem veriyoruz. Bu koordinasyonun uç kısmında, uygulama ve strateji-planlama konusunda çalışan bir ekibimiz var.

İletişim Yayınları: İletişim Yayınları olarak sosyal medya kanallarını en aktif kullanan yayınevlerinden biriyiz. Facebook, Twitter, Instagram ve Vimeo hesaplarımızla hem kitaplarımızı tanıtıyor hem de okurlarımızla iletişim kuruyoruz, bunu çok önemsiyoruz. Bunun için “dışarıdan” çalışmayı uygun bulmuyoruz, kitaplarla ve yazarlarla ilgili ayrıntı talep eden bir soru geldiğinde, bunun cevabı ancak “içeride” üretilebiliyor. Sadece bu konuya özel olmamakla birlikte, basın ve tanıtım faaliyetlerimiz için iki kişi olarak çalışıyoruz, ama elbette yayınevindeki birçok kişi – başta editörler olmak üzere- bu konuya katkıda bulunuyor, fikir veriyor, yardımcı oluyorlar.

Kolektif Kitap: Bir yayınevinin en temel meselelerinden biri okura ulaşabilmektir. Sosyal medya bu anlamda göz ardı edilemeyecek bir platform. Özellikle son yıllarda aralarında bizim de yer aldığımız pek çok yeni yayınevi kuruldu ve artık her yıl basılan yeni kitap sayısı on binlerle ifade ediliyor. Hâl böyle olunca kitapların kitabevlerinde ya da medyada okuruna kendini gösterebilmesi zorlaşıyor. Sosyal medya platformları tam da bu noktada sesimizi duyurabilmemiz için en azından alternatif bir yol olarak önem kazanıyor.

Yayınevimizde tek sorumluluğu bu olmasa da sosyal medya hesaplarımızı yöneten bir arkadaşımız hep mevcuttu. Bu alanda şimdiye kadar profesyonel destek almadık ama bu yeni alanı verimli kullanabilmek için dinamiklerini anlamaya ve araştırmaya önem veriyoruz.

Metis Kitap: Belki çok önem veriyoruz diyemeyiz ama önem verdiğimiz de muhakkak. Sosyal medya kanallarında tanıtım ve okur iletişimiyle uğraşan bir çalışanımız var, bunun dışında bir destek almıyoruz.

Sel Yayıncılık: Diğer mecraların gittikçe eksildiği ya da yetersiz kaldığı günümüzde, sosyal medyanın okur ve yayınevleri arasında hızlı, pratik ve verimli bir iletişim yolu olduğunu düşünüyoruz. Biz de Sel olarak Twitter, Facebook ve Instagram’daki hesaplarımızı aktif olarak kullanmayı, güncel kalmayı, bu yolla okurla fikir ve duygu alışverişinde bulunmayı ve bağ kurmayı önemsiyoruz. Yalnızca sosyal medyayla ilgilenen bir arkadaşımız var, editörlerle etkileşim halinde yürütülmesi gereken bir süreç olduğu için dışarıdan desteği işlevsiz buluyoruz.

Siren Yayınları: Sosyal medya platformları okurla doğrudan bağ kurmamızı sağlıyor. Profesyonel destek almadan, samimi ve doğrudan bir yaklaşımla idare ediyoruz kanallarımızı. Siren’in “esprili konuşan bir logo”dan fazlası olabilmesini, yayınevini temsil edebilen bir sosyal medya varlığı kurmasını önemsiyoruz. Blog’umuzdan Spotify sayfamıza varana değin farklı platformlarda duyurmaya çalıştığımız tek şey, kendi sesimiz.

Yapı Kredi Yayınları: Günümüzdeki etkisi çok büyük olduğundan sosyal medya platformlarının kullanılmasına önem veriyoruz. Sosyal medya için bir çalışanımız var.

Bir kitabın tanıtımında ve satışında sosyal medyanın ne kadar etkili olduğunu düşünüyorsunuz?

Alfa Yayın Grubu: Sosyal medya üzerinden sağlanan iletişim bir kitabın okurla buluşabilmesi, okurun o kitap hakkında bilgi edinebilmesi ve bizimle direkt olarak iletişime geçebilmesi adına oldukça önemli. Sosyal medyayı kullanan kişi sayısının da her geçen gün artması bu durumu kanıtlar nitelikte. Okurlar, yazarların yeni çıkacak kitaplarını ilk olarak sosyal medya üzerinden duyuyor. Hatta ön siparişlere de yine sosyal medya hesapları ve interaktif siteler sayesinde ulaşabiliyor.

April Yayıncılık: Doğru zamanlama, slogan ve görselle hâlihazırda iyi olan kitap daha çok okura mutlaka ulaşıyor, imza ve söyleşi duyuruları hedef kitlenin zaman tüneline düşüyor.

Can Yayınları: Gazete, dergi, radyo ve televizyonlardaki kültür sanat haberciliğinin gittikçe daha az yer tutması tabii ki sosyal medya tanıtımlarını daha önemli bir hâle getiriyor. Bunun birebir satışa olan etkisini kesin olarak bilemesek de, en azından Can Yayınları okurlarına, sosyal medyadaki takipçilerimize tüm kitaplarımızı duyurma olanağı buluyoruz.

Domingo Yayınevi: Her yeni kitap çıktığında çok temel bir derdimiz oluyor: okuru haberdar etmek. Bu konuda, yani kitabı görünür kılmak için sosyal medya çok faydalı. Sonrasında ise, eğer birileri o kitabı sevdiyse bunun diğerleri tarafından da duyulmasını, benzer zevkte insanlara referans olabilmesini isteriz. Sosyal medyayla (ki buna goodreads.com gibi kitap paylaşım/ yorum sitelerini de eklemek lazım) ilgili benzersiz olan şey de bu. Okurun fikirlerini görünür kılıyor. Bu fikirlerin yayılabilme/ çoğalabilme hızı ise bazen gerçekten satışlara büyük etki ediyor.

 Günışığı Kitaplığı: Ekim ayı verilerine göre Facebook 2 milyar kullanıcıyı aştı. Günlük Facebook kullanımı 1,3 milyar, Messenger kullanıcı sayısı da 2 milyar. Instagram’ın hikâyeler özelliği günde 250 milyon kişi tarafından kullanılıyor. Tüm bu verileri görmezden gelmek, günümüz için artık mümkün değil.

Kullanıcı deneyimini önemseyen, interaktif diyebileceğimiz bu kanallarda, okurlarımızla iletişimi önemseyen, dikkate alan bir kurum olduğumuz için, sonuçtan çok etkileşime göre hareket etmeye çalışıyoruz. Sosyal medyanın çokça kullanıldığı ve alanı ilgilendiren önemli değişkenlerin belirleyicisi olduğu bir dönemde, tanıtım ve pazarlamada bu platformları en işlevsel şekilde kullanmayı önemsiyor ve bunun gerekli olduğunu düşünüyoruz.

 İletişim Yayınları: Bir tanıtım alanı olarak sosyal medyanın kesinlikle çok iyi iş gördüğünü düşünüyorum, en azından geleneksel yöntemlere göre... Fakat satış söz konusu olduğunda sanırım her zaman için en iyisi birinin tavsiye etmesi olacak. Hiçbir şey, zevkine güvendiğiniz birinin size “Bak bu kitap çok iyi, kesin okumalısın” demesi kadar etkili olamaz. Ama bu “biri”, aslında dolaylı yoldan da size ulaşan biri olabilir; mesela gazetede düzenli olarak yazan bir eleştirmen de olabilir ve siz onun yazılarını belki gazetede değil, yayınevleri sosyal medyada paylaştığında okuyorsunuzdur. Veya o “biri”, Instagram’da kitap tavsiye eden bir hesap sahibidir ve zevklerinizin uyuştuğunu fark ederek önerilerini dikkate alır hâle gelmişsinizdir. Sosyal medya, hem bu tarz bir iletişimi arttırarak, hem de okurların etrafındaki diğer insanların neler okuduğunu görmesini sağlayarak muhakkak satışa yardımcı oluyor. Fakat bunun oranını net bir şekilde söyleyebilmek mümkün değil.

 Kolektif Kitap: Satışa etkisini ölçebilmek en azından bizim ölçeğimizde bir yayınevi için pek mümkün değil açıkçası ama etkili kullanıldığında tanıtıma önemli katkısının olduğunu düşünüyoruz. Okurla doğrudan ilişki kurabilmek açısından da bir yayınevi için önemi büyük.

Metis Kitap: Bir etkisi olduğunun farkındayız ama ne kadar etkili olduğunu kestirmek kolay değil, çünkü birçok değişken devreye giriyor bu noktada. Yine de sosyal medya kanallarının kitap eklerini ve dergileri takip etmeyen bir okur kitlesine ulaşmayı mümkün kıldığını söyleyebiliriz.

Sel Yayıncılık: Muhakkak etkisi var. Zira bugün sosyal medya, kültürel alışverişin başlıca platformlarından biri. Öyle ki, kamusal alanı artık cebimizde taşıdığımızı söylersek çok da yanılıyor olmayız. Kişiler artık yüz yüze konuşmaktan çok önlerindeki türlü ekran vasıtasıyla iletişim kuruyor ve paylaşımda bulunuyor. Bu açıdan bir yayınevi olarak dâhil olduğumuz bu kolektif yapıda bir kitap hakkında paylaşım yapmanın ve bu paylaşımın devamında oluşan etkileşimin söz konusu eserin yolcuğunu kesinlikle etkilediğini düşünüyoruz.

Siren Yayınları: Bir kitabın tanıtımında ve satışında genel manada sosyal medyanın önemini saptamak güç. Bir kitabımızın yanında kahve bardağıyla çekilmiş jenerik bir fotoğrafının satışa nasıl bir etkisi var derseniz eğer, bize kalırsa pek etkisi yok, ya da şöyle diyelim, ancak kimin paylaştığına ve paylaşımın nasıl çerçevelendiğine bağlı olarak etkisi var... Önemli olan, doğru kitleye doğru kitabı, doğru içeriği ulaştırabilmek; internet üzerindeki vitrini olabildiğince zengin ve samimi tutarak doğru kişilere ulaşabilmek. Okur, beğendiği kitaba dair olumlu bir referans sunduğunda ve sosyal medyada paylaştığında bu, bir başkasını tetikleyen, yönlendiren bir durum; bir arkadaştan tavsiye almaktan çok da farklı değil... Öte yandan reklam, okurun daha mesafeli yaklaştığı bir alan, onu da belirtmek gerek.

Yapı Kredi Yayınları: Sosyal medya özellikle yeni ve bilinmeyen kitapların görünürlülüğünü arttırıyor. Ayrıca okurların kitaplar üzerinden birbirleriyle iletişim kurmasını, insanların birbirlerine kitap önermesini ve okudukları kitapları birbirleriyle paylaşmalarını da sağlıyor ki bu çok değerli.

Bir kitabın tanıtımı konusunda kitap eklerinin ve edebiyat dergilerinin yerini Facebook, Instagram, Twitter gibi sosyal medya kanallarının aldığı konusu son zamanlarda çok fazla konuşulan bir konu. Bir kitabın daha fazla kişiye ulaşması için basılı mecralardansa dijital mecraların kullanılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Alfa Yayın Grubu: Gelişen teknoloji ve iletişim araçları ile birlikte her dönem basılı mecranın yerini dijital mecralara bırakacağından söz ediliyor. Sonuçların da bu tartışmalara yön vermesiyle birlikte artık gözle görülür bir fark oluşmuş durumda. İnternet üzerinden her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşabiliyor, sosyal medya hesaplarınızdan yazarlarla iletişime geçebiliyorsunuz. Sosyal medyadan önce bu durum oldukça zordu. Dergi ya da gazetede bulunan ilgili kişilere mail atmanız ve geri dönüşlerini beklemeniz gerekiyordu. Bu durum yerini okurla-yazar arasında birebir iletişime bırakıyor. Instagram’ın son zamanlarda sağladığı yenilikler ve güncellemeler ile okurlar sosyal medyaya daha hızlı adapte oldu. Yeni çıkan kitapları basılı mecralardan değil, direkt olarak sosyal medyadan takip etmeye başladılar. Yayınevlerinin sosyal medya hesaplarından ya da bir arkadaşının paylaşımından yeni çıkan kitapları çok rahat bir şekilde takip edebiliyorlar. Bu da okurun yeni kitaplarla tanışabilmesini hızlandırıyor.

April Yayıncılık: Uzun süredir matbu reklam çalışması yapmıyoruz, sosyal medya kanalları kitabın tanıtımında çok daha etkili.

Can Yayınları: Kuşkusuz özellikle dergiler kitaplar hakkında bilgilenmek için apayrı bir olanak sunarlar. Usta eleştirmenlerin yazacakları ayrıntılı ve yorumlayıcı, fikir açıcı yazılar Facebook sayfalarından, Twitter’dan ve diğer kanallardan paylaşılıp duyurulabilir ama bunların gerçekten doyurucu biçimde üretilebilmesi için özellikle dergilere ihtiyacımız var. Bugün bloglar dergilerin yerini tutma işini üstleniyorlar ama bu yeri ne kadar doldurabildikleri su götürür. Henüz sosyal medyanın genç bir oluşum olmasından da kaynaklanan bir şeyler söz konusu. Sözgelimi birçok blog amatörler tarafından hazırlandığı için daha çok kişisel beğenilere yer veriyor. Daha profesyonel bloglar ise kitabı cazip hâle getirmek istiyorlar. Dolayısıyla yetersiz sayıda olmalarına rağmen hâlâ dergiler farklı bir yeri dolduruyor. Tabii basılı dergilerin çıkarılma ve dağıtılma gibi sorunları göz önüne alındığında internet dergiciliği çok daha üzerinde durulması gereken bir alan oluyor.

Domingo Yayınevi: İyi bir kitap incelemesinin ya da yazarla röportajın yerini alacak çok az şey var. Hem vereceği keyif hem de ticari etkisi açısından bu böyle. Lakin erişim açısından kitap ekleri ya da dergiler üstünden potansiyel okurun sadece küçük bir kısmına erişebileceğimiz de bir gerçek. Bu sosyal medya yok iken de böyleydi. Sosyal medya “kemik okur” diye adlandıramayacağımız ama konuya/ başlığa/ döneme/ ruh hâline göre kitap tüketen geniş kalabalığa erişmek için çok yararlı.

Günışığı Kitaplığı: Yayınevi olarak, geleneksel medyanın birikimine, arşivsel kıymetine, uzun yılları kapsayan serüvenine olan inancımız sürüyor. Eski-yeni tartışmalarında tercih yapmaktansa, her yaştan ve her çeşit kullanıcı deneyiminden okurlarımıza sağlıklı ve kesintisiz iletişimi kurabilmek için her iki alana da eşit önem veriyoruz. Büyük kentlerde yaşayan gençlerin yoğun kullandığı sosyal medya araçlarına gösterdiğimiz ilgiyi, basılı dergi ve gazeteleri okuma alışkanlığını sürdüren takipçilerimiz için de devam ettiriyoruz. Biliyoruz ki, ülkemizde hâlâ sürekli internet erişimine sahip olamayan binlerce genç ve yetişkin okur var. Bu nedenle oranlar ve eğilimler değişse de biz genel olarak var olan tüm platformlar, kanallar ve materyaller üzerinden okura ulaşmak için çabalıyoruz. Bu yarın değişir mi? Elbette değişebilir, ancak şimdiki zaman için birini yok sayıp diğeriyle devam etmek doğru değil.

İletişim Yayınları: Her iki türdeki mecranın da kullanımını önemsiyoruz ancak ibrenin giderek dijitale kaydığı kesin. Bu da elbette bir tesadüf değil, bir kitap ekinde çıkan bir yazı dijitale de aktarılmadığı sürece dolaşımı son derece kısıtlı oluyor. Fakat işe bir de bu yönden bakarsak, basılı dergiler için üretilenlerin de dijitale aktarıldığını, sosyal medyada paylaşıldığını, yani onu beslediğini görürüz.

Kolektif Kitap: Bunun biraz erken bir yorum olduğunu düşünüyoruz. Sosyal medyanın kitapların tanıtımında etkisi artabilir, ama kitap eklerinin ve dergilerin işlevi sadece kitap tanıtmak değildir. Aynı zamanda bir filtre işlevi görür okur için. Dergilerin ve kitap eklerinin çok sayıda entelektüeli bir araya getiren ve neredeyse hiçbir ticarî faydası olmayan köklü kurumlar olduğu unutulmamalı. Basın zor zamanlardan geçiyor, pek çok gazeteci işinden edildi, ekler birer birer kapanıyor; içeriklerini tartışabiliriz, ama Facebook, Instagram gibi platformların kitap eklerinin yerine geçeceğini açıkçası düşünmek istemiyoruz.

Metis Kitap: Sosyal medya kanalları kitap eklerinin ve edebiyat dergilerinin yerini almış mıdır bilinmez. Biz gerek geleneksel mecralarda gerekse bu yeni mecralarda kitaplarımızın tanıtılmasını önemsiyoruz.

Sel Yayıncılık: Dijital mecraların daha fazla kişiye hitap ettiği ve sırf bu sebeple matbu yayınların yerini almakta olduğu bir gerçek. Bu hem okur hem de yayınevleri için hayatı toptan değiştiren bir şey. Ancak şu da kabul edilmeli ki, sosyal medya yeterli teknolojiye sahip herkesin gönlünce dâhil olup paylaşımda bulunabildiği yapısı itibariyle bilgi kirliliğine ve cehalete fazlasıyla açık. Çoğu mecranın içerik üretme hevesiyle kimsenin bir işine yaramayan, edebiyata şu kadar katkısı olmayan ve kendini durmaksızın tekrar eden bir cümleler yığınına dönüştüğüne şahit oluyoruz. Başta dijital zenginlik dediğimiz şey bir bakıyorsunuz bir dijital çöplüğe dönüşmüş. Dijital mecranın sonsuz olanaklarının bir çırpıda israf edilmesi, ne yazık ki bugünün kültür sanat gazeteciliğinin açmazlarından biri. Öte yandan bugün matbu kitap eklerinin ve edebiyat dergilerinin nasıl bir yayıncılık benimsediği, okura ya da yayınevlerine gerçekten bir katkısı olup olmadığı da bir muamma.

Siren Yayınları: Ya basın ya da dijital değil, hem basın hem de sosyal medya diyoruz. Bu ikisinin işlevleri farklı, ideal durumda öyle olmalı. Dijitalde var olmanız, sosyal medya kanallarını kullanmanız şart ama Instagram’da paylaşılan bir görsel ve bir paragraflık bir yazı, doyurucu bir kitap incelemesinin yerini tutmuyor. Kitap eklerinin içerik ve kalitesini ayrıca tartışmak gerek belki ama halen yazılı basında kitaba referans sunan, sunabilen isimler var ve bunların yaptığı işi sosyal medya içerikleriyle bir tutmak doğru değil bizce.

Yapı Kredi Yayınları: Sosyal medya bir kitabın daha fazla kişiye ulaşmasını sağlıyor ancak bu kısa süreli bir etkileşim. Edebiyat dergileri ve kitap eklerinde yapılan tanıtımlar daha derinlikli ve eleştirel gözle bakıyor kitaplara. İki mecranın kitapla kurduğu ilişki birbirinden farklı aslında.

Dergi ve kitap eklerine reklam vermek ile sosyal medya kanallarında sponsorlu içerik paylaşmak gibi iki reklam aracını karşılaştırabilir misiniz?

Alfa Yayın Grubu: Aslında karşılaştırma yapmamak gerekiyor. Dergileri ve kitap eklerini, sponsorlu içeriklerle karşılaştırırsak; arada çok büyük bir farkın olduğunu görmek mümkün. Dergileri ve kitap eklerini takip eden kitle çoğunlukla değişmeyen, sabit bir kitle. Fakat sponsorlu içerikler sayesinde hedefinize en uygun kitleye hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Demografik bilgilerin yanı sıra hobilerine göre içeriklerinizi sınıflandırabiliyorsunuz. Yayımladığınız kitaba en uygun okuru sosyal medya üzerinden seçebiliyorsunuz.

April Yayıncılık: Dergi ve kitap eklerine verilen reklamlar temel olarak okuyucudan ziyade kitapçıları kitaptan haberdar etmek içindi, sosyal medya bu görevi üstlendi, bu yönüyle sponsorlu içerik, evet, iyi fikir. Diğer yandan her kitabın içeriği farklı olduğu gibi, tanıtım ve satış hikâyesi de biricik, kendine özel, bu yönüyle dergi ve kitap eklerine reklamı tamamen yok saymak yanlış bir tutum olur.

Can Yayınları: İkisinin de ayrı ulaşım noktalarını hedeflediğini düşünüyoruz.

Domingo Yayınevi: İkisi tamamlayıcılar.

Günışığı Kitaplığı: Önceki soruda belirttiğim gibi, keskin tercihlerden ziyade, yayımlanan kitabın okur kitlesi, konusu, yaş grubu gibi değişkenleri göz önünde bulundurarak, her eser özelinde stratejiler geliştiriyoruz. İki reklam aracını da yayınevi yönetimimizle dönemsel olarak değerlendiriyor, çalıştığımız ajanslardan görüş alıyor; yayın takvimimizdeki kitaplarımızın hitap ettiği okur kitlesini ve yeni trendleri göz önünde bulundurarak planlamalar yapıyoruz. Özetle, her yaştan edebiyat okurunun baktığı pek çok mecra bizim var olmamız gereken alanlar. Varlığına ve ayakta durma inadını saygıyla ve hayranlıkla takip ettiğimiz edebiyat dergileri ve kitap ekleri de halen en önemli ayaklar.

İletişim Yayınları: Aslında ikisinin hedefi farklı. Öncelikle basılı dergilere, kitap eklerine son derece bağlı, belli köşe yazarlarını ve eleştirmenleri düzenli takip eden bir kitle var. Tahmin edebileceğiniz gibi bu kitle genellikle yaş ortalaması daha yüksek kişilerden oluşuyor. Onların yanı sıra, “sektörden” olan kişiler de bu yayınları dikkatle takip ediyorlar; yazarlar, editörler, çevirmenler, yayınevi çalışanları, kitabevi sahipleri gibi... Hâliyle o mecraya ilan vermek, hem mecrayı takip eden kitleye ulaşmamızı sağlıyor hem de bir nevi “sektöre yönelik” bilgilendirme ve prestij değeri taşıyor. Sosyal medyadaki sponsorlu içeriklerin ise daha direkt olarak okuru hedef aldığını söylemek mümkün. Ayrıca her ne kadar sosyal medyadaki yaş dağılımı çeşitlenmiş olsa da, genç okurlara ulaşmak için doğru mecra özellikle sosyal medya oluyor. Dolayısıyla yine karma bir kullanım gerekiyor.

Kolektif Kitap: Sosyal medyayı basılı mecralardan ayıran en büyük farklardan biri, çok daha küçük bütçelerle reklam verme ve kitabınızı görünür kılma şansı tanıması. Basılı mecralarda görünebilmek içinse çok daha fazlasına ihtiyacınız var. Yine de dergiler ve kitap ekleri bir vadede bu soruna bir çözüm bulacaktır.

Metis Kitap: Bu konuda özel bir çalışma yapmadığımız için karşılaştıramıyoruz. Ama kitap eklerine ve dergilere ilan vermeye devam ediyoruz, çünkü bu aynı zamanda bir dayanışma biçimi: Özellikle dergilerin ayakta kalmasını önemsiyoruz, dergisiz bir kültür ortamı eksik kalır, bir kanadı kırık olur.

Sel Yayıncılık: Özel olarak desteklediğimiz, yayın hayatımızda olmasını arzu ettiğimiz, kendi okurunu oluşturmuş matbu yayınlar dışında, kimin okuduğunu ve ne kadar etkileşimde bulunduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğimiz mecralara ilan vermeyi uzun zaman önce bıraktık. Bunun alternatifi sponsorlu içerik paylaşmak olabilir mi, olabilir elbette. Ama kendi takipçilerimizi çoğaltmanın, daha çok insanın ilgisini çekebilecek paylaşımlar yapmanın okura doğrudan ulaşmakta en iyi yöntem olduğunu düşünüyoruz. Kişisel hesaplarımızda önümüze düşen sponsorlu içerikleri nasıl bir hızla geçip, takip ettiğimiz hesaplara bakmaya devam ettiğimizi düşündüğümüzde de aynı sonuca varıyoruz.

Siren Yayınları: Okurun reklama her zaman mesafeli yaklaştığını düşünüyoruz. Sponsorlu içerik, geleneksel basın kanallarıyla ulaşacağınızdan daha fazla sayıda insana daha ucuza ulaşmanızı sağlıyor, dolayısıyla tercihimiz, çoğu zaman onu kullanmak yönünde.

Yapı Kredi Yayınları: Dergiler, ekler ve sosyal medya arasında yukarıda bahsettiğim fark dolayısıyla ulaştığınız kitle, zaman zaman birbiriyle kesişse de, ayrı da olabiliyor. Ben okuyacağım kitapları sadece kitap eklerinde görüp alıyorum diyen kişiler var.

Yazarlarınızın sosyal medyayı kullanımını destekliyor ya da onları bu konuda yönlendiriyor musunuz?

Alfa Yayın Grubu: Okurlarla birebir ilişkilerini artırabilmeleri adına yazarlarımızın sosyal medya hesaplarını etkin bir şekilde kullanmalarını destekliyoruz. Bize gelen soruların birçoğu yazarların sosyal medyayı neden yetersiz kullandıkları yönünde oluyor. Bazı yazarlarımız sosyal medyanın dinamiklerini takip etmekte zorlanıyor bazıları ise günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. İmza, söyleşi etkinliklerini sosyal medya hesapları üzerinden duyuruyorlar. Bazen bizden bağımsız etkinlikleri oluyor, onları da yine sosyal medya üzerinden okurlarıyla paylaşıyorlar.

April Yayıncılık: Yazarlarımızın çoğunun sayfaları ve hesapları, okurları tarafından yönetiliyor, yazarın doğrudan sosyal medyanın parçası olması, sonsuz sınırsız bilgi akışında sözlerinin, düşüncelerinin kaybolması riskini beraberinde getiriyor. Etkinlik ve içerik paylaşımı konusunda onları yönlendirmekle beraber, sözlerinin ve düşüncelerinin temel mecrasının sosyal medya değil, kitapları ve makaleleri olduğunu düşünüyoruz.

Can Yayınları: Biz yazarlarımızın yaşam koçu ya da menajeri değiliz. Bu nedenle sosyal medyayı kullanıp kullanmamaları ya da ne biçimde kullanacakları tamamen kişisel kararlarına kalmış bir alandır. Bu konuda hiçbir biçimde yönlendirici olamayız.

Domingo Kitap: Sadece çeviri eser bastığımız için bu soru için doğru bir adres olmayabiliriz.

Günışığı Kitaplığı: Bu konuda oldukça şanslı olduğumuzu ifade edebiliriz. En az bizim kadar yazarlarımız da günümüz teknolojisini yakından takip ediyor ve okurlarıyla iletişime geçmek için platformları önemseyip buralarda var olmaya özen gösteriyorlar. Elbette, bütün yazarlarımız sosyal medyada varlar diyemeyiz. Sosyal medya kurumlar için gerekli ve zorunlu olsa da, sonuçta hâlâ kişisel bir tercih alanı. Yayınevi olarak hem kitabımızın hem yazarımızın tanıtımı için büyük bir özveriyle çalışıyor, özgün içeriklerle birlikte yeni yöntemler deniyoruz. Tüm bu çalışmalarımızı sosyal medya kanallarımızda paylaşıma sokuyoruz ve gelişmeleri yazarlarımıza en güncel hâliyle iletiyoruz. Kurum olarak bu platformları önemsemekle birlikte yazarların bu platformlarda olup olmama seçimlerine de saygı duyuyoruz.

İletişim Yayınları: Bu konuda nötr bir duruşumuz var. Bazı yazarlarımız hiçbir şekilde sosyal medya kullanmadıkları gibi, gazetelere dahi söyleşi vermiyorlar; biz de bu kararlarına saygı duyuyoruz. Herhangi bir yazarımıza “Sosyal medyada daha aktif olun, satışlar için faydalı” gibi bir şey söylemeyiz, yönlendirmede bulunmayız. Ancak kendisi kullanıyorsa, kullanmaya başlamak istiyorsa ve bize soruları olursa elbette yardımcı oluyoruz.

Kolektif Kitap: Çok fazla yerli yazarımız yok, ama olanlar sosyal medyayı zaten bizden daha iyi kullanıyor.

Metis Kitap: Herhangi bir müdahalemiz yok. Yazarların kişisel olarak verdikleri, vermeleri gereken bir karar bu.

Sel Yayıncılık: Bu konuda yayınevi olarak bir yönlendirmemiz yok, yönlendirme yapmayı doğru da bulmuyoruz. Herkes sosyal medyayı nasıl isterse öyle kullanıyor ya da hiç kullanmıyor. Yazarların okurla etkileşimi elbette bizi mutlu eden sonuçlar doğurabiliyor, ancak tersi de mümkün, bu noktada yazarın kendi sorumluluğu ve tasarrufunda.

Siren Yayınları: Yerli yazarımız olmadığı için bu soruyu kendi pratiğimizden bir örnekle yanıtlayamam ama bir yayınevinin yazarına böyle bir dayatmada bulunmasını son derece abes buluyorum.

Yapı Kredi Yayınları: Yazarların sosyal medyayı kullanması ile ilgili herhangi yönlendirmemiz yok.