Veganizm ve türcülük

Bütün devletler türcüdür, bazı ülkelerde mücadeleler sonucunda bazı hayvan türleri için yasal düzenlemeler getirilmiş olsa da, içinde yaşadığımız gezegen, hayvanı gıda sistemine hapsetmiş bir hücre görevi görmeye devam ediyor


@e-posta
Dosya, 06 Eylül 11:58
- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.

 “Hayvan özgürlüğü veya tahakküm karşıtı olmak teorik bir gerekçe, veganlık ise pratik bir sonuçtur.” - Güray Tezcan[1]

Hayvanları yiyecek, giyecek, kobay ve eğlence olarak kullanmanın doğru olmadığını derinlikli anlamam maalesef uzun sürdü. Sadece 10 yıldır veganım. İçine doğduğum kültür, tabağımda ne yediğimi sorgulamama imkân sağlamadı. Oysa hayvan bedeninin parçalarının ya da salgılarının bir hayvandan geldiğini, bunun için bir hayvanın öldürüldüğünü bilmek çok da zor değildi! Farkına vardığım bu gerçekle sadece iki ay süren vejetaryenlik sonrası, vegan olmanın hayvanlar için en doğru karar olduğunu anladım ve etik vegan oldum. Nitekim vejetaryen beslenme de hayvan sömürmeye dâhil olmaktı. Etik vegan olarak sık sık karşıma çıkan “Vegan doğmadın ki!” sorusu ise sıkı hazırlanmam gereken bir ödeve dönüştü yıllarca. Bu sebeple yazımda keyfin, alışkanlığın, çiftçilerin ekonomik çıkarlarının; hayvanlara zarar vermeye yeterli bir neden olmadığına, bir şeyin farkına varıldığında bile değişimin olabileceğine, bir ayrımcılık biçimi olarak türcülüğe yer vermeye çalışacağım.[2]

Veganizm etik, çevresel, sağlık amaçlı nedenlerle hayvansal ürünleri kullanmamaktır ve bizler gibi duyarlı olan canlılar için verilen bir adalet mücadelesidir. Günümüz dünyasında ise hayvanlara yönelik her türlü köleliğin karşısında olmak şeklinde yorumlanmaktadır. Vegan kelimesi, 1944 yılında The Vegan Society‘nin kurucularından Donald Watson tarafından ortaya atıldı ve 1979 yılında da şöyle tanımlandı: “Hayvanların gıda, giyim ya da başka amaçlarla maruz kaldıkları sömürü ve zulmün her türlüsünden -uygulanabilir olan en mümkün mertebede- kaçınan ve buna ek olarak insanların, hayvanların ve çevrenin yararına, hayvan kullanımı içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanımını destekleyen felsefe ve yaşam biçimidir. Beslenme söz konusu olduğunda, hayvanlardan tamamen veya kısmî olarak elde edilen ürünlerin reddedilmesini ifade eder.”[3]

Vegan kişi hayvan kullanımı yoluyla elde edilen gıdaları, giyecekleri ve diğer tüm yan ürünleri kullanmayı reddeder. Yapımında deri, kürk, kemik, jelatin, yün (koyun yünü, kaşmir, angora), ipek gibi hayvansal maddelerin kullanıldığı yiyecek dışı maddeleri de kullanmaz; giyimlerinde pamuk ve keten gibi bitkisel ya da akrilik gibi sentetik kumaşları kullanırlar. Hayvanlar üzerinde test edilen, lanolin, propolis gibi hayvansal ürünler içeren kozmetik, ev temizliği ürünleri de kullanmadıkları maddelere dâhildir. Bunlara ek olarak, vegan kişi, hayvanların kullanıldığı eğlence biçimlerine (sirk, boğa güreşi, hayvanat bahçesi, at yarışı vs.) katılmaz. Bizler gibi duyarlı olan canlıların birey olarak tanınmasının en önemli sonucu, onların etini yemenin, derisini kullanmanın, eğlence için öldürülmelerinin kriminalize edilmesidir. Örneğin, komşunuz, kedinizi zehirlerse ceza alabilir. Maalesef aynı suç, komşunuz İskender kebap yediğinde olmaz.[4] Araçsalcı bakış çevremizi algılayışımızı belirliyor. Şahsen insanın hayatında öğrenmeyi, iyileşmeyi, büyümeyi bir insandan çok bir hayvan yardımıyla başarıp başarmadığı fikri üzerine düşünmenin değerli olduğu kanısındayım. Nitekim hayvanlar bize basit sevinçleri, sevgiyi öğretebilirler ve hayvanlarla en temeldeki benzerliklerimizi kavradığımızda, hayatın derinliklerinde var olan birliğin farkına da varabiliriz.[5] Veganlığın etik boyutu ise ayrımcılık biçimi olan türcülük ile ilgilidir. “Cinsiyet eşitsizliğine dayanan cinsiyetçilik kavramı ve ırk farklılığına dayanan ırkçılık kavramları gibi; tür farklılığından ortaya çıkan eşitsizlikler de türcülük olarak adlandırılır.”[6] Türcülüğe bakış açısı hayvan teorisindeki hayvan hakları paradigması ile faydacı yaklaşım arasındaki temel ayrım üzerine kurulu. Hayvanların haklarını savunması mümkün olmadığından daha pragmatist bir mikro siyasetin ihtiyacına dikkat çekilir. İçinde yaşadığımız dünya hayvanı sömüren, köleleştiren, katleden; aynı şekilde doğayı da dönüşü olmayan bir şekilde yağmalayıp, bunu da insan refahı, konforu için bir “gelişme /ilerleme” olarak görmüştür. Oysa kürk çiftçiliği, mezbahalar, aşırı nüfus artışı, türlerin yok oluşu, küresel ısınma korkunç “gelişmeler” değil midir? Aktivist vegan Jake Welsh[7], Unutulmuş Bir Ayrımcılık Türü: Türcülük makalesinde şöyle der: “Et yemekten hayvanat bahçelerine, hayvan deneylerinden kürk ve deri ticaretine dek bütün hayvan sömürü biçimleri aslında birer türcülük eylemidir. Eğer hayvanlara böyle davranılmasını doğru bulup bu amaçla dünyaya getirilmiş olduklarına inanıyorsanız o zaman türcü davranıyorsunuzdur.”

Haberde türcü dil hayvanlara yönelik şiddeti yaygınlaştırıyor

Öte yandan, medyanın dili de türcülüğü yayıyor ve hayvanlara yönelik şiddeti yaygınlaştırıyor. Örneğin, “Ahır yandı hayvanlar telef oldu, 550 küçükbaş hayvan yanarak telef oldu” gibi başlıklarla her gün binlerce hayvan “telef” olarak haberlere yansıyor. Hayvanlar için doğru haber dilini kullanmak farkındalık yaratır, hayvanların karşılaştığı şiddet ve zulmün görünür kılınması sağlanır, ırkçılık ve cinsiyetçilikle benzerlik gösterdiğinin altı çizilir/saptanır, türcü dilin habere ne kadar sık yansıdığı belirginleşir, günlük haber dilinde bilerek/bilmeyerek yazılan/kullanılan türcü ifadelerin çağrıştırdığı anlamları sorgulama ve bunlardan arınma sağlanır ve haberde her türlü ayrımcı bakış açısından arındırabilmesi için eşitlikçi ve özgürlükçü yaklaşımı sağlar, hayvanların dünyayı paylaştığımız duyarlı canlılar olarak yaşam haklarını tanımak ve bunu savunma tekniklerini geliştirmeye yardımcı olur.[8]

Veganizm sadece hayvanların acı çekmesine değil, aynı zamanda hayvan köleliğine katkıda bulunmayı reddetmedir, hayvanlar için adalet arayışını da kapsar; her hayvanın bir birey olduğunu, mutlu olmayı hak ettiğini, hayvan için de eşitlik olmasını savunur ve günlük hayatta da barışçıl bir zemin arar kendine. Veganizmin politika ile güçlendirilmiş etik, doğa, sağlık üçlüsü içinde ele alarak düşünülmesi, dışlayıcı ve kendini-doğrulayıcı değil, daha kapsayıcı ve uzun vadede çok daha başarılı bir siyaset güdülmesi, hayvan hakları için gerçekçi bir yaklaşım olarak yorumlanmaktadır. Etik bir vegan olarak, veganların herkesi kapsayan politikalar yürütmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Çelişkilerin zararlı olmadığına, vegan siyasetin gelişmesinin/çeşitlenmesinin bu açıdan önemli olacağına ben de inananlardanım. Can Başkent’in[9] belirttiği gibi, “Vegan harekete kimlerin nasıl katılacağına, kimlerin ne zaman ve nasıl et yemeyi azaltacağına karar verme hakkımız olmadığından, dışlayıcılığımız hayvanlara, vegan hareketin raison d’être’sine zarar verecektir.”

Hayvanların acımasızca öldürüldüğü, parçalandığı fabrikalar: Mezbahalar

Adaletin, eşitliğin arandığı bir toplumda ölüm tesisleri, yani mezbahalar artık olmamalı. Diğer tüm hayvan sömüren tesisler gibi. Her gün bir yenisi eklenen bu fabrikaların devamlılığı ise aslında vegan olmayanların tercihleri ile şekilleniyor. Zulüm, kötülük ile dolu olan bu tesislerde her yıl 60 milyar hayvanın öldürüldüğünü, bu sayının 50 sene önce 15 milyar olduğunu biliyoruz. Gail A. Eisnitz’in[10] “Slaughterhouse-Mezbaha” kitabı (1997) üzerine Steve Best’in[11] eleştiri yazısında şöyle diyor: “Cehennemi hayal edin: acı çığlıklar, kan nehirleri, iç organlar ve kan, parçalanmış vücut kısımları ve hâlâ canlıyken hisleri taşlaşmış sadistler tarafından kesilip parçalanan canlılar. Mezbahaların dünyasına hoş geldiniz; ama uyaralım: her şey hayal ettiğinizden çok daha kötü. Kendi üzerine düşeni yerine getiren Eisnitz bizleri bilginin ağır yükü ve artık müdahil olma sorumluluğuyla baş başa bırakıyor.”[12]

Türkiye’de vegan aktivizm ve eylem biçimleri!

Veganların eylem biçimleri çeşitlilik gösteriyor. Örneğin, vegan anarşist tutsak Osman Evcan, cezaevinde kendisine vegan yemek verilmediği gerekçesiyle 2011 yılında açlık grevi yapmıştır (Başkent, 2011). Osman Evcan’ın grevine destek amacıyla http://osmanayemek.tumblr.com/blogu açılmış, çevrimiçi imza kampanyası düzenlenmişti. Osman Evcan, sonunda cezaevinde vegan yemek hakkını elde etmişti. ALF’in[13] Türkiye destekçilerinin ilk “açık hayvan kurtarma eylemi” 2014 yılında İstanbul, Kadıköy’de bir petshop’taki tavşanları kaçırmak olmuştu. Türkiye’de vegan aktivistlerin sokak eylemleri çoğu zaman dikkat çekici oluyor. 2012 yılından beri Taksim’de gerçekleştirilen Kurban Bayramı protestoları bunlardan biridir. Türkiye’de bazı vegan uluslararası kuruluşların temsilciliklerini yürüten Türkiye Vegan Derneği de vardır.[14] Gezi Parkı Direnişi’nin, veganlığın bilinirliğinin artmasında önemli ölçüsü olduğuna yönelik anket sonuçları da yayınlanmıştı.[15] Türkiye’de veganizm için önemli olaylardan biri olan I. Vejetaryen/Vegan Onur Yürüyüşü ile medyada haber olması da pek çok insanın vegan sözcüğü ile tanışmasını sağladı. Türkiye’de vegan aktivizm çok eskilere dayanmasa da son yıllarda özellikle Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu’nun[16] kurulduğu 2017 yılından beridir veganlık ile hayvan özgürlüğü aktivizmi arasındaki bağı güçlendirmeye yönelik çalışmalar önemli kazanımlar sağladı. Topluluk, Türkiye’de ilk kez Dünya Çiftlik Hayvanları Günü’nde[17] eylem yaptı ve ilk Cube of Truth’u[18] (Gerçeklik Küpü) gerçekleştirdi. Fayton zulmünü çeşitli iskelelerde protesto edip imza topladı. Vegan Derneği’nin[19] düzenlediği Dünya Vegan Günü[20] kutlamasında stand açıp Türkiye’nin ilk kurtarılmış hayvan barınağı için ikinci el satış yaptı. Birçok kez yinelediği kermesler sayesinde hayvanların kurtarılmasına ve özgürleştirilmesine katkıda bulundu. Başlattığı Hayvan Özgürlüğü Sanat Etkinlikleri aracılığıyla insanların hayvanlarla ilişkilerini yeniden değerlendirmesini sağlamaya çalıştı. Dünyanın farklı kentlerinde aynı zamanda yapılan “Tüm Mezbahalar Kapatılsın!”[21] eylemine İstanbul’dan katıldı. Didim’de yapılan Vegan Festivali’nde[22] stand açarak yine kurtarılmış hayvan barınağı yararına yardım topladı, mezbahalarda yapılan çekimleri sosyal medyadaki hesaplardan yayınlayarak mezbaha vahşetini görünür kılmak için çaba sarf etti. Canlı hayvan ticaretine karşı protestolara[23] katıldı. Topluluk manifestosunda, “hem vegan felsefesini tanıtıp yaymak hem de hayvan hakları alanında bağımsız aktivistlerin sesini duyurmak amacıyla kurulmuş, Her Türlü Irkçı, Sınıfsal, Cinsiyetçi ve Türcü Ayrımı Reddeden, Eşitlikçi bir Oluşumdur. Duyguları olan bütün canlıların (insan ve insan dışındaki türlerin) başkaları tarafından Metalaştırılmama Hakkı olduğunu kabul ediyoruz. Bu nedenle hayvanları insanların malı olarak gören tüm uygulamalara karşıyız. İçinde yaşadığımız dünyada barış ve özgürlüğün sağlanması ve doğanın korunması için öncelikle insan ve insan olmayan hayvanların Yaşam Hakkına Saygı Duyan Veganizm Mücadelesine destek verilmesi gerektiğine inanıyoruz” açıklamalarına yer veriliyor. Türkiye’de aktivizmi sınırlayan her türlü zorluğa rağmen yapılan bu faaliyetler, hayvan özgürlüğü mücadelesinde yer alan başka aktivist grupları da kapsıyor. Ancak hayvan haklarını savunan bazı aktivistlerin tam anlamıyla hayvan haklarının ne olduğuna dair ortak bir anlayışa sahip olamamaları, hayvan refahına odaklanmaları, Türkiye’de hayvan hakları açısından verilen aktivizm mücadelesinin karşısında duran temel bir sorun olarak görülüyor. Nitekim buna katılmamak elde değil. Hapsedilen hayvanın kafesini genişletmek ya da öldürmenin helal(!) yöntemlerini geliştirmek, hayvanların fiziksel ve psikolojik açıdan sağlıklı ve huzurlu bir süreçte katledilmesine yönelik “iyileştirici” çabalar, hayvan hakları mücadelesinde bir sorun.[24]

Veganizm ve siyaset[25]

Duyarlı canlıların içinde bulunduğu akıl almaz koşulları ve yaşadıkları zulmü görünür kılmak için yürütülen hayvan hakları mücadelesinin Türkiye’de ve dünyada siyasete dikkat çekici yansımaları olduğunu söyleyebiliriz. Artan çevre sorunları, sağlığı tehdit eden ve bilimsel olarak kanıtlanmış açıklamalar hayvan yemeğe yönelik zararları da gündeme taşıyor çünkü. Örneğin, Dünya Sağlık Örgütü[26] 2015 yılında, “Salam, sosis gibi işlenmiş etler kanser yapıyor” açıklaması yapmıştı. Oxford Üniversitesi, “vegan beslenme 2050’ye kadar sekiz milyon insanın hayatını kurtarabilir, küresel ısınma tehlikesini durdurabilir” açıklaması yaptı. Proceedings of National Academy of Sciences’da yayımlanan makale, dünyanın bütün büyük bölgelerinde bitkisel bazlı beslenmeye geçilmesi durumunda bunun hem sağlık hem de çevre konularında yaratabileceği etkileri hesaplayan ilk çalışma oldu. Dr. Marco Springmann (Oxford Martin Programme on the Future of Food) başkanlığında yürütülen çalışmada, dört ayrı beslenme şekline ait senaryolar oluşturuldu; bunlardan ikisi vejetaryen ve diğeri de vegan beslenme modeliydi. Ortaya çıkan sonuçlara göre, vejetaryen beslenmede 2050 yılına kadar 7.3 milyon insanın ölümü önlenirken, vegan beslenmede bu sayı 8.1 milyona çıktı. Küresel ısınmaya etkileri ise şöyle açıklanıyor, vejetaryen beslenmede gıda nedenli sera gazı salımı yüzde 63 azalırken, bu oran vegan beslenme sonucunda yüzde 70’e çıkıyor. Bütün bu bulgular gösteriyor ki, bitki bazlı beslenme insanlar, toplum, hayvanlar ve gezegen için en iyi sonuçları veriyor. Hayvan hakları için verilen her türlü aktivizm faaliyeti önemli olsa da, siyaset belki de en önemli çabalardan biri. Bu sebeple çevre, sağlık politikaları çerçevesinde yürütülecek her faaliyet hayvan hakları mücadelesinde önemli. Ayrıca sosyal adalet mücadelesi, savunuculuk bağlamında da siyasî partiler önemli bir işlev görebilir. İnsanların vicdanını beklemek, bu korkunç zulmü görmelerini sağlamak çok hızlı ilerlemiyor çünkü. Hayvanların haklarını koruyan yasalara, güçlü şekilde savunan partilere, siyasîlere ve komisyonlarda temsile ihtiyaç var. Hayvan tecavüzleri, sunî tohumlama, gaga kesme ve daha pek çok acımasız uygulama, hayvanların beden bütünlüğüne ve cinselliğine yönelik yaygın, sistematik tahakküm uygulamalarıdır. Böylesi şiddet biçimlerine karşı hukukî yaptırımlar, düzenlemeler hayvanlara kamusal/yasal koruma sağlayabilir.

Din ve hayvan[27]

Dağ Medya din editörü Zeynep Ocak, Hayvan ve Din[28] başlıklı yazısında, “İslam’a göre insan, yaratılan varlıklar arasında üstün bir değere sahiptir. İnsanın üstün değere sahip olması, onu, diğer varlıklara göre daha sorumlu kılıyor. İnsan, yaşatmakla, geliştirmekle, üretip var etmekle, doğal dengeyi korumakla, savurganlık yapmamakla yükümlüdür. Bunun yanı sıra İslam’da insanın hem kendisine hem de başkalarına zarar vermesi ya da canına kıyması haram sayılıyor. Bunun sonucu olarak da bu sorumlulukları yerine getirmeyen insanlar, Kuran’da, cahil ve zalim olarak nitelendiriliyor. Yahudilik ve Hristiyanlık da hayvanlara zarar vermenin yanlış olduğunu öğütlerler. Yine Budizm’in beş ahlakî yasağında ‘Canlı varlıkları öldürmekten uzak duracağım’ ilkesi yer alır. Bu inancın temelinde tenasüh öğretisi yer alır. Budizm inancına göre bugün insan olan bir canlı, öldükten sonra tekrar bir hayvan olarak dünyaya gelebilir. Dolayısıyla kim bir hayvana kötü davranırsa, kendisi de bir gün o hayvanın durumuna düşebilir. Caynizm’de ise hiçbir canlıyı incitmeme ve tamamen bitkisel beslenme esastır. Hatta Caynistler, ağızlarına bir canlının kaçmasından korktukları için karanlık bastıktan sonra yemek yemezler. Caynizm’de *asketik[29] yaşam biçimi sürenler ise bu konuda diğer Caynistlere göre daha hassastırlar ve yürürken yanlışlıkla ağızlarından bir canlının kaçmasından korktukları için ağızlarını bir örtüyle kapatırlar. Caynist cemaatlerin kurduğu, bütün hayvanların bakıldığı ve tedavi edildiği Cayna hastaneleri de meşhurdur. Kutsal metinlerde de ifade edildiği gibi yaratılışın tek amacı insan değildir. Hayvanlar, insana yarar sağlamakla birlikte, sadece insanlar için yaratılmış değillerdir. "Allah yeri canlı yaratıklar için meydana getirmiştir" (Rahman suresi/ 10) ayeti bu durumu açıkça belirtir. Dolayısıyla onların her birinin yeryüzünde, doğal hâlleriyle ve doğal ortamlarında yaşama hakları vardır. Hayvanların, değil neslini tüketmeye, doğal yaşam alanlarını daraltmaya ve yaşam koşullarını zorlaştırmaya kimsenin hakkı yoktur. Onların haklarını gasp etmenin, insan haklarını gasp etmekten pek de farkı yoktur” diyor. Ayrıca reformist Müslümanların ve tefsir yazarlarının kurban hakkında söyledikleri de ilginçtir.[30]

Hayvan hakları aktivisti Gary Yourofsky[31] de, “hiçbir din et yemeği emretmez” dediği konferans konuşmasında “kölelik-sahip, kurban, menfaat, tahakküm-insan ırkına özgü şeyler mi” diye sorar. Bu konuşmada, köleliğin kötü bir şey olduğuna karar vermek, konuyu bir ahlakî yükümlülük olarak düşünmek gerektiğine dikkat çekiliyor [32]

Küfür olarak “hayvan” kullanımı![33]

Cinsiyetçilik ve türcülük dilde normalleşmiş, kullandığımız, hatta anlamını bilmediğimiz birçok cinsiyetçi türcü küfür var. Zülal Kalkandelen’in 2011 yılında Hayvan Nedir? başlıklı yazısı aslında bu konuda bize biraz fikir veriyor. Kalkandelen, yazısında “hayvan”, “öküz”, “ayı”, “köpek”, “eşek” gibi sözcüklerin hakaret olarak kullanıldığı ama aslında sözlü kültürde değişim başlatmanın önemine değinir. Diğer önemli bir örnek, yine Vegan Derneği’nin hayvanları ezici ve türcü ifadelere alternatif ifadeler geliştirme amacı için geliştirilen Kirpi Sözlük[34] de; sözlü kültürde kullandığımız bu dille mücadele etmek için kurulmuş önemli bir farkındalık çalışmasıdır. Sözlükte, örneğin, alternatif aranan bazı türcü ifadeler şöyle sıralanıyor: “Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur, bir taşla iki kuş vurmak, eşek hoş laftan (doğrusu "hoşaf" değildir) ne anlar, kuş beyinli, kuşbaşı, köpeğe atsan yemez, tavşan kanı (çay), hayvanlık etmek, dananın kuyruğu kopacak, hayvan oğlu hayvan benzeri tüm ikilemeler, öküz gibi bakmak, kedi nankördür, aç ayı oynamaz, eşek sudan gelinceye kadar, it dövüldüğü yere kaçar, köpek giren eve melek girmez, yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek, deveyi havuduyla yutmak (havut: semer), eşeğe altın semer vursalar eşek yine eşektir, et hayvanı, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır, kurt gibi aç olmak, kürk hayvanı, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler, geçmişe mazi yenmişe kuzu (demek), kurt kocayınca köpeğin maskarası olur araştır, saygıdeğer, biri yaşlandığında gençlerin diline düştüğü zamanları olur, boynuz kulağı geçer.” Türcü ifadelere yönelik yazılan alternatif sözleri okumak isteyenler ve ekleme yapmak isteyenler buradan inceleyebilirler. Türkçedeki hayvan hakları külliyatı[35] listesi de bu bağlamda önemli kaynaklar arasında sayılabilir.

Bütün devletler türcüdür

Sonuç olarak bütün devletler türcüdür, bazı ülkelerde mücadeleler sonucunda bazı hayvan türleri için yasal düzenlemeler getirilmiş olsa da, içinde yaşadığımız gezegen, hayvanı gıda sistemine hapsetmiş bir hücre görevi görmeye devam ediyor. Devletler, dinler, hukukî sistemler ve kapitalizm bu noktada birbirini besleyen yapılar olarak hayvan hakları mücadelesinin karşında durmaktadır. Mezbahalar ile ilgili bölümde yazdığım gibi, talep sürdükçe hayvan soykırımı da devam ediyor. Aynı şey devletler, hukuk sistemi, din, kapitalizm kıskacında da geçerli; iş birliği sürdükçe zulüm de devam ediyor. Nitekim bu yapılar bize hayvanları tüketme, kullanma, hayvanlara sahip olma, nasıl istersek öyle davranma hakkı/izni veriyor. Trajik, içinde bulunduğumuz sistem hayvan soykırımını cesaretlendiriyor, hatta ödüllendiriyor. Oysa bilinmelidir ki kürk, deri, et hepsi cinayet hepsi katliamdır ve hayvanlar da duyarlı canlılardır, yaşama hakları vardır!”[36] [37]

*Pınar Dağ: Etik Vegan, Hayvan Hakları Aktivisti
Öğretim Görevlisi (Kadir Kas Üni.), Dağ Medya &Veri Gazeteciliği Platformu kurucusu & VOYD Yönetim Kurulu üyesi
Kaynaklar:
[1] "Güray Tezcan – Yeşil Öfke." https://yesilofke.com/tag/guray-tezcan/. Accessed 30 Aug. 2018.
[9] "Can Baskent." https://canbaskent.net/. Accessed 30 Aug. 2018.
[10] "Amazon.com: Slaughterhouse: The Shocking Story of Greed, Neglect ...." https://www.amazon.com/Slaughterhouse-Shocking-Inhumane-Treatment-Industry/dp/1591024501. Accessed 30 Aug. 2018.
[11] "Steven Best - Wikipedia." https://en.wikipedia.org/wiki/Steven_Best. Accessed 30 Aug. 2018.
[13] "Animal Liberation Front." http://www.animalliberationfront.com/. Accessed 30 Aug. 2018.
[14] https://dagmedya.net/2016/10/17/vegan-aktivizm-konulu-ilk-akademik-calisma/
[15] http://veganturkiye.blogspot.com/2014/08/gezi-direnisinin-vejetaryen-veganlkla.html
[16] "BAĞIMSIZ HAYVAN HAKLARI TOPLULUĞU." https://bagimsizhayvanhaklaritoplulugu.tumblr.com/. Accessed 30 Aug. 2018.
[17] "Dünya Çiftlik Hayvanları Günü - Bianet." 2 Oct. 2017, https://bianet.org/konu/dunya-ciftlik-hayvanlari-gunu. Accessed 30 Aug. 2018.
[18] "SUCCESS: ‘Cube Of Truth’ Vegan Activists Campaign For Animal Rights." 8 Nov. 2017, https://www.plantbasednews.org/post/success-cube-truth-vegan-activists-campaign-for-animal-rights. Accessed 30 Aug. 2018.
[19] "TVD: Anasayfa." https://tvd.org.tr/. Accessed 30 Aug. 2018.
[20] "Dünya Vegan Günü 28 Ekim’de Kalamış’ta! | TVD." https://tvd.org.tr/2017/10/dunya-vegan-gunu-28-ekimde-kalamista/. Accessed 30 Aug. 2018.
[21] "‘Tüm Mezbahalar Kapatılsın’ Yürüyüşü | Dağ Medya." 18 May. 2016, https://dagmedya.net/2016/05/18/tum-mezbahalar-kapatilsin-yuruyusu-bu-yil-karakoyde/. Accessed 30 Aug. 2018.
[22] "Didim VegFest – #yaşamdolufestival." https://didimvegfest.com/. Accessed 30 Aug. 2018.
[23] "ÖLÜM GEMİLERİ -Zülal Kalkandelen Yazdı | Dağ Medya." 8 Feb. 2018, https://dagmedya.net/2018/02/08/olum-gemileri-zulal-kalkandelen-yazdi/. Accessed 30 Aug. 2018.
[24] https://dagmedya.net/2017/09/15/temel-sorun-hayvan-refahciligina-odaklanmak/
[25] https://dagmedya.net/2016/07/04/hayvan-haklari-ve-siyaset/
[26] "WHO: Salam, sosis gibi işlenmiş etler kanser yapıyor - BBC News Türkçe." 26 Oct. 2015, https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/10/151026_islenmis_et_kanser. Accessed 30 Aug. 2018.
[27] https://dagmedya.net/2016/10/23/hicbir-din-et-yemegi-emretmez/
[28] "DİN VE HAYVAN|| Dinlerin Hayvanlara Bakışı @charmince ...." 21 May. 2013, https://dagmedya.net/2013/05/21/din-ve-hayvan-onlarin-haklarini-gasp-etmenin-insan-haklarini-gasp-etmekten-pek-de-farki-yoktur/. Accessed 30 Aug. 2018.
[29] üç büyük dinin ve temelinde “öte dünya” anlayışı bulunan inançların salık verdiği yaşam biçimidir, dünyadan el ayak çekmeyi temel alır.
[30] https://dagmedya.net/2018/08/24/veganligi-tercih-eden-muslumanlarin-sayisi-artiyor/
[31] "Gary Yourofsky - Wikipedia." https://en.wikipedia.org/wiki/Gary_Yourofsky. Accessed 30 Aug. 2018.
[32] https://dagmedya.net/2016/12/06/bir-ahlaki-yukumluluk-olarak-veganlik-gary-l-francione/
[33] http://www.zulalkalkandelen.com/2011/06/hayvan-nedir.html
[34] "TVD - Türkiye Vegan ve Vejetaryenler Derneği." http://sozluk.tvd.org.tr/. Accessed 30 Aug. 2018.
[35] "Yeryüzüne Özgürlük!: Türkçedeki Hayvan Hakları Külliyatı." 2 Mart. 2017, http://yeryuzuneozgurluk.blogspot.com/2017/03/turkcedeki-hayvan-haklar-kulliyat.html. Accessed 30 Aug. 2018.
[36] https://dagmedya.net/2016/09/12/turkiyedeki-hayvan-ozgurlugu-hareketi-ne-yazik-ki-hala-hicbir-fiziki-altyapiya-sahip-degil/
[37] https://dagmedya.net/2018/03/14/devlet-bir-turun-diger-turler-uzerindeki-egemenlik-aygitidir/