Şehrazad ve kardeşi

Açgözlülüğümüz, ifritimiz, hırsımız masallarda hem öz hem üvey kardeşimizdir. Onunla birlikte yaşarız, ama doğruyu anımsayan yanımız hazineyi bulur...


@e-posta
Dosya, 04 Ocak 11:00
- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.

Binbir Gece Masalları iki kardeş ile başlar. Şahzaman ile Şehriyar. Tuhaftır, Şahzaman ilk öyküden sonra bir daha gözükmez. Binbir Gece Masalları’nı, dördüncü boyutu da içine alan üst bir felsefî mantık olarak gördüğüm için, öykünün ilk iki kahraman kardeşinin adlarını da kavram olarak yorumlama çabasına girişmiştim Şehrazad’ın Sırları kitabında.

Şahzaman, zamanın bilgesi olarak felsefenin ana kategorilerinden zaman kavramını tarif eder. Şehriyar da şehrin yani yerin, uzamın bilgesi olarak zaman içinde yaşadığımız uzayı tarif eder. Esasında, diğer masallardaki gibi zaman ve uzay bu öyküde de birdir. Aynı kişidir. Binbir Gece'de her kahraman aslında, bir anlamda, olmayan-kahramandır. Her kahraman aynı zamanda diğer tüm kahramanlarla aynı kişidir. Hükümdar da, vezir de, cellat da, ifrit de peri de. Diğer yandan her kahraman, insanın kendi içindeki veya dışındaki kişi olarak ayrı kişidir.

Binbir Gece’de şehvetin “kara” yüzünün sergilendiği en şaşırtıcı öykü, “Ganim bin Eyüb ve Kızkardeşi Fitne’nin Öyküsü”dür. Bu öykünün heybesinden başka öyküler de çıkar. Çünkü fitne, Arap lisanında baştan çıkarıcı anlamına gelir ve insanın baştan çıkmasının o iç dünyasında, arzunun kara derili iç dehlizlerinde dolanır. Kara derili diyorum, çünkü bu masallarda zenciler, insanın karanlık, ışık almayan iç teninin rengini tarif eder. Bu masallara göre iç dünya dış dünyanın kardeşidir. Aşkın sırrını anlatan Nurü’n Nehar’ın öyküsünde, üç kardeş aynı kız için birbiriyle yarışır.

Şehriyar ve Şahzaman’ın kardeş olması, zaman ve uzayın kardeşliğini anlatır. Zaman ve uzam Binbir Gece’nin başlangıçtaki en soyut kavram ve kategorileridir. Yirmi yıl aradan sonra Şehriyar’ın kardeşi Şahzaman’ı özlemesi, uzam ve zamanın ilişkisini dördüncü boyutta özlem duygusuyla tarif eder. Uzam da zaman da sonsuzca birbirinden uzaklaşır, birbirine döner, birbirini özler. Bir kardeş gibi aynı rahimden doğmuşlardır ve doğmaya devam etmektedirler, ama ayrıdırlar, hem ayrı hem aynı olmak yasasının örnekleridir.

Öykülerden biri “Ömrün ve anın akışı içinde” diye başlar. Ömür bir süreçtir çünkü. An ise sonsuzca sayılabilecek zamanın dördüncü boyutudur. An ve sonsuz da kardeştir. Her an sonsuzdur.

Şehrazad’ın adının anlamı, özgür şehirdir. Kardeşinin adı Dünyazad da özgür dünya anlamına gelir. Soyutlama yapan bu adlar ütopik, soyut bir toplumun, şehrin ve dünyanın tarifi ve kurgusudur. Bu ideal, olması gereken iyiye, iyiliğe dair, her zaman iyilerin kazandığı, adaletin hüküm sürdüğü, adaletsizliğin ve kötülüğün ve kötülerin kaybettiği ütopya kurgularıdır. Dünya kardeşliktir. Masallar, kardeşlik üzerinden dünyayı eşitler.

Ali Baba, mağaradan getirdiği hazineyi öğrenen aç gözlü öz kardeşi Kasım’ın tehditleri üzerine, açıl susam açıl, kapan susam kapan sihirli sözlerini ona söylemek zorunda kalır. Çünkü Şehrazad hep şunu der; haset senin öz kardeşindir.

Kasım da, eşek yerine katırlarını ve karısını alarak ormandaki mağarayı arar, bulur ve sihirli sözü tekrarlayarak hazineye ulaşır. Ama çıkışta, kayanın yarılması için gerekli sihirli sözü bir türlü hatırlayamaz. Yerine, birçok kez "Açıl arpa açıl!" der, ama kaya kapalı kalır. Bu kez "Açıl yulaf açıl!" der, kaya yerinden kıpırdamaz. Sihirli söz, dördüncü boyutu bize tarif eden diyalektikten başka nedir ki?

Açgözlülüğümüz, ifritimiz, hırsımız masallarda hem öz, hem üvey kardeşimizdir. Onunla birlikte yaşarız, ama doğruyu anımsayan yanımız hazineyi bulur. Hazine de bolluk ve bereketin tohumu olarak ortasından yarılan susamdır. İkinci Şeyhin Öyküsü, “Bil ki, ey ecinni şahlarının efendisi, bu iki köpek benim kardeşlerimdi” diye başlar. Masal, her defasında yardım ettiği, kazancını bölüştüğü iki kardeşinin ona “kazık attığı” bir küçük tacirin öyküsünü anlatır. Öyle ki, kardeşleri ve karıları, bir defasında birlikte bindikleri tekneyi dahi batırırlar. Sonunda iyi kalpli tacirin yeni evlendiği karısı, bir ecinni olduğunu söyleyerek o iki kardeşi köpeğe dönüştürür. On sene geçmeden eski hallerine gelemeyecektir iki köpek. Şehrazad der ki, haset içimizdeki kötü kardeşimizdir. Neden köpek, çünkü haset yok edilemez, tamamen ortadan kaldırılamaz; onu ancak kendine bağlı, yine kendin olarak tasmasıyla yanında dolaştırabilirsin, bu şekilde denetim altında tutabilirsin.