Nasıl mıyım?

Bu denli karanlık ve karartılmaya devam eden bir dönemde yaşamadım hiç...


@e-posta
Dosya, 06 Temmuz 11:00
- A +
Yazı aşağıda devam etmektedir.

Nasıl mıyım?

Berbat vaziyetteyim.

(Böylece bombok 1 kelime olan bombok kelimesini kullanmamış oldum!)

Hayatımda hiç bu kadar kolumun kanadımın 

kırık olduğu bir dönem hatırlamıyorum.

Kolum burkulurdu geriye doğru esir alındığımız  zamanlarda-

Kendimi düşmanların elinden kurtarır, yine elimi kolumu kullanmaya devam ederdim.

Kanadım birkaç yerinden kırılır-

Sonra yine çıkardı; uçup giderdim.

Artık böyle değil.

Elim tutmuyor.

En basit bir satır yazmam gerektiğinde-

Bir imza vermem-

Kalem elimden düşecek gibi oluyor.

Bir ruh beklemesi içindeyim.

Ama öylesine akut ve umutsuz bir bekleyiş hali ki bu-

Ruhum içine göçtü bir maden kazası gibi.

Ruhsuzum. Ruhsuz kaldım.

Başka çaresi yok ruhumun anladığım.

Zira: korkunç bir suçluluk hali.

Onlar niye içerde Allahım? Onlar içerdeyken benim hiçbir şeyden keyif almam insanlığa sığar mı?

Ya yaşamdan ölüm kıyısına doğru yürüyüverirse Semih Öğretmen?

Ya içerde bir şey olursa içlerinden birine??

Bunlar ;bu  her gün yenileri eklenen kahredici kaygılar.

Bitmeyen bir suçluluk.

Mengenesini hiç gevşetmeyen.

Bir nevi ev hapsinde-

Bir nevi bitki gibi yaşıyorum işte.

Bu denli karanlık ve karartılmaya devam eden bir dönemde yaşamadım hiç.

Üstelik bu geç yaşımda bu denli kesif bir karanlık-

Şikayet etmeye hakkım yok.Katiyetle. 

Asıl ağırı: suçluluk.

Suçluluk.

Onlar ordayken-

Ben evimin kuyusunda saklanıyorum.

Ve bekliyorum işte.