İstanbulspor aşısı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

İstanbulspor aşısı

Galatasaray, bugüne dek rakiplerinde pek alışkın olmadığı bir şeyle karşılaştı İstanbulspor maçında: Üçlü defans. Galatasaray üçlü defansla bu imtihanında zorlansa da galibiyete ulaştı. Sırada yine üçlü defansla oynayan Gaziantepspor sınavı var. Bu sürecin Galatasaray'ı, yine üçlü defansla oynayan Sparta Prag eşleşmesine daha iyi hazırlayacağını söyleyebiliriz

Galatasaray maça üç dezavantajla başladı. İlki maça sadece bir taktik antrenmanla çıkmasıydı.[1] (Galatasaray bir gün izin yapmış, bir gün de -Trabzonspor karşılaşmasının ertesi günü- rejenerasyon idmanı yapmıştı.)

İkinci dezavantaj İstanbulspor'un bir önceki maçta Kayserispor karşısında 352 formasyonuyla mücadele ederken Galatasaray karşısına biraz farklı bir formasyonla çıkmasıydı. İstanbulspor Galatasaray'ı 541 formasyonuyla karşıladı. Bu da Galatasaraylı futbolcuların kafasında bir eşleşme sorunu yarattı. Okan Buruk maçtan önceki açıklamasında İstanbulspor'un oyun planıyla ilgili aynen şunları demişti: "Kazanarak geldiler, moralli geldiler, sistemi değiştirdiler, 352 oynadılar, bugün de aynı sistemle sahaya çıkacaklar." Bu da Galatasaray yaptığı tek taktik antrenmanda 352 formasyonuna çalıştığı, ama 541'e çalışmadığı anlamına geliyordu.

Üçüncü olarak da açık futbol oynayan Trabzonspor'a karşı boş alanları bularak yıldızlaşan Wilfried Zaha ve Kerem Aktürkoğlu ikilisinin benzer performansı İstanbulspor karşısında da göstereceği yolundaki genel beklenti ve kanaat idi. Ancak futboldan biraz anlayanlar açık oynayan takıma karşı yıldızlaşan Zaha-Aktürkoğlu ikilisinin kapalı defanslara karşı daha önce olduğu gibi sorunlar yaşayacağını biliyorlardı.

Sahada karşılaşılan üç zorluk

Maç başladığında Galatasaray'ın yukarıda saymaya çalıştığım dezavantajların uzantısı olarak üç temel sorun yaşadığını gördük.

İlki Galatasaray'ı 541 formasyonuyla karşılayan İstanbulspor'un kanatları ikişer oyuncuyla kapatmasıydı: İstanbulspor kendi sağını Muammer Sarıkaya ve David Sambissa, solunu da Alassane Ndao ve Ali Yaşar ikilileriyle kapattı. Bunların arkasında ise sağda stoper olarak Okan Erdoğan, solda da Simon Deli vardı. Böylece sağda Barış Alper Yılmaz topu aldığında karşısında hep iki İstanbulsporlu futbolcuyu, Ndao ve Ali Yaşar'ı buldu (aşağıdaki fotoğraf). Bu nedenle de ilk yarıda hiç etkili olamadı.

Barış Alper Yılmaz'ın önlenemeyen yalnızlığı. Maçın henüz ikinci dakikası. Galatasaray hücumunda Barış Alper Yılmaz karşısında Ali Yaşar ve Alassane Ndao'yu buluyor. Onların da kademesinde Simon Deli var. (Kaynak).

Galatasaray sahaya sağ kanatta Sacha Boey-Barış Alper Yılmaz ikilisiyle çıkmış olsaydı, bu sorunu aşabilirdi. Ancak Galatasaray, Boey'nin yokluğunda yeniden sağ beke dönen Barış Alper Yılmaz ve Tetê ikilisiyle rakibin bu önlemine karşı çözüm üretemedi.

Galatasaray'ın sahada yaşadığı ikinci sorun ise İstanbulspor'un en önde sadece Emir Kaan Gültekin'i bırakarak orta sahayı dört futbolcuyla parsellemesiydi. Bu dörtlü blok Galatasaray hücumlarında Galatasaray'ın işini daha da zorlaştırırken savunma sırasında iki kişilik Galatasaray orta sahasına zaman üstünlük sağladı. Bunu özellikle 25'inci dakikadan sonra çok açık biçimde gördük.

Üçüncü sorunu Zaha ve Aktürkoğlu'nun Trabzonspor maçında yükselen özgüvenlerini ilerleyen dakikalarda hızla yitirmeleri oldu. Bu ikili maç içinde en dibi gördükten sonra su üzerine çıkmaya başladılar.

Bu girizgâhtan sonra analizime geçmek istiyorum. Analizde üç konuyu ele alacağım.

  1. Galatasaray'ın kritik bölgede düşünme ve davranış hızı konusu.
  2. Ters ayaklı bek sorunu.
  3. Duran toplar sonrasında rakiplere verilen hızlı hücumlar.

Başlıyorum.

Hız ve oyun ezberi sorunsalı

Son yazıda Galatasaray'ın Trabzonspor'u hız konseptiyle yendiğinden söz etmiştim. Bundan kastım Galatasaray'ın hücumların belirli bir anında topu hızlı dolaştırıp rakibini eksik ya da az adamla yakalamasıydı. Açıktır ki açık oynayan takımlara karşı topu hızlı dolaştırarak boş alan bulmak ve bu alanlarda rakibe sayısal üstünlük sağlamak olağan bir şeydir. Aynı şeyi kapalı oynayan rakiplere karşı yapmak ise daha zor.

Ben aslında genel kanaatin aksine Galatasaray'ın dünkü maçın ilk üçte birlik bölümünde iyi ve hızlı oynayarak maçı kopartacak fırsatlar ürettiğini, ancak bunlardan yararlanamadığını, bunun da temel nedeninin hızlı düşünmemek ve oyun ezberi olduğunu ileri süreceğim. İleri sürdüğüm bu düşüncemi kanıtlamak için buraya beş örnek bırakıyorum.

İlk örnek, dakika 3,47. Kaan Ayhan İstanbulspor yarı sahasının ortasında yaptığı baskıyla topu David Sambissa'dan çalıp sol çizgideki Kerem Aktürkoğu'na oynuyor. O da merkezdeki Dries Mertens'e. Ceza sahası çizgisine paralel olarak topu biraz süren Mertens burada ceza sahası dışından şut deniyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray'ın ilk ciddi hücumuna bakıyoruz. Çizgideki Kerem Aktürkoğlu'nun pas verdiği Mertens ceza sahasına paralel biçimde topu biraz sürdükten sonra hiçbir yere bakmadan kaleye şut çekiyor. Oysa burada sağındaki Tetê'yle kombinasyona girmesi, onun da Zaha'yı görmesi bu hücumu daha zenginleştirebilirdi. (Kaynak).

Mertens'in bu şutunu İstanbulspor defansı bloke ediyor. Böylece tehlikeli olabilecek bir pozisyon harcanmış oluyor. Bu aslında hızlı düşünmemekten daha çok bir oyun ezberi. Zira Mertens bu tip pozisyonlarda neredeyse hep şutu tercih ediyor. Oysa bu pozisyonda sağındaki Tetê'yle kombinasyona girmesi, onun da soldan bindiren Zaha'yı kaçırması Galatasaray adına tehlikeyi daha da büyütebilirdi.

(Burada çoğu Galatasaray taraftarının ad hominem yaparak pozisyona değil, şutu kimin attığına önem verdiğini de söylemek istiyorum. Örneğin aynı pozisyonda Mertens yerine şutu atan Halil Dervişoğlu olsaydı, verilecek reaksiyon ciddi biçimde farklılık gösterecekti.)

Hızlı düşünmemek

İkinci örnek, dakika 4,52. Demirbay yaptığı baskıyla ayağını sokup topun Muammer Sarıkaya'dan uzaklaşmasını sağlıyor. Bu topu Mertens hemen solundaki Aktürkoğlu'na oynuyor (aşağıdaki fotoğraf).

Galatasaray'ın bir başka hücumuna bakıyoruz. Mertens'in pasını alan Aktürkoğlu solundaki Zaha'yı basit biçimde topla buluşturmak yerine ona iki İstanbulspor futbolcusu arasından pas vermeyi deniyor. (Kaynak).

Burada hızlı düşünüp hızlı oynamayan Aktürkoğlu, zamanında solundaki Zaha'ya pas veremiyor. Daha sonra ise daha zor bir şeyi deniyor: İki İstanbulsporlu arasından pas vermeye çalışmak. Bu hücum da hız sorunu nedeniyle top kaybıyla sonuçlanıyor.

Üçüncü örnek

Dakika 7,47. Galatasaray yarı sahası ortasında Kaan Ayhan Sambissa'dan topu söküyor ve hat kıran bir pasla Zaha'ya yerden uzun oynuyor. Zaha ceza sahasına girince karşısına Okan Erdoğan çıkıyor. Ancak Zaha aut çizgisine doğru hareketlenerek topu kaleye paralel göndermeyi başarıyor. İstanbulsporlu Mehmet Yeşil'in ayağına çarpan top Mertens'in önünde kalıyor. Mertens önce topu kontrol ediyor, sonra da sağına çekiyor (aşağıdaki fotoğraf). Ardından da vuruyor. Bu şut İstanbulspor defansı tarafından bloke ediliyor.

Bir diğer Galatasaray tehlikesine bakıyoruz. Zaha'nın kaleye paralel gönderdiği topu Mertens kontrolüne aldıktan sonra sağına çekip vuracak. Mertens'in şutunu karşısındaki Simon Deli bloke edecek. (Kaynak).

Burada yine hız sorunu görüyoruz. Modern futbolda rakip savunmalar hücum oyuncularına neredeyse sadece bir saniyelik bir zaman dilimi bırakıyorlar. Bu bir saniye içinde hareket tamamlanmayınca sonuç almak çok zorlaşıyor.

Dördüncü örnek

Dakika 11,38. Orta sahaya yakın bir noktada Simon Deli faul atışında topu hareketlendiriyor ve takım arkadaşı Modestas Vorobjovas'la paslaştıktan sonra ileriye uzun oynuyor. Sanchez bu topu kafayla Torreira'nın önüne indiriyor, o da hemen kafayla ilerideki Zaha'ya pas veriyor. Böylece 4'e 4 Galatasaray hücumu başlıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Torreira'nın pasıyla başlayan hızlı hücuma bakıyoruz. Top Zaha'nın ayağında. Galatasaray 4'e 4 İstanbulspor kalesine hücum ediyor. Zaha'nın solunda Aktürkoğlu var. Birazdan ona pas verecek. (Kaynak).

Topu bir süre süren Zaha solundaki rakip ceza sahasına yaklaşırken Aktürkoğlu'na pas veriyor. Sağdan Tetê'nin bindirmesini değerlendiremeyen Aktürkoğlu Okan Erdoğan'la bire bir oynamayı tercih ediyor (aşağıdaki fotoğraf), ama rakibini geçemiyor.

Üç saniye sonrası. Zaha solundan bindiren Aktürkoğlu'na pas vermiş durumda. Aktürkoğlu en sağdaki Tetê'ye oynamak yerine karşısındaki Okan Erdoğan'ı geçmeye çalışıyor ve topu kaybediyor. (Kaynak).

Bu pozisyonda Torreira'nın düşünme ve pas hızına Aktürkoğlu aynı hızla yanıt veremiyor. Çevre kontrolü yapmadığı için topu alır almaz doğrudan rakibini geçmeye odaklanıyor. Bunun sonucunda da top kaybı yapmış oluyor.

Beşinci örnek

Dakika 17,07. Mertens sağ koridora kaçarak Barış Alper Yılmaz'dan top istiyor, ancak Yılmaz zamanında onu görmüyor. (Yılmaz daha sonra özür dileyecek Mertens'ten.)

Yılmaz topu sürmeye çalışırken Ali Yaşar'a kaptırıyor, ancak bu topu kazanıp gerideki Victor Nelsson'a oynuyor. Torreira, Davinson Sánchez, Demirbay ve Kaan Ayhan üzerinden Galatasaray önce kendi soluna yöneliyor. Hücum yönü sonra yeniden sağa çevriliyor.

Hücum yönünü sağa çeviren Galatasaray'da top Demirbay ve Nelsson üzerinden sağ çizgideki Mertens'e aktarılıyor. Mertens de ceza sahasına orta yapıyor. Bu orta Aktürkoğlu'na geliyor (aşağıdaki fotoğraf).

Alışık olduğumuz bir Galatasaray hücum setine bakıyoruz. Aktürkoğlu sağdan Mertens'in yaptığı ortada topla buluşuyor. Ancak gelişine şut atmak yerine kontrol-vuruşu tercih ediyor. Bu şut yandan dışarı çıkacak. (Kaynak).

Bu set Galatasaray'ın birçok hücumda kullandığı bir set ve Aktürkoğlu da bu sete aşina. Ancak Aktürkoğlu bu kez topa gelişine vurmak yerine kontrol-vuruşu deniyor. Bu şut yandan dışarı çıkıyor.

Hız sorununun maliyeti

Dikkatli okurlar fark etmiştir. Verdiğim örnekler henüz ilk 18 dakika içinde gerçekleşen Galatasaray hücumlarında gerçekleşen örnekler. Buna 24'üncü dakikada Torreira'nın uzun ve yüksek pasıyla İstanbulspor ceza sahasında buluşan, topu göğsüyle önüne indirdikten sonra Zaha'ya verdiği pasta başarılı olamayan Tetê örneğini de ekleyebilirim.

Bütün bu örneklerde gördüğümüz hep aynı: Hücumun belirli bir fazında hızlı oynayıp tehlike üreten Galatasaray'da forvet hattını oluşturan futbolcuların final hareketlerde hızlı düşünüp doğru hareket edememeleri. Bunun ise görünmeyen bir maliyeti vardı; Galatasaray'ın bırakalım maçı koparmayı, gol bile atamamış olması.

Ters ayaklı bek Kaan Ayhan'ın aksadığı anlar

Ters ayakla sol bekte oynayan Kaan Ayhan Trabzonspor karşılaşmasını iyi bir performans ve bir golle kapatmıştı. Ancak bu kez benzer bir performans gerçekleştiremedi. Kaan Ayhan maçta hem rakip ataklarında parmak üstünde beklememenin yol açtığı önemli bir hataya imza attı. Hem de Galatasaray hücumlarında topu ters ayağından asıl ayağına aktarırken zaman kaybettiği için ofansif olarak iyi performans veremedi.

Buraya her iki konuda birer örnek alıyorum.

İlk örnek, dakika 26,53. Kaan Ayhan, İstanbulsporlu Muammer Sarıkaya'nın verdiği kısa pası taç çizgisinde kontrol ediyor, ancak Torreira'ya vermek istediği pası çok tembel. Bu tembel pası Sambissa takım arkadaşı Sarıkaya'ya kazandırıyor. Sarıkaya da öndeki Ndao'ya oynuyor. Topu alan Ndao doğrudan Galatasaray kalesine şut atıyor, bu top direkten dönüyor. (Bu şut, maçta İstanbulspor'un Galatasaray kalesine attığı ilk şuttu.)

Direkten dönen topu Ali Yaşar kazanıyor, ancak karşısına Barış Alper Yılmaz çıkıyor. Yılmaz biraz savrukluktan topu kontrol edemeyince İstanbulspor taç kazanıyor. İstanbulspor dakika 27,30'da Ali Yaşar'la taç atışını kullanıyor (aşağıdaki fotoğraf).

Dakika 27,30. İstanbulspor taç atışını kullanıyor. Ali Yaşar en soldaki Emir Kaan Gültekin'e topu atacak ve geri alıp Galatasaray ceza sahasına ortalayacak. Burada en uzaktaki Kaan Ayhan'a bakıyoruz. (Kaynak).

Emir Kaan Gültekin'den topu yeniden alan Ali Yaşar hemen Galatasaray ceza sahasına orta yapıyor. Bu topu parmaklarının ucunda beklemeyen Kaan Ayhan hemen reaksiyon gösteremeyince Sambissa kendisinden önce topa hareketleniyor (aşağıdaki fotoğraf).

İki saniye sonrası. Taç atışını Emir Kaan Gültekin'e oynadıktan sonra topu geri alan Ali Yaşar Galatasaray ceza sahasına ortasını yapmış durumda. Kaan Ayhan yukarıdaki fotoğraftaki aynı yerinde, golü atacak olan Sambissa ise çoktan hareketlenmiş durumda. Hareket avantajına sahip olan Sambissa Kaan Ayhan'ın topu ayak parmaklarının ucunda beklememesinin cezasını kafayla gol atarak Galatasaray'a ödetmek üzere. (Kaynak).

Burada gördüğümüz şey Kaan Ayhan'ın maçı ve topu ayak parmaklarının üzerinde takip etmemesinin Galatasaray'a maliyeti aslında. Benzer bir maliyeti (zaman maliyeti) ters ayakla katıldığı hücumda da görüyoruz.

Ters ayağın maliyeti

Dakika 29,09. Galatasaray hücumunda Kaan Ayhan önde çizgide bulunan Mertens'e oynuyor, o da merkezdeki Torreira'ya veriyor. Torreira sol kanattan bindiren Kaan Ayhan'ı kaçırıyor (aşağıdaki fotoğraf). Bu an İstanbulspor'un defans hattına baktığımızda dört oyuncu görüyoruz.

Kaan Ayhan'ın katıldığı bir Galatasaray hücumuna bakıyoruz. Kaan Ayhan Torreira'nın pasıyla buluşmuş durumda. Bu sırada İstanbulspor'un defans hattına baktığımızda dört futbolcu görüyoruz. (Kaynak).

Ters ayaklı Kaan Ayhan İstanbulspor ceza sahasına orta yapmak için topu önce sağ ayağına almak zorunda kalıyor. Bu sırada da Kan Ayhan'ın önüne Sambissa da geçmiş oluyor. Dolayısıyla kendisini karşılayan defans hattındaki İstanbulsporlu futbolcu sayısı beşe yükseliyor (aşağıdaki fotoğraf).

Bir saniye sonrası. İstanbulspor ceza sahasına orta yapmak için topu sağ ayağına almak zorunda kalan Kaan Ayhan'ın karşısında bu kez, Sambissa'nın da eklenmesiyle bu kez beş İstanbulsporlu futbolcu var. (Kaynak).

Aslında bu sekans futbolda bir saniyenin, yani hızın ne kadar önemli ve değerli olduğunu bize gösteren bir sekans. Galatasaray bu hücumda belki de gol atabileceği bir saniyeyi Kaan Ayhan'ın ters ayakla sol bekte oynaması yüzünden kaybediyor.

Duran top sonrasında kaos sürüyor

Artık her maç tekrarlanan bir şey oldu Galatasaray'ın kullandığı duran top sonrasında rakiplerin ölümcül hücumlara çıkması. Buraya maçtaki tek örneği alıyorum.

Dakika 31,53. Demirbay sağdan korner atışı kullanıyor. En geride defans güvenliğini almak için tek Galatasaraylı futbolcu göze çarpıyor; Tetê. Onun önünde ise ceza sahası çizgisi önünde Zaha ve Mertens var. İstanbulspor ise 11 oyuncusuyla kendi ceza sahasında.

Demirbay'ın yaptığı ortayı ön direkte Barış Alper Yılmaz kafayla arkaya aşırmak için yükseliyor, ancak topa vuramıyor. Ali Yaşar'ın müdahale ettiği -sonradan elle oynadığı saptanacak- top Muammer Sarıkaya'ya çarpıp Torreira'nın önüne iniyor. Torreira topu kontrol edip vurmak isterken ıskalıyor.

Böylece top Sarıkaya'nın önünde kalıyor. Sarıkaya topu bir süre sürdükten sonra (aşağıdaki fotoğraf) öne koşu gösteren Ndao'nun önüne yuvarlıyor.

İstanbulspor'un iptal edilen ikinci golünün 13 saniye öncesine bakıyoruz. Muammer Sarıkaya topla takımını hücuma çıkarıyor. Önünde pas vereceği Ndao var. Sağ gerisinde ise golü atacak olan Emir Kaan Gültekin. Galatasaray'da ise en gerideki futbolcu Mertens. (Kaynak).

Ndao tek başına Galatasaray kalesine doğru akıyor. Onu takip eden üç Galatasaraylı var; Mertens, Tetê ve Nelsson. İstanbulspor hücumuna Florian Loshaj ve Emir Kaan Gültekin de katılıyor. Böylece İstanbulspor hücumu 3'e 4 gelişiyor (aşağıdaki fotoğraf).

Üç saniye sonrası. Ndao süratle Galatasaray kalesine akıyor. Onu Mertens takip etmeye çalışıyor. Arkasında ise takım arkadaşları Tetê ve Nelsson var. Emir Kaan Gültekin de hızla Galatasaray kalesine koşuyor. (Kaynak).

Mertens Galatasaray ceza sahasına giren Ndao'nun şutunu yere yatarak bloke etmeyi başarıyor, bu top kornere yöneliyor. Bu sırada Emir Kaan Gültekin'i takip eden Sánchez koşusunu kesip yavaşlıyor. Ndao, Mertens'in bloke ettiği topu (aşağıdaki fotoğraf) aut çizgisi üzerinde yakalayıp Galatasaray kalesine dolduruyor.

Altı saniye sonrası. Ndao'nun şutunu bloke eden Mertens yerde gelişmeleri izliyor. Ndao kornere çıkmak üzere olan bu topa yetişip Emir Kaan Gültekin'in olduğu yere ortalayacak. Gültekin'i takip eden Sánchez ise topun kornere çıkacağı zannıyla koşusunu yavaşlatmış durumda. (Kaynak).

Bu topu, koşusunu kesmeyen Kaan Emir Gültekin uzak direk dibinde (aşağıdaki fotoğraf) yarı rövaşatayla Galatasaray kalesine gönderiyor.

Üç saniye sonrası. Ndao'nun ortası havadan süzülüyor. Golü atacak olan Emir Kaan Gültekin vücudunu kurmuş, vuruşa hazırlanıyor. Onu arkasında Sánchez var, ancak topa müdahale edemeyecek. (Kaynak).

Bu golde gördüklerim şöyle:

  • Galatasaray korner kullanırken en geride atlet olmayan tek futbolcunun, Tetê'nin bırakılması büyük hataydı. Orada kafa topuna çıkmayan Zaha olmalıydı, bir de Mertens.
  • Zaha birçok maçta olduğu gibi bu pozisyonda da koşusunu yarıda kesti. Halbuki devam etse topu Galatasaray kalesine gönderecek olan Kaan Emir Gültekin'i rahatlıkla kontrol edebilirdi.
  • Mertens'in topa müdahale etmesinden Nelsson ve Tetê'nin çevre kontrolü yapmadıkları görülüyor. Özellikle Tetê, Kaan Emir Gültekin'i kolayca önleyebileceklerken onun farkına varamadı.
  • Son olarak da Gültekin'i takip eden Sánchez'in koşusunu hiç yavaşlatmadan devam ettirmesi gerekiyordu.

Sonuç

Okan Buruk ilk yarıda görülen bu sorunları ikinci yarıda yaptığı değişikliklerle büyük ölçüde çözdü. İlk olarak Kaan Ayhan'ı sağ beke çekti, Barış Alper Yılmaz'ı sol beke. İkinci olarak da Sánchez'i sağ stopere, Nelsson'u da sol stopere çekti. Burada üç amacı vardı:

  1. Barış Alper Yılmaz'ı hücumda daha etkili kullanmak. Barış Alper Yılmaz'ın ikinci yarıda yaptıklarından Okan Buruk'un futbolcusuna içe doğru kat ederek oynaması talimatını verdiğini anlıyorum. Bunun amacı Yılmaz'ın karşısına iki savunma oyuncusu çıkmasını önlemekti. Nitekim bu talimat doğrultusunda Yılmaz üçüncü bölgeye gelince hep içe kat etti. Bu nedenle de Zaha'ya sadece bir kez pas verdi.
  2. Kaan Ayhan'ı sağ bekte görevlendirmesinin nedeni -Mauro Icardi'yi de besleyebilmek için- sağ ayağıyla kolayca orta yapabileceği pozisyonda oynatmaktı.
  3. Stoper değişikliğindeki amacı ise ilk yarıda Galatasaray'ı zorlayan Ndao'yu Sánchez'le eşleştirmek, sağ beke kaydırılan Kan Ayhan'ı hızlı bir stoperle desteklemekti. Bu kapsamda yavaş olan Nelsson'un yaratabileceği dezavantajı hızlı olan Barış Ayhan Yılmaz'la gidermeyi düşündü. (Okan Buruk'un yaptığı bu değişiklik sayesinde Galatasaray enine daha da genişleyerek İstanbulspor'u kolayca kuşatabildi. Bu da ikinci topları Galatasaray'ın toplamasına yardımcı olarak hücumların tazelenmesine olanak sağladı.)

Okan Buruk'un bunların yanı sıra duran top kullanımı sonrasında oluşan savunma sorununa da devre arasında el attığına şahit olduk. Nitekim ikinci yarıda Galatasaray kornerlerinde takım savunması için Kerem Aktürkoğlu ve Mertens ilk hatta, onların arkasındaki hatta ise hızlı olan Zaha görevlendirilmişti.

Galatasaray ikinci yarıda, ilk yardaki gibi iştahla hücum yapmadı. Daha yavaş ve sakindi. Sonuca da duran toplarla bulduğu gollerle gitti. Ancak bu yarıda rakibi İstanbulspor'a da sadece bir kez kendi kalesine şut çekme fırsatı verdi.


[1] Takımlar maçtan önceki son, ya da son iki antrenmanında rakip takıma uygulayacakları taktiği çalışırlar. Daha önceki antrenmanlarda fizik çalışma ve set oyunları ön plandadır.

Melih Şabanoğlu kimdir?

Melih Şabanoğlu, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu.

Okur, yazar, merak eder. Çocukluktan itibaren her yaş döneminde ve değişik sektörlerde çalışırken spor ve futbol, amatör tutkusu oldu hep.

Futbolun matematiğini anlamaya çalıştı. Sabahtan akşama dek muhtelif maçlar izleyerek geçireceği günlerin hayalini kurdu.

Ana ilgi ve uğraş alanı ise Osmanlı modernleşmesi ve geç Osmanlı döneminde spor tarihi.

Bu konuda Kuruluş: Mekteb-i Sultani'den Galatasaray Spor Kulübü'ne Türkiye'de Futbolun Erken Çağı (1904-1907) başlıklı bir kitabı var.

Önümüzdeki dönemlerde bu çalışmanın diğer ciltlerini çıkarmayı umuyor.

 

İlgili İçerikler