26 Kasım 2021

Vatan, millet, üç biber, iki domates... Ya bu dramlar, bu hesaplar?..

Yıllar içinde çeşitli krizlerden geçen Türkiye tarihinde böyle bir kriz yok. İntiharlar... İflaslar... Üretimin düşmesi... Alım satımların askıya alınması... Kısaca, hayatın durması...

26 yaşında... Ev kadını... Adana’da...

“Sekiz aydır ev kirasını ödeyemiyor”.

Ne yapıyor?..

“İntihar ediyor”.

Bir işçi... Kocaeli’nde...

“Oğluna istediği okul pantolonunu alamıyor”.

Ne yapıyor?..

“İntihar ediyor”.

Normalde, herhangi bir demokratik ülkede böyle bir dram karşısında maliye bakanı, hatta başbakan istifa eder.

Burada AKP’den bu konuda bir ses, bir nefes?..

Var, var!.. Bazı AKP milletvekilleri zekâlarını konuşturuyor, halka önerilerde bulunuyor:

“-Kombiyi kısın!..

-Soğan, ekmek yiyin!..

-Ayda iki kilo et yiyorsak, yarım kilo yeriz. Bir kilo biber alacağımıza üç tane biber alırız. Domatesi iki kilo yerine, iki tane alırız”. 

Hayat durdu 

Bu muhteşem öneriler ortaya atılırken...

“-İnsanların ödeyemediği kredi ve kart borcu toplam 22 milyar lirayı buluyor.

-Bu yılın ilk dört ayında otuz bin şirket kapanıyor.

-25 milyon kişi icraya düşüyor”.

Bu sayılar “Kara Salı” öncesine, yani TL’nin dolar karşısında bir günde yüzde 17 değer kaybettiği günün öncesine ait.

“Kara Salı” günü ise, TL tepetakla olur, dolar hızla tırmanırken:

“-Döviz büroları döviz alım satımını durduruyor.

-Bankalar işlem yapamaz hale düşüyor.

-Emlak alımları durduruluyor.

-Araba satışları iptal ediliyor.

-Gübre ve tarımsal ilaç satan şirketler, fiyat veremedikleri için satışlarını askıya alıyor.

-Apple, Türkiye’deki internet sayfasından telefon ve tablet satışlarını durduruyor”.

Bunlar bir krizin anatomisinden bazı satır başları.

Yıllar içinde çeşitli krizlerden geçen Türkiye tarihinde böyle bir kriz yok.

İntiharlar... İflaslar... Üretimin düşmesi... Alım satımların askıya alınması...

Kısaca, hayatın durması...

“Önce vatan” 

Bununla birlikte...

Krizi nasıl savunacağını şaşıran, savunmayı kendine iş edinenler arasında yer alan AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ, hani ‘iki kilo domates yerine iki domates, aydı iki kilo et yerine yarım kilo et yiyin’ fetvasının sahibi olan zat, eksik olmasın, gözlemlerini aktarıyor:

“Türkiye’yi, Amerika’nın talimatıyla Suriye’ye çevirmeye çalışıyorlar”.

Vay canına, yine akıllara durgunluk veren bir tespit!.. Hazret devam ediyor:

“Ekonomik sıkıntı çekebiliriz. Bizim gideceğimiz yer yok”.

Yoksa, ne yapacağız?.. Hazrette cevap hazır:

“Öncelikli olan vatandır”.

Ekonomik krizden “vatan sevdası” çıkartan Hazret, hepimizin sağlığını da düşünüyor:

 “Kış günü turfanda sebzeleri kullanmak zaten sağlığa çok faydalı değil”.

Hazret hem siyasal bilimci, hem iktisatçı, hem doktor, hem vatan sever ve aynı zamanda krizin sosyal nedenini teşhis eden bir sosyolog:

“Fırsatçılara, tefecilere, vicdansızlara bu fırsatı vermeyelim”.

Sadece fizik, kimya eksik.

‘Reis’ şimdi bu Hazreti bir kez daha milletvekili adayı yapmasın da, ne yapsın!.. 

“Soğan ekmek - güvenlik” 

Krizi savunma manevraları akıllara durgunluk veriyor, örneğin AKP Manisa milletvekili Uğur Aydemir de parlak bir öneri getiriyor:

“Belki soğan ekmek yiyeceğiz ama güvenliğimizden asla taviz vermeyeceğiz. Bu ülkenin çakıl taşını kimseye vermeyeceğiz”.

Ben, krize çözüm bulmak diye, buna derim!.. Bu arkadaşa helal olsun!..

Yine de, insan ister istemez soruyor:

“Peki, arkadaş sen soğan ekmek yiyor musun?..”

Ayrıca...

“Doların fırlamasıyla güvenlik ve çakıl taşı arasındaki ilişkinin matematik formülü nedir?..”

Herkes bunu merak ediyor!..

Aynı konuşmasının devamında “içimizdeki ajanlar, şiir okudu diye Tayyip Erdoğan’ın hapse girmesi, demokrasi mücadelesi” gibi, çorbada ne ararsanız var!..

Hepsi krizin nedenlerini ve çözüm yollarını anlatıyor!.. 

Hiç birinde hesap tutmuyor 

Hem o milletvekilleri, hem de asıl iktidar sahipleri şu konulara da acaba hangi çözümü öneriyor?.. Örneğin:

“-Zafer Havaalanı... 2021 yılı için yolcu garanti sayısı 1 milyon 317 bin 569 kişi. Yolcu başına iki Avro artı yüzde 8 KDV garantisi. O akıl almaz garanti sayısına rağmen, dış hatları 61 kişi, iç hatları 1.400 kişi kullanmış. 1 Ocak 2021’deki Avro kuruna göre verilen garanti 24 milyon 91 bin 906 TL tutuyor. 24 Kasım itibariyle, Avro kuruna göre, o firmaya ödenecek para 37 milyon liraya çıkıyor.

-Osmangazi Köprüsü... Günlük kırk bin araç garantisi veriliyor. Bir araç için verilen garanti KDV dâhil, 45.36 dolar. 1 Ocak 2021’de 4 milyar 913 milyon lira, 24 Kasım itibariyle 8 milyar 377 milyon lira. Dövizle yapılan anlaşmanın bu köprüdeki farkı 3 milyar 463 milyon lira.

-Avrasya Tünelinde fark 577 milyon 843 milyon lira.

-Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde, yine geçiş garantisi tutmadığından ve anlaşma dövizle yapıldığından dolayı, fark 834 milyon 177 bin lira”.

Bol keseden yapılan anlaşmalar... Hiç birinde geçiş sayısı tutmayan köprüler, yollar, hava alanları, aynı şekilde hastaneler...

İki kilo domates yerine, iki tane domates almayı önerirken ya da çakıl taşı edebiyatı yaparken, AKP içinde bu sayılarla ilgili görüşü olan, bunu soran eden var mı acaba?..  

Bütçe de gitti gider 

Soğan, ekmek, domates, biber, dış güçler, vatan, millet, çakıl taşı derken...

16 Ekim günü Meclis’e sunulan bütçe, o günkü kur üzerinden 188 milyar 880 milyon dolar.

 “Kara Salı” günü bütçe 135 milyar 326 milyon dolara düşüyor.

“Bütçe henüz komisyonda görüşülürken 53 milyar 354 milyon dolar küçülüyor”.

Türk Lirası cinsinden 689 milyar 333 milyon lira küçülme var.

Daha şimdiden bütçe gitti gider. Ne demek bu?..

“Bu bütçeyle ülke yönetilemez” demek.

Zaten yönetilmiyor, çivisi iyice çıkacak, hâlâ çivi kaldıysa. 

Yazarın Diğer Yazıları

Dünyanın en pahalı konuşması: 200 milyar lira

Hep konuşuyor ve daha da konuşacağını söylüyor. Sussa, giderek hepimize ve gelecek kuşaklara yüklediği maliyet azalacak, ama yok, susmuyor

Baş döndüren "kur oynaklığında" asgari ücret

Tarımda, sanayide, ulaştırmada, kısaca her alanda olduğu gibi, gözle görülür biçimde gerileyen Türkiye, asgari ücrette de, Avrupa'da sonuncu

Erdoğan'dan son "masallar" ve de "hora"

İş dünyası da, sonunda bayrak açıyor ve isyanını açıkça dile getirmekten artık çekinmiyor. Erdoğan ise, kendi dünyasında, masal anlatmayı sürdürüyor