16 Mart 2019

Saklanan raporla yeni bir “teslimiyet”

Avrupa Parlamentosu raporunun içeriği ortada yok, ama rapora tepkiler çok!..

“Biz, Avrupa Parlamentosu olarak, Avrupa Birliği’nin vicdanıyız, Türkiye’deki olaylara ve uygulamalara bakınca, böyle bir rapor yazmaya mecbur kaldık.”

Bu sözler Brüksel’de söyleniyor, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü, Hollandalı sosyal demokrat Kati Piri’ye ait.

Dört, beş gün önce Brüksel’de bir grup Türk akademisyen ve sivil toplum kuruluşu Kati Piri ile bir araya geliyor. Türkiye’den gidenler böyle bir raporu engellemeye çalışıyor, “Türkiye’ye zarar verirsiniz” diyerek.

O gidenler AKP yanlısı filan değil. Ya da AKP’nin dolduruşa getirdiği insanlar değil, bağımsız kişi ve kuruluşlar.

Defalarca ısrara rağmen, Avrupa Parlamentosu Türkiye aleyhindeki bu raporu yine de kabul ediyor. Şu çok önemli bir öneriyle:

“Avrupa Birliği - Türkiye görüşmeleri askıya alınsın.”

Önerinin gerekçesi

Peki, neden askıya alınsın?.. Rapora göre, özetle:

“- Türkiye’de insan hakları ihlalleri, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, yolsuzlukla mücadele ve güçlü Başkanlık Sistemine dönük olarak Avrupa Parlamentosunda ciddi bir kaygı vardır.

- Temel hak ve özgürlüklerin sağlanmasına dönük Avrupa’nın dile getirdiği önerilere Ankara karşı çıkmaktadır.

- Pek çok gazeteciyi hapse atan Türkiye, bu alanda dünya rekoruna imza atmıştır.

- Son anayasa değişiklikleri Erdoğan’ın otoriter yönetimine daha fazla zemin hazırlamıştır.

- Avrupa Birliği’nin Türkiye’de demokrasiyi güçlendirme çabaları sonuç vermemiştir.

- Seçimle işbaşına gelen pek çok belediye başkanı görevinden alınmıştır.

- Eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile sivil toplum öncülerinden Osman Kavala yargı önüne çıkmadan aylarca hapis tutulmuştur.

- Hukukun en temel ilkelerinden kuvvetler ayrılığı ortadan kalkmış, demokratik sistemin vazgeçilmez unsuru denge ve denetleme mekanizması işlemez olmuştur”.

Rapor, özünde Türkiye’de demokrasinin işlemediğini vurguluyor, bu durumun AB değerleriyle uyuşmadığı gerekçesiyle, Türkiye ile görüşmelerin askıya alınmasını dile getiriyor.

Yaptırımı yok

Bunlar Avrupa Parlamentosu’nun tespitleri. Burada önemli olan noktalar şunlar:

-Avrupa Parlamentosu, her ne kadar Türkiye ile görüşmelerin askıya alınmasını önerse bile, bu konuda parlamento yetkili değil.

- Görüşmelerin askıya alınmasını ya Avrupa Birliği Komisyonu önerebiliyor ya da Avrupa Birliğine üye 28 ülkenin üçte birinin önerisi gerekiyor.

- “Askıya alma” önerisine karşı, komisyonun şu anda böyle bir hazırlığı ya da isteği yok. Yani, görüşmelerin askıya alınması söz konusu değil.

Bir başka önemli nokta şu:

Türkiye ile AB arasındaki görüşmeler 2005 yılında başlıyor. O zamandan bugüne kadar kör topal devam ediyor.

Ancak...

Görüşmeler bir kez askıya alındı mı, kritik nokta burası, yeniden başlaması için 28 üye ülkenin tamamının oy birliği gerekiyor. O da, artık çok zor.

Yani, askıya almak çok temel bir adım. Bir anlamda, Türkiye için AB defterinin kapanması anlamına geliyor.

Yine de, bu rapor Türkiye’ye çok ciddi bir uyarı niteliğinde.

Asıl skandal

Rapor açıklandığında, aziz Türk medyası hep bir ağızdan sesleniyor:

“Skandal rapor!..”

Anladık, skandal da, peki ne yazıyor o raporda?..

Ihh, o yok, aziz Türk medyasında raporda ne yazdığı yer almıyor, sadece “askıya alınsın” önerisi üzerine, AB’ye yuhalama... AKP ağzıyla, AKP’lilerin tepkileriyle...

Raporun yayınlanmasıyla birlikte, raporun içeriği ortada yok, ama rapora tepkiler çok!..

Aziz Türk medyası, seçim yaklaştıkça, hemen her gün bir nedenden dolayı sınavda bir kez daha çakıyor. “Teslimiyet” her gün biraz daha kabak gibi ortaya çıkıyor.

2005’te AB ile görüşmeler başladığında, fener alayları düzenleyen, AB’ye madalya takan, AKP’yi göklere çıkartan medya bugün AB’ye söylemediğini bırakmıyor.

Medya tarihine yeni bir ibretlik sayfa daha.

Skandalın devamı

Avrupa Parlamentosu raporunu es geçen medya, dün ne yapıyor?..

Diyorum ya, her gün bir “medya skandalı” diye...

Dün işsizlik rakamları açıklanıyor.

İşsizlik 3.1 puan artarak, yüzde 13.5’uğu buluyor. İşsizlik ilk kez dört milyon kişiyi aşıyor. Hele de, gençlerde işsizlik 5.3 puan artarak, yüzde 24.5’a yükseliyor. Geçen yıl her beş gençten biri işsiz iken, şimdi her dört gençten biri işsiz.

Çok tehlikeli bir sosyal gelişme.

Medya nerede?..

Yandaş bilinenlere ek olarak, eskiden “merkez medya” olarak tanımlanan ancak, Demirören Grubu’na geçtikten sonra, “merkez” sıfatını yitiren ve “yandaşlığa terfi eden” medyada işsizlik haberini ara ki, bulasın!..

Dün o grubun internet sayfalarında işsizlik rakamlarına ilişkin tek haber yok!.. 

Gazeteleriyle, TV’leriyle onun için zarar ediyorlar, onun için artık izlenmiyor ve okunmuyorlar.

Avrupa Parlamentosu raporunu saklayınca, o rapor saklanmıyor ki!..

İşsizliğin artmasına ilişkin son rakamları saklayınca, o gerçek saklanmıyor ki!..

Kendini otomatiğe bağlamış, “Reis hangi haberi sever, hangisini sevmez” ezberinden hareketle kendileri yazıp, kendileri okuyor.