01 Şubat 2017

Madagaskar’da dans

Ben böyle bir ortamda, sokaklarda dans etmeyi aklımdan geçirmezdim

Tam emin değilim, belki aynı günde ve saat farkı olabilir ama, hatta belki de hemen hemen aynı saatlerde... Aynı günde ya da değil, aslında hiç fark etmiyor.

Tayyip Erdoğan geçen hafta çıktığı yurt dışı gezisinde Madagaskar’a da gidiyor. Erdoğan’ın gezisine katılan gazeteciler arasında Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat ile CNN Türk Ankara Temsilcisi Hakan Çelik de var.

İkisini de çok eskiden tanıyorum. Hande daha önce CNN Türk Ankara Temsilcisi. 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde, daha herkesin ne olacağını pek anlamadığı saatlerde Tayyip Erdoğan’la telefon üzerinden ilk canlı yayını gerçekleştirerek ün kazanıyor.

El Hak iyi gazetecilik, belli ki, iyi ilişkiler.

Üstelik, telefonla canlı yayın darbeyi önlemekte çok ciddi katkı sağlıyor. Erdoğan’ın halkı sokaklara çıkmaya çağrısı ilk onun girişimiyle yayınlanıyor. Ve insanlar sokaklara dökülüyor.

Bununla birlikte, daha önceden Hande’nin göze batan bir haberini, röportajını hatırlamıyorum. Ancak, Ankara’da başarılı bir gazeteci. AKP’ye destek veriyor.

Hakan Çelik’e gelince, sabahları CNN Türk’te, artık hiç izlemiyorum, çünkü sıkılıyorum. Nur içinde yatsın, Uğur Mumcu’nun o ünlü deyişiyle, “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan arkadaşlardan” biri gibi. Her konuda fikri var, genellikle AKP yanlısı yorumların sahibi.

Sade suya tirit yorumlar.

Hayatın keyfi

Hande ile Hakan Erdoğan’ın son yurt dışı gezisinde Madagaskar’da sokakta dans ediyor. 

Yurt dışı, ohhh iyi bir gezi, coğrafi iklim uygun, içinde bulundukları siyasal iklim dans ettirecek kadar rahat ve her türlü kaygıdan azade. Türkiye’de ne olmuş, ne bitmiş, önemli değil.

Hayatın keyfini çıkarmak hoş bir şey ve elbette herkesin hakkı. Yaşı, mesleği, aile ortamı, siyasal ortam ne olursa olsun, herkesin hakkı.

Buna söyleyecek söz yok.

Ancak, tatsız tesadüfler ve hoş olmayan gerçekler var.

O tesadüflerden biri, Türkiye’de gazetecilerin durumu.

Buna bağlı olarak, Uluslararası Yazarlar Birliği’nin (PEN) Silivri’de tutuklu gazetecileri ziyareti.

PEN Silivri'de

PEN 26 Ocak günü sabah saatlerinde Silivri’ye gidiyor.

PEN 1921’de kuruluyor. O tarihten bu yana 102 ülkede yazar, çizer ve gazetecilerin ifade ve basın özgürlüğünü korumaya adıyor kendini.

Kurulduğundan bugüne kadar, hiç olmadığı ölçüde, tarihindeki en kalabalık heyetle Silivri’ye geliyor.

Tutuklu gazetecilerle dayanışma adına. Pek çok uluslararası basın kuruluşu ya da sivil toplum örgütleri gibi. 

PEN Nobel kazanmış, dünyada pek çok ünlü yazarın üye olduğu etkin bir kuruluş.

Çeşitli ülkelerden gelen PEN üyelerinin çevresini Silivri’de jandarma sarıyor, onların fotoğraf çekmesine ve içeri girmelerine izin verilmiyor. 

Silivri’de hepsi yeniden araçlarına bindiriliyor, araçların başında silahlı jandarmalar, basın açıklaması da yine jandarma tarafınan yarıda kesiliyor.

PEN Türkiye’deki basın özgürlüğü kısıtlamalarını, gazeteci tutuklamalarını protesto ve onlarla dayanışma için Silivri’de. PEN aynı zamanda UNESCO’nun insan hakları danışmanlığını yürütüyor.

Hayat devam ediyor olsa da

Hande ile Hakan hemen hemen aynı günlerde, PEN’in Silivri ziyareti gününde ya da bir gün önce, bir gün sonra, aslında hiç fark etmiyor...

Çeşitli ülkelerden gelen yazarlar ve gazeteciler Silivri’de Türkiye’deki tutuklu gazetecilerin durumunu, basın özgürlüğün kısıtlamalarını protesto ederken, Hande ile Hakan Madagaskar’da dans ediyor.

Elbette şu gerçek kesin.

Hayat devam ediyor. Ve herkes kendi hayatını yaşamakta serbest.

Bununla birlikte:

-Ülkede yüz elliye yakın gazeteci tutuklu iken,

-Haklarında daha iddianame bile hazırlanmadığı halde, aylardır cezaevinde tutulan gazeteciler varken,

-Yüzlerce gazeteci işsiz bırakılmışken,

-Pek çok gazete, haber ajansı ve TV kapatılmışken,

-Dünyada en fazla tutuklu gazeteci Türkiye’de iken,

-Uluslararası kuruluşlar Türkiye’de basın özgürlüğü kısıtlamalarını sürekli gündemde tutarken,

-Hemen her gün dış basında Türkiye’de gazetecilerin üzerindeki ağır baskı, sansür, tutukluluk yer alırken, örneğin daha dün Ahmet Altan’la ilgili İtalyan La Stampa’nın yayını,

-Hayat devam ediyor olsa da,

-Ve bu benim özel hayatım olsa da,

Ben böyle bir ortamda, sokaklarda dans etmeyi aklımdan geçirmezdim.

Tutuklu meslektaşlarıma, işsiz meslektaşlarıma, mesleğimin kapatılan kurumlarına saygı olarak.

Bana çok yabancı o dünyada demek ki, “ruh hali” başka türlü. Orada hayatın keyfi epey farklı.

O keyif ve “ruh haliyle” yazılan yazılar, yapılan yorumlar ona göre.

Haydi, çocuklar dansa.

Önce iki ileri bir geri tango, “yetmez ama evet”, ça ça ça...

 

Yazarın Diğer Yazıları

Ne ekersen, onu biçersin

"Kılıçdaroğlu’na Çubuk’taki saldırının üzerinden 24 saat geçiyor, Erdoğan’dan CHP liderine henüz “geçmiş olsun” telefonu yok!.."

Nasıl kucaklaşacağız?..

Rivayet o ki: Seçimin hemen ertesinde Erdoğan arka arkaya İstanbul’da anket yaptırıyor, İmamoğlu yüzde 49, 50, 51, 52, 53 çıkıyor

Beyaz güvercin, ağzında kırmızı gül

AKP de iktidardan düşer, bir seçimlik işi var, yargısı perçinleniyor