01 Ağustos 2021

Jilet olan uçaklar, ormanlarda maden ocakları, santrallar

İnsanlar ormanlarını, çayırlarını, çimenlerini korumak için gövdelerini boşuna siper etmiyor. Onlar tek bir ağacı korumak için polisin coplarına, biber gazına boşuna direnmiyor. Bildikleri bir şey var. Türkiye'nin pek çok yerinde o bilinçli direnişlerden önce...

"Dokuz uçak hurdaya çıkıyor, ama, birisi..."

1998... Deniz Kuvvetleri'nin elinde on tane "karakol uçağı" var. Hepsi de, ömrünü tamamlamış.

Devreye "TEMA Vakfı" giriyor, "Türk Havacılık ve Uzay Sanayi" (TAİ) ile görüşüyor:

"Ben bunları yangın söndürme uçağına dönüştürürüm".

Uçağın dönüştürülmesini ve bakımını üstleniyor. Maliyeti "iki milyon dolar".

Yangın söndürme uçağına dönüştürülen uçağın ilk denemesi 1999 Antalya'daki yangında. Ardından İzmit Tüpraş yangınında. Uçak yangın söndürme işlemini başarıyla yerine getiriyor.

"Amerika bu başarının farkında, uçağı TEMA'dan satın alıyor".

Milliyet'in haberi

Ya bizimkiler?..

Onlar başka iş peşinde. 20 Temmuz 2003 tarihli "Milliyet Gazetesinde" bu olay ayrıntısıyla anlatılıyor.

"Yangın söndürme uçağı dönüşüm projesi rafa kalktı" başlığı altındaki haberde, AKP iktidarının marifeti aktarılıyor:

"Hangarda bekletilen dokuz uçak hurda olarak, MKE'ye satılıyor.

Ve...

Jilet yapılıyor!.."

Şimdi "envanterde uçak yok" diyorlar, nasıl olsun?..

Kim bilir daha ne ihmaller, ne saçmalıklar, ne birbirini tutmaz kararlar ya da hiç farkında bile olmadan, geçip giden fırsatlar var.

İklim değişikliği

Bir başka, çok temel, önümüzdeki on yılları etkileyecek bir ihmal dizisi var, AKP'nin ara sıra sözünü ettiği ve fakat sadece seyretmekle yetindiği ağır bir ihmal:

"İklim değişikliği ve yangınlar..."

Bir doğa bilimcisi, Çağatay Tavşanoğlu bu konuda sosyal medya hesabından çarpıcı bilgiler veriyor. Tavşanoğlu özetle şunu söylüyor:

"Akdeniz'in ekosistemle ilişkisine insan etkisinden bağımsız bakmak gerek. Burada bitkiler (kızılçam ve makilikler) yüksek derecede yanıcı özelliğe sahiptir. Modern çağdan önce de, doğal yangınlar bu bölgede çok vardır. Akdeniz bitkileri yangından sonra biyolojik çeşitliliğe uğrayarak, evrimleşme kapasitesine sahiptir. Burası bir kaç milyon yıldır yanıyor.

Bugün Manavgat ve Marmaris'te yangının bu kadar yayılma nedeni yüksek sıcaklık, düşük nem ve hızla esen kuru rüzgardır".

Tavşanoğlu daha sonra son yıllarda tartışılan konuya geliyor:

"Sıcaklıklar artıyor, iklim değişikliği bütün dünyayı ve bu arada Türkiye'yi çok etkiliyor".

Demek ki, iklim değişikliğine karşı nelerin yapılması gerektiğinin ele alınması şart. AKP bu şarta uyuyor mu?..Hayır!..

AKP hiç bir üretici yanı olmayan, günlük polemikle meşgul.

Maden ocakları

Ve insanların doğayı, yaşadıkları toprakları korumak amacıyla direnmeleri...

Doğa bilimcisi Çağatay Tavşanoğlu bu konuya da yer ayırıyor.

"İklim değişikliğinin yanıcı etkisi ile birlikte:

-Orman içinde yer alan maden ocakları yangın riskini artırıyor, o nedenle maden ocaklarına izin vermemek gerek.

-Ormanlık alanları imara açmamak gerek.

-Kaldı ki, bizde ağaçlandırma çok eksik kalmış durumda".

Tam tamına, AKP iktidarının ormanlara yaptığının, asla yapılmaması gereken faaliyetler olduğunu vurguluyor.

Daha şiddetli yangınlar

Ve ekliyor:

"Önümüzdeki yıllarda daha şiddetli, daha büyük, söndürmesi daha güç, insanlara ve yerleşim yerlerine daha çok zarar verebilecek yangınlarla karşılaşabiliriz.

Yangınların olumsuz etkilerini azaltmak yönünde bir an önce planlar yapmamız gerekiyor".

Ürkütücü bir tahmin!.. Ancak, bilimsel.

22 ülkeden uzmanlar

Bilimin önderliğinde, gelebilecek doğal felaketlere karşı önlemler almak, o felaketlerin etkisini en aza indirgemek her zaman mümkün.

Sözünü ettiği planlardan yola çıkarak, Çağatay Tavşanoğlu şunu belirtiyor:

"Geçen yıl 22 ülkeden doğa bilimcileri, yangın uzmanları bir araya geldi. 'Akdeniz'de Yangın Yönetimi İle İlgili Paradigma Değişikliği' başlığı ile bir makale yayınlandı, (Wildfire Management in Mediterraean Typ Regions Paradigm Change Needed), orada Akdeniz ülkelerinde yangınların riskini azaltabilmek için nelerin yapılması gerektiği anlatılıyor".

Paradigma, yani bir şeyin nasıl üretileceğine ilişkin örnek, model. AKP yönetiminin, ilgili bürokratların bu makaleden haberleri var mı?.. Okumuşlar mıdır?.. Diyelim ki, okudular, bununla ilgili ne yapıldı?..

AKP ve bilim!.. Bu ikisinin on dokuz yıldır yan yana geldiğini bilmiyorum!..

Uçaklar ve izinler

Yeniden yangın söndürme uçaklarına dönersek, yazının başına...

Çağatay Tavşanoğlu 'önümüzdeki yıllarda daha şiddetli yangınlarla karşılaşabiliriz' dediğine ve bu tespit uluslararası nitelik taşıdığına göre:

"Yangın söndürme uçakları hayati önem taşıyor.

İklim değişikliğine karşı alınabilecek önlemler eşliğinde, yangın söndürme uçakları..."

O tipte yeterli uçağın var mı?.. Yok!.. Demek ki, yangın söndürme uçakları alacaksın!..

Ayrıca... Ormanlarda:

-Maden ocaklarına,

-Santrallara,

-Ve de ormanların imara açılmasına izin vermeyeceksin!..

Oysa, yıllardır hepsini şakır şakır yapıyorsun.

Sonra "yaraları en kısa sürede saracağız" nutuklarıyla birlikte, "şurasını afet bölgesi, burasını afet bölgesi" ilan etmek, ne işe yarıyorsa!..

Yazarın Diğer Yazıları

“Yaralısın”, onun da adı “Ali”

1686’da yapılan savaşı Avusturya kazanıyor, 150 yıl sonra Budin’i geri alıyor. Padişah IV. Mehmet durumu görüşmek üzere Şeyhülislam Ali Efendiyi saraya çağırıyor. Ali Efendi: “Gelmemize ulemanın izni yoktur”. Padişahın ayağına gitmiyor. IV. Mehmet de, onu görevden alıyor. On iki yıl hiç kimsenin kulu, kölesi olmadan, hukukun rehberliğinde tarihe örnek bir Şeyhülislam olarak geçiyor.

Ali Erbaş: Bir ilk... Ve toplum rahatsız...

"Siyasi bir figür" haline geliyor, siyasetin tam ortasında yer alıyor, her hali ve tavrıyla "ateşli bir AKP üyesinden" farksız

Anadolu Medya Ödülleri: Kendi pişir kendin ye!..

Erdoğan bu törende yaptığı konuşmada ‘Türkiye’deki basın özgürlüğü ve demokrasi’ nutku atmayı ihmal etmiyor.