23 Eylül 2021

İktidardan düşüyor, o panikle: Araştırmalara baskın

“Sonuçlar AKP ve MHP için kötü”. Ne olacak o zaman?

Yeni bir yasa hazırlığı, yeni bir öneri, kimden?

“MHP’den”.

Nasıl bir hazırlık?

“Kamuoyu araştırma şirketlerini zapt-u rapt altına alacak bir hazırlık”.

Meclis açıldıktan sonra ele alınacak ilk tasarılardan biri.

Malum...

“Bütün kamuoyu araştırmalarında, iktidara yakın olanlar dâhil, MHP yüzde 10 barajının altında.

MHP’yi Meclis’te tutabilmek amacıyla, seçim barajının yüzde 7’ye düşürülmesi söz konusu.

Yüzde 7’ye indirmek, MHP’yi kurtarma operasyonunun ilk perdesi”.

Şimdi ikinci perdenin hazırlığı var.

 

Özgürlüklere bir tırpan daha

 

İkinci perde, MHP’nin tasarısı ki, çok açık:

“MHP kamuoyu araştırmalarından korkuyor, barajın yüzde 7’ye indirilecek olmasına rağmen korkuyor”.

Tasarıda şunlar var:

“Şirketler araştırmayı kim için yapıyor?”

(Sana ne, kimin için yaparsa yapsın).

“Araştırmanın finansmanını kim karşılıyor?”

(Sana ne, kim karşılarsa karşılasın).

“Şirket araştırma karşılığı aldığı ücreti belgeleriyle paylaşmak zorunda”.

(Sana ne, ne kadar ücret alırsa alsın. Kaldı ki, ücreti paylaşmak serbest piyasa koşullarına aykırı).

“Araştırma için anlaşma imzalamak zorunda, anlaşmaya uymaz ise, aldığı ücretin on katına kadar para cezası ödemek zorunda”.

(Sana ne, anlaşmaya uyup uymadığını araştırmayı yaptıran kurum belirlesin).

Bu yaptırımların hedefi kamuoyu araştırmalarını engellemek.

“AKP’nin ve MHP’nin oyları düşüyor.

Nasıl ki, fiyatlar artınca, dükkânlara baskın düzenliyorlar, bu da, oylar düşünce, araştırma şirketlerine baskın düzenlemenin ta kendisi”.

 

Manipülasyon

 

MHP’nin tasarısında dikkat çeken kavramlardan biri şu:

“Manipülasyon”.

Manipülasyon ne demek?

“Eklemek ya da çıkarmak gibi yöntemlerle gerçek bilgileri değiştirmek, yönlendirmek”.

Böyle bir değişiklik, insanları etkiliyor, davranış biçimini, tercihini değiştirebiliyor.

Tasarıya göre:

“Manipülasyon yaptığı tespit edilen, yani elde ettiği sonuçları değiştirdiği öne sürülen araştırma şirketlerine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor”.

Bu yaptırımla kamuoyu araştırma şirketlerinin tepesine binmek çok kolay.

Örneğin, bir şirket araştırma yapıyor.

“Sonuçlar AKP ve MHP için kötü”.

Ne olacak o zaman?

“MHP’nin bu yasası çalışacak”.

Nasıl?

Çok basit.

“Bu şirket manipülasyon yaptı, gerçek dışı sonuçlar yayınladı” bahanesinin arkasına saklanıp, o insanları hapisle tehdit etmek.

 

Sonuçları garantiye almak

 

MHP’yi kurtarma operasyonunun bu ikinci perdesi aslında büyük ortağa da çoktan yarıyor.

“Bu perde aynı zamanda AKP’nin de güvencesi”.

Nasıl bir kurtarma ve nasıl bir güvence?

Çok basit.

“Araştırma şirketlerinin gerçek sonuçları açıklamaları engellenmiş oluyor.

Çünkü...

AKP ve MHP oylarındaki gerçek düşüşü yansıtan araştırmalara iktidar kanadından itiraz hazır.

‘Bunlar manipülasyon yapıyor, gerçeği çarpıyor’.

Sonra?

Sonrası... Haydi bakalım hapishaneye!

“Artık çok belli, bunlar iktidarı kaybediyor. AKP yüzde 30’un, MHP yüzde 10’un altında. İktidarı kaybedeceğini gören bu iki ortak, özgürlüklere bir tırpan daha indiriyor, kamuoyu araştırmalarını engellemeye çalışıyor”.

 

“Dezenformasyon”

 

Araştırma şirketlerine ilişkin kısıtlamalarla atbaşı giden bir başka özgürlük kısıtlaması daha var.

“Sosyal medyaya tırpan”.

AKP’liler bir süre önce açıklıyor:

“Sosyal medyada yalan terörü esiyor”.

Nedir o yalan terörü?

Bunların deyimiyle:

“Dezenformasyon”.

Ne demek?

Bilgileri, haberleri çarpıtmak demek.

Bunlara göre ne?

“İşlerine gelmeyen her habere, her bilgiye bunlar dezenformasyon diyor”.

İşte, bunun için...

“AKP sosyal medyayı zapt-ı rapt almaya hazırlanan bir hazırlık içinde”.

Her şeye rağmen, geriye kalan belli bir özgürlük alanının paylaşıldığı sosyal medyadan da, araştırma şirketleri kadar ödleri kopuyor.

Çünkü gerçek ve pek çok gerçek sosyal medya yoluyla paylaşılıyor.

Şimdi “dezenformasyon” bahanesiyle, sosyal medyaya hapis cezaları getirmeyi düşünüyorlar.

 

Erişim engelleri

 

2007’den beri Türkiye’de Internet Yasası var. Yasa başlangıçta “çocukları korumak” için çıkartılıyor.

Ancak, 17 - 25 yolsuzluk iddialarından sonra...

“Kişilik haklarının ihlali,  özel hayatın gizliliği gerekçeleriyle, Internet içeriklerine, özellikle de, siyasal eleştiri içeren haberlere erişim engeli geliyor.

Ve...

2015 seçimlerinden önce Kürt ve muhalif siteler erişim engeli ile karşılaşıyor.

Wikipedia iki buçuk yıl karanlıkta kalıyor”.

Özgürlükler bir de, bu alanda ki, bu alan çok yaygın, iyice budanıyor.

 

Şu sayılara bakın

 

2020 yılında internet engelleme raporu yayınlanıyor.

Türkiye orada da, rekoru kimseye kaptırmıyor:

“Tam 465 bin web sitesine erişim engellenirken, 150 bini aşkın haber erişim engeline takılıyor”.

Bu olağanüstü engeller ortada iken, şimdi bir de “dezenformasyona karşı önlem”  aldatmacası.

Yeni düzenleme “dezenformasyon” üzerine oturacakmış!

“Bin kere gerçek ve fakat bunların işine gelmeyen haberler bunların dilinde dezenformasyon adını alıyor”.

 

 Korkunun itirafı

 

Seçim yaklaşırken...

AKP ve MHP her geçen gün biraz daha erirken...

İktidarı kaybetme paniği ile her alanda temel hak ve özgürlüklere yeni kısıtlamalarla karşılaşmak sürpriz değil.

Hem araştırma şirketlerine, hem sosyal medyaya getirilmesi düşünülen kısıtlamalar, o alandaki özgürlük budamaları açıklanmayan itiraftan ibaret:

“Biz iktidarı kaybediyoruz”.

Bu korkuyla her yere el atabilirler.

Ne yaparsan yap, artık gidiyorsun!..”

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kara perşembe: “Central Bank of Erdoğan”

Merkez Bankası faiz indirimi açıklamasını yaptıktan sonra uluslararası ekonomi ajansları haberlerine şu başlığı atıyor: “Central Bank of Erdoğan”. Yabancılara göre artık... “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yok, onun yerine Erdoğan’ın Merkez Bankası” var.

On büyükelçi: “İçişleri değil, hukuk meselesi”

Dışişleri Bakanlığı, “Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını” isteyen on büyükelçiyi Bakanlığa çağırarak, “bu bizim içişimizdir, bizde yargı bağımsızdır” masalını her zaman olduğu gibi tekrarlıyor ve “siz karışamazsınız, açıklama yapamazsınız” diyor. İrtemçelik örneğinde olduğu gibi, buz gibi açıklama yaparlar, orada İçişleri Bakanının görevi nasıl hatırlatılıyorsa, burada da “hukukun üstünlüğünün hatırlatılmasıdır, içişlerine karışmak değil”.

Bizi savaş yıllarındaki gibi “bir kış” bekliyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu günlerdir uyarıyor, “kara kış geliyor” diyerek. Vurguladığı “kara kış”, sadece soğuk ve yağışlı geçecek kış günleri anlamında değil, onu aşan “kömürü, elektriği ve doğalgazı kısıtlanacak, ciddi ısınma sorunları yaşanacak” bir kıştan söz ediyor. “Kış... Kara kış... Soğuk kış...” Erdoğan için geçerli değil. İşçi, memur ve emekli aylıkları al takke ver külah, uzun pazarlıklarla yüzde 4 - 5 artarken, Erdoğan’ın gelecek yıl aylığı “100 bin 750 liraya!” çıkıyor. Dört yılda kimin aylığı iki kat artıyor? “Sadece onun”.