08 Temmuz 2017

“Hakikat İçin Adalet”: Dünyada üçüncü sırada

Yürüyüş onun için toplum tarafından büyük çoğunlukla benimseniyor

“En fazla elli, altmış kilometre yürür, ondan sonra yürüyüş filan kalmaz, biter”.

Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a doğru yürüyüşünü başlattığında, AKP ileri gelenlerindeki düşünce bu.

“O kadar yolu nasıl yürüyecek? Kısa sürede sona erdirmek zorunda kalır”.

AKP’nin evdeki hesabı “yürüyüşe” uymuyor.

Kılıçdaroğlu’nu partisinin örgütleri yalnız bırakmadığı gibi, çok daha önemli, başta pek çok sivil toplum örgütü, çok daha önemli “kendi halinde yurttaşlar” yürüyüşe müthiş destek veriyor.

AKP şaşırıyor bu desteğe.

AKP şaşırıyor Kılıçdaroğlu’nun inadına.

AKP tabanında bile, yürüyüşe sempatiyle bakanlar, yürüyüş üzerinde düşünmek ihtiyacını hissedenler çıkıyor.

 

Dikkat çeken örnekler

 

Yürüyüşte pek çok profil dikkat çekiyor. Örneğin:

Görme engelli bir yurttaş, elinde beyaz bastonuyla yürüyüşe katılıyor, bir kaç kilometre yürüyor. Bastonu birisine değdiğinde, “affedersiniz, geçebilir miyim” dileği ile.

Örneğin:

Beyaz sakallı, orta yaşı geçmiş bir yurttaş, tek başına ve kendi kendine, “hak, hukuk, adalet arıyoruz” diye, bağıra bağıra yürüyor.

Örneğin:

Orta yaşlı bir kadın, bir elinde Mustafa Kemal posteri, diğer elinde tutuklu oğlunun fotoğrafı, “oğlum aylardır tutuklu ve neden tutuklu ne kendisi biliyor, ne biz biliyoruz” diye, bağırarak yürüyor.

Katılanların ortak bir isteği, amacı, hedefi var:

“ADALET”.

Yürüyüş onun için toplum tarafından büyük çoğunlukla benimseniyor.

 

Sosyal medyada rekor

 

Yürüyüşe aktif olarak katılanların yanı sıra, bir destek de sosyal medyadan geliyor.

16 Nisan referandum sürecinde, başlangıçta sekiz, on kişiyle başlayan bir sosyal medya grubu  “Hayır Kampanyası” oluşturuyor. Grup referandum yaklaştıkça, büyüyor. Ve sosyal medya üzerinden çok etkili oluyor.

Aynı grup bir süredir “yürüyüş” için kampanya oluşturuyor:

“Hakikat için adalet”.

Bu başlıkla hak, hukuk, adalet içeren, yürüyüşe destek veren tweetler atılıyor. Son bir kaç gün içinde bu kampanya öyle etkili oluyor ki:

Önceki gün Türkiye’de bu tweetler sekiz saatte TT (top trend) listesinde birinci sıraya oturuyor.

Şimdi sıkı durun.

Dünyada ise, TT listesinde üçüncü sıraya tırmanıyor.

Müthiş bir dayanışma, aynı zamanda şaşırtan bir ilgi.

Çünkü, Türkiye’de büyük çoğunluk “adalet” arıyor.

Çünkü, dünya bu arayışın, dolayısıyla haksızlıkların, mağduriyetlerin farkında.

Aynı grup bu sabah saat 10.09’dan itibaren sosyal medyada, “toplumsal talepleri” içeren tweetler atılmasına önayak oluyor.

 

AİHM’in dikkatini çekmek

 

“Dünya farkında”... Dünya TT listesinde “hakikat için adalet” talepleri üçüncü sırada...

Ve aynı gün, bir rastlantı, Avrupa Parlamentosu 64’e karşı 477 gibi olağanüstü bir çoğunlukla, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki görüşmelerin kesilmesini istiyor.

Bir koşulla:

“Eğer 16 Nisan referandum sonuçları bu haliyle uygulamaya girerse...”

Neden?

Çünkü, referandum adil değil.

Son bir kaç yıl içinde Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi benzer raporları kabul ediyor. Bu raporda da, eskileri gibi, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmış olması, yargı bağımsızlığının ortadan kalkması, yolsuzlukla mücadelede geri kalınması, aylarca süren tutukluluk hallerine rağmen, insanların yargı önüne çıkmaması vurgulanıyor.

Ama, ilk kez başka bir vurgu var:

“Bütün bu adaletsizlikler ve hukuksuzluklar karşısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) dikkati çekiliyor”.

O açıdan Kılıçdaroğlu’nun “adelet” yürüyüşü dünyada daha da anlam kazanıyor.

 

“Yok hükmünde”

 

Türkiye hakkında her olumsuz raporda olduğu gibi, bu sefer de, Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım’dan, diğer bakanlardan benzer tepkiler geliyor:

“Rapor yok hükmündedir. Bu karar bizi bağlamaz. Hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur”.

Yok mu, var mı, bağlar mı, bağlamaz mı, o Türkiye’nin bileceği bir şey değil.

Gerçi, bu rapor “danışma” niteliğinde, doğrudan bir yaptırımı yok. Ama, Avrupa Birliği ülkelerine yol gösteriyor.

Yarın, bir gün bu rapor doğrultusunda karar alırlar ve görüşmeleri keserlerse, “yok hükmünde” mi, “bağlar” mı, “bağlamaz” mı, o zaman görürüz.

Çünkü, onların böyle bir kararında bizim irademiz geçerli değil.

Ancak, o kararı değiştirmek Türkiye’nin elinde.

Hukuka ve adalete, insan haklarına, temel hak ve özgürlüklere dönmek kaydıyla.

Şimdi dönelim ve bakalım “Hakikat İçin Adalet” tweetlerine. Yürüyüşün son gününde yeni bir rekor gelebilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Anadolu Medya Ödülleri: Kendi pişir kendin ye!..

Erdoğan bu törende yaptığı konuşmada ‘Türkiye’deki basın özgürlüğü ve demokrasi’ nutku atmayı ihmal etmiyor.

“Varlık kuyrukları”

İnsanlar bu dükkânların önünde kuyruklar oluşturuyor, üç, beş kuruş daha ucuza almak için bir kaç kilometre yol tepiyor. Erdoğan uzayıp giden bu kuyruklara “varlık kuyrukları” diyor.

Fahrettin Bey o mitingi engellemek istediniz mi?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sabahtan akşama kadar “aman aşı olun” diye feryat ederken... Adalet ve hak arayan her türlü gösteriye yasak getiren “Tek Adam Rejimi” aşı karşıtlarının mitingine izin veriyor.