02 Mayıs 2018

Emekli kopyası, İlhan Kesici ve Şenol Güneş

Kesici aday gösterilmez ise, gerçekten sürpriz olur

23 Mart 2015, CHP Gurubu’nda Kemal Kılıçdaroğlu çok ses getiren bir açıklama yapıyor:

“Biz iktidara gelince, emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında birer ikramiye vereceğiz. Eğer, sözümde durmazsam, siyaseti bırakacağım”.

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasını AKP alaya alıyor, onunla dalga geçiyor. O sırada AKP’de önde gelen kim varsa, bu söze değinmeden edemiyor.

Örneğin, o sırada Başbakan olan Ahmet Davutoğlu her durumda, her konuda ve her zaman olduğu gibi serbest atışta:

“Kılıçdaroğlu miras yedi sanki... Başkasının kesesinden saltanat kurmaya çalışıyor. Onun hayallerine kapılmayın”.

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek alaya devam ediyor:

“CHP böyle bir şey yapsın, CHP’ye ben de oy veririm. Kılıçdaroğlu hesap bilmiyor. Böyle bir ikramiyenin devlete maliyeti 149 milyar liradır”.

İki gün önce Başbakan Binali Yıldırım seçim için kesenin ağzını açıyor, “emekliye müjde” diyerek:

“Emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramlarından önce 1000’er lira ikramiye verilecektir”.

Davullar çalındı

Binali Yıldırım’ın bu açıklaması üzerine aziz medyada sabah akşam davul çalınıyor.

Bir, iki gazete ve TV kanalı hariç, medyada hiç kimse AKP’nin bu alaylı emekli macerasını dile getirmiyor. Malum, böyle durumlarda ya AKP medyanın ağzına kilit vuruyor ya da medya kendisi “görev icabı” susmayı tercih ediyor.

Üç yıl önce alay ettikleri CHP’nin önerisini AKP şimdi hasretle kucaklıyor. Daha önce söylediklerini yutarak, CHP’den açıkça kopya çekiyor.

Neden?

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde AKP’deki telaş ve kaygı diz boyu. “Zamanında kim önerdiyse önerdi, o zaman dalga geçtik ama, şimdi seçim var, biz yaparız” havasında.

Yine de, küçük bir hesap hatası var.

Mehmet Şimşek üç yıl önce Kılıçdaroğlu açıkladığında, “maliyeti 149 milyar lira” derken, iki gün önce Binali Yıldırım “emekliye ikramiyenin maliyeti 12 milyar lira” diyor.

149 milyar... Ve 12 milyar... Aradaki fark 12 kattan daha fazla.

Devletin nasıl yönetildiğine bir örnek daha.

İlhan Kesici ve bir sürpriz isim

Cumhurbaşkanlığı adaylarını bütün partiler açıklamış bulunuyor, CHP hariç. CHP yarından sonra açıklıyor.

CHP’nin adayı kim? Edindiğim izlenime göre:

İlhan Kesici şu anda favori görünüyor. Kesici aday gösterilmez ise, gerçekten sürpriz olur.

Ancak, CHP kulislerinde bir de garip ve farklı bir isim duyuyorum ve bunu ilk kez duyuyorum:

“Abdüllatif Şener”.

Bana uzak ve epey ve hatta çok ama, çok uzak bir ihtimal olarak geliyor. Yine de, şaşkınlıkla Abdüllatif Şener ismini duyuyorum.

Şener  Refah Partisi - Fazilet Partisi - AKP kökeninden gelen bir isim.

90’lı yıllarda Refah Partisi ve Fazilet Partisi, 2002’den sonra AKP milletvekili.  DYP ile Refah Partisi’nin kurduğu Refahyol koalisyonunda Maliye Bakanı.

2002’de AKP kurucuları arasında, AKP’nin iki hükümetinde Başbakan Yardımcısı.

2008’de AKP’den istifa ediyor ve o tarihten itibaren AKP’ye muhalefet ediyor, sık sık CHP’ye bağlı Halk TV’de tartışma programlarına çıkıyor.  

Sanmıyorum ama, sürpriz biçimde, Şener’in adını duyuyorum.

Burada aktardığım bir kulistir.

Ve Beşiktaş maçı

Fenerbahçe - Beşiktaş Ziraat Kupası yarı final maçında çirkin olaylar ve Fenerbahçeli seyircilerin saldırıları bitmek bilmiyor. O kadar iki, Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş’in başı yarılıyor. Hakem de, maçı tatil ediyor.

Kamu oyu bir bütün halinde, Futbol Federasyonu’nun “Fenerbahçe’yi hükmen mağlup ilan edeceğini” beklerken, Federasyon kuralları çiğniyor ve inanılmaz bir tavır alarak, “maçın kaldığı yerden oynanmasına” karar veriyor.

Beşiktaş Yönetimi de haklı olarak, “biz masada kaybetmeyi bilmeyiz, onun için maça çıkmayacağız” açıklamasını yapıyor.

Son iki gün içinde sosyal medyada “Tayyip Erdoğan Beşiktaş’a baskı yaptı, Beşiktaş maça çıkacak” iddiası yayılıyor.

Dün öğle saatlerinde Bodrum’da Şenol Güneş’e rastlıyorum ve hemen soruyorum, Güneş çok net:

“Öyle söylentiler olabilir, ama Yönetimin kesin kararı var, maça çıkmayacağız”.

Birbirinden farklı üç konuda, ufuk turu.

Yazarın Diğer Yazıları

7 numaralı formayı giymeden demokrasi olmaz

Örnek ortada, otuz altı yıl süren amansız anlaşmazlık, Güney Afrika’da 7 numaralı formayı giyerek, tarihsel bir uzlaşmaya dönüşüyor

Son pişmanlıkta kimliğini kaçırmak

Kim bilir, nasıl bir psikoloji!.. Pişmanlık ve kendi kendine hesaplaşma çıkmazında çok acı olsa gerek!.. Oysa, bunlara hiç gerek yok. Hakka, hukuka, adalete, insanlığa saygı göstererek, düzgün bir ahlak sahibi olarak yaşamak varken...

Erdoğan bayramda damadına elini öptürmese yeridir!..

Berat Albayrak kayınpederi Tayyip Erdoğan’ı eleştiriyor, fakında değil