29 Ekim 2020

Dönüp dolaşıp Cumhuriyet'i oku!.. Derslerle dolu!..

Sıradan ve alışılmış gibi geliyor ama, "tarihin görmediği muazzam bir dönüşüm"

28 Ekim 1923... Ankara, Keçiören bağları...

Mustafa Kemal'in Milli Mücadele'de en yakın çevresi arasında yer alan bazı silah arkadaşları hayli tedirgin. Zaman zaman gelgitler olsa da, o arkadaşları hayatlarını Türkiye'ye adamış kahramanlar.

Bununla birlikte, tedirginler. Mustafa Kemal ile aralarında ciddi bir anlaşmazlığa doğru gidiş var. Nedeni çok net:

"Mustafa Kemal yoksa, Cumhuriyet mi ilan etmek istiyor?.."

Tedirginler, çünkü aralarında Cumhuriyet'in ilanına karşı olanlar var.

Keçiören'e davet ediyorlar Mustafa Kemal'i. Orada ağzını yokluyorlar. Mustafa Kemal'in canı çok sıkılıyor, oradan can sıkıntısıyla ayrılıyor.

Çankaya'ya dönerken, o anda kararını veriyor. Aynı akşam Çankaya'da, özel olarak seçtiği arkadaşlarına o ünlü sözüyle açıklıyor:

"Yarın Cumhuriyet'i ilan ediyoruz."

Lozan fırsatı

Mustafa Kemal bunu hep yapıyor.

En sıkışık zamanda, en sıkıntılı günde, mutlak bir fırsat yaratıp, tarihi adımlar atıyor.

Örneğin, Lozan'a gidecek heyet...

Lozan'da masaya oturacak devletler, İngiltere'si, Fransa'sı, İtalya'sı "Osmanlı Devleti'nden de bir heyetin Lozan'da temsil edilmesi" için bastırıyor.

Çok sıkıntılı bir durum.

"Fırsat bu fırsat, Lozan'a gitmeden önce Saltanatı kaldırıyor.

Böylece Lozan'da sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti temsil ediliyor."

Salgın ve isyanlar

Milli Mücadele... Cumhuriyet...

Ne kadar okursan oku, bir kez daha oku!.. Neden?.. Bak çevrene:

"Değerini bilmeyen, Cumhuriyet'le birlikte gelen uygarlığın içine doğduğu halde, o uygarlık ve olanaklar olmasaydı, bugün kim bilir, nerede, nasıl olacaklarını bilemeyecekleri halde, Cumhuriyet'i anlayamayan, belki de anlamak istemeyenler var."

O nedenle oku ve oku ve anlat ve anlat!..

Cumhuriyet'e giden yolda:

"Bir yanda İspanyol gribi, 1918 - 1920 arasında.

Bir yanda Anadolu'nun çeşitli yörelerinde, yirmiden fazla isyan!.."

İşgal kuvvetlerinin taşıdığı mikropla İspanyol gribi Anadolu'yu kasıp kavururken, binlerce insan hayatını kaybederken, o imkansız koşullarda, bir de isyanlar!..

Yine de, salgına, isyanlara, içerdeki muhalefete ve düşmanlara inat:

"Önce Kurtuluş, sonra Kuruluş... Ve Cumhuriyet..."

Sıradan ve alışılmış gibi geliyor ama, "tarihin görmediği muazzam bir dönüşüm".

Cumhuriyet...

Üç aileler divanı

Tarih ne kadar da öğretici...

Cumhuriyet kurulmuş, "çağdaş uygarlık" yolunda devrimler birbirini izliyor.

Yıl 1926... Haziran... "Mustafa Kemal'e İzmir Suikastı..."

Sanıklar arasında Mustafa Kemal'in en yakın silah arkadaşları da var.

Ve Kurtuluş Savaşı'nın en çarpıcı, en hayati dönüm noktasına imza atan, 15. Kolordu Komutanı iken, o sırada ordudan atılmış olan Mustafa Kemal'e "emrinizdeyim" diyerek, "Kurtuluşa" olağanüstü katkı sağlayan Kazım Karabekir de tutuklanıyor.

"Başbakan İsmet İnönü polise emir vererek, Kazım Karabekir'in serbest bırakılmasını istiyor."

Şimdi dikkat:

"Üç Aliler Divanı" olanak ün salmış İstiklal Mahkemesi'nin üç üyesi, Ali Çetinkaya, Ali Kılıç ve Ali Necip Küçüka ne yapıyor:

"Başbakan İnönü hakkında tutuklama kararı çıkartıyor!.."

Mustafa Kemal müdahale etmek zorunda kalıyor, mahkemeye giden Başbakan İnönü'ye "Üç Ali" neler olup bittiğini anlatıyor!..

Döviz kurları

Günümüzün sorunu ne?..

İzlenen çok kötü para politikası sonucu, döviz kurlarındaki anormal artış, Türk Lirasının anormal erimesi, değer kaybetmesi... Ve bunun çok acı sonuçları...

Yıl 1929...

1923 ile 1929 arasında, Cumhuriyet'in ilk altı yılında Türk Lirası önemli bir gerileme göstermiyor. Hatta, Fransız Frangı 9.5 kuruştan 7.7 kuruşa düşüyor. Buna karşılık, Amerikan Doları altı yılda 187 kuruştan 196 kuruşa, Alman Markı 44 kuruştan 46 kuruşa yükseliyor. (Feridun Ergin, K.Atatürk, s.187).

1929 aynı zamanda dünyada büyük ekonomik bunalım, o tarihe kadar görülmemiş ekonomik kriz yılı. Ödemeler dengesinde güçlükler doğuyor, döviz kurları hafif de olsa, yükselmeye başlıyor.

1 Kasım 1930'da Mustafa Kemal Meclis'i açış konuşmasında:

"Türk Parasını Koruma Kanunu çıkartmak zorundayız. Ekonomik olarak, dünya ile birlikte uğraşmaya mecbur kaldığımız büyük bir olayı yaşıyoruz. Milletin yaşama hakkını ortaya koyan bir olaydır bu. Ama, tedbirimizi de, almış bulunuyoruz." (Feridun Ergin a.g.k., s.191).

Nedir o tedbir?..

"Merkez Bankası'nın kuruluşu!.. Bağımsız bir kuruluş olarak!.. 1930'da!.."

Dönüp dolaşıp Cumhuriyet'i oku!.. Her yönüyle derslerle dolu!.. Çok öğretici!..

Kutlamak, kutlamamak

Son yıllarda "milli bayramlar" ihmal ediliyor. "Gerektiği gibi, değerini vererek kutlamak kutlamamak" tartışmaları ile o muhteşem bayramlara gölge düşürmek isteniyor. Her sefer yapay mazeretlerle.

Bugün de, "resmi törenlere izin" var, onun dışında yok!..

Cum-hu-ri-yet... "Cumhur'un, yani halkın bayramı..."

"Resmi tören" diyerek, kısmen de olsa, engelleniyor.

Cumhuriyet...

Dönüp dolaşıp Cumhuriyet'i oku!.. Her yönüyle derslerle dolu!.. Çok öğretici!..

Cumhuriyet...

Türk ulusunun, hepimizin vazgeçilmez yaşam tarzı...

Kimsenin değiştiremeyeceği...

Yazarın Diğer Yazıları

Trileçe... "Neden yemiyorsunuz?.." Döviz uğruna vergiden vazgeçmek

Enflasyon karşısında bitap düşmüş muhtarların boğazında kalmış olmalı ki, trileçeye rağbet etmiyorlar pek

Bedel bedel üstüne: Ekonomik kriz ve Avrupa Konseyi

Bin türlü ekonomik çıkmazla boğuşan, halkının büyük çoğunluğu geçim derdiyle dibe vurmuş bir Türkiye'de, Erdoğan'ın 2002'de dediği gibi: "Bu duruma neden olanlar seçimde bunun bedelini öder, millet unutmaz."

Erdoğan'ın enflasyonla tangosu: Örnek Hooverville

Ne kendisinin, ne yardımcılarının bir türlü anlaşamadığı enflasyonda, bir de bakmışsınız ki, günün birinde gecekondu semtlerine yeni isimler veriliyor: "Erdoğanville!.."