04 Eylül 2019

Biri Kuzu, diğeri Erbaş, öteki de TÜİK

Dönüp dolaşıyoruz, milli gelir on bir yıl geriye gidiyor!.. “Kalkınıyoruz” efsanesi nerede?..

Profesörlüğü önce geri dönen, sonradan dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün katkılarıyla profesör olabilen, Anayasa hukukunun yetkin çevrelerinde bilimsel yeterliği hep tartışılan eski AKP milletvekili Burhan Kuzu ağzını her açtığında harikalar yaratıyor.

- BOTAŞ doğalgaza yüzde 14.90 oranında zam yapıyor. Sanki, çok onun işiymiş gibi, Kuzu kendini ortaya atıyor, “doğalgaz zammını hükümet değil, BOTAŞ yaptı” diyor.

BOTAŞ uzun süredir Varlık Fonu kapsamında alınmış bulunuyor. Ve Varlık Fonu doğrudan Tayyip Erdoğan’a bağlı!..

Zammı kim yapmış?.. BOTAŞ mı, Erdoğan mı?..

- Lozan Zaferi anılırken Kuzu bir kez daha çam deviriyor. “Türkiye’nin 2.5 milyon kilometre kareyi bulan toprakları Lozan Anlaşmasıyla birlikte 780 bin kilometrekareye düşmüştür” diyor.

Osmanlı İmparatorluğu II. Abdülhamit döneminde Mısır, Kıbrıs, Sırbistan, Karadağ ve Romanya’yı kaybederek, toplamda bir milyon 542 bin 806 kilometrekare toprak kaybediyor.

Burhan Kuzu burada da çuvallıyor.

- Kuzu’nun son incisi Abdülhamit ve Mithat Paşa üzerine. Yine, sanki üstüne vazife imiş gibi, “Abdülhamit tahttan indirildiğinde, Mithat Paşa, ‘adamı tahttan indirdik, şimdi ne yapacağımızı bilmiyoruz’ demiş, diye bir laf ediyor.

Mithat Paşa’yı Abdülhamit Taif’e sürgüne gönderiyor, Abdülhamit Padişah iken Mithat Paşa’nın Yıldız Sarayı’nda nasıl rezil bir mahkeme tarafından yargılandığına ilişkin kitaplar var. Yargılama sonucu Mithat Paşa Taif’e sürgüne gönderiliyor ve orada boğduruluyor.

Burhan Kuzu bu, bir kez daha çuvallıyor.

Ve bu adam anayasa hukuku profesörü!..

Anayasa hukuku siyasi tarihle iç içe olan bir bilim dalı. “Profesörlüğünü” siz hesap edin!..

“Çuvallama Üstadı” hiç çekinmeden hâlâ ortada dolaşıyor.

Diyanet zaten sabıkalı

- 2017 yılında Atatürk’ün ölüm günü 10 Kasım Cuma gününe rastlıyor.

Diyanet o tarihte cuma hutbelerinde Atatürk’ü yine anmıyor.

- Bu yıl 15 Mart “Çanakkale Zaferi ve Birlik Ruhu” cuma gününe rastlıyor.

O tarihte Diyanet cuma hutbelerinde Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal’i yine anmıyor.

- Bu yıl 30 Ağustos malum, Atatürk cuma hutbelerinde anılmıyor, aradan bir hafta geçiyor, Diyanete tepkiler hala sürüyor.

Bu Diyanet’in bütçesi bu yıl yüzde 34 arttırılıyor, dört yatırımcı bakanlığın bütçesinin üstüne çıkartılıyor.

Enerji Bakanlığı bütçesi yüzde 14, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi yüzde 56 düşürülüyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının başında da, yine bir “profesör” var, Ali Erbaş adında biri.

Diyanetin bu kadar parası var, Ali Erbaş ne yapıyor?..

Sözde, İslamiyet’i anlatıyor. Görevi bu.

Sen o koltuktan kalk

-Türkiye’de 85 bin cami var ve bu camilerde her cuma Diyanet’in hutbesi okutuluyor. Camilerde İslamiyet anlatılıyor.

-853 imam hatip okulu var ve bu okullarda bir milyon öğrenci okuyor. Bu okullarda İslamiyet öğretiliyor.

-86 İlahiyat Fakültesi ya da İslam Enstitüsü var. Bu yüksek okullarda İslamiyet öğretiliyor.

-TV ve radyo kanallarında yüz yıla yaklaşan Cumhuriyet döneminde görülmediği yoğunlukta dini programlar var ve o programlarda İslamiyet anlatılıyor.

Bunca yoğun propaganda ve öğretime rağmen, İslam dinine aykırı sonuçlar alınıyor.

-Son on yılda suç işleme oranı yüzde 434 artıyor.

-Dinin yasaklamasına rağmen, son on yılda uyuşturucu kullanım oranı yüzde 678 artıyor.

Diyanet İşleri nerede?.. Diyanet’in görevi, “İslamiyet’i anlatarak, insanları islah etmek” değil mi?..

Ali Erbaş, sana söylüyorum:

Bu sonuçlar senin asli görevini yerine getirmediğini gösteriyor. Sen önce ‘İslamiyet’i anlatmak’ görevini yerine getir, “Atatürk’ü unutturma vehmini” sonraya saklı!..

Ali Erbaş sen görevini yerine getiremiyorsun, sen o koltuktan “Allah Rızası” için kendin kalk!..

Ve de enflasyon

Enflasyon rakamları açıklanıyor dün.

-Ekonomi bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1.9 küçülüyor. CHP Sözcüsü ve eski Hazine Müsteşarı Faik Öztrak’ın tespiti ile “milli gelir bir yılda 77 milyar dolar azalarak, 722 milyar dolara düşüyor ki, bu rakam 2008’deki 777 milyar dolara yakın”.

Dönüp dolaşıyoruz, milli gelir on bir yıl geriye gidiyor!.. “Kalkınıyoruz” efsanesi nerede?..

İşsizlik aydan aya artıyor.

Ama, enflasyon, özellikle TÜİK Yönetimindeki değişiklikten sonra, resmi verilere göre, sürekli düşüyor ve şimdi yüzde 15.01 seviyesinde. On iki aylık ortalamalara göre, yüzde 19.62.

Üç gün önceki yüzde 14.90 oranındaki zam hariç, bir ay önce doğalgaza yüzde 14.90 zam yapılıyor.

Bu oran üretimin temel girdilerine hiç mi yansımıyor?..

Yine, tam bir ay önce elektriğe yüzde 14.98 zam yapılıyor.

Bu oran üretimin temel girdilerine hiç mi yansımıyor?..

Bu enflasyon oranını inandırıcı bulmuyorum.

Kişiler gibi, kurumların da inandırıcılığı çoktan geride kalıyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Bini aşkın öğretim üyesi Saray'da

Orada bulunan öğretim üyelerinden bir teki bile söz almıyor ya da alamıyor. Sadece oturuyorlar ve dinliyorlar!..

Osman, Ahmet, Nazlı ve diğerlerinin derhal tahliyesi gerek

"Basının görevi muhalefet etmektir ve bu ifade özgürlüğünün devamıdır. Dolayısıyla, muhalefet etmek yardım ve yataklık için delil sayılamaz."

Adım adım "Düyun-u Umumiye"

Örtülü ödenekten olağanüstü harcamalar... "İtibardan tasarruf olmaz" deyip, sonu gelmeyen harcamalar... Ve şimdi "Borçlanma Genel Müdürlüğü"...