24 Şubat 2021

AKP dağıldı!.. Hem de fena halde dağıldı!..

AKP'liler otomatiğe bağlamış, ister grup toplantısında, ister il kongresinde, ister herhangi bir toplantıda Erdoğan ne söylerse söylesin, doğru eğri, ne söylediğini anlamadan, alkışlar, alkışlar!..

"Bu Bay Kemal sözü değildir haaa!.."

Önce uyarıyor, aman bir yanlış anlama olmasın diye!.. Sonra devam ediyor:

"Kendi içindeki taciz, tecavüz, hırsızlık, arsızlık dalgasıyla hesaplaşmayı reddeden bir zihniyettir bizim zihniyetimiz!.."

"Hırsızlıkla, tecavüzle hesaplaşmak yok" diyor Erdoğan, kendi "zihniyetini" açıklarken!..

Sıradan bir "dil sürçmesi!.."

Her fırsatta CHP'ye giydirmek adına, hırsla, söylemek istediğinin tersini söylüyor. Haydi, onun dili sürçüyor, ya salondakiler?..

"Alkışlar... Alkışlar..."

AKP'liler otomatiğe bağlamış, ister grup toplantısında, ister il kongresinde, ister herhangi bir toplantıda Erdoğan ne söylerse söylesin, doğru eğri, ne söylediğini anlamadan, alkışlar, alkışlar!..

Dil sürçmesinden daha vahim olan bu!..

"AKP dağılıyor!..

En başta da, Erdoğan!.."

Çıplak arama

O dil sürçmesi ama, bu değil!..

AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin'in sözleri günlerdir tartışılıyor. Uşak'ta bir kadının çıplak arandığı iddialarının gerçek olmadığını söyleyen Zengin:

"Suç duyurusu olaydan hemen sonra olur, bir kadını çıplak arayacaksın, bu kadın buna eğer maruz kalıyorsa, dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder, bir sene beklemez, onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez. Hapisteki çıplaklıkla ilgili konuyu başlatan FETÖ'cü kadınlara bekledikleri yerden takdirname geldi."

En yukarıdan en aşağıya ve aradaki koltuklarda AKP mantığı hiç değişmiyor.

İşlerine gelmeyen bir olayda, o olayın içindeki insanları FETÖ'cü, terör örgütü üyesi, PKK'lı diye suçlamak AKP'nın sıradan refleksine dönüşüyor.

Akşener'in harika çıkışı

Özlem Zengin'e en iyi yanıtlardan birini dün İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener veriyor:

"Tecavüze uğrayan kadınlar için şikayet süresi mi var?.. Üç iş günü içinde şikayetçi olmayana namussuz mu diyeceksiniz?.. Kadın haklarını içine sindiremeyen erkekler yetmedi, bir de seninle mi uğraşacağız?.. Zihniyetiniz batsın sizin!.. İster bir gün sonra, ister on yıl sonra söylesin, hakkını arayan her kadın onurludur."

Bu arada Özlem Zengin kendisini savunmaktan geri kalmıyor, normaldir!..

Milletvekili seçildiği ilde partisinin toplantısında ya da Meclis'te konuşan Özlem Zengin'e "AKP'den gelen alkışlar" yine eksik değil!..

Ne söylerse söylesin, doğru eğri, alkışlar ve alkışlar!..

Vahamete boyut katan bir eylem!..

"AKP dağılıyor...

Kademe kademe dağılıyor!.." 

Ah Mehmet Özhaseki ah

Şu anda AKP Genel Başkan Yardımcısı. Bir ara Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı AKP'li Mehmet Özhaseki.

Yıllar önce, Kayseri Belediye Başkanı iken, Kayseri'de kendisine ait bir bağ evinde beni kahvaltıya davet ediyor. İstanbul'dan kalkıp gidiyorum. Ağaçlıklı, meyve veren ağaçlar, güzel bir bağ evi.

"Eşi türbanlı, kızının başı açık, eşi evin alt katında bir atölye kurmuş, resim yapıyor. İyi bir aile ortamı. Hep birlikte kahvaltıya oturuyoruz.

Özhaseki ile ayrıca sohbet ediyorum, mantıklı ve akıllı konuşuyor, sakin, dikkatli biri."

İyi ağırlandığım evden ayrılırken, düşünmeden edemiyorum:

"Kendini bu kadar iyi bilen, mantıklı bir kişi, politikayı keşke Ankara'da sürdürse, AKP'nin kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı tavrından vazgeçmesine belki katkısı olur!.."

Fena halde yanılmışım

Özhaseki Belediye Başkanlığı'ndan ayrıldıktan sonra Ankara'ya geliyor, bir ara Bakan oluyor. Çevre Bakanı iken yaptığı bazı açıklamalarını garipsemeye başlıyorum.

Son yerel seçimde ise, AKP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı iken, "rakibi Mansur Yavaş'a yönelik suçlamalarının" ne kadar dayanıksız olduğu ortaya çıkıyor. Kampanyasını yürütürken, "gördüğüm o mantıktan, serin kanlılıktan eser yok!.."

Gerçekten şaşırıyorum!..

Hele de, geçenlerde... Ben "AKP'de toplumu kutuplaştırmaktan vazgeçirmeye katkısı olur belki" diye düşünürken, Özhaseki kutuplaştırmanın tam ortasında:

"Seçimlerde dört tane oy alabilmek için olmadık kalıba giriyorsunuz. Lanet olsun oylarına. Onların oylarının Allah belasını versin."

Mehmet Özhaseki...

Sakin, kendini bilen bir Belediye Başkanı'ndan milletine bela okuyan bir siyasetçiye dönüşmek!..

"Özhaseki HDP'ye oy vermiş altı milyon insana 'Allah belanızı versin' diyor."

AKP iktidarıyla birlikte, pek çok "ilki" yaşıyoruz.

Türk siyasi hayatında kendi yurttaşlarına, altı milyon insana "bela" okumak, yine bir ilk!..

"Kendinden olmayanları, kendini eleştirenleri, kendisine karşı, demokratik eylem hakkını kullananları 'anında terörist, PKK'lı, FETÖ'cü" diye yaftalayan AKP, kendisine oy vermeyenlere 'bela' okumaya başlıyor!.."

Özhaseki'nin Ankara'da aday olduğu yerel seçimler zamanında "o lanet olası oylar" için Apo'nun mektubunu TRT'de okutmak ise, mübah!..

Diyorum ya...

"AKP dağılıyor!..

Yukarıdan aşağıya doğru dağılıyor!.."

Döviz anında fırladı

Dağılmanın bir başka işareti çok ayrı bir yerde.

Erdoğan partisinin kongresinde Hazine ve Maliye eski Bakanı, damadından "övgüyle" söz ediyor. Ayrıca, yine klasik söylemini tekrarlayarak, eskiyi suçluyor, şu anda "Merkez Bankası rezervlerinin 95 milyar doları bulduğunu" söylüyor.

Döviz sanki otomatiğe bağlanmış gibi...

Dolar güne 7.00 TL'nin altında başlıyor, Erdoğan'ın Berat Albayrak ve Merkez Bankası döviz rezervleri açıklamasıyla birlikte, anında 7.06 lirayı görüyor!..

Ve bir bilgi...

Portföy yöneticisi Emre Akçakmak'ın IMF verilerine dayanarak, elde ettiği bulgulara göre: 

"2020 yılında Merkez Bankası rezervlerinin düşüşünde Türkiye dünyada ilk sırada yer alıyor. Ödünç aldığı dövizler ve altınlar düşüldüğünde, brüt rezervi 2019 yılı sonunda 87.1 milyar dolar iken, 2020 yılı sonunda rezervler 31.4 milyar dolara geriliyor." (23 Şubat 2021 tarihli, dünkü Karar Gazetesi).

AKP'deki dağılmanın herkes gibi, "dolar da" farkında!..

Yazarın Diğer Yazıları

Kadınlar: 1789 Paris, 1857 New York, 2021 Ermenek

Boş verin siz bugün kadınlarla ilgili atılacak siyasal nutuklara, özünden kopmuş, ezberlenmiş cümlelere... Kadınların çığlıklarına kulak verin!.. Onlara katılın!..

Otoriter rejime makyaj

Ülkemizde toplantı ve gösteri yürüyüşleri Anayasal güvence altındadır" deniyor. Bu cümleyi okuyunca, aklıma sayısız sahne geliyor

Erzurum Karaçoban sabah saat 05!..

27 yıl sonra aynı yerde... Meclis'te... Üstelik... "İnsan Hakları Eylem Planı" gibi, "kağıt üstünde göz boyayan, demokratik" görünen bir dizi kararın açıklandığı günlerde... Üstelik... "Bu 27 yılın 19'unda sen varsın!.."