22 Ekim 2009

Solcular Stiglitz’i neden sevdi?

Stiglitz Amerikalı bir iktisatçı ve demokrat bir ailenin çocuğudur. Paul Samuelson ve Milton Friedman gibi o da Yahudi kökenlidir.

Stiglitz Amerikalı bir iktisatçı ve demokrat bir ailenin çocuğudur.

Paul Samuelson ve Milton Friedman gibi o da Yahudi kökenlidir.

Samuelson’dan sonra doğduğu şehirden (Gary) Nobel ödülü alan ikinci iktisatçıdır.

Doğduğu şehir onu nasıl etkiledi?

Ünlü iktisatçılar yetiştiren Gary, halen ABD’nin önemli çelik üretim merkezlerinden birisidir.

Otobiyograsfisinde Stiglitz, “Gary’nin havasında insanı iktisatçı olmaya sevk eden bir şeyler var” der...

Ve hemen sonrasında bunun, o zamanlar Gary’de çok yaygın bir şekilde yaşanan “işsizlik, yoksulluk ve ayrımcılık” olduğunu vurgular.

Neden böyle? Ne yapabiliriz?

Akademik macerasında Stiglitz’in cevap aradığı sorular bunlardır...

Aklında hep bir başka Yahudi kökenli iktisatçı ve düşünür Karl Marks vardır.

Marks’ın; “alın yazısı” olarak öngördüğü kapitalist ekonominin kendine içsel bir dinamikle (emek değer teorisi) kendi kendini yok etme hipotezini sorgular hep...

Bir de Adam Smith’in “görünmez eli”ni...

Ve kendini bu iki hipotezin aksine, kapitalizmin bekası için gerekeni bulmaya çalışmaya adar.

Cambridge’den Yale’e döndüğünde aklındaki soru şudur:  “Kapitalist ekonominin istikrarı ve etkinliği sonsuz mudur?”

Çoklu denge modelinde; bazı insanların durumlarının bir dengede iyi olduğunu, bir başka dengedeyse kötü olduğunu fark eder ve kapitalist ekonominin sonsuza kadar “istikrarlı ve etkin” olamayacağını ispatlar.

Buradan, neo–klasik modellerin gerçek hayata uymayan varsayımlarını sorgulamaya başlar...

Ve görür ki:

İnsanlar eşit değil!

Değerli okuyucu puro keyfini kaçırmak istemem, mazur gör.

Çok az iktisat teorisi:

Piyasa ekonomisi “serbest” rekabete dayanır.

Piyasanın teorik altyapısını “tam rekabet piyasası” oluşturur.

Tam rekabet piyasasının temel varsayımı; tüketicilerin, piyasa hakkında “kendi faydalarını maksimize etmek için alacakları ‘rasyonel’ kararların dayanağı olan enformasyona tam sahip olmalarıdır.”

Bu varsayım değişik ilktisatçılar tarafından “kurcalanmıştır.”

Tam enformasyona erişmenin mümkün olmadığını, enformasyona ulaşmanın bir maliyetinin olduğunu, dolayısıyla enformasyonun bedelsiz ve herkesin eşit bir şekilde yararlanabileceği bir “mal” olmadığını varsayan modeller geliştirilmiştir.

Stiglitz’i Nobel’e götüren şey, yine bu varsayımı kurcalamak olmuştur.

“Asimetrik enformasyon” olarak bilinen modelinde Stiglitz, herkesin tam olarak ve eşit bir şekilde yararlanabileceği bedelsiz bir “mal” olduğu varsayılsa bile, insanların enformasyonu proses etmek için gerekli olan “zihinsel donanım” itibariyle eşit olmadıklarını varsaymıştır.

İnsanlar eşit zihinsel kapsite ile doğmuyor, bu kapasiteyi geliştirmek için eşit fırsatlarla hayata dahil olmuyor, çünkü gerçek hayatta “işsizlik, yoksulluk ve ayrımcılık” var, işte bu nedenle piyasa ekonomisi tökezliyor, işte bu nedenle her zaman “pareto optimum” değil, işte bu nedenle kapitalist ekonomi “sonsuza kadar istikrarlı ve etkin” kalamaz, sonucuna varmıştır.

Stiglitz “görünmez eli” ifşa etti

Stiglitz’in eksik enformasyona dayalı “eksik rekabet piyasası” modeli, neo-klasik modelde hayat bulan Adam Smith’in “görünmez eli”ni bileğinden bükmüştür...

Devlet müdahalesini her koşulda zararlı bulan neo–klasik iktisadın tam aksini söylemiş ve insanlar arasındaki zihinsel kapasite eşitsizliğini ortadan kaldırmadan kapitalist ekonominin sonsuza kadar istikrarlı ve etkin olamayacağı sonucuna varmıştır.

Stiglitz’e göre kapitalist ekonominin bekası için devlet müdahalesi gerekiyor.

Ya da bir önceki yazımıza “offline ziyaretçi” olarak yorum yazan değerli okuyucumuzun dediği gibi, “kamu” müdahalesine...

İşte bu nedenle Stiglitz Vaşington konsensusunu yanlış bulmuş, IMF’yi çok ağır eleştirmiş ve “kamu ekonomisi” üzerinde daha fazla durmuştur...

İşte bu nedenle eğitime, yoksulluğun azaltılmasına, kadınların eğitimine ve sosyal hayata daha fazla katılmalarına katkı sağlayan sosyal politikalara önem vermiştir...

İşte bu nedenle Clinton danışmanlığı sırasında ABD Hazinesi'nin Dünya Bankası’na baskı yapmasını sağlayarak, bankanın daha kalkınmacı bir çizgiye gelmesine ve kaynaklarını daha çok sosyal politikalara yönlendirmesine vesile olmuştur.

İşte bu nedenle Stiglitz solcular tarafından çok sevilmiştir.

Not: Yazıda ünlü iktisatçıların kökenlerini vurgulamamızın nedeni, “Yahudilerin oturdukları yerden para kazanıyorlar” sözleriyle ifade edilen inançtır.

Yazarın Diğer Yazıları

2015 ve T24’e veda yazısı

2016; insanlığa, ülkemize, T24 okuruna, yazarına, çalışanına ve T24’e şans getirsin

ABD 14 yıldır terörle savaşıyor, sonuç: Terör saldırıları yüzde 6 bin 500 arttı!

“ABD işgalinden önce Irak’ta hiç intihar saldırısı olması ama, 2003 yılından bu yana 1892 intihar saldırısı oldu"

Rusya, Batı’nın yaptırımlarına daha ne kadar dayanabilecek?

Gazprom biterse Putin biter. Sonra sıra Çin’e gelir. Çin karışırsa dünyayı dolarsızlaştırma ittifakı, yani BRICS tamamen biter