24 Haziran 2022

Biraz sokakta, biraz kapalı alanda | İstiklal'i ihmal etmeyin | TV kanallarına çağrı

Ruh sağlığımdan pek emin değilim fakat fiziksel olarak kendimi baya iyi hissetmeye başladım. Umarım kendimi kandırmıyorumdur. Haftaya belli olur.

Biraz yoruldum ama Cihangir'den Şişhane'ye yürüdüm. - Hepinizin merak edip sorduğu Kadir İnanır tamamen toparlanmış, bana içki bile ısmarladı. - Perde Açılıyor'un unutulmazları Anne Baxter ve muhteşem Bette Davis. -
Murathan Mungan, Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi'nde olacak. 

***

Bu hafta Leman Kültür'de iki tek atıp stand-up izlemek, Mephisto'da kahve içip plak kırtasiye bakmak, Beyoğlu SALT'ı gezmek ve tabii gazetecilerin protesto eylemi için İstiklal Caddesi civarındaydım. Laf aramızda, konuşulan dillerden kendimi azınlık hissettim ve çoğunluk olmanın verdiği suçluluk duygumdan azade oldum kısa da olsa...

Nihayet sokağa çıktık

Haber yazma ve haber alma özgürlüğünü iyice sıfırlamaya niyetli yeni "dezenformasyon" yasasını protesto etmek için bir grup gazeteci Şişhane'deydik. Sayımız maalesef azdı. Soldan say 150, sağdan say 200 kişiydik topu topu.

Belli ki gazeteciler arasında da ciddi bir iletişim sorunu var. Aksi hâlde eminim daha kalabalık olurduk. Örneğin dün (23 Haziran) tutuklu 16 Kürt gazeteci için Şişhane'de yapılan protesto gösterisinden benim de haberim olmadı. Suçlu ayağa kalksın deyip susacağım. Yoksa, otoritenin gazetecileri bu kadar bezdirmiş olması ihtimalini düşünmek bile istemiyorum. 

Benim gibi 'boomer' sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Halbuki Cihangir HomeRoom'dan meslektaşlarım #Tarih Gürsel Göncü ve Tele1 Zeynel Lüle bile oradaydılar. Benden iki kuşak sonrayı artık zor tanıyorum. Yine de sarılıp öpüştüğüm 30-35 kişi çıktı. 

Bir de genç meslektaşlardan ricam var. Ne olur, sizlerden gazetecilere yakışan yaratıcı ve yeni sloganlar bekliyoruz. 

Son bir bilgi: T24'ten Hasan Cemal ve Mehmet Y. Yılmaz, Bodrum'daki villalarında tatilde olduklarından Şişhane'ye gelemediklerine çok üzüldüler. Neyse bir dahaki sefere. 

Gazeteci protesto eyleminde eski öğrencim (gerçekten) Express'ten Yücel Göktürk ve Siren İdemen (saçları beyazlatmış) ve de eski stajyerim (valla) Evrensel'den Fatih Polat da vardı. Epey gıybet yaptık. 
(Fotoğraf: Genç meslektaşım Fatoş Erdoğan)

LGBTİ+ muarızlığı

LGBTİ+'nin Onur Haftası, İstanbul'dan Gaziantep'e oradan Datça'ya her tarafta yasaklandı. Bu yasaklamanın hem Anayasa'ya hem uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu vurgulayan İnsan Hakları Derneği toplantısına gitmeyi pek düşünmüyordum. Fakat T24'e giderken İHD önündeki onlarca polisi görünce derneğe girdim. 

İHD öncülüğünde İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı toplantısına katılanlardan çok daha fazla sayıda kalkanlı polis dışarıda bekliyordu. Devletin yurttaşlarını korkutmak için bu kadar zahmete girmesi inanın çok trajikomik. Hakkını aramayı bilmeyen yurttaştan kimseye hayır gelmez. 

İnsan Hakları Derneği'ndeki, yasaklara karşı basın açıklamasında İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı da vardı.
(Fotoğraf: Arkadaşım Leman Yurtsever)

Linkler ve çağrılar

* İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı'ndan Ankara'da açıklama: Ayrımcılığa karşı LGBTİ+'ların yanındayız. 

* Temiz Enerji Vakfı’ndan “Kent Konseyleri, Hemşerilik Potansiyeli ve İklim Krizi” webinarı, 27 Haziran’da Zoom üzerinden düzenlenecek. 

* İKSV'nin düzenlediği Gezgin Salon Festivali'ne geri sayım başladı. Program ve sanatçılar ile ilgili detaylı bilgiye https://saloniksv.com/tr web adresinden ulaşabilirsiniz.


***

Kaktüs'te bir akşamüstü

Uzunca bir aradan sonra Kadir İnanır'la bir akşamüstü içkisi içmek çok iyi geldi. Hepiniz merak ediyordunuz. İnanır, azıcık yorgun ama yine çok keyifli ve şıktı. Mahallenin yazarlarından Seray Şahiner'le birlikte çok keyifli bir sohbet yaptık. Siyaset de konuştuk, sinema da konuştuk. Edebiyata da değindik. 

Kadir İnanır'ın neden cep mendili taktığını merak ediyorsanız söyleyeyim. Bizimle muhabbete girmeden önce kıramadığı için Ot Dergisi'ne bir röportaj vermiş. Hava çok kararmadan vakitlice dağıldık. 

Film projesi düşünmekten vazgeçmeyen Kadir İnanır, hâlâ yazılı basın hayalleri kuran Gonzo Tuğrul ve de
"Ben niye Nobel almayayım" düşleri kuran Seray Şahiner. 

Leman Kültür'ü keşfettim

Leman'da bizi bol bol güldüren ve düşündüren genç stand-upçılar. 

Arkadaşım Ramize Erer'in kocası Tuncay Akgün, Cihangir HomeRoom'dan arkadaşım ama ben onun yıllardır açık olan Leman Kültür'üne ilk defa geçen hafta gittim. Çok da iyi etmişim. Bu kadar hengâme arasında içkimi yudumlayıp gepegenç stand-up'çıları izlemek çok iyi geldi.

Çocuklar beni şaşırttılar. ODTÜ'de şurada burada, sosyoloji, felsefe, öğretmenlik okumuşlar ama gerçekten komiktiler. 90 dakikanın 75 dakikası dolu dolu kahkahalarla geçti. 

Fotoğraflarını koydum ama ben yine de hatırladığım kadarıyla isimlerini de söyleyeyim: Leyla Ezgi Dinç, Samet Karadeniz, İrem Ekin, Umur Kılınç ve Hilmi. 

Caner Dağlı ve Engin Türkoğlu, 25 Haziran'da arka arkaya sahneye çıkacakla.r 

Eğer stand-up seviyorsanız bu cuma-cumartesi ve pazar İmam Adnan Sokak'ta Leman'a bir uğrayın derim. 

Yurt haberleri

Eski gazeteci ve zengin Ahmet Sarper, orta zenginliğe düştüğünden beri Bodrum'da yaşıyor. Kemalist arkadaşım, vali kızı Nesrin'le evli olan Ahmet Sarper, Bodrum'da bir sergi açıyor. 

En zengin arkadaşlarım sıralamasında yedinciliğe düşen Nesrin ve ressam Ahmet Sarper.

"Renklerin dansını soyut bir dille anlatan" Ahmet Sarper'in sergisi, 29 Haziran-15 Temmuz arasında Göltürkbükü'nde Flamm'da sergilenecek. 

Sıkça sorulan sorular ve cheap shots

* Bir arkadaşım "Yahu sen televizyonda falan da çalıştın, gazetecisin şu Kuş Uçuşu dizisini bir izlesene" demeseydi inanın ki Netflix'teki bu diziyi farketmeyebilirdim. Aslında iyi de olurdu ama izledim. 

Aman tanrım, ne göreyim. Lisedeyken Karşıyaka'da Açık Hava İpek Sineması'nda gördüğüm All About Eve'in (Perde Açılıyor) perişan edilmiş hâli değil mi? Ünlü tiyatro oyuncusunu canlandıran Bette Davis ve onu yerinden etmeye çalışan yardımcısı Anne Baxter, diziyi görebilselerdi mutlaka dava açarlardı. 

Kuş Uçuşu'nda tiyatro, televizyon haberlerine taşınmış. Bütün davranışlar ve dekor bir televizyon kanalı değil, gazino havası veriyor. Yani yönetmen ve senarist, 1950'lerin 'Hollywood glamour' havasını 2022 Türkiye'sinde bir televizyon kanalına taşımışlar. Tabii ki olmamış. 

Ek olarak, Bette Davis'e iki çocuk ve de evde onlara bakan bir koca eklerseniz, dizi 'yerlileşmiş' olmuyor. Şimdi ister inanın ister inanmayın, ikinci bölümün yarısında vazgeçtim ama psikopat mı hırslı mı doğrudan kötü mü olduğunu anlamadığım genç kız (Miray Daner), eminim orta yaş kapısını çalan ünlü sunucuyu (Birce Akalay) alt etmiştir. Mutlaka prodüktörü baştan çıkarmıştır, hatta melek gibi kocası bile raydan çıkmış olabilir. Çok merak ediyorsanız, oturun siz izleyip karar verin. 

Bütün televizyon kanallarından da bir talebim var. Anladık, politicaly correct olamıyorsunuz, hiç değilse  aesthetically correct olun. 

Karakterleri kötü çizilmiş ama Birce Akalay ve Miray Daner hiç fena değiller. 

* Aşağıda göreceğiniz fotoğrafı Montenegro'daki Gonzo Haber Ajansı muhabirim gönderdi. Türkiye, ifade özgürlüğü, açlık sınırı diye inlerken bizim birtakım az ve orta ünlü medyacılarımız Karadağ'da yerel şaraplar içiyorlarmış. Sana ne demeyin çünkü bunlardan üçünü daha stajyerken ben işten atmıştım ve daha sonra da hepsi benden zengin olmuştu. Daha önce de yazdığım gibi... 

Bu fotoğraf elime geçtiği anda intikam almak için kullanmamam mümkün değildi. Semercioğlu'nun bana getirdiği orta pahalı Karadağ şarabı bile beni ikna etmedi.

Hürriyet'ten Selim Akçin, Ertuğrul Özkök'ün arkadaşı Cengiz Semercioğlu, Ojo Film'in patronu Ömer Özgüner, Pasaj Müzik'in patronu ve sonunda onlara boyun eğen Murat Doğan. (Gonzo Haber Ajansı)

Advertorial(!)

Taa Ankara'dan arkadaşım Murathan Mungan'ın katıldığı hiçbir olayın kötü olmayacağından emin olduğum için alenen reklamını yapıyorum. Şakiro'ya saygı gecesi. 

Tansiyonum izin verirse mutlaka gideceğim. 

Müzik önerisi

Bu hafta müzik önerisini Ragıp Duran'ın Özgürüz Radyo'daki programına ayırdım. İçinde Josephine Baker, Pink Floyd, The Beatles ve tabii ki The Rolling Stones var. 

 

Tuğrul Eryılmaz kimdir?

Tuğrul Eryılmaz, kendisini "sadece gazeteci" olarak tanımlıyor. Dünyayı etkileyen 1968 rüzgârı sırasında üniversiteye gitti. 1969 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni (Mülkiye) bitirdi. Bir süre Londra'da öğrenim gördükten sonra Türkiye'ye döndü.

Mülkiye'de yüksek lisans eğitiminin ardından Ankara'da TRT Haber Merkezi'nde gazeteciliğe başladı. Bir dönem Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda iletişim dersleri verdi. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından üniversiteden ayrıldı.

İstanbul'da haftalık Nokta, Yeni Gündem, Tempo ve Sokak dergileriyle Cumhuriyet ve Yeni Asır İstanbul gazetelerinde çalıştı.

Ankara, Bahçeşehir, Bilgi, İzmir Ekonomi ve Kadir Has üniversitelerinin iletişim fakültelerinde gazetecilik dersleri verdi.

1996’daki kuruluşundan 2013 yılına dek yaklaşık 16 yıl Radikal İki’nin yayın yönetmenliğini yaptı. “Gazeteci olarak yaptıklarımın çok azından pişmanım. Neyse, ‘önemli’ bir köşe yazarıymışım gibi sizlerin sütunlarından çalmayayım. Bize güvenerek yazı gönderen herkese bol minnettarlık ve sevgiyle…” satırlarıyla Radikal İki'ye veda etti.

Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği'nden yargılanan gazeteciler arasında yer aldı; bu nedenle açılan davada 1 yıl 3 ay hapis ve 6 bin lira para cezasına çarptırıldı.

Sinema ve dizilerde senaryo ve kurgu danışmanlığı da yapan Eryılmaz, IPS İletişim Vakfı kurucusu ve Yönetim Kurulu üyesi. Rolling Stones ve Marianne Faithfull hayranı. Asya'nın dedesi.

Yazarın Diğer Yazıları

Cihangir işgal altında | Gazetecime dokunma | Dormen "dalya" diyecek | Ah o yerli diziler

Bu hafta meşrebime uygun olarak her telden çaldım. İfade özgürlüğünden televizyon dizilerine kadar hiçbir şeyi gözden kaçırmadım. Ne de olsa anarko marksistim.

İKSV'de bir gece | İlkesiz meslek olmaz | Halk TV izliyorum ama...

Bazılarının kendilerinden 'eski öğrencim', 'stajyerim', ya da 'çömezim' diye bahsetmemden rahatsız olduklarını duydum. Hatırlatırım, ben bir asrın dördüncü çeyreğine girdim, onlar en fazla yarım asırlık. Onun için ben varoldukça öğrenci, stajyer ve çömez olarak kalacaklar. Keyfini çıkarsınlar.

S...tük, 68'liler, CHP'li belediyeler

Bu hafta elimden geldiği kadar sizleri Türkiye'nin hiç değişmeyen trajikomik gündeminden çıkarıp eğlendirmeye çalışacağım