28 Mart 2021

Üçüncü dalgayı kahramanca karşılamak

İsimleri, soyları, yaşları, cinsiyetleri, eğitimleri, meslekleri, işleri, aileleri, öz geçmişleri, artık olmayan hayatları ve bilinmeyen kabirleri ile, salgında insanlar!..

Kimler?.. Sadece bir ölüm taburu ya da tabutu içinde yer alan, ekranlarda toplam rakamı ya da yüzdeleri oluşturan kimliksizler!

En nihayet, bu ülkede yaşamlarını hangi vilayetin sınırları içinde kaybettikleri bile açıklanmayan sadece oranın haritalarında bir renk değişimine sebep olanlar…

Dikkatli okuyucu bu dediklerimin olabildiğince sert eleştirel amaçlar taşıdığını hemen fark etmişlerdir. Böyle olunca hiç kuşkum yok, karşı savunular da çantada keklik bekliyordur, ha deyince uçuşmaya başlayabilir.

İnsanın, hayatın, zamanın, toplumun, cinsiyet, milliyet ve inanç aidiyetlerinin taşıdığı vazgeçilmez değerlerin ne adına yok sayıldığı konusu gürültüye getirilecektir, yok olan ve yok sayılan Covid-19 kurbanları gibi.

Yeter ki, yetki kullanan sorumlulara ve onların uygulamalarına lâf söz gelmesin, rahatları kaçmasın, devam güvenceleri güme gitmesin, güvelere yem olmasın.

Sağlık çalışanlarını tenzih ederim, sözüm meclisten dışarı; 

Umreden dönenleri bekletmeden tüm ülkeye yayanlar, tarihî ibadethane açılışları için topladıkları insanları bu kez kentin her yanına yayanlar, kapanan yüksek okulların öğrencilerini hemen memleketlerine dağıtanlar, parti kongrelerinin birini bitirip diğerini lebalep dolduranlar, virüs kapanların kimlikleri gibi sayılarını da iyimser edayla yorumlayanlar, o sayıları ve grafikleri dahi her akşam tv.de, cep telefonu ekranlarında kargacık burgacık okunamaz ufaklıkta ve renkte verenler, “siz kalabalıklara girmeyin” uyarıları ile muhtemel bir kişiyi kurtarırken, kalabalığı oluşturanlara ne olursa olsun deme saçmalığını bir türlü göremeyenler, vb…

Bilgilendirme ve uyarıları ülkenin anayasal diliyle yapacaklarına, anlaşılmasını umursamayıp frenkçe tıp dili ile tembihte bulunanlar, hastalanma adaylarının zekâ özürlü olduklarını var saydıkları için olsa gerek, önerilere akılları ersin diye olabildiğince kafiyeli manzumelere döndürme gayreti gösterenler, salgınla ilgili anlaşılır günlük türkçe ile konuşan bilim adamlarını uzak tutmaya gayret gösterenler, bir dedikleri bir dediklerini tutmayan ama durmaksızın bol keseden konuşanlar…

Her halde üçüncü dalga hamlesine hazırlanan bu salgının, hiçbir sorumluluğunu taşımıyor ve kabul etmiyorlardır. 

Vak’a sözcüğü bile söylene söylene, habercilerin dilinde önce vâka ,sonra vakâ derken vakağ haline dönüştü. Bir öneri de benden, çok eskiden olduğu gibi vak’a diye yazın, doğru telaffuz için vakha der gibi söyleyin, hadi bakalım.

Bu arada size basit bir orantı hesabı sunmak istiyorum. Hani şu seçim öncesi kamuoyu araştırmalarında kullanılan orantı hesabı gibi. Diyelim ki, iki yüz bin kişiye test yapıldı, yirmi bin kişinin sonucu pozitif çıktı, yani %10 . Bunu seksen üç milyon ülke nüfusuna oranlarsak, şu anda ülkede, sekiz milyon üç yüz bin vak’a var anlamındadır. Hiç anılmayan onlar, bulaş için ortalıkta dolaşıyor demektir. 

Bu hesaplama yapılmazsa açıklamaların vereceği bilgi, günlük vak’a sayısının düne göre az mı, çok mu olduğundan ibaret kalacaktır, kısaca yanıltıcıdır. Sonuç ise ortada, salgını yönetenler ve ciddiye almayanların izledikleri yaşam tarzı, üçüncü dalgayı tetiklemiş olmuyor mu?..

Mesele bu kadarla bitmiyor. Geçen yıl salgının daha ilk günlerinde, altmış beş yaş üstü durumundan, bir polis memuru kapıdan Cumhurbaşkanından imzalı bir mektup bir şişe de 80 derece Duru limon kolonyası getirdi. Şaşırtıcı ve etkiliydi. 

Sonra bütün mücadele, maske – mesafe - temizlik üçlüsüne indirgendi. İlk ikisi tamam da sonuncusunu yani pisliği, kim kabul eder ki? Kaldı ki virüs pislikten mi oluşuyor, evimizi, üstümüzü temizlemekle ne ilgisi var? Sorun nefes kadar dokunmakla da ilgili, yani oraya buraya el sürmemek ve sonra eli yıkamak, temiz tutmak vs..

Sorun bu kadarla da bitmiyor. Geçenlerde izlediğim haber ve sunumlardan hızla notladığım bazı kelimeler, türkçedeki söyleniş ve yazılışıyla tekrarlarsam;

Varyant, semptomlar, asemptomatik, pandemi, endemik, epidemi, hijyen, epidemiyoloji, sekanslamak, eleksiyon, mutant, antikor, dominant, mobilite, limitleme, enfekte, dezenfekte, analizleme, kantitatif, pisiar, bloke etmek, popülasyon, inaktiv, entübe, totaldeki, inkübasyon, filyasyon, enfeksiyon, kontaminasyon etc… 

Övünmekten, şişinmekten, sıralamada önde olmaktan, büyük görünmekten, bol bol frenkçe sözcük kullanmaktan ve olan biteni saklamak ya da olumluya doğru yönlendirmekten ister varyantlı, ister mutantlı olsun tekmil Koronavirüslerin ödü patlasa, sırt üstü düşüp orada kalsalar amenna!

Ama ne yazık ki bunlar salgında işe yaramadığı gibi, uygulamalardan sorumlu olanların akıllarını başa devşirmelerinde de işe yaramadı. 

Siz yine de maskesiz kalmayın, öksürük olmayın, kalabalıkları oluşturmayın, sakının ve üçüncü dalgayı kahramanca karşılayın. 

Bir gün yüz yüze hep birlikte katılıncaya kadar kahkaha atma, sohbet özlemi ve umuduyla…

Yazarın Diğer Yazıları

Tan Oral çiziyor...

Türkiye'nin önde gelen çizerlerinden Tan Oral, çizgileriyle Türkiye ve dünya gündemini yorumluyor

Tan Oral çiziyor...

Türkiye'nin önde gelen çizerlerinden Tan Oral, çizgileriyle Türkiye ve dünya gündemini yorumluyor

Kanal Dardanel

Bu da nereden çıktı? Öyle demeyin? Siz unutmuş olabilirsiniz ama ben çok iyi hatırlıyorum. İsveç bandıralı Naboland adlı bir şilep göz göre göre Dumlupınar adlı denizaltımıza deniz üstünde çarptı ve onu batırdı. Nerede oldu bu? Çanakkale Boğazı'nda