17 Mayıs 2017

Gezinerek yönetim (MBWA)

Unutmayın, iş yaşamında hiç kimse güven beslemediği biri ile çalışmak istemez

"Birçok bilinen parıltılı kurumun HR (İnsan Kaynakları) birimi "insansız hava aracı" gibi maalesef...

Sadece fotoğraf çekiyor!

İnsani dokunuş neredeyse sıfır..."

Geçenlerde bu cümleleri kurarak linkedin'de bir paylaşım da bulundum.

Rekor sayıda görüntüleme, yorum ve beğeni geldi.

Aslında iş dünyasının anonim kitabında yer alan, herkesçe bilinen ancak pek söz edilmeyen ve genelde halı altına süpürülen acı bir gerçeği bu paylaşım.

Tabi ki bu iş dünyasının tüm sektörleri içine alan genel bir sorunu olmakla birlikte en çok ilginin de bankacılık ve telekom sektöründen geldiğini de söylemeliyim.

Umarım bu samimi ve bir çok araştırmadan daha gerçekçi  olan bu cümleleri destekleyen yoğun ilgi  karşısında; patronlar ve üst yönetimler HR'a bakış açısını daha insanı merkeze alan bir paradigmaya kaydırmalarına sebebiyet olur.

Her zaman sorunun değil çözümün tarafında yer almanın en doğrusu olduğuna inanan bir yazar olarak bu konuda MBWA (Management by Wondering Around) yani "Gezinerek Yönetim" yönetsel yaklaşımını bir alternatif öneri olarak tartışmaya açmak istedim.

Organizasyonel  Yönetim konusundaki bir çok teori gibi Amerika coğrafyasından çıkan bu yaklaşım ilk olarak 80'lerde Tom Peters başta olmak üzere Amerikalı Yönetim guruları tarafından dillendirilip yazılıp çizilmeye başlanmış. Amerika menşeli haritalar bizim araziye uymasa da bunun bizim gibi ilişki toplumlarında sonuç alınacak bir yaklaşım olarak dikkati çektiğini belirtmekte yarar var diye düşünüyorum.

Tom Peters’ın kitabında yer verdiği bazı ilkeleriyle MBWA’yı inceleyecek olursak şu önerilere ulaşıyoruz; 

  • Zamanınızın en az yarısını çalışanlar arasında geçireceğinizi duyurun.
  • Kendi odanız yerine başkalarının ofislerinde, masalarında toplanmayı, iş konuşmalarını yapmayı tercih edin.
  • Yöneticileri, onlara bağlı çalışanlarla ne kadar sık ve ne düzeyde iletişim kurduklarına bakarak da değerlendirin.
  • Üretim, AR-GE gibi bir departmanın yöneticisiyseniz, sahada/fabrikada da ikinci ofisinizin olmasını isteyin.
  • Kendi çalışanlarının hepsinin ad ve soyadlarını ezbere bilmeyen şefi işten çıkarın.
  • Toplantıları ve değerlendirme görüşmelerini sahada yapın.
  • Çalışanlarınızın ofislerine girin ve ara sıra dışarı çıkmalarını hatırlatın. 

Bir iş plazasının üst katlarının güzel manzaralı bir odasında, pahalı ve kaliteli mobilyalar içinde oturan ve gücünü koltuktan alan ve o rahat koltuğun şeklini alarak konformist bir  biçimde içine gömülü duran, insan geçirmeyen asistanların, ses geçirmeyen duvarların, açılmayan pencerelerin arasında, dış dünyadan izole olmuş ekranına bakar şekilde "oturarak uzaktan yönetim" yapan bir üst düzey yönetici düşünün. Şirketin içinde ne olduğunun farkında değil, hatta belki de umurunda da değil. İnsanları "head account (kafa sayısı)" olarak gören haliyle duygusal zekası düşük, iletişim sıkıntısı kadar empati sorunu da yaşayan bir yönetici. İnsanların toplu çıkarılış kararlarını da sıradan bir profesyonel karar olarak gören ve kolayca alan bir yönetsel bakış açısı. Oysa bu tür  bakış açıları farkında olmadan kurumları raylarda oynatmaya benzer. Kurumdan çıkarılan kişilerin sonrasında kurum hakkında oluşturacağı "negatif algıyı" da, kalanların müşterilerine hizmet verirken arkadaşları anısına ters davranarak oluşturacağı "negatif gücü" de pek fark edemezler. Sonuç  genelde kurum için başarısızlık öyküsü ve tabi ki bu tür yöneticiler için "lanetliler bahçesi" nde keyifsiz bir koltuktur.

Bu tür hepimizin aşina olduğu insani dokunuşu olmayan yönetimleri  kaçınılmaz sonlarından kurtarmak  için 'Gezinerek Yönetim'  belki de önemli bir  can simidi.

'Gezinerek yönetim' in amacı açıkları yakalamak, insanlara suçüstü yapmak değildir. Üst düzey yöneticileri koltuklarından dışarı çıkararak ortalıkta, ulaşılabilir, görülebilir ve en önemlisi "dokunulabilir" yöneticiler haline getirebilmektir. Çalışanlara aktif dinleme yapan, kurumun değerlerini bire bir aktarma fırsatı bulan ve çözücü yaklaşımlar sergileyen bir üst-düzey yöneticinin çalışan nezdinde yaratacağı güven ve kurumsal aidiyet bağı kayda değerdir.

Beyaz yakalı olduğum döneme ait bir anımı yeri gelmişken paylaşmak isterim. Çalıştığım kurumda Bölge Müdürü yapılmıştım. Atandığım bölgenin hinterlandı çok genişti ve yirmi iki ilden oluşuyordu. Enteresan olan benden önceki bazı bölge müdürleri güvenlik sorunu olur düşüncesiyle yıllarca kalmış olmasına rağmen bazı şubelere hiç gitmemiş  ve uzaktan yönetmeyi tercih etmiş olmasıydı.  Görev yaptığım beş aylık süreç zarfında her bir şubeye asgari iki kez, bazılarına üç kez giderek, şube çalışanlarıyla tek tek tanışarak, onları aktif şekilde dinledim. Beraber yemek yedik. Yakından tanımak için açık uçlu sorular sordum. Sorunları aktardılar. Öneriler istedim. Sorunların bir kısmını insiyatif kullanarak, bir kısmını genel müdürlük desteğiyle çözdüm. Çözülmesi mümkün olmayanları neden olmayacağını gerekçeleri ile anlattım. Her şube ziyaretinde bir sorunu beraber çözerek onlara "biz" olma duygusunu aşılamaya, sonrasında da periyodik olarak arayarak onlara nasıl yardımcı olabileceğimizi sormaya devam ettim.  Hep talepkar olmalarını bizi zorlamalarını rica ettim. Bu bakış açısını bölgede çalışan arkadaşlara da yerleştirmeye çalıştım. Kısa sürede inanılmaz bir performans patlaması yaşadık. Diğer bölgeleri hızla geçtik. Beşinci ayın sonunda taçlandırılarak genel müdürlüğe birim başkanı olarak atandım. O dönem genel müdürlük nezdinde yabancı bir yönetim danışmanlığı firması yeniden yapılanma çalışmaları başlatmıştı. Bir kaç ay sonra Sadi Sönmez isimli, şu an Japonya'da danışmanlığa devam eden değerli bir arkadaş benden randevu istedi ve geldi. Tüm bölgeleri modelleme çerçevesinde dolaştıklarını sadece benim çalışma bölgemde farklı bir çalışma ruhu tespit ettiklerini, bu ruhu genele yaymak için farklılığın neden kaynaklandığını anlamaya çalıştıklarını ancak yaptıkları çalışmalardan bir sonuç alamadıklarını belirtti. Aralarında yaptıkları değerlendirme sonucunda da bunu benim kişisel yönetim anlayışına bağladıklarını ifade ettiler. Tebrik ederek diğer bölgelerden neyi farklı yaptığımı sordular. Cevabım gayet netti. 'Gezinerek Yönetim'

Unutmayın, iş yaşamında hiç kimse güven beslemediği biri ile çalışmak istemez. Sahici olmayan, dediklerini yapamayan, tutarlı olmayan biri ile de çalışmak istemez. Yöneticiler güvenilir-aktivist olmalıdır. İnsanların yanında olmalıdır. Sadece yanlarına giderek, insanların hayatına dokunmak yetmez. İnsanlara aynı zamanda dokunulabilir olduğunuz duygusunu vermek ve onlarla birlikte başarmaya çalışmak daha da önemlidir!

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

İlham vermeyen yöneticiler

İnsanları karar almaya iten aklı veya mantığı değil, hayalleri, umutları ve tutkularıdır...

Duygusal günlük

Duygularımızı iş dünyasına ne kadar yansıtırız?

Keşkelerimiz!

Unutmayın! En büyük başarısızlık tatminsiz başarıdır!