06 Şubat 2021

İktidar üniversiteyle çatışınca...

Boğaziçi Üniversitesi'nde devam eden Rektör Prof. Dr. Melih Bulu krizinde ABD Dışişleri Bakanlığı ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin yaptığı kınama açıklaması aranan taze dış mihrak kanını buldurdu. Türk Dışişleri'nin verdiği cevap bir anlamda, "Döveriz efendim, bu bizim iç işimiz" demek. 1966'da bir başka üniversite uluslararası krize neden olmuştu. 1966 krizinde Dışişleri topu ODTÜ'ye atmış, üniversite ise "Kusura bakmayın ne iç ne dış, kimse bizim öğrencimizi dövemez," cevabını vermişti

ODTÜ Öğrenci Birliği Başkanı Muammer Soysal'ın 1966 ders yılının başlaması nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmanın Türkiye ile İran arasında siyasi bir krize dönüşeceğini kimse tahmin edemezdi. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın da katıldığı törende söz alan Soysal, günün anlam ve önemi hakkında kısa bir konuşma yaptıktan sonra konuyu başta Tudeh Partisi olmak üzere tüm muhaliflerine kan kusturan, katliamlar yapan İran Şahı Rıza Pehlevi'ye getirdiğinde törene katılan siyasiler ve yönetim kadrosu buna pek anlam verememişti. Soysal'dan sonra söz alan Rektör Kemal Kurdaş, olabileceklerden endişelenip, bu görüşlerin sadece öğrenciyi bağlayacağını, ODTÜ yönetiminin bu tür bir görüşe katılmadığını belirtir ve töreni bitirir. Ertesi gün Şah ile ilgili söylenen sözler gazetelerde yer aldığında ise yaklaşık bir yıl sürecek olan kriz de başlamış olur.

Öğrencilerin büyük çoğunluğuyla politik olarak taban tabana zıt olsa da ODTÜ Rektörü Kemal Kurdaş ve öğrenciler, okulu birlikte var ettiler. Her bir ağacı birlikte diktiler

İran'dan nota

Kurdaş'ın korktuğu başına gelir ve olay İran'da ciddi bir krize neden olur. Şah Pehlevi, Türkiye'ye bir nota göndererek öğrencinin okuldan atılmasını ister. Nota, Adalet Partisi (AP) Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil tarafından, değerlendirilmek ve gereğinin yapılması için Kemal Kurdaş'a iletilir. Kurdaş da rektör olarak talebi değerlendirir ve öğrencinin atılmayacağını bakanlığa bildirir.

İlk notadaki talebin reddedilmesi İran'ın ikinci bir nota ile ve hedefi de büyüterek bu kez Rektör Kurdaş'ın görevinden azledilmesi talebini içermektedir. Her ne kadar Kurdaş karşıtlarının hükümette epey ağırlığı olsa da uzun görüşmelerden sonra bu talep de reddedilir.

Şah notalarla sonuç alamayınca bu kez de Türkiye mahkemelerinde hakaret davası açmaya karar verir. Bu kez Kurdaş Dışişleri Bakanlığı'nı devreye sokmadan, İran Büyükelçisi kanalıyla, İran Şahı Pehlevi'ye, böyle bir davanın kendisi için ciddi sıkıntı doğuracağı, kendisine yakışmayacağı yönünde bir not gönderir. Söylentiler, Şah'ın önce notu dinlemeyi reddettiği ancak bir süre sonra ikna olduğu yönünde. Bu söylenti doğru olmalı ki, Şah, ODTÜ ya da Kurdaş hakkında dava açmaz.

Sözün özü, gerçek bir üniversite öğrencisini korur.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Aşı nerede, aşı?

1970'te, Asya'dan Afrika'ya pek çok ülkede görülen, Türkiye'ye de uğrayan kolera salgını, pandemiye bir tık kala durdurulabildi. Süreç aynı: Önce yok deniyor, sonra kabulleniliyor, sonra aşı aranıyor, sonra karantina tartışılıyor, yapılması gerekenler yapılmıyor, sayısı açıklanmayan ölümler oluyor ve salgın bitiyor!

Yansın arşiv, silinsin hafıza

Dijital çağda bilginin kaynağına ulaşmak daha kolay görünse de kaynak tahribata uğrarsa ne olacak? İster darbe dönemlerinde ister "normal" dönemlerde, Türkiye’de meseleleri halletmenin en kolay yolu arşivleri yok ederek dünü ve bugünü yeniden yazmak

Yeşil hep TOKİ hissi uyandırır

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyelerinin atanmış Rektör Prof. Dr. Melih Bulu'yu protestoları devam ediyor ancak Bulu bu küçük ayrıntılara takılmıyor. O, üniversitenin inşaat işlerine el atarak yeni görevine başladı ve Türkiye'nin üniversite kampüslerini yok etme geleneğine de bir katkı yapmış oldu