17 Ağustos 2012

Erkeği erkekliğinden kadını kadınlığından eden kurum mudur evlilik?

Marquis de Sade’ın, henüz yirmi bir yaşındaki Renée-Pélagie de Montreuilileyaptığı olağandışı evliliğin anlatıldığı Markiz, elimden bırakamadım diyeceğiniz türden bir roman

Sadece döneminin değil günümüzün de en baştan çıkarıcı en yasaklı en aykırı yazarlarından birinin, Marquis de Sade’ın, henüz yirmi bir yaşındaki Renée-Pélagie de Montreuilileyaptığı olağandışı evliliğin anlatıldığı Markiz, elimden bırakamadım diyeceğiniz türden bir roman.

Tarihi roman okumanın kazançları pek çoktur; hem kurmaca hem gerçeklik at başı gider. Hem insanı yalnızlığını hissetmediği bir duygu durumun içine çeker, hem de biricikliğine bir kez daha şahit olduğu diyalojik bir kurgunun ortasına yerleştiriverir. Birden fazla yorum, çok kardeşli bir anlam yeşertir. SibylleKnauss’un sabık romanlarında da benzer bir kurgu var aslında. Örneğin, dilimize henüz kazandırılmamış romanı Eva’nın Kuzeni’nde de Eva Braun’un yaşamıyla şekil alan bir kurmaca ile başbaşa bırakır okuru. 2002’de New York Times’ın “Yılın Kitapları” listesine seçilen roman,  Eva Braun’un  kuzeniGertrude Weisker’ınanılarındanyolaçıkarakkurgulanmıştır.

S.KnaussisebukezgerçekilekurmacayıMarkizadlı son romanında harmanlıyor.

M. de Sade’ın evliliği üzerinden  aile kurumunun çıkmazlarını, başta beden olmak üzere her türlü aidiyetin mülkiyete dönüştürüldüğü ticari bir işbirliğine imza atan iki kişinin farklı yüzlerini gösteriyor bize yazar. M. De Sade’ın çok eşli hatta alışılmışın dışındaki cinsel ilişkileri, onun için yanıp tutuşan genç karısının tekil arzuları karşısında hız kaybetmiyor. Kadın,  evlilik kurumunun kutsallığında iradesinin yok olmasına izin verirken,  erkeğin seçimleri mubah kabul ediliyor. 

M. de Sade cinsel özgürlüğün kadının yegâne kurtuluşu olduğunu görebilmiş ender yazarlardan biriydi. Kilise karşıtı söylemleri, el altından bastırdığı müstehcen yazıları nedeniyle deli olduğuna hüküm verilerek tımarhaneye kapatılmış, hatta yazmasını engellemek için hücresi bir yazar için elzem her tür teçhizattanyoksun bırakılmıştı. Çünkü yazının özgürleştirici gücünü keşfedenler kalem ve kâğıdı birer silah olarak görüyorlardı. M. De Sade önce kanıyla yazmayı denedi, sonra dışkısıyla. Ama yüzyıllar sonra bile metinlerinin yasaklanacağı sanırım aklının ucundan geçmezdi. O sadece yaşadığı yüzyılı karanlık sanıyordu. Oysa karanlık kılıktan kılığa girerek müteakip çağlarda da varlığını muhafaza edecekti.  Varlığını gizlemek isteyen herkes karanlığı temellük edecekti.

Romanda M. De Sade’ındeğil, onu evlenmeden iki gün evvel görüp gönlünü veren genç karısının kimliğine vurgu yapılıyor, yazarın ve evlilik kurumunun gölgesinde kalan bir kadının aşkını anlatıyor roman, adı her ne kadar Markiz olsa da, Paris’in saygın ailelerinden birinin büyük kızı olan Renée-Pélagie de Montreuilmerkez alınarak kurgulanmış bir metinle karşı karşıyayız. Sade ile evli olmak nasıl bir şey sorusuyla kaleme alınmış bir yapıt aslında, Sade’ın belki de kendine sorduğu bir soruyu da gündeme getiriyor: Evli olmak nasıl bir şey?

Erkeği erkekliğinden kadını kadınlığından eden bir kurum mudur evlilik? İki’den Bir’e dönüşmenin kutsallaştırıldığı bir yok oluş mudur? Kimlik erozyonuyla karşı karşıya kalmış bireylerin birbirlerinden başka tutunacak dalları olmadığını sandıkları sonsuzluğa hapsedilmiş zamansal bir baskı mıdır? Tek tipleşme aslında evlenmeyle mi devam eder, son halini bulur?

Evlilik karşıtı bir söylemle meselesine aceleci bir nokta koymuyor elbette roman. Marquis de Sade üzerinden erkeğin kadim ve kutsal rollerine eleştiri getirmek, kadının mağrur ve mağdur halini kahramanlaştırmak gibi bir kolaycılığa da düşmüyor. Farklı yorumlara açık bir aşk hikâyesini yalınkat bir dille anlatıyor.  Markiz, roman lezzetini damakta bırakmayı biliyor.

Markiz – Marki de Sade’ın Evliliği
Yazar: SibylleKnauss
Çeviri: İlknur İgan
Tür: Roman
360 Sayfa
 

Yazarın Diğer Yazıları

Şiir, şiddeti yener mi?

Dünya binlerce yıllık talan ve kıyıma rağmen dönüyorsa sanatın yüzü suyu hürmetinedir biraz da. Büyüsünü yitirmiş günümüz dünyasında, büyüsünü yitirmeyen tek merhemdir şiir

Narmanlı Han’da bir gün

Narmanlı Han’ın adı yok artık, marka değeri var sadece

Bir Cümle’de Ahmet Altan

“Bir Cümle” adlı denemesi tam da Ahmet Altan’ın kalemine yakışır şekilde, gösterişsiz bir meydan okuma