19 Mayıs 2011

Denizlere çıkar sokaklar…

İçten bir şekilde sordu: “Neden aynı şeyleri hep yaşamak durumundayız? Bu ülke...


İçten bir şekilde sordu: “Neden aynı şeyleri hep yaşamak durumundayız? Bu ülke aynı kısırdöngülerden kurtulamayacak mı? Bir adım daha öteye geçemeyecek miyiz?”
Bu naif soru, kendi döneminin yenilgilerini de sorguluyordu. 60 yaşının eşiğinde, devletin o demirden yumruğunu her indirdiği yerden o da geçmişti.  “Kazanan” ların liginde de hiç olmamıştı. Derin bir umutsuzluk içinde boğulmaktansa “neden” sorusunu soruyordu. Sahi, neden?

Denizler…

6 Mayıs günü, Karşıyaka mezarlığı kalabalık. Bir dönem hapse girmiş, darağacında sallanmanın ucundan dönmüş, sokakta, hapiste yakınlarını işkencede kaybetmiş bir kesim, bir dönemin adalet simgesi olan avukat Halit Çelenk’i uğurlamaya gelmişti.
Çelenk’in aklı ve kalbi artık daha fazla, Denizlerin asıldığı o 6 Mayıs’ı yaşamak istememişti. “Üçe üç!” diyerek siyasi bir hınçla bu üç kişinin idamına imza atan siyasi mekanizma ve siyaset zihni ne kadar değişti?

Duble yol fetişizmi

1980 sonrasında yaşanan ANAP yükselişi, bir “kalkınma projesi”ni de gündeme taşıyordu. Vizyon sahibi olmak esas, “sivil ama dindar” kelimelerinden rant sağlayan bir başbakan ve duble yollarla döşenen bir ülke.
Duble yollar döşendikçe, işkence görenlerin seslerinin de kubbeye salındığı, çöplüklerin ve toprağın altına hala “nerede” oldukları bilinmeyen insanların gömüldüğü, silahlanmanın en üst seviyeye ulaştığı, terörün insanların sokakta, kalabalıkta gönül rahatlığıyla yürüyemediği bir ülke.
Tonton başbakan duble yollarla da kalkınmayı sağlıyordu işte.

'Ölüm sınır tanımadı'

Bir başka başbakanın duble yollara olan inancı ise devam ediyor. “Demokrasinin yıldızları”, dünden bugüne demokrasinin yolunu duble yollarda, kanal projelerinde arıyor. Demokrasiyi asfaltta bulduklarına inançları ise tam.
Diğer yandan bugün 300 kişi, 27 yıldır ilk defa toplumsal bir duvarı aşarak, Kuzey Irak sınırında öldürülen 3 PKK’lının cesedini almak için sınırı geçiyor. Gazetelerde haber “Ölüm sınır tanımadı” diyen haber, konvoyun önünü kesen askerlerin otopsi yapmak için cenazeleri aldığını yazıyor.
Tarihimize “Üçe üç” diye geçen siyasi zihniyet, duble yollarla üzerimizden de geçti. Bir dönemin ruhunun ise, işkence yuvalarında kolu kanadı kırıldı. Duygusal bir yenilgi kaldı bizlere.
Bugün gelen neslin, bütün ölüleri sahiplenmesi gerekiyor.
Belki de, toplumsal barışın yolu toplumsal bir sahiplenmeyle gelecek.
Yoksa “bir adım öteye” sadece duble yolda kadük kalarak geçmeye mahkumuz.
Umut vaat eden sözler ise her daim geçerli.

“Ne geçmiş tükendi, ne yarınlar

Hayat yeniler bizleri

Geçse de yolumuz bozkırlardan

Denizlere çıkar sokaklar…” 

Haftadan notlar

Özel harekât polisi Ayhan Çarkın’ın Radikal gazetesinde yayınlanan “çok sayıda yargısız infaz olayına karıştığını” belirten itiraflarının ardından başlatılan soruşturmada, yakınları öldürülen bazı ailelerin ifadesine başvurulacak.
Gaziantep’te kaybolan 5 yaşındaki Fatma Demir’in tecavüze uğradıktan sonra boğularak öldürülmesi. Oy kuzum.

Yazarın Diğer Yazıları

Cumhuriyet’ten um:ag’a

Vakıf kurulduğunda ilk amaç, babamın gazetecilik anlayışını gelecek nesillere yaymak için bir eğitim modeli geliştirmekti.

Uğur Mumcu’nun ardından; dün ve bugün...

Her ırkçı ve şoven duygu, bir başka şoven ve ırkçı düşüncenin düşman kardeşidir

Çünkü yanan bilir

Ülkenin yeniden kendi eski dosyalarını açıp kendi geçmişiyle yüzleşmesi gerekiyor. Bastırılan her olay, misliyle günümüze geri geliyor.