29 Mart 2017

Neden hayır?

Bütün güç bir kişinin elinde toplanınca sorunların daha kolay çözülmeyeceğini, toplumun ise daha kolay bölünebileceğini hepimiz biliyoruz

Tek kişi rejimine aklı yatsaydı, Atatürk o rejimi kurardı. Kudretli bir reisicumhur olmasına rağmen parlamenter rejimi korumakta ısrar etti. Cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirmeyi reddetti. Keşke çok partili demokrasi denemesi başarılı olsaydı. Ardından gelen milli şeflik (!) büyük bir hataydı. Sonunda milli şefin kendisi vazgeçti tek üst kişi olma sevdasından, çok partili demokrasiyi kurdu. Cumhurbaşkanlığıyla parti başkanlığının aynı kişide olması da yanlıştı. Yakın tarihimizden ders almak varken yeniden, hem de daha katı bir tek kişi rejimi kurmanın âlemi var mı?

Neden böyle bir düzene ihtiyaç duyulduğunu anlamıyorum. Bütün gücün tek bir elde toplanmasıyla işler nasıl daha iyi yürüyecek, doyurucu bir açıklama yapılamıyor. Başka konular üzerinden puan toplamaya çalışılıyor. Bütün güç bir kişinin elinde toplanınca sorunların daha kolay çözülmeyeceğini, toplumun ise daha kolay bölünebileceğini hepimiz biliyoruz. Galiba mesele, son olayların da etkisiyle birçok çevreye güveni aşınan iktidarın merkezindeki kesimin, ülkenin, devletin kontrolunu daha etkili şekilde yapma ihtiyacı duymasıdır. Bu tür kaygılar olabilir. Anayasa değişikliğiyle sorunun çözümleneceği düşünülebilir. Gel gelelim, olgun bir demokraside böyle konular enine boyuna efendilikle tartışılır. Küfür, tehdit, aşağılama olmaz. Bizim gibi düşünmeyenlere kırıcı lâflar etmek hiç birimize yakışmaz. Sonuç ne olursa olsun, referandumdan sonra da birlikte, tek bir millet olarak yaşamayı, ülkemiz için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Toplum içinde husumet tohumları ekmeye hiç birimiz ihtiyaç duymamalıyız.

Türkiye’de demokrasinin alternatifi yoktur. Demokrasinin gelişmesi için kuvvetler ayrılığı ilkesinin yerleşip işlemesi şarttır. İnsanlığın son dört beş yüzyıldır manevi gelişimi olmuşsa kuvvetler ayrılığı çerçevesinde  olmuştur. Anayasa değişikliğini önerenler kuvvetler ayrılığından vazgeçilmeyeceğini söylüyorlar ama öbür yandan da gücün tek bir elde toplanacağını önerilerinin ana unsuru olarak vurguluyorlar. Bu tam bir çelişki değil mi?

Önerilen, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi. Bu tanıma uyan bir düzen dünyada var mı? Belki İsviçre’deki sistemin bu tanıma yakın olduğunu düşünebiliriz. Orada başbakanlık makamı yok. Cumhurbaşkanı aynı zamanda hükümet başkanı. Hükümet yedi bakandan oluşuyor. Cumhurbaşkanı her yıl değişiyor. Bakanlar sırayla Cumhurbaşkanı oluyorlar. Dolayısıyla tek kişi rejimi değil. Ayrıca yargı ve parlamento güçlü mü güçlü. Biz de kuralım böyle bir sistem. Desteklerim.

Tek başarılı başkanlık rejimi ise ABD’dedir. Oradaki başarının ana unsuru kuvvetler ayrılığı ilkesinin dünyaya örnek olacak şekilde işlemesi. Mahkemeler Cumhurbaşkanının yönergelerini uluslararası hukuka aykırıysa iptal edebiliyor. Geçenlerde televizyonda tesadüfen seyrettim. FBI, Cumhurbaşkanı Trump ve arkadaşlarının Rusya ile ilişkilerini araştırıyor ve parlamentoya peyderpey bilgi veriyormuş. Böyle bir şeyi Türkiye’de düşünebiliyor musunuz? Hatta Meksika’da olduğu gibi, Cumhurbaşkanı hakkında araştırma yapılabildiğini ve Cumhurbaşkanının halktan özür dilemesini düşünebiliyor musunuz? Onyıllardır halimiz böyleyken, yönetimin tümünü tek bir kişinin emrine vermemiz öneriliyor. Bütçemizi o yapacak. Bakan, bürokrat, hepsini o atayacak. Yargı organlarını o belirleyecek. Ohal ilan edebilecek. Kanun hükmünde kararname çıkaracak.  Meclis onu değil, neredeyse o meclisi denetleyecek. Görev süresi de açık uçlu. İyi niyetle de olsa, keyfi yönetime çanak tutan bir sistem kurmayalım. Kısa vadede olmasa da uzun vadede hepimiz sıkıntıya gireriz. Herkes kendi işini yapsın. Bir kişi bütün işleri yapmaya kalkışmasın.

Bizim asıl meselemiz kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesidir. Güçlü bir parlamento,  bağımsız bir yargı (belki de en önemli unsur), güçlü bir hükümet, günlük politikada nefes tüketmeden ülkenin ana istikametine yönlendiricilik yapan ve tarafsız, birleştirici davrandığı için milletin tümünün benimsediği Cumhurbaşkanı.  Çocuklarımın geleceğini böyle bir kuvvetli sisteme emanet etmeyi tercih ederim, tek bir kişinin yönetimine değil, o kişi kim olursa olsun. Atatürk’ün de böyle düşünmüş olduğundan eminim.

Yazarın Diğer Yazıları

Kıbrıs konusu karmaşıktır

Eğer biz "Seçimi bizim sayemizde kazandın. Diyetini isteriz." havasına girersek KKTC'ye zarar veririz

Kürt yurttaşlarımızla birlikte ifade sorunu

Kendini özgürce ifade aşaması, herkes kendini evinde hisseder, ortak evrensel değerlere karşılıklı saygı gösterirse, zamanla birlikte ifadeye dönüşecektir

Yaşasın hunili arkadaşlar

Aklıma(!) geldi. Bizi yönetenlerin çoğu 65 yaşının üstünde. Çok politikacı var 65’in üstünde. Bizden, sıradan bir noterlik işlemi için aklı sağlam raporu istiyorlar, acaba onlardan da yaptıkları işler için aklı sağlam raporu isteniyor mu?