23 Ekim 2009

Global muayyen günler

Sosyal sitede planlarını duyuranlar, o partilere gitmiyor. Merak edenlere ilgi alanlarını anlatıyor.

Devir teknoloji devri. Teknoloji, kişiselleşmek demek.
Elimizin altında tüm arkadaşlarımızın sevdikleri her şeyi dakika dakika anlattıkları sosyal siteler; işimizin arasında onların beğendikleri videoları izleyip, onların şu anda ne hissettiklerini takip ediyoruz.
Devir, teknolojinin kişisel pazarlama için müthiş alan açtığı bir devir. Bir dakikada eğilimlerimizi anlatıp, iki dakikada eğilimleri anlıyoruz. Birlikte kişisel bilgilerimiz içinde dalgalanıyor, birlikte duruluyoruz.
“Nil Aldemir, bu haftasonu kışa merhaba partisine katılmayı planlıyor.”
Sosyal sitede planlarını duyuranlar, o partilere gitmiyor. Merak edenlere ilgi alanlarını anlatıyor. “Ben aslında o tür yerlere gitmekten, o tür eğlencelere katılmaktan hoşlanırım. Düşünmem yeter.”
Bilgiyi, okuyanların yazdığı internet sitelerinden alıyoruz. T24’ü tenzih ederim. Yasemin Çongar’ın NTV’yi tenzih etmesine benzemesin ama, burası başka. Ama genel kültürümüz için artık ansiklopedi karıştırıp, kütüphanelere koşup, resmi kaynaklar aramıyoruz. “Arama” satırına yazıp, senin benim gibi kullanıcıların bilgi döşendiği internet sitelerine gidiyoruz.
Hayat, kişisel bünyelerde ve onların saldıkları bilgilerde toplaşıyor.
Böyle olunca, her ağızdan çıkan fikrin, akıllara yatması durumunda kural haline gelme ihtimali var. Özellikle çalışan kesim, duyduklarımızı kaydetmek zorundayız. “Ansiklopedi öyle demedi, kütüphanede bunla ilgili bir belge yok,” tavrı sizlere ömür.
Uçan kuşu yakalamak, birbirinden üstün akılları kovalamak iş oldu. Hayat tarzı oldu.
Hal böyleyken, bünye yoruluyor.
Bu fırıldak gözler, insan doğası denen arkadaşa yenik düşüyor.
Bilgi içinde hep beraber dalgalanıp, duygu boşluğuna da birlikte düşüyoruz.
Bir anda, sessizce, benim “global muayyen günler” olarak adlandırdığım döneme giriyoruz.
En fazla birkaç gün süren bu dönemde, kendimizi duyguların gayet kompakt olduğu 80’lere 90’lara dadanırken, internette o dönemlere ait klipler izlerken; yıllar önce bol bol sorup yanıtlayamadığımız 30 soruyu düşünürken, o soruları yazarken, başkalarının da aynı anda yazdığını hayretle okurken buluyoruz.
1. Kaç yaşında olduğunuzu bilmeseydiniz, kaç yaşında olduğunuzu düşünürdünüz?
2. Hata yapmak mı daha kötü, hiç denememek mi?
3. Eğer hayat kısaysa, neden sevmediğimiz bir sürü şeyi yapıyor ve yapmadığımız bir sürü şeyi seviyoruz?
4. Eğer ortalama insan yaşamı 40 yıl olsaydı, hayatınızı farklı yaşar mıydınız?
5. Yaşamınızın aldığı biçimin ne kadarını siz kontrol ettiniz?
6. Yaptıklarınızı doğru yapmak mı, yoksa doğru bildiğiniz şeyleri yapmak mı sizi daha çok ilgilendiriyor?
7. Yeni doğmuş bir bebeğe vereceğiniz tek bir öğüt olsaydı, bu ne olurdu?
8. Çok sevdiğiniz birini kurtarmak için kanunları çiğner miydiniz?
9. Çoğu insandan farklı yaptığınız şey ne?
10. Çok isteyip de yapmadığınız bir şey var mı? Sizi tutan ne?
11. Gitmesine izin vermeniz gereken bir şeye tutunmuş halde misiniz?
12. Başka bir ülkeye taşınmanız gerekse, nereye taşınırdınız? Niye?
13. Endişeli bir dahi mi yoksa neşeli bir ahmak mı olmak isterdiniz?
14. Hangisi daha kötü, iyi bir arkadaşınızın uzaklara taşınması mı, yoksa yanıbaşınızda yaşayan bir arkadaşınızla bağlarınızın kopması mı?
15. Hangisini tercih ederdiniz, tüm anılarınızı kaybetmek mi, yeni anılar yaratamamak mı?
16. En büyük korkunuz hiç gerçekleşti mi?
17. 5 yıl önce o müthiş derecede üzülmüş olduğunuz zamanı hatırlıyor musunuz? Şu an hiçbir önemi var mı?
18. En güzel çocukluk anınız hangisi? Onu bu kadar özel yapan ne?
19. Yakınlarda ne zaman kendinizi çok tutkulu ve canlı hissettiniz?
20. Neyin iyi neyin kötü olduğunu, hiç kuşkulanmadan ve kesin olarak bilmek mümkün mü?
21. Yarın herkes ölecek olsa, bugün kimi ziyaret ederdiniz?
22. En son ne zaman çok inandığınız bir fikrin azıcık ışığıyla karanlığa doğru yürüdünüz?
23. Daha az iş yapmayı mı tercih edersiniz, sevdiğiniz işle daha yoğun ilgilenmeyi mi?
24. Aşırı derecede çekici ya da ünlü olmak için hayatınızın on yılını verir miydiniz?
25. Hayatta olmak ve gerçekten canlı olmak arasındaki fark nedir?
26. En son ne zaman riskleri ve ödülleri hesaplamadan doğru olduğunu bildiğiniz bir şey yaptınız?
27. Eğer hatalardan öğreniyorsak, hata yapmaktan neden bu kadar korkuyoruz?
28. En son ne zaman kendi nefes sesinizi duydunuz?
29. Neyi çok seviyorsunuz? Son zamanlarda yaptığınız herhangi bir şey bu sevgiyi açık açık anlattı mı?
30. 5 yıl sonra, dün yaptıklarınızı hatırlayacak mısınız? Bir önceki gün? Ondan önceki gün?..
Ve hepsini yanıtlamaya sabredemeden, hep beraber başka bir yere tıklıyoruz....

Yazarın Diğer Yazıları

Aşkım, Nur'um, Yengi'm

Gelişmiş bir deliydi bu, bana sorarsanız. 30 yaşlarında -veya 20’dir belki...

Bir şey soracağım, sen ağladın mı?

Canı istemeyen erişkin insanlar bilsinler ki son fırsat, çıksınlar sinema salonundan...

Hişt, beyaz yaka, bak bu da bizim en uzun gün

Yanağım sarkmasın diye sırt üstü uyumaya çalıştığım bir gecenin sabahıydı. Dolayısıyla firavun gibi altın sarısı ve elimde mızrakla gözlerimi açtım.